• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam106
Toplam Ziyaret828860
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar17.918317.9901
Euro18.328318.4017
Semerkew

Adige kökenli gazeteci, yazar ve araştırmacı Aytunç Altındal, bir süredir kanser tedavisi gördüğü hastanede vefat etti.

Adige kökenli araştırmacı - yazar Aytunç Altındal (68), tedavi gördüğü hastanede gece hayatını kaybetti. Altındal'ın ölümü ailesini ve sevenlerini yasa boğdu. Yazarın hayatını kaybettiği hastaneye akın eden yakınları, Altındal'ın zehirlenerek öldürüldüğünü iddia etti.

Aytunç Altındal’ın çalışma arkadaşı Dr. Naciye Selin Şenocak, “Doktorlar ölümünün altında başka bir şeyler olduğunu, hâttâ büyük ihtimalle bir zehirlenmenin de söz konusu olabileceğini söyledi. Biz de buna istinaden tüm bulguları Adli Tıp Kurumu'na gönderdik. Adli Tıp’ta gerekli açıklamaları yapacaktır” dedi.

“ONUN VERDİĞİ BİLGİLERDEN RAHATSIZ OLAN ÇOK BÜYÜK BİR ÇEVRE VARDI”

2 hafta önce kanser olmayan bir kişinin biyopsi ve kan örneklerine rağmen son evrede kanser aşamasına gelmesinin tıp dünyasında mümkün olmayacağını belirten Dr. Naciye Selin Şenocak, “Sadece ben değil, doktorları bile öldürüldüğünü iddia ediyor. Aytunç beyin çok seveni vardır. Fakat onun bilgilerini kıskanıp, onun verdiği bilgilerden rahatsız olan çok büyük bir çevre de vardı. Özellikle de dış güçler... Aytunç bey çok cesurdu. Canı pahasına memleketi için tüm bilgileri aktarmaktan kesinlikle çekinmedi. Son zamanlarda çok önemli açıklamalarda bulundu. Faali meçhul cinayetler konusunda. Tabii bu da bir takım çevreleri rahatsız etti. Çünkü çok büyük bilgilere sahipti. Bundan dolayı susturmak istediler. Ama şunu da bilsinler Aytunç hocanın yüzlerce, binlerce yetiştirdiği öğrencisi var. Onun yetiştirdiği gençler bu bilgileri yaymayı devam ettirecekler” diye konuştu.

Altındal’ın kızı Yonca Bayrak, “Aytunç hocanın çok ani şekilde gelişen ve ilerleyen bir kanser olayıyla karşı karşıya kaldık. Tedavi süreci içerisinde doktorlar, bu kadar çabuk gelişen kanser olayının normal olmadığı konusunda bilgilendirdiler. Biz süreç içerisinde olduğumuz için, zehirlendiği hususunda doktorlarıyla hem fikiriz” ifadelerini kullandı.

Gece saatlerinde yaşamını yitiren Altındal'ın cenazesi, yarın öğle vakti Şakirin Camisi'nde kılınacak namazın ardından Karacaahmet Mezarlığında toprağa verilecek.

AYTUNÇ ALTINDAL KİMDİR?

İstanbul'da 1945'te dünyaya gelen Altındal, 1983'te İsviçre'de Modus Vivendi Kültür Merkezi'ni kurarak 10 yıl yönetti. 1989 yılında Rusya'da Kültür Danışmanlığı görevini yaptı.

Altındal, 1992'de İngiltere Edinburg'taki Akademik Proje İdari Heyeti üyeliğine seçildi, 1993'te Uluslararası Avrupa Düşünce Çalışmaları Topluluğu Bilimsel Kuruluna üye oldu. Gazeteci yazar Altındal, aynı yıl Avusturya'nın Graz şehrindeki Karl-Franz Üniversitesi tarafından düzenlenen Avrupa'nın Laik Vasiyeti adlı uluslararası konferansta oturum ve bölüm başkanlığına seçildi.

Ünlü Fizikçi Isaac Newton'un bugüne kadar hiç bilinmeyen bir kitabını da yayınlayan Altındal, Uğur Mumcu'nun "Sakıncasız" adlı eserinin de yapımcılığını üstlendi.

Altındal'ın, 1992'de İngitere'de yayınlanan Three Faces of Jesus (Üç İsa) adlı kitabı dünyada büyük ilgi görmüştü.

******************************************************** 

Bilinmeyen Yönleriyle Altındal

RÖPORTAJ: Baki GÜNAY 10/3/2005
KaynaK: http://www. netpano. com/

"Kendini sosyalist olarak adlandıran Aytunç Altındal lise yıllarında Adnan Menderes’in idamını protesto etmek için arkadaşları ile okuduğu Kabataş Lisesini yakan Altındal, üç senelik liseyi yedi senede bitirir. Uzun yıllar yurtdışında yaşamak zorunda kalan Altındal yazarlığının yanında aynı zamanda şair’de yazarlığının 40. yılına basan Altındal "Yedi ceddimin ilgilendiği tek konu" dediği ‘Havas ilmi’ üzerine uzmanlaşmış birisi.
Yazar- Şair Tezer Özlü, yanında vefat ettiği zaman, Özlü için şiir bile yazdığını öğrendiğimiz Altındal’ın ilginç bir portresini çıkarmaya çalıştık.
Komünist rejim çökerken Moskova sokaklarında, daha sonra da Maztek denilen Meksika Şamanları ile görüyoruz Altındal’ı. Oralarda ne aradığını sorduğumuzda ise bize verdiği cevap ‘sadece bilgi’ oluyor. Kendini kuvayı-milliyenin sol kesimi olarak adlandırıyor. 15 yıldır bekâr hayatı yaşıyor. 1960 yılında Halide Edip Adıvar’ın yanında öğrenci olarak yazı dünyasına girdiğini söylüyor. Halide hanımın eşinin de Adnan Adıvar da resmi olarak kurulan istihbarat örgütü MAH’ı kuran kişi. Babası da milli mücadele kurulan istihbarat örgütü Karakol’un önemli elemanlarından. olan Altındal’ın ‘Bilinmeyen Hitler", "Laiklik/Enigma’ya Dönüşen Paradigma", "Türkiye ve Ortodokslar", kitaplarından birkaçı. Son kitabı olan ‘Yoksul Tanrı’ isimli çalışmasında Altındal incilin nasıl tahrif edildiğini anlatıyor. London School of Economy’de öğrenim görmüş, senelerce İsviçre’de yasamış, parasını ve zamanını Okültizme, ezoterikaya harcamış farklı biri Altındal.


Asıl adınız Aytun iken mahkeme kararı ile Aytunç olarak değiştirdiniz. Niçin böyle bir şeye ihtiyaç duydunuz?

Benim asıl adım Aytun’dur [Tâci'nin notu: İlk adı Osman'dır.]. Ama Türkiye’de bunu Aytunç yaptık. Aytun’un anlamı ‘kendi kişiliğine dönük’ demektir. Ben Çerkez’im Adige kolundan. İsmi değiştirmemiz daha çok ticari. Kitaplarımda Aytun’un kimse anlamaz diye değiştirdim.

Babanızı tanıyabilir miyiz?

Babam benim rantiyeci idi! Rantiye ne demek biliyor musunuz ?


Günümüzdeki anlamı çok iyi değil.

Evet, her zaman onun iyi bir anlamı yok. Babamın göstermelik bir murahhas azalığı vardı. Ama daha evvel ‘Karakol’ teşkilatında çalışıyordu. Babam Beşiktaş’ta 1920-1928 yılları arasında futbol oynamıştı. Beşiktaş’ın kaptanı idi. Ölünceye kadar da haysiyet divanı üyeliği yaptı.

BJK’nın özelliği mi bu. Karakol ve MİT menşeli yöneticileri var?

BJK, çünkü kuvay-ı milliyenin bir takımıdır. Beşiktaş jimnastik Kulübü zaten Anadolu’ya silah kaçırmak için kurulmuştur. BJK asıl rengi kırmızı beyazdı. Balkanlar elden çıkınca matemi simgelemek için siyah rengini almıştır. En son Süleyman Abi, o da MİT’teydi. BJK bizzat milletindir. Diğer takımların arabacı diye tarif ettiği kişilerin takımıdır. Galatasaray masonların Fenerbahçe ise palikaryanın takımıdır. Arabacı diye alay ettikleri Beşiktaş milletin takımıdır.

12 Eylül’den önce yayıneviniz vardı

Ben daha çok yurtdışında yayıncılık yaptım. Türkiye’de Masonlar ile büyük kavgalarım oldu. Her zaman vardı gene var. Dönemin başbakanı Bülent Ulusu da büyük masonlardan biri idi. Benim kurduğum yayınevinin kapatılmasını istedi Ertesi sabah bir manga asker geldi ve burası artık kapandı dedi. Bende yayınevi işlerimi mecburen yurtdışına taşıdım. ‘Havas’ adlı yayınevimi 1972 yılında kurdum. Sonra ‘Süreç’ adlı dergiyi çıkardım. Bunların hepsi kapatıldı.

Yayınevinizin ismi HAVAS, niye bu ismi seçtiniz.

Ben bu Havas yayınevini kurduğum vakit bile Müslümanlar bu ismin ne anlama geldiğini bilmiyorlardı. Bende mahsustan ‘Havadan gelen dolarlar’ diyordum. Bu kelimenin 24 farklı anlamı var. Benim bu kelimeyi seçmenin sebebi TDK’dir. Öğrendim ki birinci TDK toplantısında Mason takımı Havas kelimesini ortadan kaldırmak istemişler. Şöyle ki Müslümanlar arasıdan artık İslamiyet diye bir durum mefhum kalmadı, dolayısıyla Müslümanların akıllarında kalan kavramları hafızadan silmemiz gerekiyor demişler. Birinci kelime olarak da Havası bulmuşlar. Ben bu zabıtları okuduğum zaman bunun için bir yayınevi kuracağım dedim. Benim geçmişim ile orantılı bir kelimedir. Havas. Benim hayatım bu kelimedir.

Daha sonra tiyatro için Uğur Mumcu ile bir piyes yazdınız

Evet, 1980’lerde Uğur Mumcu ile bir piyes yazdık. Hatta o zaman çok ünlü olmayan Levent Kırca’da oynamıştı bizim oyunumuzda. Dört-beş ay önce ilginç bir olay oldu. Bir hanım kız karşıma çıktı ‘vay efendim nasılsınız’ dedi. Bende tanıyamadım kim olduğunu Bana ‘siz’ dedi. Beni ilk defa sahneye çıkartınız sizin sayenizde ilk sigortam oldu. Şimdi çok meşhur oldum dedi. Sen kimsinde diyemiyorum şimdi ayıp olur diye de Ben dedi Demet Akbağ’ dedi. Benim haberim bile yoktu. O dönemde birçok kişi ünlü olmuştu.

Sizin isminize bir dönem başka sıfatlar yakıştırılmış. Dönek olarak adlandırıldınız.

Hayır, döneklik diye bir durum yok. Ben sosyalizmi savundum her zaman. Şimdiki sosyalistler ile aramdaki fark şudur; onlar karşısındaki insanın dini ile kitap ile uğraşırlar. Bundan önce o insanı yaşam koşullarının iyileştirmek için neler yapılması gerektiğini düşünmezler.

Yurtdışına gitmenizin sebebi ne idi ?

1971’de İstanbul’da kaçırılıp öldürülen İsrailli diplomat olayı idi. O zamanda içişleri bakanı Sabri Koçar vardı. Bu işe cesaret edebilecek kim var diye araştırdıklarında birilerini tutup içeriye atmaları gerekti. Benim de eskiden sabıkam vardı ‘Kabataş erkek lisesini yakmaya’ teşebbüsten dolayı adım ortaya atılmıştı. Başkonsolos kaçırıp öldürüldü diye beni de aldılar götürdüler. Orda ağır işkencelere maruz kaldım ve bir böbreğimi kaybettim. Dolayısıyla şu an tek böbrekliyim. Sonra sen aradığımız değilmişsin deyip bıraktılar. 1980’de tekrar bir mahkeme açıldı. Ben askeri mahkemede beraat ettim. Sivil mahkemede suçlu bulundum. Konuda bir kelimedir. O dönemin iki ‘herifi’ var özellikle herif diyorum. Hukuk dehası diye yutturdukları. Sulhi Dönmezer ile Sahir Erman, iki büyük mason üstadı. Bir kelimeden dolayı bana 7,5 sene ceza verdiler. O kelimede Yunus Emre’de geçiyordu. Oradaki kelimeyi cımbızla çekip 7,5 sene hapis veriyor.

Kabataş lisesini mi yaktınız ?


Evet bu gerçek. Menderes’in idamını protesto etmek için bunu arkadaşımla yaptık. Okulu boşalttıktan sonra yaktık. Oradan da Pendik lisesine sürüldüm. 3 senelik liseyi 7 senede zor bitirdim.

Avrupa’da yayıncılık sektörüne devam ettiniz daha sonra.

Evet Avrupa’da ortaçağ dönemindeki Havas ilmini araştıran kitaplar neşrettik. Bunlar Türkiye’de bilinen işler değildi. İlm-i- ledün ve gizli ilimler üzerine araştırmalar yaptık. Okülitizm yani. Bu meyanda herkesin fizikçi ve matematikçi olarak bildiği Newton’un bir çalışmasını yayınladım. İncil üzerine havas ilimi ile ilgili sayılar ve rakamlar ile alakalı bir kitap idi. Bu kitap dünyada olay oldu. Newton Maji ve gizli ilimlerden bilgiler almış birisidir.

Meksika’da ne arıyordunuz?

Meksika’da büyü ve mistik bilgiler çok kuvvetlidir. Orada mitsek diye adlandırılan şaman bir grup vardır. Ortaasya’dan gelen şaman geleneğini devam ettiren grupturlar. Onların dilinde 400’ten fazla Türkçe kelime var. Örneğin çapul tepe diye bir yer var nedir diye soruyorsunuz buraya yani çuvalla tepeye tırmanıp tepeye mabet varmışlar. Orada bilgili kişilerden var bu bilgileri öğrenmeye gittim.

Atatürk’ün vasiyetinin içinde çok önemli bilgiler olduğunu iddia ettiniz. Nedir bunlar ?

Ben diyorum ki Anıtkabir’de belgeler var, o belgelerin içinde de neler olduğunu biliyorum. İsteyen Halifelik ‘de dahil Atatürk’ün vasiyetindeki bilgileri Nutuk’ta ta okuyabilir. Vasiyette,Atatürk’ün bir tezi var. Atatürk tezinde şunları yazmış. ‘Bugün dünyada 3 Müslüman ülke var. Ama bunlar yarın 49-50’taneye ulaşabilirler. O zaman da Müslüman ülkeler de kendi aralarında bir araya gelerek bir üst kurul kurarlar. Ve meclis başkanları rotasyona tabi olarak hilafeti temsil eder. Böyle babadan oğla hilafet olmaz’ diyor.

Kenan Evren ise vasiyette bir şey olmadığını iddia ediyordu?

Ben dönemin cumhurbaşkanı Kenan Evren ile bu konuda çok tartıştım. Kenan Evren diyor ki;ben bunları okudum 400 belgede çok fazla bir şey yok diyor. Sadece Mustafa Kemal Fransız bir bayanla bir gece geçirmiş onu yazmış diyor. Bende dedim ki; 400 sayfa okudunuz aklınızda kala kala bu mu kaldı?Ama hiç şaşırmadım dedim, siz de başımıza çıplak kadın meraklısı bir ressam kesildiniz dedim. Sonra bu olay meclise yansıdı ama bir şey çıkmadı.

Büyük Ortadoğu projesi içinde hilafet kavramının yeri nedir?

Evet bu proje içinde hilafet’te var. Ben bunu Atatürk’ün ölüm yıldönümünde açıkladım. Çünkü 6 kasımda İngiltere istihbarat adamı Türkiye’ye gelip iki tane gizli görüşme yaptı. İngiltere’ye döndü ve bir açıklama yaptı. Dedi ki Müslümanların artık bir halifeye ihtiyaçları var. Ve Türkiye buna öncülük yapmalıdır dediler. Onların kafasında bir şahıs var ve onu halife yapmak istiyorlar,mesele burada. Bende diyorum ki Mustafa Kemal’in dediği çerçevede plan yapılmalıdır diyorum.

Yakında Papa’nın Türkiye ziyareti var. Bu ziyaretin anlamı ne?

Bakın papa Ayasofya’ya gelip bir dua ve takdis etmek gibi niyeti olduğunu öğrendim. Eğer bu işlevi yaparsa Türkiye çok zor bir duruma düşebilir. Bunu daha önceki 6 papa’da Türkiye ziyaretinde yapmak istemişti ama bu isteği engellenmişti. Müzenin takdis edilmesi diye bir olay olamaz. Eğer bunu yaparsa ki orası o zaman onların inancına göre kiliseye dönüşür ki bu da çok tehlikeli bir durumdur. . AB’de milletvekilleri önerge verdiler Ayasofya açılsın diye.
Aziz Anderea günü 30 Kasım’da olacak bu Ortodokslar için önemli bir gündür. Papa dua ederse orası artık kutsal bir yer haline gelir. Tıpkı 100 yıl önce Selçuk’taki Meryem ana bölgesi de böyle olmuştu. Taki papa gelip kutsayınca orası bir hac yeri oldu. Türkiye burada önceden bir tedbir almalıdır.

Patriğin ekümenik iddiası komşu ülkeleri etkiliyor mu?

Bakın, İstanbul’a Ukrayna devlet başkanı gelmişti. Gittiler Patriğin elini öptüler ve orada bir antlaşmaya varıldı. Varılan antlaşma çerçevesinde Ukrayna’daki Ortodoks kilisesi İstanbul’a bağlandı. Bu doğrudan dolayı ABD’nin isteği ile olan bir olaydı. Amaç burada Rusya’yı köşeye sıkıştırmaktır. Putin Türkiye’ye geldiği vakit neden Patriği ziyaret etmiyor acaba?Çünkü ekümen olarak patriği tanımıyor

Yaptıklarınızın amacı ne?

Ben Türk milletinin bir an önce aklını başına devşirmesini istiyorum. İş işten geçtikten sonra hiçbir şey olmaz. Türkiye’yi hiç kimse silahla işgal edemez. En üç kağıtçı birisi bile alır eline silahı çıkar. Türkiye’yi ancak içerden birileri satarsa işgal edilir.

Sözleriniz size düşman kazandırmıyor mu?

Hakkımda birçok sözler var ben bile inanamıyorum neler dediklerine. En son kulağıma gelen iddiaya şok oldum. Benim için normal bir adam olamaz bu adam bu kadar bilgiyi bilemez. bu adamı uzaylılar kaçırmış kafasına çip yerleştirmişler diyor. Türkiye’deki aşağılık duygusuna bakar mısınız. Bir Türkün sıradan bir bilginin üstündeki bilgilere sahip olabileceğine kafası almıyor. Çünkü insanlar şartlanmış. Çünkü bu tür insanlar hep ABD ve Avrupa’dan çıkacak diye.

Peki sizin bilgilendiğiniz kaynaklar nelerdir?

Tamamı kitap ve belgelerdir. Ben belgeleri nereden bulabileceğimi biliyorum. 35 senedir birçok belge topladım. Bunları da Türkiye’nin hayrına sundum.

Bir gazete’de röportajınızda ben Milli Görüş’çüyüm demiştiniz.

Evet gayrı milli bir görüşten mi olacağım ki Biz kuvayı-milliyeyiz bu fikir gayrı millimidir ki. Bir siyasi partiye mal edilemez ki bu ifade ben de milli görüşçüyüm. Buğun eğer bahsedilen bu siyasi hareket iktidar da olsa idi ne Kıbrıs değişirdi nede kürt devleti kurulabilirdi.

Türkiye’nin durumunu nasıl görüyorsunuz?

Türkiye yeniden bir istiklal savaşına hazır olmalıdır. Bu savaş yeniden olacak kaçınılmaz . İçerdeki gayrı ve milli unsurlar arasında bir tartışma olacak bu kaçınılmaz. Bakın PKK terör örgütüdür,anayasaya uygun mudur,yasalara uygun mudur? Peki ben niye yasalara uygun olmayan bir örgüte insan hakları çerçevesinde buna karşı koyayım. Terörün cevabı terördür. Bakın İngiltere de terör zanlısı diye masum bir insanı öldürebildi.

Ailenizin diğer fertleri Türkiye’de değil?

Ben özellikle burada durmalarını istemedim. Benim iki kızım ve bir oğlum var . Onlar yurtdışında yaşıyorlar. Tehdit aldığım için böyle yaşamak zorundayız. Bu işlerde aile hayatı kaldırmaz zaten. Ettiğin laflar ve yaşadıklarınla başkalarına eziyet çektirmenin anlamı yok.

Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?

Benim geçimin tamamı ailemden kalanlar ile oluyor ve o da bana yetiyor . Bakın benim devlet ile hiçbir alakam yok. Devletten 50 kuruş almıyorum. Şimdiye kadar kaç milyon dolarlar teklif edildi ama kabul etmedim. Yurtdışında yaptığım her olayı da kendi param ile yaptım. Devlette hiç kimse kalkıp diyemez. Ben şu iş için bu adama örtülü ödenekten para verdim diye. Alsaydım bu şekilde kalamazdım zaten.

Venezüella istihbarat örgütünün elemanı olduğunuz söyleniyor.

Evet bunu ben söyledim. 70’li yıllarda beni birtakım çevreler Türkiye’nin KGB şefi ilan etiler. Sovyetler çökünce issiz kaldığımı düşünen bazı kesimler beni daha sonra CIA’nın istasyon şefi yaptılar. Başkaları da beni MOSSAD elemanı yaptılar. Ben de bir türlü milli olamadım. Bende dedim ki ben VİS elemanıyım. Nedir bu deyince de Venezüella gizli servisi dedim. Niye Venezüella deyince de ‘en güzel kadınlar’ orada onun için dedim

MİT ve benzeri örgütler ile hiç işiniz olmadı mı?

Mit nedir ki? Mit’e gelinceye kadar devletin 8 tane başka örgütü var. MİT adını duyduğunuz kurumdur. Şimdiye kadar hiçbiri ile bir para ilişkim olmadı benim.

Türkiye bugün neden bu durumda?

Bilgiye değer vermediği için bu durumdadır. Alın bakın en güzel örnek Trabzonspor, takım hakkında en küçük bir bilgiye sahip olmadan biz gider yeneriz Rumlar dediler. İşte gördük sonucu. Türkiye bu kafa ile bilgiye değer vermediği müddetçe bu sonuçları her zaman alır.
Ecevit’leri ziyaret ettiniz ve bilgilendirdiniz. Daha sonra Türkiye’de tarih konusunda çeşitli tartışmalar başladı.
Evet bizi davet eti Ecevit ailesine bilgilerimizi aktardık. Sadece ben değil İlber Ortaylı da vardı. Bakın herkes belli bir zaman sonra bu tür bilgileri öğrenecek fazla konuşmayayım bu konuları. Bu güne kadar doğru bildiğiniz her olayın yanlış olduğunu öğreneceksiniz. Bakın bunu ilk defa Ecevit söylüyor. Rahşan hanım gibi bir bayan kalkıp din elden gidiyor İslam dinini yok edecekler diye konuşuyor. Bunlar artık Türkiye’de oluyor.

Tarihte hep bir hainlik tartışması var.

Evet Vahdettin hain, Menderes hain. Osmanlı padişahları arasında da üç tane iyi padişah var iddiası yutturulmuş. Osmangazi, Fatih ve Kanuni. Bunlar hep mason teşkilatının bize belletmek istediği söylemlerdir. Diğer 37 padişah hiç mi yi değildi yani?Bir de onları anlatırken işte bunların karısı hep yabancı idi derler. Atatürk’ten önceki tarihimizi tamamı ile inkar ediliyor. Hangi mason varsa o Türkiye’de büyük adam diye tanıtılıyor. Yeter yani kardeşim. Bunların hepsinin bilinmesi gerek. Daha Türk halkı neler öğrenecek duyduğunuz zaman dudaklarınız çatlayacak.

Öldükten sonra nasıl anılmak istiyorsunuz?

Geçen Teşvikiye cami’de bir manzara gördüm onu anlatarak size cevap vereyim. Bir dönem Türkiye’yi yönetmiş İnönü ailesine mensup bir cenaze vardı. Avluda da cenazeyi bekleyen cami cemaatinin yanında bir avuç İnönü ailesi vardı. İçimi hüzün kapladı. Koskoca İnönü ailesi bir avuçtu işte. Tam o sırada da beni telefondan Abdurrahman Dilipak aradı. Ben de ona cenazeyi anlattım. Sonra ona dedim ki ben ölürsem beni Kulaksız mezarlığındaki kimsesizler mezarlığına gömün dedim. Öldükten sonra bu adam memleket için çalıştı desinler yeter.

Karakol örgütünün kurucusu Çerkez Kuşçubaşı Eşref de bildiği birçok bilgiyi yazmış daha sonra hepsini bir sandıkta yakıp yok etmiş. Sizde bildiklerinizi kendiniz ile birlikte mi götüreceksiniz?

Evet maalesef gidecek. Söylenebilecekleri ben zaman içinde kaynak göstererek söyleyeceğim zaten.

Şu ana kadar ortaya çıkarmadığınız sırlar var mı?

Evet çok var. Türkiye’nin tarihi ile ilgili. Bu bilgilerde Türkiye hazır oldukça belli bir insan grubu bunları anlamaya başladıkça anlatmaya çalışacağım.




4173 kez okundu

Yorumlar

     01/01/2015 22:17

onun ölümü beni bir izleyicisi ve vatanperverbiri olarak üzüntüye bogdu.Allahtan rahmet yakınlarına sevenlerinesabırlar dilerim.onun yeri dolaz.ona yapan caniler i allah kahretsin aliyilmaz em.asb.
Misafir - aliyılmaz

ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi