• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam141
Toplam Ziyaret867364
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076
Semerkew

BDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken, TBMM Başkanlığı’na, “Çerkesce Anadilde Eğitim Araştırma Önergesi” verdi.

 TBMM Başkanlığına verdiği 10 Aralık 2012 tarih ve 2050 sayılı önergede Çerkesce’nin UNESCO’nun kaybolmakta olan diller atlasında risk altında olan diller grubunda yer aldığını hatırlatan Baluken, Türkiye’de yaşayan Çerkesler’in dillerine ve kültürlerine sahip çıkmak, koruyup geliştirmek için anadilinde eğitim talep ettiklerini belirtti.

ÇHİ Çalışma Grubu’nun Kasım ayı içerisinde kendisini ziyaret ederek Çerkes sorunları hakkında bilgilendirdiği Baluken, anadilinde eğitim hakkının birçok uluslararası metinde vurgulanan temel bir hak olduğunu hatırlatarak, “Bu ülkede yaşayan farklı kültür ve dilleri konuşan halkların bu temel haklarının hayata geçebilmesi, kaybolmakta olan dillerinin korunup geliştirilmesi için neler yapılması gerektiğinin belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzüğün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz” dedi.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

     İdris Baluken, önergenin gerekçesinde şu görüşlere yer verdi:"

GEREKÇE

     Türkiye’de cumhuriyet tarihi boyunca tek millet, tek dil adına ne kadar yerel zenginlik varsa neredeyse hepsi itibarsızlaştırılıp ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Bu yaklaşım sonucu Türkiye’de başta Kürtçe olmak üzere Gürcüce, Hemşince, Lazca, Pontusça, Süryanice, Abazaca, Ermenice, Rumca, Arapça, Çeçence, Acemce, Mıhallemice, Pomakça gibi diller inkâr ve asimilasyon politikalarına maruz kamıştır. Türkiye’de konuşulan yaklaşık 36 dilin yarıdan fazlası yavaş yavaş yok olmaya başlamış durumdadır. Çünkü çoğu tamamen güçsüz bırakılmıştır. Bu dilleri, destekleyen akademik araştırma merkezleri, eğitim ve kullanım alanları yaratılmamış, hatta bildiğimiz gibi bu dillerin ezici çoğunluğu yok sayılmıştır.

     Bu süreçte yok sayılan dillerden biri de Çerkesçedir. Cumhuriyet kurulmadan önce Çerkesçe eğitim veren okullar ile Çerkesçe yayınlanan yayınlar bulunmaktayken, cumhuriyetle birlikte bu faaliyetlerin hepsi yasaklandı.  Uygulanan asimilasyon politikaları ile diğer farklı dil ve kültür grupları ile birlikte Çerkesler’de kendi dil ve kültürlerinden koparılmak istendi.  

    Çerkesce Türkiye’de yaşayan Kafkas halklarının dilidir. Bugün Türkiye’de yaklaşık 2-3 milyon gibi bir nüfusun ana dili Çerkescedir. Çerkesce Kafkas dilleri arasında çok önemli bir yer teşkil etmektedir. Fakat Çerkeslerin Türkiye’de uygulanan asimilasyon politikaları nedeni ile dillerini, kültürlerini geliştirip yeni nesillere aktarma imkânı oldukça daralmıştır. UNESCO’nun kaybolmakta olan diller atlasında Çerkesce üst sıralarda yer almaktadır.  Bugün Türkiye’de yaşayan Çerkesler bu gidişe dur demekte ve anadillerinde eğitim talep etmektedirler. Dillerinin yok oluşuna seyirci kalmayacaklarını kendi kültür ve tarihlerine sahip çıkabilmenin temel koşulunun dillerine sahip çıkmak olduğunu vurgulamaktadırlar.

    Başbakan kendi dönemlerinde inkâr ve asimilasyon politikalarının son bulduğunu söylüyor. Fakat kendi ülkesinde yok olmak üzere olan dillerin kendilerini koruyup geliştirmeleri yönünde en ufak bir adım bile atmıyor. Başta Anayasa olmak üzere bu ülkedeki farklı dilleri yasaklayan yasaların değiştirilmesi konusunda on yıldır iktidarda olmalarına rağmen hiçbir düzenleme yapılmamıştır.  Bugün BM üyesi ülkelerden 113’ünde iki dilli ya da çok dilli eğitim yapılırken, bu ülkenin başbakanı “tek dili” ağzından düşürmüyor ve anadilinde eğitimi bir tehdit olarak algılıyor.  Türkiye’de de yeni anayasa yazım süreci ile başlayan dillerin kullanılması önündeki engellerin kaldırılması umutları, AKP’nin Anayasa Komisyon Başkanı’nın anadilleri şeytana uyma olarak tanımlaması ile halkların talepleri dışındaki bir zemine doğru sürüklenmiştir. Anadilin bir hak olduğu ve siyasi mülahazalara tartışma konusu olarak malzeme edilemeyeceği dünyanın her tarafında kabul edilmektedir.

     Anadilinde eğitim,  İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde, Çocuk Hakları Sözleşmesinde, Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Paktında, UNESCO Sözleşmesinde, Ulusal Azınlıkların Korunması Hakkında Çerçeve Sözleşmesinde ve buna benzer birçok uluslararası metinde vurgulandığı temel bir haktır. Bu ülkede yaşayan farklı kültür ve dilleri konuşan halkların, bu temel haklarının hayata geçebilmesi, kaybolmakta olan dillerinin korunup geliştirilmesi için neler yapılması gerektiğinin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılması oldukça elzemdir. “

 ÇHİ Çalışma Grubu BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'le birlikte.

   

    Bilindiği gibi, Çerkes Hakları İnisiyatifi(ÇHİ) Çalışma grubunca Çerkes sorunlarının siyaset gündeminde yer bulması için 6 Kasım 2012 tarihinde Ankara’da siyasi parti temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmelerde Bingöl Milletvekili İdris Baluken de ziyaret edilerek kendisine Çerkes sorunlarını içeren bir dosya verilmiş; BDP’nin, diğer etnik grupların sorunlarına da eğilmesinin kendilerine daha fazla Türkiye Partisi görüntüsü kazandıracağı ifade edilerek destekleri talep edilmişti.

 İdris Baluken de ziyaretinden dolayı ÇHİ heyetine teşekkür ederek, Çerkes dostlarına her konuda yardımcı olacaklarını ve kapılarının kendilerine her daim açık olduğunu söylemişti.



2154 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi