• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam63
Toplam Ziyaret672611
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.77706.8041
Euro7.56017.5904
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA
06/04/2020

Başın öne eğilmesin

Aldırma gönül aldırma 

Ağladığın duyulmasın 

Aldırma Gönül aldırma 

 

Dışarda deli dalgalar

Gelir duvarları yalar

Seni bu sesler oyalar

Aldırma Gönül aldırma 

 

Kurşun ata ata biter

Yollar gide gide biter

Mahpus yata yata biter 

Aldırma Gönül aldırma 

 

Dertlerin kalkınca şaha

Bir sitem yolla Allah’a 

Görecek günler var daha

Aldırma Gönül aldırma 

 

Sabahattin Ali’nin Sinop cezaevinde yazdığı bu içli şiir, yüzlerce şarkıcı tarafından seslendirilmiş milyonlar tarafından defalarca dinlenmiştir. Bunun dışında leylim ley, benim meskenim dağlardır, çocuklar gibi, ben sana vurgunum, göklerde kartal gibiydin gibi şarkıların sözleri de Sabahattin Ali’ye aittir. Muhtemelen bu şarkıların sözlerinin kime ait olduğunu bir çoğunuz bilmiyordunuz. Ama duyduğunuzda zevkle dinliyorsunuz. Bir çoğunuzda Sabahattin Ali’yi ve ona neler ettiğimizi de bilmiyor olabilirsiniz.

Sabahattin Ali 1907 doğumludur. Gençliği ve eğitim dönemi Cumhuriyetin ilk dönemine denk gelmektedir. Edebiyat öğretmeni olan Sabahattin Ali şiir, yazı, hikaye ve romancılıkla ilgilenmektedir. Ama ülkedeki haksızlıklara da ilgisiz değildir. Bu arada Almanya’ya dil eğitimi için gönderilir. Dönüşünde bir çok Almanca eseri Türkçeye çevirir. Türk hikayeciliğinin en önemli yazarlarından biri olduğunu da belirtmek zorundayız. ”Kürk Mantolu Madonna”, ”Kuyucaklı Yusuf “, ”İçimizdeki Şeytanlar” romanları bugün de en çok okunan eserler arasındadır.

Ama muhalifliği ona çok bedel ödetmiştir. Bir şiirinde Atatürk’e hakaret ettiği gerekçesiyle memuriyetten atılır. Ömrü mahkemeler, hapishanelerde geçmeye başlar. Dostlarının yardımıyla bir kamyonet alarak taşımacılığa başlar. Ancak Türkiye ona dar edildiği için ülkeden kaçmaya karar verir. Onu Bulgaristan sınırından kaçıracak kişi başını taşla ezerek öldürür. Bu cinayeti işleyen kişi bir gün bile hapis yatmaz.

O güzel şarkıları dinlerken biz neden o güzel insanı 41 yaşında öldürerek daha fazla şiir, hikaye ve roman yazmasını engelledik diye düşünün olmaz mı?

***

Dört nala gelip uzak Asya’dan 

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan

Bu memleket bizim

 

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak

Bu cehennem bizim

 

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın

Yok edin insanın insana kulluğunu

Bu davet bizim

 

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

Ve bir orman gibi kardeşçesine

Bu hasret bizim !

 

Yukarıdaki şiirin yazarı da dünyada en çok tanınan Türk şairi olarak literatüre girmiş

olan Nazım Hikmet’tir. Şiirleri Alpaslan Türkeş, R.Tayyip Erdoğan tarafından miting meydanlarında okunmuştur.

Şimdi herkesin göğsünü gere gere şiirlerini okuduğu bu büyük şaire neler çektirdiğimizi merak ediyor musunuz?

Çocukluğunda Bahriyelilere yazdığı bir şiir, Bahriye Nazırı Cemal Paşa tarafından çok beğenilmesi üzerine, Deniz Harp Okulu’na gönderildi. Deniz subayı olarak mezun oldu. Stajyer subay olarak görev yaparken Deniz Kuvvetleri’nden ilişiği kesildi.

1921,1924 yılları arasında Rusya’da yaşadı. Etkilendiği Rus şairleri nedeniyle klasik şiir biçiminden sıyrılarak yeni bir biçim geliştirdi.1924 yılında Türkiye’ye dönerek Aydınlık dergisinde yazmaya başladı. 1925 yılından başlayarak hakkında davalar açılmaya başladı. Açılan onlarca davadan aldığı cezalardan toplam 13,5 yıl hapis yattı. 14 Mart 1950 tarihinde çıkarılan genel afla hapisten çıktı. Dört yıl askeri öğrenci, bir yıl subaylık yaptığı İçin yükümlülüğü olmamasına rağmen askere alınmak istendi. Askerde öldürüleceği endişesine kapıldığı için Rusya’ya kaçmak zorunda kaldı.

Memleket hasreti çekerek 3 Haziran 1963 yılında yaşama veda etti.

 

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani

Öyle gibi de görünüyor 

Anadolu‘da bir köy mezarlığına gömün beni

Ve de uyarına gelirse

Tepemde bir de Çınar olursa

Taş maş da istemez hani.

 

…diyen bir büyük vatansever şaire bu ülkeyi dar ederek kaçırttık ya, bu ayıp da bize yeter başka şey istemez yani.

***

Sevgili Okuyucularım,

Şimdi siz bunlar geçmişte kaldı, artık ülkemizde böyle şeyler yaşanmıyor diye düşünüyor olabilirsiniz. Ama Türkiye’de linç kültürü ve farklılıklara tahammülsüzlük tüm vahşetiyle devam ediyor.

Gurup Yorum mensuplarından HELİN BÖLEK 288 gündür sürdürdüğü ölüm orucunda yaşamını yitirdi. Kamuoyu, taleplerinin yerine getirilmesi için yaşamlarını ortaya koyan bu genç insanların çığlıklarına kulaklarını tıkadı.

Gurup Yorum İdil Kültür Merkezinde çalışmalarını yürütüyordu. 20 Mayıs 1996 yılında yürütülen açlık grevlerinde yaşamını yitiren Özgürlük Türküsü Topluluğu’nun kurucularından Ayça İdil Erkmen’in anısına İdil Kültür Merkezi koymuşlardı çalışma mekanlarının adını. Konserlerine yüzbinlerin gittiği, youtube’de milyonlarca kez dinlenen şarkıları olan Gurup Yorum’a üç yıldır konser düzenleme izni verilmiyordu.

Duvar Gazetesinden Murat Meriç, açlık grevinin 185. gününde Gurup Yorum’un taleplerini şöyle sıralamıştı : İdil Kültür Merkezi basılmasın, Konser yasakları kaldırılsın, topluluk üyeleri terör listelerinden çıkarılsın ve haklarındaki davalar düşürülsün.

Bu kadar basit istekleri duymazdan gelen devlet bir genç sanatçının ölümüne neden olmuştu. Bu talepleri duymazdan gelen kamuoyu olarak hepimiz suçluyuz.

Açlık grevini sürdüren Gurup Yorum mensubu İbrahim Gökçek 14 Şubat tarihindeki duruşmada şunları söyledi : Bir kez daha bu salona gelebilirmiyim, bu mahkemeyi izlemeye gelen dostlarım tekrar beni görebilir mi, bunu bilemiyorum. Ölebilirim, sakat kalabilirim, hafızamı kaybedebilirim, o yüzden bazı şeyleri söylemek istiyorum. Sizden rica ediyorum, sesim, sağlığım buna el vermiyor, dura dura konuşmak zorundayım, sonuna kadar dinlemenizi istiyorum. Ben ölmeyi değil, yaşamayı istiyorum. Bas gitarımı çalmak, arkadaşlarımın yanına gitmek istiyorum. Bizler sanatımızı yapalım. Bizim sanatımızın karşısına ağır silahlarla çıkılmasın. Sanatımızın karşısına sanat koyamayanlar ağır silahlarla karşımıza çıkıyorlar. Pir Sultan, Ruhi Su, Yılmaz Güney yaşıyor. Hepsi zamanın iktidarlarından, hakimlerinden çok çektiler. Şimdi biz de çekiyoruz, çektirmeyin. Çünkü şimdi onları dinliyor herkes. Gurup Yorum bu günün Pir Sultanıdır. Biz onlardan güç alıyoruz, başka bir şey değil. Bizim katilimiz olmayın. Kimsenin ölümüne izin vermeyin, yaşatın. Bu adaletsizliğe boyun eğemeyiz. Eğer düşmanımızsanız bile, sizler için de direniyoruz. Sizden öncekilerin yaşadıkları adaletsizlikleri yaşamayın. Beraatimi, özgürlüğümü istiyorum.”

Helin Bölek ‘ten sonra İbrahim Gökçek’i ölümsüzlüğe uğurlamamak için, sağır olan vicdanların uyanması gerekiyor.

İnsanları öldürebilirsiniz, hapse atabilirsiniz ama Gurup Yorum’un şarkılarını yok edemezsiniz. Bir Çerkes atasözünün dediği gibi “Mezar taşları yok olur, ama şarkılar yok olmaz.”

Bu çağda, şarkıları dijital ortamlarda milyonlar tarafından dinlenen Gurup Yorum’u yok edebileceğini düşünmek nasıl bir zavallıktır anlayabilmek mümkün değil.

Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.

Her ne kadar yazımızın başlığını, Sabahattin Ali’nin, milyonların aklına kazıdığı “Aldırma Gönül aldırma” şiiri olarak seçtiysek de, sizler çevrenizde ve dünyada olup biten her şeye aldırın ve ilgilenin. O zaman dünya  çok daha güzel ve yaşanılası bir yer olacaktır.



1087 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
BÜYÜKELÇİ ERKHOV'UN ÇERKES DÜNYASINA ETKİLERİ ÜZERİNE - 24/02/2020
Büyükelçi Erkhov küllenmeye yüz tutmuş közün üzerine benzin dökerek bir yangına sebebiyet vermiştir. Rusya’nın yalanlarına vicdan sahibi kamuoyu asla inanmıyordu.Ama Erkhov Rusya yancısı ve kafası karışık Çerkelerin işini biraz daha zorlaştırmıştır.
MUSTAFA KEMAL'İN ÇERKESLERE GÜVENMEDİĞİNE DAİR ÜÇ TELGRAF - 15/02/2020
Bu tarihi belgeleri, son dönemde Çerkes Ethem ile Atatürk’ün yan yana çekilmiş resimlerini çokça paylaşıp, Atatürk Çerkeslere çok güvenirdi diyenlerin, ne kadar öngörüden ve bilgiden uzak olduklarını anlatmak için paylaştım.
TÜRKİYE’NİN GEÇMİŞ 25 YILI VE GELECEĞİMİZ - 04/01/2020
Gelecek Partisi geçmişteki hatalarından ders çıkarmış, geleceğe bakan ve geleceği planlayan yeni bir Türkiye inşa etmelidir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi