• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam148
Toplam Ziyaret867371
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar18.772118.8473
Euro20.425820.5076
Semerkew

Rus Konsolosluk görevlisi, Çerkes gazeteci Fuat Uğur'u tehdit etti. Uğur yapılan tehditi Taraf gazetesine değerlendirdi. İşte Fuat Uğur'un o yazısı.

Rus Başkonsolosluğu Görevlisi Vyacheslav Beni Neden Tehdit Etti?

FUAT UĞUR

Pek çok kişinin bildiği üzere Çerkesliğini saklayan bir gazeteci değilim. İnsanların etnik kimlikleri, hangi meslekten olurlarsa olsunlar ne utanılacak, ne de övünülecek bir durum. Sadece herkes gibi ben de etnik kimliğimden memnunum. Ancak bu memnuniyetin ötesinde, etnik kimliğimin Türkiye’de ve Rusya’da yaşadığı sorunları dile getirmekten, bu konuda çaba gösteren sivil toplum kuruluşlarına destek vermekten de kaçınmıyorum.

İki yıldır Taraf’ın da dahil olduğu pek çok gazetede Çerkes Hakları İnisiyatifi başta olmak üzere pek çok Çerkes STK’sının aktiviteleri, mitingler, çalıştaylar yer aldı. Siyasi Parti gruplarıyla konuşuldu, Bekir Bozdağ, Bülent Arınç, CHP Grup Başkan Vekili Fatma Emine Ülker Tarhan, MHP Grup Başkanları, BDP grubu ziyaret edildi, anayasa taslakları verildi, Çerkes kimliği üzerindeki ayrımcı uygulamalara son verilmesi talep edildi. Devletin TRT’nin bir kanalını da Çerkeslere tahsis etmesi istendi.

Kürtçe’nin yanı sıra Çerkesçenin de okullarda seçmeli ders olarak okutulmaya başlanması mutluluk havası estirdi.

Çerkes STK’ları son aylarda Rusya’ya yönelik de aktiviteler gerçekleştiriyorlar. Bunun birkaç nedeni var.

1-  Rusya, geçmişte(1864 sonrası) Çarlık Rusyası’nın Çerkesleri soykırıma uğrattığı toprakların kalbinde, soykırımda ölenlerin kemikleri üzerinde 2014 Soçi Kış Olimpiyatlarını düzenliyor. İşte buna karşı bir tepki var ve her ayın 21’inde saat 21.00’de Galatasaray’dan Rusya İstanbul Başkonsolosluğu önüne dek yürüyüş düzenliyor, bildiri okuyup dağılıyorlar. Kampanyanın sloganı ise NoSochi… Dünyayı bu olimpiyatları boykot etmeye davet ediyorlar.

2-  Çerkesler, Çarlık Rusyası döneminde soykırıma uğratıldı ve sürgün edilince bugünkü Suriye toprakları üzerinde de yerleştirildi Osmanlı döneminde. Şimdi onbinlerce Çerkes de Suriyeliler gibi bu ülkedeki kanlı katliamdan etkileniyor ve kaçıyorlar. Gel gelelim anavatanları olan özerk Çerkes cumhuriyetlerinin bağlı olduğu Rusya federasyonu, Suriyeli Çerkeslere vize ve oturma izni vermiyor. Sebebi ise onların “Rusya’nın Kafkasya’yı işgal ettiği sırada orada kalmayıp Osmanlı topraklarına gitmesi” imiş. Bu nedenle vatandaşlığı hak etmiyorlarmış. Kara mizah gibi. Soykırıma uğrattıkları insanları sürgün ettikleri yetmiyormuş gibi “burada neden kalmadınız, o halde vatandaş değilsiniz” diyorlar. İşte Çerkes STK’ları bunu da protesto ediyor.

3-  Bir başka neden de Rusya Federasyonuna bağlı üç cumhuriyet’te; Adigey, Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes’te ilköğretim okullarında 90 yıldır kazanılmış hak olan Çerkesçe anadil eğitimin kaldırılması ve seçmeli derse dönüştürülmesi.

Çerkesler ve Soçi için yapılan gösteriler, mitingler Rusya’yı besbelli rahatsız etmişti. Rusya Federasyonu İstanbul Başkonsolosu Alexey Erkhov, Çerkes Hakları İnisiyatifi Yürütme Kurulu Üyeleri Murat Özden, Kenan Kaplan ve Erol Karayel ile İstanbul Pera Palas Otel’de bir görüşme gerçekleştirdi. Uzun görüşmede her şey konuşuldu ama Erkhov kısaca şunu söylüyordu: “Yakında Putin gelecek, onu protesto etmeyin”. Ama sonunda bu üç Çerkes, Dolmabahçe’deki Başbakanlık ofisinin önünde, tam da Putin ile görüşme sırasında protesto etti ve gözaltına alındı. Şimdi de haklarında dava açıldı.

Bu süreçlerde ben de davet edildiğim televizyon programlarında görüşlerimi söyledim, bazı miting ve toplantılara katıldım.

Şimdi gelelim başlıktaki ilginç olaya.

Rusya İstanbul Başkonsolosluğunda “ulaştırma ve ticari uçuşlarla” ilgilenen ne yazık ki soyadını bilmediğim Vyacheslav adlı görevli, bir Çerkes STK’sının başkanını(ismi bende saklı) ticari işyerinde ziyaret ederek, çantasından benim de katıldığım kimi toplantılardan çekilmiş bazı fotoğrafları çıkararak gösteriyor. Bay Vyacheslav beni işaret ederek “Bu kim” diye soruyor. O da “Siz biliyor musunuz zaten kim olduğunu, Fuat Uğur’u herkes tanıyor, niye bana soruyorsunuz” diye cevap veriyor.

Vyecheslav sebebini bekletmeden söylüyor:

“Bu kişi, çeşitli toplantılara katılıyor ve televizyonlarda çok fazla konuşuyor”

Dernek yöneticisi “Peki neden bana söylüyorsunuz, varsa bir probleminiz ona söyleyin” dediğinde de “Biz size söyledik, siz iletirsiniz” diye yanıtlıyor.

Evet, Rusya konsolosluğunun bir görevlisinin Türkiye’de nasıl bu kadar cüretkârca tehditler savurabildiğini görüyoruz bu olayla birlikte. Acaba bir Türk konsolosluk yetkilisi Moskova’da ya da bir başka yerde bir gazeteciyi tehdit etse neler olur bir düşünelim.

Geçtiğimiz aylarda Kafkasya Forumu adlı STK’nın sözcülerinden Kuban Kural’ı takip edip, Rusça “öleceksin” diye taşa sarılı kâğıtlar atan “sarışın, gizemli adamlar”ın ardından benim yaşadığım bu olay ibretlik. Acaba emniyet yetkilileri, savcılıklar ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri bu konuda ne yaparlar, merak etmiyor değilim.

________________________________

Taraf, 29 Ocak 2013



3561 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi