• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam120
Toplam Ziyaret523898
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar4.70444.7233
Euro5.48095.5029
Semerkew

Murat Özden

Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Elli Yılda Gelinen Yer: ‘Tavukları Pişirmişem…’
10/03/2018
1975 yılı, benim İstanbul’a geldiğim ve en fazla sefalet çektiğim yıldır. Üniversitenin akşam bölümüne yazılmıştım. Gündüzleri iş arıyor ama bulamıyordum. Yüksek öğrenim kredi yurtlar müdürlüğüne yaptığım kredi müracatına da cevap gelmemişti. Okulumuz akşam olduğu için, zaman bolluğundan ve para yokluğundan genellikle mesafeleri yürüyerek kat ediyordum. Kocamustafapaşa'da kiraladığımız evden yürüyerek önce Aksaray'a sonra Beyazıt'ı geçerek Sultanahmet'e ulaşıyordum. Çünkü orada o zamanlar Sultanahmet Kafkasyalılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği vardı. Orada Musa Ramazan, Halit Tultay, Tarık Cemal Kutlu, Rasih Savaş gibi Kafkasya davasının önemli büyükleri ile tanıştım.
Sultanahmet Derneği’nde biraz sohbet edip oyalandıktan sonra,oradan Eminönüne iniyor, Galata Köprüsünü geçip, Karaköyden Lüleci Hendek Caddesini tırmanarak Tünele ,oradan da Galatasaraydaki Mısır apartmanında bulunan okulumuza ulaşıyordum. İşte bu güzergahı takip ederek okuluma giderken ilk defa rastladım ona, Lüleci Hendek Caddesini çıkarken sağ tarafta, bir apartmanın girişinde "Kafkas Abhazya Kültür Derneği " yazıyordu. Hemen koşup kapısını çaldım, ama açan olmadı. Her geçişimde kapısını çalmama rağmen kimseye rastlamak nasip olmamıştı. Bir müddet sonra ben de kapısını çalmaktan vazgeçmiştim.
İsatanbul Kafkas Derneği Başkanı olan Yaşar Bir'in, Taksim Park Otel'de yapılan folklor ekibi çalışması esnasında Suriyeli bir Çerkes gencini tokatlaması ile başlayan tartışma ayrı bir dernek kurulması ile sonuçlanmıştı. Uzun süre haksızlığa uğradığını iddia eden Suriyeli genç, kendisini tokatlayan başkanın Çerkes usulüne göre yargılanmasını istiyordu. Yargılanmayı kabul etmeyen Yaşar Bir ve İstanbul Kafkas Derneği yönetiminde bulunan Abazaların istifa etmesiyle, 1968 yılında ilk ayrı Abaza örgütlenmesi olan "Kafkas Abhazya Kültür Derneği" kuruluyordu.
Abhaz Derneğinin Lüleci Hendek Caddesinden Selimiye'ye taşınmasının hikayesini bilmiyorum. Bilen birileri onun hikayesini yazarsa çok sevinirim. Abhaz Derneği Selimiye'ye taşındıktan sonra orayı da kendi derneğim olarak gördüm. Bütün etkinliklerine katılmaya çalıştım. Zaten o dönemde dernek sayısı üçü geçmiyordu. Abazaların derneklerine olan ilgisizliklerini kapatmak için, çok sevdiğim Abazaların arasında olamaya çalışıyordum. Abazaların gözü karalıkları da, kabadayı geçinmeleri de hoşuma giderdi. Apsuva Koşara ile L'eperüşün aynı oyun gibi olması hep ilgimi çeker.
Abazalar, Selimiye'deki binayı bazı fedakar ve gayretli kişilerin çabaları ile satın aldılar. Yapılan kampanyaya bağış yapmış biri olarak, derneğin duvarlarındaki taşlardan birinde benim de hakkım olduğunu düşünerek bu yazıyı yazıyorum.
***
Abhazlar bir büyük bilge ve yürekli bir devlet adamı yetiştirdiler: Vladislav Ardzınba. Bu bilge adam, Gürcistan'ın Rusya’dan ayrıldıktan sonra Abhazya'nın özerklik statüsünü kaldırması üzerine, 23 Temmuz 1992 tarihinde Abhazya'nın bağımsızlığını ilan etti. Bağımsızlığın hemen ardından, Cumhurbaşkanı sıfatı ile Türkiye'ye gelen Ardzınba'nın Türkiye Devlet yetkilileri ile görüşme çabaları malesef sonuçsuz kaldı. Cumhurbaşkanı Ardzınba Turistik bir gezi yapmış olarak Türkiye'den ayrıldı. O zaman STK'ların baskı grubu oluşturmalarının ne demek olduğunu ilk defa anladık. 14 Ağustos 1992 tarihinde, faşist Gürcistan yönetiminin Abhazya'ya saldırarak katliama başlaması, ilk defa tüm Kuzey Kafkasya Halklarının kimlik bilincinin oluşmasına ve birlikte mücadele etmenin gereğini zorunluluk olarak dayatıyordu. 1992 yılında Adapazarı mitinginde hep birlikte bağırırken, diaspora olarak cumhuriyet tarihinde ilk defa kendimiz için bir şey istiyorduk.
Hep biraz tenha, biraz işlevsiz gibi duran, Selimiye Abhaz Derneği tarihsel bir misyon üstlendi. Adeta bir savaş yönetim karargahı gibi çalıştı. Atay Ceyişakar, İrfan Argun, Cemalettin Ümit, Mümtaz Demiröz, Sezai Babakuş gibi insanların çabaları ve bağımsızlık uğrunda şehit olan evlatlarımız unutulamaz. Fatih Atan'ında profesyonel olarak dayanışma komitesinin emrinde çalışması mücadeleye çok şey katmıştır. Abhazya savaşının kazanılması ve bağımsızlığın korunması, hem diasporada hem de anavatandaki tüm kuzey Kafkasyalıların ortak başarısıdır.
Bağımsız bir devletlerinin ortaya çıkması, Abazaları daha disiplinli, daha kimlik bilincine sahip bir toplum haline getirmiştir. Ayrı Abhaz dernekleri ve ayrı bir Abhaz federasyonu kurulmuştur. Bu örgütlenme son derece gerekli ve desteklenmesi gereken bir durumdur. Tabii bütün kurumlarımız gibi, Abhaz-Fed'in de kendini Rusya'nın manüplasyonlarından kurtarması gerektiğine inananlardanım.
 
Abhazya'nın bağımsızlık savaşının en önemli karargahlarından biri olan Selimiye Abhaz Derneği, yarım asrı geride bırakırken, bu yaşın getirdiği olgunluğa ve bilince sahip midir, değil midir. Bunu tartışmak istiyorum.
***
3 Mart 2018 tarihinde 50 yaşını geride bırakan, Selimiye Abhaz Derneği'nin, Fenerbahçe Dalyan Tesislerinde kutlaması yapıldı. Bir kurumumuzun 50. yılını geride bırakması ve bunun kutlamasının yapılmasının gurur verici bir şey olması gerektiğini düşünüyorsunuz. Ama ben o gecedeki görüntüleri izleyince, toplumumuzun bilinç düzeyi adına utanç duyduğumu belirtmek isterim.
Yönetim, size Fenerbahçe Dalyan Kulübünü ayarladım, Aziz Yıldırım abimi de tanırım, daha ne istiyorsunuz modundaydı. Dolayısıyla öyle bir tesisi ayarlamış olmak yeterliydi ve başka bir şey düşünmeye ve yapmaya da gerek yoktu. Davetliler de herhangi bir davete gider gibi gelmişlerdi. Herkes kravatlı ve papyonlu, hanımlar gayet şıktı ama görünen o ki bazıları için Abazalık ve Kafkaslılık adına bir şey düşünülmesi ve yapılması gerekmiyordu.
Selimiye Abhaz Derneği Yönetimi, biz burada kendi progğramımızı yapacağız, yemek dışındaki müzik ve ses tesisatını bize teslim edin deselerdi, ben bu yazıyı yazmak zorunda kalmayacaktım. Tülin Sarıbay'ın Abazaca şarkıları, anavatandan davet edilecek sanatçıların şarkıları ve Apsuva koşara ile yerin göğün inletildiği bir kutlama yakışırdı Selimiye Abhaz Derneği'nin ellinci yıl kutlamasına.
Böylesi özel bir gecede, tesisin programına ve müziğine kendinizi teslim ederseniz, ortaya bu nahoş görüntülerin çıkmasına neden olursunuz. Benim izlediğim görüntülerde "Tavukları pişirmişem, hacıyı da çarşıya göndermişem" müziği eşliğinde, erkek görünümlü birileri sahnede gerdan kırıyordu.
Orada bulunup da, bu duruma tepki göstermeyenlerin rahmetli Vladislav Ardzınba'ya layık olduklarını düşünmüyorum.
Bu yazıyı da, hiç kimseye hakaret etmek veya küçük düşürmek için yazmadım. Aynı hatayı hiç bir kurumumuzun tekrar yapmaması dileğiyle kaleme aldım.
Maalesef 50 yıllık kurumumuzun, kültürel ve siyasi anlamda gelebildiği yer "Tavukları pişirmişem, hacıyı da çarşıya göndermişem" olmuş.
Vah ki, ne vah.


Paylaş | | Yorum Yaz
1904 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Demokrasiyle Kazandıklarımızı, Kurda Kuşa Yem Yapmayalım - 15/06/2018
Türkiye'nin sürüklendiği bu süreç normal değil. Yüz yıldan daha uzun bir süredir biriktirdiğimiz demokratik kazanımlarımızı ya muhafaza edeceğiz, ya da otoriter bir rejime onay vererek tüm birikimlerimizi kaybedeceğiz.
Gönen-Manyas Çerkes Sürgününün Nedenleri ve Sonuçları - 01/06/2018
Suçluları tek tek cezalandırmak yerine, bir halkı toptan imha etmeyi iyi bilen ittihatçı anlayış, Gönen-Manyas Çerkes sürgününü yürürlüğe koymuştur.
Gerçekler Gizlenemiyor; Rusya Soykırım Gerçeğinden Korkuyor! - 28/05/2018
21 Mayıs anma ve protestosu ile ilgili olarak Türkiye güvenlik güçleri ile yürütülen görüşmelerde, Rusya'nın yükselen Çerkes mücadelesinden ne denli rahatsız olup, Türkiye üzerinde nasıl bir baskı uyguladığını çok iyi anladık.
Karanlıklara Kibrit Çakmaya Devam Edeceğiz. - 26/05/2018
Bütün bunların üzerine herhangi bir değerlendirme yapmayacak ve sadece şunu söyleyeceğim: Ne halkımdan, ne de davamdan vazgeçmem söz konusu değildir. Bir sıra neferi olarak, karanlıklara kibrit çakmaya devam edeceğim.
CHP, Çerkes Çalıştayı mı?, Göçmen Çalıştayı mı?, Vs. - 14/04/2018
Demokratikleşmenin tüm kesimleri kapsaması gerektiğine inanan bir gurup Çerkes ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi)’yi oluşturarak meydanlara çıkmış, Türkiye'de Çerkeslerin de yaşadığını haykırarak taleplerini dile getirmişlerdi.
Duran Dinçer'in Ardından - 25/03/2018
Birleşik Kafkasya Konseyinden ayrılırken Duran Dinçer'in sırtımızı sıvazlayıp "Bu saatten sonra bize, sizin arkanızda durmak yakışır, Allah yolunuzu açık etsin" sözü hala kulaklarımdadır.
‘Türklük Sözleşmesi’ - 21/03/2018
Özellikle sömürgecilik karşıtı şiddet, sömürgeleştirilmiş insanı aşağılık kompleksinden korkaklıktan kurtararak ayağa kaldırır, ona gereken özgüveni ve özsaygıyı verir, onu nesne olmaktan kurtarıp özne yapar.
Cihan Candemir’le Çerkes Halkı Üzerinden Bir Yolculuk Denemesi. - 03/03/2018
Eğer KAFFED o dönemde büyük kurum gibi hareket edip bizleri kucaklayıp sahip çıkabilseydi, demokratik açılım sürecini doğru okuyabilseydi, Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Çerkes Dernekleri Federasyonu, ÇDP gibi kurumları belki de kurmayacaktık.
Ol Mahiler ki Derya İçredir, Deryayı Bilmezler - 17/02/2018
Çerkes Halkının zihnini esir almış olan Türk Milliyetçiliği, Arap milliyetçiliği ve İslamcılık, Rus Milliyetçiliğini geriletip, Çerkes Halkına gerçek bir bilinç ve uyanış sağlayacak olan yegâne ilacın "Çerkes Milliyetçiliği" olduğunu biliyoruz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!

BİZE BENZEYİP BİZDEN OLMAYANLAR...

Kurt, büyümekte olan yavrusuna hayatı öğretiyormuş. Bir tepeye çıkmışlar. Aşağıda yayılan koyun sürüsünü göstermiş ve anlatmış;

- Bak yavrum şu gördüklerin koyundur. Etleri çok lezzetlidir. Yakalaması da kolaydır.

Yavru kurt lafa girmiş ve çobanı göstererek, onun kim olduğunu ve ne yaptığını sormuş. Kurt, çobandan uzak durmasını, elindeki değneğin çok can yaktığını sıkı sıkı tembihlemiş.

Bu sırada yavru kurdun dikkatini sürünün köpeği çekmiş.

- Şu bize benzeyen bir şey var orada, o ne yapıyor?

Kurt, derin bir of çekmiş ve anlatmış:

- Ah yavrum, bizi asıl perişan eden işte o bize benzeyip de bizden olmayandır...
             ***
Bu fıkra neden icab etti?
RF Çerkes Örgütleri Koordinasyon Kurulu, Suriyeli Çerkesler için uluslararası toplantı yapılması isteğinden DÇB ve KAFFED'in baskıları sonucu vazgeçmiş de…

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi