• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam142
Toplam Ziyaret867365
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076
Semerkew

Yaklaşık bir ay önce kurulan ve hazırlık çalışmalarını tamamlayan Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi, ilk geniş katılımlı toplantısını Pazar günü İstanbul Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirdi.

KUŞBA E.

Yaklaşık bir ay önce kurulan ve hazırlık çalışmalarını tamamlayan Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi, ilk geniş katılımlı toplantısını Pazar günü İstanbul Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirdi.

Saat 14.30 başlayan toplantıya başta İstanbul olmak üzere Samsun, Bursa, Düzce, Adapazarı, İzmit, Tokat… gibi Çerkes nüfusun yoğun olduğu vilayetlerden 110 kişi katıldı.  


Gazeteci Fuat Uğur’un takdimiyle başlayan toplantı’da ilk söz geçtiğimiz hafta Bir Acem köyünde yaşanan katliamda babasını kaybeden, kuşatmadan bir grup Adige ile geceyarısı kaçarak kurtulanlar içinde bulunan ve pazar günü Lübnan üzerinden Türkiye’ye gelen ünlü İslam Alimi Cevdet Said’in yeğeni Rıfat Tsey’e verildi.

Rıfat Tsey Suriye’de gerçek bir insanlık dramı yaşandığını, direniş uzadıkça çatışmanın en ücra köşelere kadar yayıldığını anlattı. Çerkes köylerinin sınıra yakın güvenli bölgede yer aldığını ancak Bir Acem olaylarından sonra Suriye’nin hiçbir yerinin artık güvenli sayılamayacağını belirten Rıfat Tsey, çatışmalarda Çerkes yerleşim yerlerinin de harabeye çevrildiğini belirtti. Tsey, pek çok Suriyeli Çerkes’in tutuklandığını, bilinmeyen hapishanelere götürüldüğünü ve birdaha kendilerinden haber alınamadığını söyledi. Yurt dışına çıkmak isteyenlerin çok olduğunu ama sınırdan geçişlerin mümkün olmadığını söyleyen Rıfat Tsey, bundan sonra pasaport almanın ise hiç mümkün olmadığını belirtti. Halkın bütün parasal kaynaklarını tükettiğini söyleyen Tsey, artık silahla öldürülme tehlikesi yanında açıkta kalma ve aç kalmanın da insanların hayatını tehdit ettiğini söyledi.

Rıfat Tsey’den sonra Suriyeli Ubıhlardan Nebil Selim söz aldı.  Selim, Suriye Çerkesleri hakkında bilgi vererek ağırlıklı olarak Golan, Halep, Şam, Humus bölgesinde yaşadıklarını söyledi. Bu kargaşa ortamında pek çok Çerkesin cezaevlerine atıldığını anlatan Selim, bu insanlar hakkında hiçbir bilgi edinilemediğini söyledi. Şimdiye kadarki çatışmalarda bildikleri kadarıyla

yaklaşık 6’sı son bir haftada olmak üzere 29 Çerkes’in hayatını kaybettiğini söyleyen Selim, “Benden önce konuşan arkadaşın babası da Bir Acem’de ölenler arasındaydı” dedi. Selim, çatışmalardan önce Çerkeslerin durumunun çok iyi olduğunu fakat şimdi hepsinin işlerinin bozulduğunu da anlatarak, “Bugüne kadar 200 aile Kafkasya’ya, 2000 aile de Ürdün’e yerleşti. Ancak artık Suriye’den gidilebilecek tek ülke Türkiye” dedi.

Türkiye’de Suriye sınırına yakın olan Hatay, Reyhanlı, Maraş, Mersin, Adana, G.Antep’de ikamet eden Çerkes aileler olduğunu söyleyen Selim, gelmek isteyenin çok olduğunu fakat gerekli şartları oluşturamadıkları için gelemediklerini söyledi. Şu anda Beyrut’ta bulunan 6-7 ailenin Türkiye’ye gelmek istediğini fakat gelemediğini, Hatay’da bulunanlardan da Kafkasya’ya gitmek isteyenler olduğunu fakat Rusya kabul etmediği için gidemediklerini belirtti. Selim konuşmasını, “Bu insanlara acilen el uzatmak lazım. Çünkü onların artık yapabilecekleri hiçbir şeyleri kalmadı” sözleriyle bitirdi.

Sıcak bilgilerin aktarılmasından sonra Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi Başkanı Dr. Nusret Baş kürsüye geldi. Nusret Baş konuşmasına niçin böyle bir komiteye ihtiyaç duyulduğunu açıklayarak başladı.

Suriye’yi saran ateşin içinde akrabalarının da yer alması üzerine durumdan vazife çıkardıklarını ve onlara el uzatmayı görev bildiklerini söyleyen Nusret Baş, “Geniş katılımlı bir istişare toplantısından sonra bu Komite kuruldu” dedi. Baş, Komitenin isminin önce Suriye Çerkesleri Dayanışma Komitesi olarak düşünüldüğünü, fakat bölgesel krizlerin yayılma istidadı dikkate alınarak sonradan Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi’ne çevrildiğini söyledi. Komitenin misyonunun ateş içinde kalmış kardeşlerini bu kargaşanın içinden çıkarıp yaralarını sarmak olduğunu belirten Nusret Baş, bunu ensar-muhacir kardeşliğine benzeterek peygamberin övdüğü bu kardeşleşmeyi örnek aldıklarını söyledi. Bu konuda çalışan başka grup ve yapılanmalar da olduğunu bildiklerini, hepsinin övgüye layık işler yaptığını söyleyen Baş, “Ancak yara o kadar büyük ve eldeki melhem de o kadar az ki, bunu artırmaya çalışmak lazım. İşte bizim de yapmaya çalıştığımız bu” dedi.

Daha sonra Komite Üyesi Alper Kahraman Suriye Çerkesleri’nin geçmişi, yerleşimleri, nüfusu ve bugün yaşadıkları hakkında slayt eşliğinde bilgi verdi. Konuşmasının sonunda Suriye’deki çatışmalarda hayatını kaybeden Yenal  Tamzok’un cenaze töreninde yapılan gösterileri içeren bir video film gösterimi yapıldı.


Bilahare söz alan ve Suriyeli eşi dolayısıyla bölgeyle yakın ilişkileri bulunan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Elbruz Aksay, bölgede yaşanan olayların dramatik yüzünü aktardı. Şam’da yaşayan Yenal Tamzok’un Şam’ın yaşanmaz hale gelmesinden sonra daha güvenli bilinen Golan tepelerindeki Bir Acem’e sığındığını anlatan Aksay, Tamzok’un köyün kuşatma altına alınmasından 3 gün sonra erzak temini için dışarı çıktığını söyledi. Aksay şöyle devam etti: “Birleşmiş Milletler kontrol noktasında durdurulan Yenal Tamzok’a arabadan inmesi söylendi. Ve iner inmez de  sniper tarafından başından vuruldu. Tamzok videoda gördüğünüz merasimle Kudsiye’de defnedildi.” Anlattıklarıyla salonda bulunanlara duygusal anlar yaşatan Elbruz Aksay, Türkiyeli Çerkeslerin yardım ellerini uzatmakta artık daha fazla gecikmemesi gerektiğini, Suriye Çerkeslerinin gözünün Türkiye’de olduğunu, buradan onlara ulaşacak iyi haberlere çok muhtaç olduklarını belirtti. Elbruz Aksoy artık kapıya dayanan Şam’da başlayacak etnik ve mezhebi bir çatışmada, her şeyleriyle çevrelerinden farklı olan Çerkeslerin açık hedef haline geleceğini hatırlatarak, yardım elini uzatmada fazla gecikilmemesini istedi.

Daha sonra yine Suriyeli Çerkeslerden Nart Tamzok söz aldı. Tamzok Suriye Çerkesleri için Ürdün ve Kafkasya kapılarının kapandığını söyleyerek, “Şimdi onlar için sadece iki seçenek var: ya Suriye’de kalıp ölecekler, ya da Türkiye’ye gelecekler. Başka bir seçenekleri yok maalesef” dedi.  

Bir buçuk senede halkın bütün birikimlerini tükettiğini söyleyen Tamzok, yaşamak için ev, arsa, araba gibi mal varlıklarını da satmak istediklerini fakat artık alacak müşteri de bulamadıklarını söyledi. İnsanların sefil bir vaziyette hayata tutunmaya çalıştıklarını anlatan Tamzok en büyük zararı Humus’taki Çerkesler’in gördüğünü söyledi. Humus’taki bombardımanlarda binlerce Çerkes’in evsiz kaldığını belirten Tamzok, bu bölgede en az 5 bin Çerkes’in okul gibi umumi sığınaklarda barındığını ve evsiz barksız yaşadıklarını söyledi. “Durum gittikçe kötüleşiyor” diyen Nart Tamzok, şimdi en büyük tehditin Şam’daki Çerkeslere yönelik olduğunu söyledi.

Daha sonra yine Suriyeli Çerkeslerden Nart Jumok söz aldı. Suriye’den çatışmalardan kaçarak geldiğini söyleyen Jumok, kendisine sahip çıkarak bir Adige köyüne yerleştiren Türkiyeli kardeşlerine teşekkür etti. Suriye’de yardıma muhtaç çok fazla Adige’nin olduğunu söyleyen Jumok, bu insanların iki senedir ekmek parası dahi olmadığını, artık herkesin yoklukta eşit duruma geldiğini belirtti. Yine Beyrut’ta pek çok Adige’nin sahipsiz yaşamaya çalıştığını söyleyen Jumok, bu insanların muhtaç olmalarına rağmen kimseye el açmadıklarını hatırlatarak, “Onları anlayın ve bu kardeşlerimize yardım edin. Lübnan’a gidin ve bu kardeşlerimizi Türkiye’ye getirin. Onlar şimdi atalarımızın Kafkasya’dan çıktıkları günkünden daha perişanlar. Gelmek isteyenler var, onları görün. Onlar size adeta sessizce durarak yalvarıyorlar, onları duyun. Onların perişanlığını düşünün ve yiğitliğinizi, mertliğinizi, Çerkesliğinizi gösterecekseniz bugün gösterin!” dedi.    


Daha sonra tekrar kürsüye gelen Komite Başkanı Dr. Nusret Baş anlatılanların çok üzücü olduğunu söyleyerek, “Savaşı durduramadığımıza göre, yardım elimizi savaş mağdurlarına uzatmamız gerekir. Bu üstümüze vazife” dedi. Nusret Baş, öncelikle hızlı iletişimi sağlayacak bir zemin oluşturmaya çalıştıklarını ve 3 dilde yayın yapacak bir internet sitesi hazırladıklarını söyledi. Suriye Çerkesleri ile ilgili en taze bilgilerin bu sitede yer alacağını belirten Baş, “Oluşturulan acil danışma hattı ile de Suriyeli kardeşlerimize daha hızlı yardımcı olabileceğiz” dedi. Komite üzerinden yapılabilecek yardımları kategorize ettiklerini belirten Dr. Nusret Baş, Suriye’den geleceklere Adige köylerinde boş evi olanların bunları tahsis edebileceğini, istenirse şehirlerde kiralanacak bir evin  kirasını verebileceklerini, uygun evi olanların yanlarına kardeş aile alarak kendi evlerinde ağırlayabileceğini veya bir evin erzağını taahhüt edebileceklerini, yine istenirse kiralanacak evleri tefriş edebileceklerini veya komiteye belli bir miktar aylık ödeme taahhütünde bulunabileceklerini söyledi.




Ardından katılımcılara mikrofon uzatılarak öneri ve eleştirileri alındı. Yapılan konuşmalarda komite üyelerine girişimlerinden dolayı teşekkür edilerek, yapılacak yardım şekil ve miktarları belirtildi.

Anında nakit yardımında bulunanlar, sonrası için ödeme taahhüt edenler, boş evlerini tahsis edenler, evine kardeş aile alacağını taahhüt edenlerin kaydedilmesiyle toplantı sona erdi.



 




4603 kez okundu

Yorumlar

Teşekkür ve Öneri     20/04/2013 01:11

Büyük bir yaranın kanamakta olduğu bugün mağdurlara el uzatan, onların açılarını hafifletmek için yardım elini uzatan, üzülen herkese minnet borçluyuz. Açıların paylaşıldıkça hafifleyeceğini unutmayalım. "Ana vatan kapısı bize kapandı" diyerek başka yerleri yurt edinmek yerine, kapıların bize açılması için zorlamanın zamanı geldiğini sanıyorum. Ele ele verirsek, birlikte düşünür, üretirsek çıkış yolu bulunur.
Misafir - Yenemıko Mevlut

ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi