• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam219
Toplam Ziyaret556860
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.31945.3407
Euro6.07326.0975
Semerkew

Mustafa Saadet

Mustafa Saadet
mustafa.saadet@yahoo.com
Hilafet Makamının Fiili, Şer-i ve Hukuki Durumu
27/08/2018

3 Mart 1924 tarihli “Hilafetin kaldırılmasına ve Osmanlı hanedanının Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi Dışına Çıkarılmasına Dair Kanun” Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. 6 Mart 1924'te Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren kanunun 1. Maddesi şöyle ;

Madde 1- Halife görevinden alınmıştır. Halifelik, hükümet ve Cumhuriyet’in anlam ve kavramı içinde esasen mevcut bulunduğundan, hilafet makamı kaldırılmıştır.

Bu kanunla hilafet makamı Büyük Millet Meclisi uhdesine bırakılmıştır.

Peygamberin vefatından sonra halife olan dört büyük isim (Hulefa-yi Raşidin) hilafete seçimle gelmişler ve vazifelerini büyük bir liyakatla yapmışlardır. Hz. Ali’den sonra Emeviler’e geçen halifelik son halife Abdülmecit’e kadar liyakat esası gözetilmeden babadan oğula geçmiş, akli muvazenesi yerinde olmayanlar, çocuk yaştaki kişiler, Nu resimleri yapan Abdulmecit gibiler halife olmuş ve neticede  halifelik makamı çok büyük itibar kaybetmiştir. Hz. Ali’den sonra İslam’da çok çeşitli farklılıklar oluşmuş, önce 4 mezhep türemiş, mezhepler tarikatlara, cemaatlere bölünmüş, hatta farklı İslam düşünceleri oluşmuştur. O kadar ki, İslam ülkeleri arasında Cuma namazının edasında bile  çeşitlik oluşmuştur.

Halifeye itaatsizlik büyük boyutlara çıkmış, öyle ki Osmanlı sultanı ve halife Vahdettin’in 1. Cihan Harbi’nde “cihad-ı ekber” ilan ederek bütün İslam alemini cihada davet etmesine rağmen, bu cihada hiçbir İslam ülkesi icabet etmediği gibi, Hindistan Müslümanları paralı asker olarak İngiliz ordusunda halifeye karşı savaşmış, Araplar da halifeye isyan bayrağı açmıştır.

Uhdesine halifelik makamı verilen TBMM, çeşitli görüşlerin temsil edildiği, Müslüman olmayan vekillerin de bulunması gibi nedenlerle hiçbir etkinlikte bulunmamış, Türkiye, Birleşmiş Milletler’de Cezayir’in bağımsızlık oylamasında Fransa’yı desteklemiş ve İsrail Devleti’nin kuruluşunu tanıyan ilk devletlerden biri olmuştur. Bu olaylar bütün Müslümanların Hilafete olan bağlılıklarını ve güvenini yok etmiştir.

Hulefa-yi Raşidin’den sonra halifelik seçim yerine kuvvet kullanılarak elde edilmiş, Emeviler Hz Hüseyin’i katlederek, Abbasiler Emevileri yok ederek hilafet makamını gasp etmişlerdir. Bu konuda en adil davrananlar Mısır’daki Çerkes Memluklerdir. Memluklu Sultanları Halifeliği Abbasi soyundan gelenlerden almamış ve kutsal emanetleri onlarda bırakarak ilk defa devlet yönetimi ile halifeliği ayırmışlardır. Sultanlığı döneminde hep Müslümanlarla savaşan Yavuz Sultan Selim, idare ile hilafeti tekrar birleştirmiş, kutsal emanetlere el koymuş ve  hilafetin babadan oğula geçmesi sistemini tekrar  ihdas ederek,  Osmanlı Devleti yıkılıncaya kadar devam ettirilmiştir.

Hilafetin şahıs tekelinden meclise devredilmesi, meclisteki farklı görüşteki vekillerin mutabakat sağlayamaması bir işlevsizlik yaratmış ve boşluktan yararlanmak isteyen gruplar ortaya çıkmış, en bon bilindiği gibi DAEŞ lideri Ebu Bekir El-bağdadi kendisini halife ilan ederek, acımasızca dünyanın gözü önünde katliamlar yaparak dünyada İslam’a bakış açısını zedelemiştir.

11 Eylül saldırıları, aşırı dincilerin İslamiyet’i istismar ederek suçsuz insanların katledilmesidir.

Günümüzde hilafetin bir Müslüman ülke başkanının veya kralının uhdesinde bulundurulması imkansızdır. Zira, diğer iki semavi din, Musevilik ve Hıristiyanlığın yoğun çabaları ile İslamı kabul etmiş olan ulusların milliyetçilik duyguları ön plana çıkmış ve bugün 52 İslam ülkesi kurulmuştur. Bu ülkelerin İslam anlayışları farklı  olup, sayısız derecede görüş ayrılıkları meydana gelmiş durumdadır.

Bu parçalanmışlık elbette giderilebilir. Ancak, bütün İslam ülkelerinin bazı fedakarlıklarda bulunması lazımdır. Bugün islamın en kutsal mekanı olan  Kâbe dev gökdelenlerin arasında bir kulübe gibi kalmıştır. Bu gökdelenlerin gölgesinden kurtarılması lazımdır.

Öncelikle çok daraltılmış Mescidi Haram bölgesinin her bakımdan günlük yaşamdan tecrit edilerek ziyaretlerin düzenlenmesi, idaresinin 52 ülkenin temsilcilerinden oluşacak bir kurula devredilerek bu bölgenin hiçbir ülkenin kontroluna bırakılmaması, dönüşümlü olarak seçilecek halifenin ve heyetinin dini içtihatlarına uyulması, (Her ne kadar içtihat dönemi kapandı dense de, gerçekçi değildir. Zira geçmişteki içtihatlar mezheplerin kurucuları tarafından dönemin şartlarına göre kabul edilmiş içtihatlardır.)  Kutsal emanetlerin yerine iade edilmesi gibi uygulamalar yapılabilir. (Bu konuda Vatikan örneği ortadadır.)

Bu görüşler absürd bulunabilir ama, şöyle bir İslam aleminin durumunu göz önüne getirelim ve acınacak durumu değerlendirelim. Arakan’da, Yemen’de, Kırım’da, Somali’de, Afganistan’da, Sudan’da, Suriye’de, Irak’da Müslümanların yaşadıklarını; Bosna’da, Azerbaycan’da, Libya’da, Doğu Timor Adaları’nda geçmişte yaşananları da unutmayalım. 



Paylaş | | Yorum Yaz
308 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Hudeybiye Anlaşması ve Bir Hadis Hükmünün Yorumu - 19/08/2018
O kadar ki, Hz. Muhammed, Allah’ın resulü olduğunu belirten ibarenin anlaşma metninden çıkarılması isteğine dahi rıza göstermiştir.
Şark-ı Karip Çerkesleri Temin-i Hukuk Cemiyeti’nin Bildirgesinin 97 Yıl Sonra Yorumu - 12/07/2018
Bugüne geldiğimizde, 24 Haziran 2018 genel seçimleri neticesinde TBMM’de Çerkes etnisitesinden bahsedecek temsilcimiz yoktur. Netice itibariyle ismimizi zikredecek siyasetçimiz olmadığı için fiilen siyaset arenasında da olamayacağız.
Örneklerden , Düşünceye - 26/06/2018
Bireysel kahramanlarımız çok fedakarlıklarda bulunmuşlar ve çoğu canlarını esirgememiştir. Fakat, etkinlikleri bireysel kaldığından toplumsal bir başarıya ulaşılamamıştır.
Üzüntümüz Katlanıyor - 24/01/2018
Şehitlerimizin ana dilleri ile radyoda, televizyonda baş sağlığı mesajları yayınlamak, o dili bilenlerin daha istekli ve vefakarca vatanlarını savunmalarını özendirmez mi?
Adığe Bze Xase’nin (ABX) Bayrağı Göndere Çekildi - 27/10/2017
Kültür evi inşası Türkiye’deki Çerkes diasporasının 153 senede yaptığı en önemli ve netice alıcı iştir.
Kehanet Dediler Fakat Gerçekleşiyor - 03/10/2017
Ön görüsü kehanetle yaftalanan fakat her geçen gün gerçekleşen söylem, Boutros Ghali’nin “ 100 yıl içerisinde dünyadaki bağımsız devlet sayısı 2.000’e ulaşacak “ sözüdür.
21 Mayıs’tan Sonra da Devam… - 18/05/2017
Dileğimiz, 21 Mayıs’ta RF İstanbul Konsolosluğu önünde yapılacak etkinliklere bütün kuruluşlarımızın katılarak birlikte olduğumuzun kanıtlanmasıdır.
Efaşıj Emin’i Çok Geç Tanıdık - 26/12/2016
Kendimi suçlu buldum. Böylesine önemli bir Çerkes bilimcisinden ve filozofundan haberdar olmadığım için.
Değeri Bilinmeyen ve Unutulan Halk Ozanımız: Efaşıj Emin - 04/12/2016
Türkiye’de çeşitli ve dağınık yörelerde yaşayan Çerkes’lerin ağıt ve şarkılarını derleyecek bir halk ozanımız maalesef çıkmamıştır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi