• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam129
Toplam Ziyaret869846
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar18.796018.8713
Euro20.252120.3332
Semerkew

20 farklı bölgeden 800'ü aşkın delege katılımıyla 15-16 Ekim'de Ankara'da oluşturulan “Halkların Demokratik Kongresi”'nde Çerkeslere ayrılan kontenjanı Jineps Gazetesi çevresinden İnci Hekimoğlu ve Yaşar Güven doldurdu.

Türkiye’yi tüm halklarıyla birlikte barış ve kardeşlik içinde yaşanılacak bir ülke haline getirmek için Ertuğrul Kürkçü, Gültan Kışanak, Levent Tüzel ve Sırrı Süreyya Önder'in çağrıcılığını yaptığı Kongre Girişimi, 20 farklı bölgeden 800'ü aşkın delege katılımıyla 15-16 Ekim'de Ankara Anadolu Gösteri Merkezi'nde toplandı. Girişim bu toplantı sonunda “Halkların Demokratik Kongresi” ismini alırken, Çerkeslere ayrılan kontenjanı da Jineps Gazetesi çevresinden İnci Hekimoğlu ve Yaşar Güven doldurdu.

Türk, Laz, Süryani, Arap, Ermeni, Çerkez, Gürcü, Alevi, Nusayri, Roman, Rum, Pomak, Afrikalı, Yezidi v.d. delegelerden oluşan kongre açılışında İnci Hekimoğlu 4 kişilik Kongre Divanı'nda görev aldı.

Temel örgütlenme ve mücadele organlarının belirlendiği toplantıda gündeme uygun olarak söz alan delegeler sırayla görüşlerini beyan etti. Bu aşamada söz alan İnci Hekimoğlu da, bütün Çerkesleri temsil etmediğini belirterek başladığı konuşmasında, “Asıl sorun da budur. Kongre çalışması zaten örgütlü olan kesimlere değil, örgütlenmeye ihtiyacı olan kesimlere ulaşmalı. Burada hiç konuşulmayan örgütlenme yöntemleri çok önemli. Laz, Çerkez ve Gürcü ortak platformumuz var. Kongreden sadece var olan siyasi partilerle yürümek yeterli diye düşünülüyorsa geniş halk kesimlerini örgütlemekten söz edemeyiz. Çerkeslerin faşist olduğu şeklinde bir önyargı var. Bizde de Kürtlerin içinde olduğu bir oluşuma mesafeli durma ve bölücülük şeklinde soru işaretleri var. Halklara somut talep ve çözümlerimiz olmalı. Program ve tüzükte elimizi güçlendirecek sonuçlarla çıkılmalı” dedi.

Yapılan değerlendirme ve taslak program üzerine tartışmaların uzaması sonrasında, önerilere uygun olarak program geçici haliyle kabul edildi. Değişiklik önerilerinin değerlendirilerek programa son şeklini vermek üzere bir daimi komisyon görevlendirilirken, konunun daha sonra yapılacak program ve tüzük kongresinde tekrar ele alınması kararlaştırıldı.

Halkların Demokratik Kongresi'nin yayınlanan sonuç bildirgesinde, Kongre'nin Türkiye'nin anamuhalefet hareketi olduğu ve AKP iktidarı karşısında direniş odağı olduğu ifade edildi.

Halkların Demokratik Kongresi sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi:

* Halklarımıza yöneltilmiş tüm baskı ve haksızlıkları ortadan kaldırmak, barış içinde ve insanca yaşayabileceğimiz bir Türkiye'yi kurmak üzere Kongre Girişiminin çağrısıyla bir araya gelen her türden baskı, sömürü ve ayrımcılığa karşı olan bireyler ile kuruluş, örgüt, inisiyatif, dernek, parti ve hareketlerin sözcü ve üyeleri, halkın kendi yönetimini kurmasını sağlamak için birlikte mücadelenin koşullarının olgunlaştığı, farklılıklarımızın zenginliğimiz ve gücümüz olduğu bilinciyle HDK'nin kuruluşunu ilan ediyoruz.

* Halktan, ezilenden, yok sayılandan, doğadan, emekten, özgürlükten, eşitlikten, barıştan, adaletten ve demokrasiden yana olanları, egemenlerin dayattığı neoliberal ve anti-demokratik düzenin bekası için yarışan iki ana siyasal akımın ufkunun ötesinde yeni bir toplum, insanın insana kulluğunun son bulacağı sömürüsüz bir düzen, insanca bir yaşam için ortak mücadeleyi örgütlemeye çağırıyoruz.

* Toplumsal yaşamı yıkan, insanı yalnızlaştıran, bireyi kendi emeğine, topluma, kimliğine ve doğaya yabancılaştıran kapitalist sistemin küresel hakimiyetine, sömürü ve baskı aygıtlarına karşı, dünyanın her yerinde, Wall Street'te, Santiago de Şili'de, Kahire'de, Tunus'ta, Caracas'ta, Gazze'de mücadele edenlerle omuz omuza, ayrı yataklarda süre giden mücadelelerin birbirine bakması ve birbirinden güç alması, bu topraklarda da ortak mücadele ve dayanışma ruhunu beslemesi, sisteme karşı güçlü bir yığınağın oluşması iradesiyle ileriye doğru yeni bir adım atıyoruz.

* AKP Hükümeti ve devletin siyasal alana yönelik tutuklama saldırıları koşullarında toplanan kongremiz, hapishanelerdeki tüm siyasi tutsakları selamlayarak derhal özgürlüklerini talep etti.

* Tüm demokratik ve toplumsal muhalefet güçlerinin mücadele alanları, HDK'nin ortak mücadele alanıdır. Kongremiz, bu alanlardan beslenen güçleriyle tüm ezilenlerin ve sömürülenlerin; emekçilerin, göçmenlerin, kadınların, köylülerin, gençlerin, emeklilerin, engellilerin, LGBT bireylerin, dışlanan ve yok sayılan bütün halkların, tüm inanç topluluklarının, kadını hayatın tüm alanlarında görünmeyen emeğinin görünür kılınması için mücadele eder, doğa ve yaşam mücadelesi sürdürenlerin buluştuğu bir ortak mücadele zemini olmak üzere seferber edecektir.

* HDK, süre giden savaş ve çatışmanın kaynağında yatan tekçi ve inkarcı yurttaşlık tanımının anayasa ve yasalardan kaldırılması; bütün kimlik ve kökenlere eşit mesafede bir "yeni anayasa" yapılması; tüm kimliklerin farklılık ve varlıklarının korunması; eşit ve özgür yurttaşlık hukuku içerisinde yaşama hakkına sahip olduklarının tanınması için mücadele edecek, başta anadilinde eğitim hakkı olmak üzere eğitim ve kültür politikalarının hazırlanmasına ve uygulanmasına halkların katılımının hayata geçirilmesi, kadının emeğinin, bedeninin, kimliğinin üzerindeki baskı ve sömürü mekanizmalarının son bulması için mücadele edecek, egemen sınıflara ve cinse tanınan imtiyazların kaldırılması için çaba gösterecektir.

* HDK, son 20 yılda 30 bini aşkın insanın yaşamına mal olan Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklanan savaşın sona ermesi ve barışçıl, demokratik ve eşit haklara dayalı bir çözüm için önemli bir girişim ve bir barış programı olarak gördüğü Demokratik Özerklik anlayışının tüm topluma yayılması; halkların özgür ve gönüllü birliği için yerelde halkların karar alma ve uygulama süreçlerine en geniş katılımını sağlayacak ve tüm farklılıkların kendini özgürce ifade edebileceği merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayetinin son bulacağı bir siyasi ve idari düzen için çaba gösterecektir.

* HDK, emperyalizmin bölgemiz halkları başta olmak üzere, dünya halkları üzerindeki egemenlik ve baskı politikalarına, onların askerî üslerine, ekonomik, siyasi anlaşmalarına ve kurumlarına karşı mücadele edecek, Türkiye'nin bölge halklarına ve devletlerine karşı bir saldırı üssü olmasına kesinlikle karşı çıkacak, sömürgeciliğe, işgallere ve benzeri müdahalelere karşı ezilen halkların direnişlerinden yana tutum alacak, uluslararası sermaye kurumlarının dayattığı neoliberal sömürü, çevresel yıkım, doğanın ticarileştirilmesi ve talan politikalarına karşı mücadele edecektir.

* Arkamızda insanlığın toplumsal eşitsizliklerle bölündüğü çağlardan bu yana biriktirdiği özgürlük mücadelelerinin deneyimleri, önümüzde keşfedilmeyi bekleyen yeni mücadele imkanlarıyla, kadınlara, gençliğe ve emekçilere dayanarak, umutla, inançla kararlılıkla başka bir dünyaya, özgürlük ve kardeşliğin dünyasına doğru yürüyoruz. Henüz yeni bir dönemecin başındayız, eşitlik ve barış mücadelesi veren tüm öznelerle yürüyüşümüzün bir anında yollarımızın kesişeceğinden kuşkumuz yok.

Genel Meclis üyeleri

16 Ekim toplantısında belirlenen aralarında İnci Hekimoğlu ile Mersin milletvekili Ertuğrul Kürkçü, İstanbul milletvekilleri Sebahat Tuncel, Nursel Aydoğan, Sırrı Süreyya Öner ve Levent Tüzel'in de bulunduğu HDK Genel Meclis üyelerinin tam listesi şöyle:

Levent Tüzel, Ahmet Tonak, Akın Birdal, Ali Kenanoğlu, Aydın Çubukçu, Celal Beşiktepe, Cengiz Çiçek, Ertuğrul Kürkçü, Ferhat Tunç, Gençay Gürsoy, Hacı Orman, Lami Özgen, Mehdi Atilla, Orhan Atilla, Ömer Güven, Sırrı Süreyya Önder, Suavi, Tolga Tüzün, Tuma Çelik, Ufuk Uras, Ümit Şahin, Veysi Sarısözen, Yavuz Önen, Yusuf Gürsucu, Ferhat Kentel, Satılmış Başkavak, Öztürk Türkdoğan, Ayşe Paluş, Berat Günçıkan, Beyza Üstün, Bircan Yorulmaz, Birsen Kaya, Dilek Yağlı, Elif Akgül, Fatma Gök, Gülfer Akkaya, Gülsüm Akdoğdu, Hatice Altınışık, İlknuk Açıkdilli, İlknur Bilgen, Nursel Aydoğan, Özgür Sevgi Göral, Satı Buruncu, Sebahat Tuncel, Sultan Seçik, Şebnem Korur Fincancı, Ümide Aksu, Ümit İzmen, Yıldız İmrek, Zeynep Gambetti, Züleyha Gülüm, Nimet Tanrıkulu, Belgin Çelik, Ahmet Şafak, Ali Tektaş, Burcu Sara, Duygu Karadayı, Metin Adıyaman, Nilay Çatay, Yağmur Korkmaz, Yasemin Aydın, Yıldız Tar, Zeysu Fakir, Şamil Altan, Yakup Kadri Karabacak, Şenol Karakaş, Saruhan Uluç, Ender İmrek, İbrahim Çiçek, Yunus Öztürk, Hakan Dilmeç, Cihan Büyükdağ, Mehmet Saltoğlu, Günay Kubilay, Bülent Uyguner, Taner Güven, Kadir Akın, Hüseyin Topaç, Metin Kayaoğlu, Bülent Parmaksız, Halit Elçi, Altan Açıkdilli, Ali Özkan, Kamber Saygılı, Mehmet Turp, Seyit Aslan, Garo Paylan, Kemal Bülbül, Yakop Gabriel, Veysi Bulut, Sevtap Akdağ, Filor Ufuk, Aslı Deniz, Filiz Çay, Nazmiye Ülker, Özlem Gümüştaş, Hande Bultan, İnci Hekimoğlu, Selma Koçiva, Doğan Erbaş, İsmail Şengül, Turan Yıldırım, Ayşe Akıncı, İkbal Polat, Semra Uzunok, Serap Akpınar, Hüseyin Öge, Onur Hamzaoğlu, Remzi Altınpolat, Yurdaer Mutlu, Ahmet Kaya, Bereket Kar, Eylem Sarıoğlu, Ateş Süreli, Ayten Kutlu, Hakan Vayiç, İrfan Keskin, Ali Doğan, Elif Çetinbaş, Mahmut Çiftçi, Müslüm Acar.



6019 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi