• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam120
Toplam Ziyaret523898
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar4.70444.7233
Euro5.48095.5029
Semerkew

Murat Özden

Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Gönen-Manyas Çerkes Sürgününün Nedenleri ve Sonuçları
01/06/2018
Sevgili Okuyucularım,
Ben 1955 yılında Balıkesir’in Gönen ilçesine bağlı bir Çerkes köyünde doğdum. Burada benim doğum tarihimin bir önemi yok. Ama bu tarih Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş tarihi olan 29 Ekim 1923'ten 32 yıl sonraya tekabül etmektedir. Aynı zamanda  2 Mayıs 1923 tarihinde yayınlanan Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü Kararnamesi’nden de 32 yıl sonraya denk gelmektedir.
32 yıl bir insan ömrü için de, yaşanmış çok acı bir toplumsal olay için de çok uzun bir zaman değil. Çocukluğumda büyüklerimizin, kendi aralarında çok kötü şeylerin yaşandığını hissettiğim "Sürgün lexanem-Sürgün zamanı"nda diye gizli gizli bir şeyler anlattıklarına şahit olmuştum. Çocuk halimle bu anlattıklarına bir anlam veremezdim. Lise çağına geldiğimde, Kafkasya ile ilgili dergi ve kitapları okuyarak Çerkes kimlik bilincine ulaşınca,yaşadıklarını yazmamız gerektiğini söylediğimizde büyüklerimiz adeta kendilerini kilitlediler. "Böyle şeyleri sakın karıştırmayın, bizi yeniden mi sürdüreceksiniz" diyerek azarladılar. Bu sürgünün o insanlar üzerinde nasıl büyük bir psikolojik yıkım ve kişilik erozyonu yarattığını, içlerinde doğmuş, yaşamış ve gözlemlemiş biriyim.
Bu olayla ilgili olarak, o dönemde Mehmet Fetgeri Bey'in "Çerkes meselesi hakkında Türk vicdan-ı umumisine ve Türkiye Büyük Millet Meclisine Ariza" isimli iki uzun yazısı dışında yazılı bir belgeye de sahip değiliz. Bir de "Kafkasya Kültürel Dergi"nin yayıcısı rahmetli İzzet Aydemir'in 1960 yıllarının sonunda Gönen'i ziyaretinde, sürgünü yaşamış büyüklerle yaptığı görüşmeler sonucu yayınladığı yazı dışında, bugüne kadar, bu meseleyi doğru düzgün analiz edebilmiş bir yazı da yayınlanabilmiş değil.
İçimde bir yara olan bu meseleyi, Gönen'li bir Çerkes olarak aydınlatabilmeyi çok istedim. Meseleyle irtibatlandırmaya çalıştığım yüzlerce kitap okudum. Meselenin nedenlerini ve sonuçlarını anlayabilecek kadar materyal biriktirdiğimi düşünüyorum. Biriktirdiklerimi bir kitap haline getirme konusunda karar aşamasını geçip, yazım aşamasına gelmiş durumdayım.
***
"Güney Marmara Çerkes Sürgünü" ya da "Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü"nü anlayabilmek için, o dönemdeki siyasi atmosferi ve yeni oluşmakta olan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk iş olarak neden Çerkeslerin üzerine yürüdüğünün siyasi analizini doğru yapmak zorundayız.
Anlatmak istediğim gerçeklerden de en çok Çerkeslerin rahatsız olacağını biliyorum. Ama gerçeklerin acı olduğunu ve çok can yaktığını en iyi bilenlerdenim. Ben de tam da bunu yapmak istiyorum. Çünkü canının yandığını anlatmayan insanlar ve toplumlar kendilerini tedavi ve rehabilite edemezler.
1923 yılının Mayıs ve Haziran aylarında Gönen ve Manyas'taki 14 Çerkes Köyü jandarmalar tarafından çevrilip zorla sürülürken, 30 Çerkes köyüne de sürgün tebligatı yapılıp, malları yok pahasına sattırılıyordu. Köylerin etrafında ise jandarmalar nöbet tutuyordu.
Yine aynı tarihlerde İstanbul'daki Çerkes kurumlarına operasyon yapılıyor ve Çerkes Teavün Cemiyeti, Şimali Kafkas Cemiyeti, Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti ve Çerkes Numune Mektebi kapatılıyor, yöneticilerine tevkifatlar yapılıyor, kovuşturmalar açılıyordu.
Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü’nün nedenlerine geçmeden önce, sürülen 14 Çerkes Köyünün ve sürgün tebligatı yapılıp malları sattırılan 30 köyün listesini sizlerle paylaşalım isterseniz.
Gönen ilçesinden sürülen köyler;
1- Üçpınar                     -28 Mayıs 1923 Pazartesi günü sürüldü
2-Muratlar                     - 7 Haziran 1923 salı günü sürüldü.
3-Sızı Köy                      -9 Haziran 1923 Cumartesi günü sürüldü
4-Keçideresi(Dereköy)     -13 Haziran 1923 Çarşamba günü sürüldü
5-Keçeler                       - 16 Haziran 1923 cumartesi günü sürüldü.
 
Manyas İlçesinden sürülen köyler
6-Kızıl Kilise                    - 7 Haziran 1923 Perşembe günü sürüldü
7-Yeniköy                       - 7 Haziran 1923 Perşembe günü sürüldü.
8-Dümbe                        - 7 Haziran 1923 Perşembe günü sürüldü
9-Ilıca                           - 11 Haziran 1923 Çarşamba günü sürüldü.
10-Karaçalılık                 - 13 Haziran 1923 Çarşamba günü sürüldü
11-Bölceağaç                 - 13 Haziran 1923 Çarşamba günü sürüldü
12-Değirmen Boğazı       - 21 Haziran 1923 Perşembe günü sürüldü
13-Hacı Osman              - 21 Haziran 1923 Perşembe günü sürüldü
14-Mürüvvetler              - Aralık  1922'de sürülmüştü.
 
Sürgün Tebligatı yapılıp, malları yok pahasına sattırılan köylerin listesi:
Manyas İlçesi Çerkes Köyleri
1-Darıca
2-Aşaklar
3-Hacıyakup
4-Süleymanlı
5-Doruk
6-Çakırca
7-Elkese
8-Çavuşköyü
9-Kızık
10-Kulak
11-Eski Manyas
12-Tatar Köyü
13-Haydar
14-Eşen
15-Ergili
16-Salur
17-Hamamlı
18-Muradiye
19-Geyikler
 
Gönen ilçesi Çerkes Köyleri
20-Karalar Çifliği
21-Karaağaçalan
23-Hacı Menteş
24-Çalı oba
25-Ayvalı Dere
26-Oba Köy
27-Kum Köyü
28-Ayvacık
29-Bayramiç
30-Balcı
***
Gönen-Manyas Çerkeslerinin başına gelenleri, nedenlerini ve sonuçlarını anlayabilmemiz ve anlatabilmemiz için dört ana etkeni bir makale çerçevesinde kısa başlıklar halinde anlatmaya çalışacağız. Burada özetlemeye çalıştıklarımı, ileride bir kitap olarak sizlerle paylaşmayı umuyorum.
1- İttihat-Terakki Partisi ve düşünce sistematiği
2- Şark-i Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti
3- Ethem, Kuşçubaşı Eşref, Anzavur etkisi
4- Anadolu İhtilal Komitesi
 
İttihat Terakki Partisi ve Düşünce Sistematiği :
1889 yılında askeri tıbbiyenin bahçesinde dört öğrencinin yemin etmesi ile kurulmuş gizli cemiyettir.Yemin eden dört öğrenciden Abdullah Cevdet Kürt, İbrahim Temo Arnavut, İshak Sükuti Kürt, Mehmet Reşit Çerkes’ti.
Daha sonra partileşerek Osmanlıda iktidar olan İttihat-Terakki'nin öncelikli hedefi Osmanlı Devletini ayakta tutmaktı. Osmanlıcılık Balkanlarda, İslamcılık Müslüman coğrafyasında kullanılan bir söylemdi. Ancak Balkanlarda yaşayan Hıristiyan milletlerin, Fransız Burjuva devriminde etkilenerek Milliyetçilik fikrini benimseyerek hızla Osmanlıdan ayrılarak bağımsız devletlerini kurmaları, ittihatçıları da Türk Milliyetçiliği fikrine yöneltti.
Balkanlarda kaybedecek bir şeyi kalmayan Osmanlının bürokratik kadrolarının oluşturduğu İttihat-Terakkiciler, Anadolu’nun Türk yurdu olarak kalabilmesi için "Hıristiyan unsurlardan arındırılması ve Türk olmayan Müslüman unsurların Türkleştirilmesi" fikrini ideolojik misyon olarak benimsediler ve yürürlüğe koydular. Bu düşüncenin hayata geçirilmesi Ermeniler üzerinde denendi ve başarılı oldu. Rumlar ise Lozan barış anlaşmasına ilave edilen mübadele maddesiyle arındırıldı. Türk olmayan Müslüman topluluk olan Çerkeslerin zorla sürülüp dağıtılarak Türkleştirilmesi denemesi Gönen-Manyas Çerkes sürgünü ile yürürlüğe kondu.
Ermeni tehcirinden sekiz yıl sonra gerçekleşmiş olan Gönen-Manyas Çerkes sürgünü de ittihatçı düşüncenin T.C. dönemindeki ilk icraatlarından biridir. Yeni bir devlet kurulmuş olması, A takımındaki ittihatçıların yurt dışına kaçmış olması, devlete hakim zihniyet açısından hiçbir şey değiştirmemiştir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti İttihat-Terakkinin B takımı tarafından kurulmuştur. Mustafa Kemal dahil Türkiye Cumhuriyetini kuran asker-bürokrat tüm kadroları ittihat-terakki üyesiydiler.
Daha Türkiye Cumhuriyeti ilan edilmeden, Çerkes Köylerinin etrafını jandarmalarla çevirip zorla süren zihniyet, İttihat-terakki düşüncesidir. Bugüne kadar Türkiye'de kurulan tüm partiler de İttihat-terakkinin sağ ve sol versiyonlarıdır. Askeri örgütlenme yeteneğine sahip, problem çıkarma potansiyeli olduğu düşünülen Müslüman Gönen-Manyas Çerkesleri de dağıtılıp yok edilmeliydi. Bu ittihatçı düşünce Gönen-Manyas Çerkesleri’nin sürülmesindeki en önemli etmenlerden biriydi.
 
Şark-i Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti :
24 Ekim 1921 tarihinde Yunan işgal bölgesinde kurulup yayınladığı bildiri ile adını duyurmuştur. Yayınladıkları bildirinin tamamı, Prof. Tarık Zafer Tunaya'nın "Türkiye'de siyasi partiler" isimli kitabında mevcuttur. Bildiriden Türkçeleştirilmiş bir bölüm paylaşacağız. Bildirinin başlığı "Çerkes Milletinin Düvel-i Muazzama ve Alemi İnsaniyet ve Medeniyete Umumi Beyannamesi"dir.
"...Çerkes Milletini açıkça yok olmaya sürükleyen son neden de ittihatçıların Türkçülük akımı ve zorla Türkleştirme politikasıdır. Çerkesler Harb-i Umumi’ye zorla sokulmuşlardır. Anadolu ihtilalcilerine de zorla katılmışlar ve Mustafa Kemal'in sultanlık tahtına baskı altında destek edilmişlerdir. Kemalistlerin insanca olmayan hareketlerini ve çok kötü siyasetlerini yakından görüp anlayınca pişmanlık duyarak geri dönmüşlerdir. Bab-ı Ali’de Kemalistler birleşince, Çerkesler kendilerine kurtuluş vaadeden ve bu tutumlarını kanıtlayan Yunan ordusuna katılmayı hayati ve milli çıkarlarına uygun bulmuşlardır.”
 
Bildirinin altında imzası olan delegeler şunlardır.
 
Adapazarı  Murahhası                         (Bağ)Talustan Bey
İzmit                "                                (Çule)İbrahim Bey
İzmit                "                                (Çiyo)Kazım Bey
Hendek            "                                 (Bağ) Osman Bey
Düzce              "                                  (Maan)Ali Bey
Düzce              "                                  (Hamte)Ahmet Bey
Kandıra-karasu "                                   (Maan) Şirin Bey
Yalova-Karamürsel "                              (Ançuk)Yakup Bey
Bilecik                      "                          (Bağ)Rıfat Bey
Eskişehir                  "                           (Bağ)Kamil Bey
Geyve                      "                           (Çule)İbrahim Bey
Bursa                       "                           Harun el Reşit Efendi
Biga                          "                          (Ançuk) İsa Nuri Bey
Gönen                    "                             (Lampez)Yakup Efendi
Gönen                     "                            (Şhagumit)Hafız Sait Efendi
Erdek                       "                           (Şhapli)Hasan Bey
Bandırma               "                              (Neçek)Hasan Bey
Bandırma                                              (Brau) Sait Bey
Bandırma               "                              (Berzek)Tahir Bey
Balıkesir                  "                             (Bjeduğ)Sait Bey
Manisa                   "                              (Pşav)Reşit Bey
Aydın                      "                             (K avaca)Hüseyin Bey
Kütahya                 "                              (Açofit) Sami Bey
 
Böyle bir bildiriye imza atıp, özerklik de talep eden Çerkeslerin, bu açıdan hain ilan edilmemesi, bu meselenin hem Türkiye Cumhuriyeti tarafından dile getirilip yaftalanmaması, hem de Çerkeslerin debu meseleyi ısrarla duymazdan, bilmezden ve görmezden gelmesini nasıl anla malıyız ?
Kanaatimce, Çerkeslerin dile getirdiği özerklik talebinin yol ve örnek olmaması için olay karartıldı. Ama bu bildiride imzası bulunanların tamamı yüzellilikler listesine alınırken, Gönen-Manyas Çerkesleri’nin sürülme nedenlerine de dayanak teşkil ediyordu. Çünkü yükselen Türk milliyetçiliğine karşı, açıkça Çerkes Milliyetçiliğini savunan bu yapılanma ve bildiriyi yazanların memleketleri dağıtılmalı, başları ezilmeliydi.
 
Ethem, Kuşçubaşı Eşref, Anzavur Etkisi :
Osmanlının batışı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu esnasında ordu içerisinde etkin rol oynayan Çerkeslerin gözü kara mücadeleleri dikkat çekmiş, onları popüler hale getirmiştir. Bu tanınırlık ve popülarite yeni kurulan devletin iktidar mücadelesine yansımış ve tasfiye edilmeleri ile sonuçlanmıştır.
Yurt dışına çıkmış savaşçı önderlerin, Yunanistan’da gösterdiği bazı askeri ve siyasi faaliyetler Türkiye Cumhuriyetini rahatsız etmiş ve Çerkeslerin üzerine yürümesine neden olmuştur. Nitekim Kuşçubaşıları ve Ethemle Reşit'in de içinde olduğu "Anadolu İhtilal Komitesi" Gönen-Manyas Çerkes sürgününü hazırlamıştır.
 
Anadolu İhtilal Komitesi :
Hepinizin yeni duyduğu, benim de yeni keşfettiğim "Anadolu İhtilal Komitesi" Gönen-Manyas Çerkes sürgününün en önemli nedenidir.Timaş Yayınlarından çıkan Benjamin C. Fortna tarafından yazılan "Kuşçubaşı Eşref" kitabının 393. sahifesinde şöyle diyor :"İzmir'in Ankara kuvvetleri tarafından ele geçirilmesi Batı Anadolu’daki çarpışmaları sonlandırmadı. Anadolu’daki savaşın seyrini gören Eşref, Ethem ve Reşid İzmir'in kuzeyinde, Anadolu kıyılarına yakın ve 1912'ye kadar Osmanlı'nın elinde, büyük Yunan adası Midilli'yi faaliyetlerinin merkezi haline getirdi. Ada başta Çerkesler olmak üzere Yunanlıların Çöküşü sırasında, anakaradan kaçanlar için bir mülteci kampı vazifesi gördü. Ethem, Reşid ve Eşref, muhtemelen bir işgal veya darbe maksadıyla, çoğunlıkla Çerkeslerden oluşan bir gerilla kuvveti eğitmekle meşgul oldular. "Anadolu İhtilal Komitesi" denilen bu grup, Kemalist Liderliği tasfiye etmek amacıyla Midilli ve Batı Trakya'da kuvvet eğitiyordu. Ankara tarafından ihtiyatla izlenen ve kimi zaman havadan bombalanan bu grup, Anadolu anakarasına baskınlar düzenlediyse de, Mustafa Kemal'in artan otoritesine karşı geldiğini düşündükleri kişileri dikkatle gözleyen Kemalist yönetime hiç bir zaman ciddi bir tehdit teşkil etmedi."demektedir.
Mehmet Fetgeri Bey'in, Bedir Yayınları tarafından 1993 yılında yayınlanan "Çerkes Meselesi Hakkında Türk Vicdan-ı Umumisine ve Türkiye Büyük Millet Meclisine Ariza" isimli kitabın 71. sahifesinde şöyle deniyor: “2 Mayıs 1923 Çarşamba günü Cami kapılarına  Dahiliye Vekaletinin astığı tamim sürgünün nedenini çok net biçimde anlatmaktadır.
1-) Anadolu İhtilal Cemiyetinin ihraç ettiği (gönderdiği) şakilerden (eşkiyalardan) herhangi bir ferdin bir köyde barındığı, iaşe edildiği haber alınırsa, o köy Anadolu dahiline dağıtılacaktır.
2-) Mezkur efraddan karyede (Köyde) ihtifa edenler(gizlenenler) müfrezelerce haber alınıp müsademeye (silahlı çatışmaya)  ve karyenin ihrakına (yanmasına)sebebiyet verildiği halde müfrezeler katiyen mesul olmayacak bu mesuliyet köylere ait olacaktır.
3-) Bu kabil efradın ihtifa ettikleri(saklandıkları) mahalleri ihbar veya derdest (yakalanması) teshil edenlere (kolaylaştıranlara) 200 lira mükafat verilecektir.”
Anadolu ihtilal Komitesi 1922'nin sonlarından 1923'ün Mayıs ayına kadar üç silahlı grup gönderiyor.
Bunları Mehmet Fetgeri Bey'in ifade ettiği gibi yazıyorum.
“1-) Mülazim-i Evvel Mehmet Ali Çetesi: Manyas bölgesine gönderilen bu ekibin başı Mülazzim-i Evvel Mehmet Ali öldürülünce, ekibin komutasını Takığ Şevket alır. Takığ Şevket Manyas'ın Mürüvetler köyündendir. Mürüvvetler 1922 yılı Aralığında sürülen ilk köydür.
2-) Kel Aziz Çetesi: 23 Nisan 1923 tarihinde Gönen bölgesine gönderilen, Çerkes Ethem'in müfreze komutanlarından Kel Aziz'in silahlı grubu kısa zamanda imha edilir.
3-) Kanlı Mustafa Çetesi: 1923 Mayısının sonlarında Anzavur'un oğlu Kadri'nin de bir kaç adamıyla takviye ettiği silahlı grup, Çanakkaledeki İngiliz İşgal bölgesinden girip, Biga'ya ulaşamadan girdikleri silahlı çatışmada yok edilmişlerdir.
Gönen-Manyas Çerkes sürgünü ile ilgili olarak saymaya çalıştığımız dört nedenden en önemli olanı şüphesiz ki "Anadolu İhtilal Komitesi" ve onun bölgeye gönderdiği silahlı gruplardır.
Suçluları tek tek cezalandırmak yerine, bir halkı toptan imha etmeyi iyi bilen ittihatçı anlayış, Gönen-Manyas Çerkes sürgününü yürürlüğe koymuştur. 1923 yılında gerçekleştirilen Gönen-Manyas Çerkes sürgünü Ermeni tehcirinden sekiz yıl sonra gerçekleşmiştir.
Sürgün sonucu bölge Çerkeslerinde yıkım, ölüm, yoksulluk, asimilasyon ve kişilik erozyonu gibi kalıcı etkiler oluşmuştur.
    Gönen-Manyas sürgünü esnasında yollarda açlık,soğuk ve hastalıklardan yaşamlarını yitirenlere rahmet diliyorum.


Paylaş | | Yorum Yaz
742 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Demokrasiyle Kazandıklarımızı, Kurda Kuşa Yem Yapmayalım - 15/06/2018
Türkiye'nin sürüklendiği bu süreç normal değil. Yüz yıldan daha uzun bir süredir biriktirdiğimiz demokratik kazanımlarımızı ya muhafaza edeceğiz, ya da otoriter bir rejime onay vererek tüm birikimlerimizi kaybedeceğiz.
Gerçekler Gizlenemiyor; Rusya Soykırım Gerçeğinden Korkuyor! - 28/05/2018
21 Mayıs anma ve protestosu ile ilgili olarak Türkiye güvenlik güçleri ile yürütülen görüşmelerde, Rusya'nın yükselen Çerkes mücadelesinden ne denli rahatsız olup, Türkiye üzerinde nasıl bir baskı uyguladığını çok iyi anladık.
Karanlıklara Kibrit Çakmaya Devam Edeceğiz. - 26/05/2018
Bütün bunların üzerine herhangi bir değerlendirme yapmayacak ve sadece şunu söyleyeceğim: Ne halkımdan, ne de davamdan vazgeçmem söz konusu değildir. Bir sıra neferi olarak, karanlıklara kibrit çakmaya devam edeceğim.
CHP, Çerkes Çalıştayı mı?, Göçmen Çalıştayı mı?, Vs. - 14/04/2018
Demokratikleşmenin tüm kesimleri kapsaması gerektiğine inanan bir gurup Çerkes ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi)’yi oluşturarak meydanlara çıkmış, Türkiye'de Çerkeslerin de yaşadığını haykırarak taleplerini dile getirmişlerdi.
Duran Dinçer'in Ardından - 25/03/2018
Birleşik Kafkasya Konseyinden ayrılırken Duran Dinçer'in sırtımızı sıvazlayıp "Bu saatten sonra bize, sizin arkanızda durmak yakışır, Allah yolunuzu açık etsin" sözü hala kulaklarımdadır.
‘Türklük Sözleşmesi’ - 21/03/2018
Özellikle sömürgecilik karşıtı şiddet, sömürgeleştirilmiş insanı aşağılık kompleksinden korkaklıktan kurtararak ayağa kaldırır, ona gereken özgüveni ve özsaygıyı verir, onu nesne olmaktan kurtarıp özne yapar.
Elli Yılda Gelinen Yer: ‘Tavukları Pişirmişem…’ - 10/03/2018
1992 yılında Adapazarı mitinginde hep birlikte bağırırken, diaspora olarak cumhuriyet tarihinde ilk defa kendimiz için bir şey istiyorduk.
Cihan Candemir’le Çerkes Halkı Üzerinden Bir Yolculuk Denemesi. - 03/03/2018
Eğer KAFFED o dönemde büyük kurum gibi hareket edip bizleri kucaklayıp sahip çıkabilseydi, demokratik açılım sürecini doğru okuyabilseydi, Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Çerkes Dernekleri Federasyonu, ÇDP gibi kurumları belki de kurmayacaktık.
Ol Mahiler ki Derya İçredir, Deryayı Bilmezler - 17/02/2018
Çerkes Halkının zihnini esir almış olan Türk Milliyetçiliği, Arap milliyetçiliği ve İslamcılık, Rus Milliyetçiliğini geriletip, Çerkes Halkına gerçek bir bilinç ve uyanış sağlayacak olan yegâne ilacın "Çerkes Milliyetçiliği" olduğunu biliyoruz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!

BİZE BENZEYİP BİZDEN OLMAYANLAR...

Kurt, büyümekte olan yavrusuna hayatı öğretiyormuş. Bir tepeye çıkmışlar. Aşağıda yayılan koyun sürüsünü göstermiş ve anlatmış;

- Bak yavrum şu gördüklerin koyundur. Etleri çok lezzetlidir. Yakalaması da kolaydır.

Yavru kurt lafa girmiş ve çobanı göstererek, onun kim olduğunu ve ne yaptığını sormuş. Kurt, çobandan uzak durmasını, elindeki değneğin çok can yaktığını sıkı sıkı tembihlemiş.

Bu sırada yavru kurdun dikkatini sürünün köpeği çekmiş.

- Şu bize benzeyen bir şey var orada, o ne yapıyor?

Kurt, derin bir of çekmiş ve anlatmış:

- Ah yavrum, bizi asıl perişan eden işte o bize benzeyip de bizden olmayandır...
             ***
Bu fıkra neden icab etti?
RF Çerkes Örgütleri Koordinasyon Kurulu, Suriyeli Çerkesler için uluslararası toplantı yapılması isteğinden DÇB ve KAFFED'in baskıları sonucu vazgeçmiş de…

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi