• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam33
Toplam Ziyaret546407
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.26746.2925
Euro7.33867.3680
Semerkew

Murat Özden

Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
‘Abdülhamit, Çerkez Tarihi Yazılmasına İzin Vermemişti’
08/07/2018

Öncelikle yazının başlığında kullandığım "Çerkez" tanımı bana ait değidir. Bu yazıda uzun bir alıntı yapacağımız tescilli Çerkes düşmanı, Çerkesleri ve Çerkes Ethem'i hain gösterme çabası içinde olan, "Çerkez Ethem" ve "Efsaneden Gerçeğe Kuşçubaşı Eşref" isimli kitapların yazarı Ahmet Efe'ye aittir. Yazının başlığını Ahmet Efe'nin "Efsaneden Gerçeğe Kuşçubaşı Eşref" kitabından aldım.

İnsanın kendisini hain ilan eden, düşmanından da öğreneceği çok şeyin olduğunu bir kez daha öğrenmiş oldum. Ahmet Efe, Abdülhamit'in bir Çerkes Tarihi yazmak isteyen Çerkes Paşaları ve Çerkes ileri gelenlerini nasıl sürgün edip dağıttığını, İttihatçı muhalif yazar Ahmet Bedevi Kuran'a dayandırarak anlatıyor. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanından 1923'e kadar geçen dönemi de "Osmanlı Çerkezlerinin Altın Çağı" olarak değerlendiriyor.

Hep savuna geldiğimiz, ülkemiz demokratikleştiğinde Çerkeslerin de, tüm Türkiye Halklarının da hak ve özgürlüklerinin genişleyip geliştiğini pek güzel anlatmış tescilli Çerkes Düşmanı Ahmet Efe.

Sözü Ahmet Efe'nin "Efsaneden Gerçeğe Kuşçubaşı Eşref" kitabının 18, 19 ve 20. sahifelerine bırakalım.

"ABDÜLHAMİT ÇERKEZ TARİHİ YAZILMASINA İZİN VERMEMİŞTİ

Oysa 1908'de İttihatçılara karşı Çerkez unsurunu kullanmaya kalkışan Abdülhamit, bundan yaklaşık on yıl önce sadık bendelerinin bir Çerkez Tarihi yazma girişimine asla izin vermemiş, buna yeltenenleri de -Fuat Paşa da dahil- sürgün etmişti.

Son derece ilginç bu olayın ayrıntılarını Ahmet Bedevi Ku ran'ın eserinde buluyoruz: Sultan Abdülhamit, Paris'te yuvalanan Jön Türkleri davalarından vazgeçirip İstanbul'a dönmelerini sağlamak için Yusuf Ziya Paşa ile Ebuzziya Tevfik'i göndermiş ancak adı geçenler hiç bir başarı elde edemeden dönmüşlerdi. Bunun üzerine  Sultan Abdülhamit aynı görevi Ferik Ahmet Celalettin Paşa'ya vermek ister. Fakat bir zamanlar "Çerkezlerden oluşan bir muhafız alayı" kurmayı arzu eden Abdülhamit, bu münasebetle bazı ümeranın  "Çerkez Tarihi Yazılması" fikrinde olduklarını haber alınca, ayrılık gayesi güdülüyor fikrine kapılarak, -A.Bedevi Kuran'a göre- şiddet gösterisini hilafet şanına çok layık bulduğu için Ahmet Celalettin Bey'i Çit Köşküne hapsettirir. Mehmet Fazıl Paşa gibi bazılarını da sürgüne gönderir. A.Bedevi Kuran şöyle devam eder:

"Yeni bir itaatsizliğe şahit olmak endişesiyle çok sevdiği bu sadık bendesine karşı şiddetli davranmak vesilesi ihdas etmek istemiyordu...

Bu fırsatla şunu da ifade edeyimki, "Çerkez Tarihi"meselesi Sultan Abdülhamit'in canını çok sıkmıştı. Zannederim bilahare nefy (sürgün) edilen meşhur Nazım ve Kuleli Askeri İdadisi Ders Nazırı Çerkes Hasan Fuad Paşaların ve evvela Trabzon'a nefyedilen ve sonra Jön Türklerle münasebattardır bahanesi ile askerlikten tardla Erzincan'a sürülen yaverandan Çerkes İshak Paşa'nın maruz kaldığı akıbetler bu his ve düşünce tahtındandır ve Sultan Abdülhamit'in dimağında yer eden endişlerden ileri gelmiştir. Hatta Deli Fuat Paşa'nın nefyinde bile bu his, izhar edilemeyen belli başlı amillerden biri olmuştur.

1.             Dünya harbi yıllarında firari olan -İngiliz Muhibi-Prens Sebahattin'in ekibi arasında gördüğümüz A. Bedevi Kuran, ilerleyen sayfalarda verdiği bilgiye göre prens bir ara münferit sulh girişimi için Yunanistan'a gelir. Kuran, bu sırada Selanik'te bulunan "ademi merkeziyetçi" arkadaşlarını sayarken şu adları verir: Natık Paşa, Kurmay Yarbay Yusuf Rasih, Şair Hüseyin Siyret, Söz gazetesi Yazarı Asaf Muammer, Gümülcineli İsmail ve Karzek Süleyman Paşa-zade Adil. Kuran, Karzek Süleyman Paşa'nın da Çerkez Tarihi sorunu ilgili Çerkez Ümerasından olduğunu, Çerkez Tarihi yazımının, Süleyman Paşa'nın Nişantaşı'ndaki konağında kararlaştırıldığını ve kitabın bu sebeple Fizan'a sürülen Hacı Mustafa Reşit Bey tarafından kaleme alındığını belirtir.

 

OSMANLI ÇERKEZLERİNİN ALTIN ÇAĞI

Abdülhamit'in bu yaklaşımının aksine, 2. Meşrutiyet'in ilanı Türkiye'deki Kuzey Kafkas topluluğunun tarihinde "altın çağ"ın başlangıcı olarak adlandırılır. Çünkü Kuzey Kafkasyalıların Türkiye'ye göç etmelerine kadar sadece 1841'de kurulan bir Çerkez Komitesi mevcut iken, ve yukarıda değinildiği gibi Abdülhamit döneminde bir Çerkez Tarihi yazmalarına izin verilmeyip buna girişenlerin sürgün edilmelerine karşın, 2. Meşrutiyetten sonra peş peşe Çerkez örgütlenmeleri ortaya çıkar. Bunların ilkinin Çerkez İttihat ve Teavün Cemiyeti olduğu belirtilmişti. Kültürel aydınlanmacı amaçlar taşıyan ÇİTC (Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti), bir dizi okul kitabı ve alfabe yayınlamıştı. Çerkez Alfabesinin hazırlanması ile ilgili Şemsettin Tleseruk Paşa, 81 Harf ve işaretten oluşan bir projeyi önermesine karşın, ÇİTC Alfabe Komisyonu, Çerkez alfabesi için 42 Harf öngören bir proje üzerinde duruyordu.

ÇİTC, ilk Çerkez gazetesi olan ve yazı işleri müdürlüğünü Mehmet Şemsettin Paşa'nın yaptığı "Guaze"yi, Arap Alfabesi ile Türkçe ve Kabartayca yayınlamaya başlar. Mehmet Şemsettin Paşa, ÇİTC'ye zengin bir kütüphane kurulması ile Adigece kitap yayınlanmaya da önayak olur. ÇİTC, yine 1911 yılında Çerkezce eğitim veren ilk okul olan Özel Çerkez Örnek Okulu'nu da açmıştı. Yine bu sıralarda ÇİTC dışında Çerkez Kadınları Teavün Cemiyeti'de kurulur.

1910-12 yılları arasında da Muhacir Komisyonu olarak adlandırılan bir Abaza-Çerkez komitesi kurulur. ÇİTC ile Muhacir Komisyonu temel alınarak 1914'te de Şimali Kafkasya Cemiyeti Siyasiyesi adıyla bir örgüt kurulur.

Ancak çalışmamız Osmanlı dönemindeki Çerkez örgütlenmeleri olmadığından bu konuyu burada kesiyoruz. Fakat görüldüğü gibi Meşrutiyetin getirdiği özgürlükçü ortamdan yararlanarak gayr-ı siyasi  amaçlarla kurulan anılan Çerkez örgütleri, yaptıkları faaliyetlerden açıkça anlaşılacağı gibi milli haklarını elde etmek gibi siyasi faaliyetlere de girişiyordu." diyerek Ahmet Efe'nin sözlerine nokta koyalım.

Görüldüğü gibi baskı ve istibdat dönemlerinde her türlü talep ve örgütlenme bastırılıp yok edilir. Demokrasi ve özgürlük dönemlerinde ise diller, kültürler, okullar, gazeteler, şarkılar çiçek açar.

Yeni bir Abdülhamit dönemine girdiğimiz şu günlerde, Çerkeslerin ve Tüm Türkiye Halklarının kazanımlarını korumak için, uyanık ve dirençli olmaları gerekmektedir.



Paylaş | | Yorum Yaz
1290 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
Anavatan da Artık Diasporadır! - 20/08/2018
Çerkesler değil, Ruslar yok olacak Kafkasya coğrafyasından. Karadeniz’den Hazar'a kadar tüm Kafkasya "özgür, demokratik, federal bir devlet" çatısı altında birleşecektir.
Manyas; Ah Manyas! - 04/08/2018
Manyas'da Çerkesçe’yi bilen en genç insan olarak tanıştığım Dümbe-Tepecik'li Meretiko Ramazan 63 yaşında. Köylerde ise Çerkesçe bilenlerin yaşı 70 civarında görünüyor.
Fuat Sezgin; ‘Kürdüm’ Diyemeden Ölmüş İslam Alimi - 22/07/2018
Ben de "mazlum Çerkes milletinin dertlerinin çözümü konusunda üstat ne düşünüyor, kısaca anlatabilirmi?" diye sordum. tercümanlığını yapan arkadaşımız bu tür soruların sorulmasını istemediğini bize aktardı.
Benim Adım 1864 - 04/07/2018
Kitapta anlatılan 17 hikaye, Çerkeslerin kendileriyle yüzleşmeleri ve diasporada çektikleri acıların yazıyla yansıtılması. Kah yüz yıl öncesine gidiyorsunuz, kah bugüne geliyorsunuz, kah Ortadoğuda'sınız, kah Samsun'da, kah Osmanlı saraylarındasınız.
TBMM'de Hiç Çerkes Vekil Oldu mu? - 25/06/2018
Gördüğünüz gibi isimlerini saydığım 10 tane Çerkes vekilin biri hariç hiçbirinin Çerkes toplumuna zerre kadar faydası olmamıştır.
Demokrasiyle Kazandıklarımızı, Kurda Kuşa Yem Yapmayalım - 15/06/2018
Türkiye'nin sürüklendiği bu süreç normal değil. Yüz yıldan daha uzun bir süredir biriktirdiğimiz demokratik kazanımlarımızı ya muhafaza edeceğiz, ya da otoriter bir rejime onay vererek tüm birikimlerimizi kaybedeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!

BİZE BENZEYİP BİZDEN OLMAYANLAR...

Kurt, büyümekte olan yavrusuna hayatı öğretiyormuş. Bir tepeye çıkmışlar. Aşağıda yayılan koyun sürüsünü göstermiş ve anlatmış;

- Bak yavrum şu gördüklerin koyundur. Etleri çok lezzetlidir. Yakalaması da kolaydır.

Yavru kurt lafa girmiş ve çobanı göstererek, onun kim olduğunu ve ne yaptığını sormuş. Kurt, çobandan uzak durmasını, elindeki değneğin çok can yaktığını sıkı sıkı tembihlemiş.

Bu sırada yavru kurdun dikkatini sürünün köpeği çekmiş.

- Şu bize benzeyen bir şey var orada, o ne yapıyor?

Kurt, derin bir of çekmiş ve anlatmış:

- Ah yavrum, bizi asıl perişan eden işte o bize benzeyip de bizden olmayandır...
             ***
Bu fıkra neden icab etti?
RF Çerkes Örgütleri Koordinasyon Kurulu, Suriyeli Çerkesler için uluslararası toplantı yapılması isteğinden DÇB ve KAFFED'in baskıları sonucu vazgeçmiş de…

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi