• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam228
Toplam Ziyaret556869
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.31945.3407
Euro6.07326.0975
Semerkew

Murat Özden

Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor
09/09/2018

Toplumların siyasal dönüşümleri her zaman zor, meşakkatli, acı, kan ve gözyaşını beraberinde getirmiştir. Yine toplumların yüksek siyasi bilinç düzeyine yükselmeleri de olağanüstü çabaları fedakarlıkları ve emekleri gerektirmiştir. Spartacus'ten günümüze toplumsal ilerleme ve gelişme hep zora dayalı bir biçimde ilerlemiştir.

Günümüzde de yaşanan yükselmiş siyasi mücadeleler hep zor ve meşakkatli olmaktadır. Yakın tarihlerde Yahudilerin anavatanları Filistin’e dönüp orayı satın alarak tutunmaları ve bir devlet oluşturabilmiş olmaları başlı başına bir inceleme ve araştırma konusudur. Yine aynı topraklarda Filistinlilerin yükselttikleri zorlu mücadele de bütün dünyada büyük bir dikkatle izlenmektedir. Ortadoğu coğrafyasının dört parçaya bölünmüş halkı Kürtlerin özgürlük mücadelesine Türkiye'de negatif bakılırken, dünyanın değişik noktalarından (Avrupa'dan, Amerika'dan, Rusya'dan) hayranlıkla bakılmaktadır. Güney Afrika'nın özgürlük mücadelesi de çok zorlu bir biçimde sonuca ulaşabilmiştir. 

ANC (African National Congress - Afrika Ulusal Kongresi) Başkanı Nelson Mandela 27 yıl hapis yatarak büyük bir bedel ödemiştir. Binlerce kişi hapislerde yatarak, ölerek, bedel ödeyerek Güney Afrika'nın ırkçı Apertheid rejimini yıkarak güney Afrika'yı özgürleştirmişlerdir.

Ama Çerkeslerin kendi siyasal mücadelelerini yaratmaları konusunda bir gelenekleri yok. Xabze'nin, dilin, kültürün, vatanın yaşatılabilmesinin yegâne formülü siyasi bir yol haritasının olmasından geçmektedir. Bir halk yarattığı tüm değerlerle halktır. Ama bir halk sadece oyun, müzik ve eğlenceden ibaret değildir. Sadece oyun, müzik ve eğlence üçgeni içerisinde kalarak varlığını yaşatmaya çalışan derneklerimizle gelebildiğimiz yer de ortadadır. Eğer Çerkesler ulusal varlıklarını geleceğe taşımak istiyorlarsa mutlaka bir siyasi yol haritası oluşturmalı ve safha safha ilerleme ve başarılar kaydetmelidirler. 

***

Siyasal örgütlenme yaratmak, şartların olgunlaşması, yüksek bir bilinç ve mücadele azmi gerektirmektedir. Çerkes diasporasında 1908 yılından başlayıp günümüze kadar gelen örgütlülüklerin siyasi yönleri olmakla birlikte tamamı kültürel örgütlenmelerdi. Son dönemlerde ortaya çıkmış olan Demokratik Çerkes Platformu, Kafkasya Forumu, Çerkesya Yurtseverleri, DİÇEG gibi bazı yapılanmalar sadece Çerkes soykırımı, Soçi olimpiyatları, Anavatan ve demokrasi gibi spesifik taleplerle sınırlı kalmışlardır. 

Çerkeslerin diaspora tarihlerinde Türkiye'ye yönelik net ve kendini ortaya koyan talepleri ÇHİ (Çerkes Hakları İnisiyatifi) ile gerçekleşmiştir. ÇHİ kendi kurumlarını oluşturma süreci yaşadığından dinlenme ve izleme moduna çekilmiş, kurumlarının içini doldurma mücadelesini vermektedir. 

ÇHİ'nin ortaya çıkışı ve gerçekleştirdiği mitinglerin başarılı olması, dile getirdiği söylemlerin karşılık bulması, siyasi iklimin elverişliliği ve tüm toplumu kucaklayacak söylemleri ve bileşenlerinin olmasından kaynaklanmaktaydı. 2011 yılının Şubat ayında gerekli tartışmasını tamamlayıp deklarasyonunu yayınlayan ÇHİ 12 Mart 2011 tarihinde Ankara’da bir "Çerkes Hakları Mitingi" düzenleme kararı aldı. Çerkes toplumu Diaspora tarihinde ilk defa siyasi bir tercih ve teklifle karşı karşıya kaldı. 

Yıllar yılı kültürel etkinlik geleneği olan kurumlar, yapılan "kendi siyasetini oluşturma" teklifinden çok rahatsız oldular. ÇHİ ve bileşenlerine karşı akıl almaz karalama ve engelleme kampanyaları yaptılar. Ama nasıl, güneş balçıkla sıvanmazsa ÇHİ'nin dile getirdiği gerçeklerin önüne geçilememiş, bir süre sonra ÇHİ'nin dile getirdiği taleplere karşı çıkanlar da tekrarlamaya başlamışlardı. 12 Mart Ankara Mitingi’nin ardından 17 Nisan 2011 tarihinde de çok başarılı bir İstanbul mitingi gerçekleştirilmişti.

İstanbul ve Ankara gibi kozmopolit şehirlerde miting yapabilmek nispeten kolaydır. Mitingden sonra dağılınca kimse kimseyi tanımaz. Ama ırkçı ve dinci eğilimlerin ağır bastığı Anadolu şehirlerinde Çerkeslerin de talebi var diye ortaya çıkabilmek tabi ki risklidir. Bu riski göze alabilecek babayiğit Çerkeslerin yaşadığı bir şehir talebimize 2011 yılının Temmuz ayında Eskişehir cevap vermişti. 2011 yılının Temmuz ayında Eskişehir'den bir grup komite oluşturarak Eskişehir valiliğine başvurmuş ve Çerkes Hakları Mitingi yapacaklarını bildirmişlerdi. O tarihte Eskişehir valisi olan Mehmet Kılıçlar da Çerkes'ti. Ama ünvanında rektör profesör olan bir soydaşımızın başında bulunduğu Eskişehirli bir grup soydaşımız valiyi ziyaret ederek, "Bunlar Eskişehir'i karıştırmak istiyorlar, biz miting falan istemiyoruz." diyerek valiye Eskişehir "Çerkes Hakları Mitingi"ni yasaklatmışlardı. Onları tarih kaydetti. Onlar Çerkes halkının vicdanında hiç bir zaman affedilmeyecekler. Eskişehir Çerkesleri, göğüslerinde bir şeref madalyası olarak taşıyacakları bu onurlu eylemden mahrum bırakıldılar.

Ama sonunda beklenen babayiğit ve yürekli ses Kayseri Çerkeslerinden geldi. 2011 yılının sonunda Kayseri'den bir grup soydaşımız Çerkes Hakları Mitingini Kayseri'de yapacağını deklare etti. Deklarasyonla miting tarihi arasında yaklaşık 4 ay gibi bir süre vardı. Bu sürede Çerkes toplumu, tarihinde hiç olmadığı kadar tartıştı. Korkularına teslim olmuş olanlar bu mitingi de engellemek ve itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni yapmışlardı. 2011 yılının 29 Nisan tarihinde Kayseri "Çerkes Hakları Mitingi" büyük bir coşkuyla ve başarıyla gerçekleşti. 

Kayseri Çerkesleri böyle bir organizasyonu gerçekleştirerek tarihe geçtiler. Bu onurlu miting onların göğsünde bir şeref madalyası olarak durmaktadır. Bugün Kayseri'de Çerkesler daha görünür, daha saygın ve siyasi partilerin Çerkes milletvekili kontenjanı ayırdıkları bir toplum haline gelmişlerse, 2011 yılında yapılmış olan o mitingin bunda ciddi katkısı vardır. 

***

Aradan 6-7 yıl geçti. Türkiye etnik meseleler konusunda artık eski Türkiye değil. Cin şişeden çıkmış ve artık geriye dönüşü de mümkün değildir. Ana dilinde şarkı söylediği için kimse artık hapse atılmıyor. Devletin radyo televizyonu 24 saat Kürtçe ve Arapça yayın yapıyor. Özel radyo ve televizyonlar da Kürtçe ve başka dillerde yayınlar yapabiliyorlar. Üniversitelerde Çerkes dili ve edebiyatı bölümleri de açılmıştır. 

Ancak, bu tür devletin biz karışmıyoruz, siz ne yaparsanız yapın, anlayışına dünyada "Negatif Ayrımcılık" denmektedir. Çerkeslerin istediği ise "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin,

hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.  Yandaş müteahhitler için bol keseden dağıtan devletimiz Çerkeslerin talepleri ve Çerkes TV konusunda kör, sağır, dilsiz ve duyarsızdır. Bu duyarsızlık demokratik taleplerin dile getirildiği barışçıl mitinglerle giderilebilir. 

Bir hayli zamandır atalet içerisinde olan Türkiye Çerkes Diasporasını harekete geçirecek eylemin işaret fişeği Kayseri Çerkesleri tarafından çakılmıştır. Tüm Çerkeslerin ve Çerkes dostlarının verilen bu işaret doğrultusunda harekete geçmeleri ve seslerini sadece Ankara'nın değil, Moskova'nın, Washington'un, Brüksel'in duyacağı şekilde yükseltmeleri gerekmektedir.

Bu yürekli çıkışı yapan Kayseri Çerkesleri 29 Nisan 2012 tarihinde göğüslerine gururla taktıkları şeref madalyasının yanına 2.sini takmaya hazırlanmaktadırlar. 

Bu onurlu çıkışı yapan dostlarımızı kutluyor, tüm Çerkesleri ve Çerkes dostlarını 16 Eylül 2018 tarihi saat:13.00’de Çerkes Tv talebimiz etrafında toplanmak üzere Kayseri Fuar Alanı’nda buluşmaya bekliyoruz.

Yaşasın Çerkes Kalma Mücadelemiz!



Paylaş | | Yorum Yaz
694 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
Anavatan da Artık Diasporadır! - 20/08/2018
Çerkesler değil, Ruslar yok olacak Kafkasya coğrafyasından. Karadeniz’den Hazar'a kadar tüm Kafkasya "özgür, demokratik, federal bir devlet" çatısı altında birleşecektir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi