• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/cerkeshaklari
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam47
Toplam Ziyaret461077
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.48383.4977
Euro4.17344.1901
Semerkew

Deguf Fuat

Deguf Fuat
deguf@ozgurcerkes.com
Gezi Casting’i Çerkeslere Hangi Rolü Verdi?
24/07/2013

Gezi ruhunu polis şiddetiyle iki gün içinde teslim alan ve zihni dönüşümünü tamamlayamayan zihniyet, senaryonun ilk halini çok beğenip de bu sahnede rol almak isteyen herkesin rolünü çaldı malum.

Her şey çok romantik bir isyan kurgusuyla start aldı. Fotoğraf kaygılı enstantaneler önceden düşünülmüş, tomalar karşısında göğsünü siper eden edene bir yarış başlamıştı. Olay örgüsüne uyumlu hikâyeler ve kahramanlar yaratılıp kurgulandı.

Böylesine ballı bir başlangıçta kim yer almak istemezdi ki? Hükümet ve Erdoğan’la sorunu olan, talep ve slogan kardeşliği içindeki herkes aktı Taksim mahalline. Tabii gelişim paradigmasını çok iyi okuyan küresel medya ve yerel işbirlikçileri de. İstanbul burjuvazisi hazır ve nazırdı.

Batı, Gezi’yi Türkiye Cumhuriyeti tarihinde eşine rastlanmayan, koordineli olmayan “demokratik çoğulcu” bir hareket olarak niteledi.  Bu “çoğulculuğun” hakkı verilmeli, içinde mebzul miktarda Ermeni, Rum, Kürt, Çerkes ve hatta kendini “anti-kapitalist Müslüman”olarak tanımlayan ama İstanbul burjuvazisiyle nedendir bilinmez hiçbir sorunu olmayan türedi bir grup da olmalıydı.

Oldu da. Ama kurgulanan “demokratik çoğulcu” yapıyı domine eden çoğunluk, tencere tavacılar, Selimiye Kışlası önünde “ordu göreve” diye bağıranlar, ırkçı ve primitif Onuncu Yıl marşıyla yürüyenler, yüzlerce aracı yakıp yıkıp, turizmin, esnafın canına okuyan; yani aslında referansı demokrasi, demokratik bir Anayasal düzen inşası olmayan, hatta bu düzenin inşasıyla sorunu olan dinamiklerdi.

Oysa dediğim gibi “çoğulculuğun” hakkı verilmeliydi. Ne kadar Molotof  kullansan da, dükkan, mağaza, kamu aracı parçalasan da kendi mağduriyetini öne çıkarmalı, Gezi’nin artık saflık düzeyine rücû eden bir avuç samimi aktivistlerinin oradan ayrılmaması için ne gerekirse yapılmalıydı.

Söylemiştim, orada herkes irili ufaklı bir role sahipti. Gezi’yi domine eden “çoğulcu-çoğunluk” tarih boyunca ne Çerkeslerin, ne Rumların, ne Ermenilerin, ne Kürtlerin ne de Müslümanların yanında yer almamasına, dahası hepsine çeşitli dönemlerde soykırım ve darbelerle korkunç travmalar yaşatmış olmalarına rağmen onlara figüran olarak ihtiyaç duymaktaydı tasarlanan fotoğrafın önemi nedeniyle.

Özelimize gelelim ve uzun lafın kısasını burada söyleyelim:
Gezi Castingi’nin orada bulunan bir avuç Çerkese uygun gördüğü rol, figüranlıktı.

Diyeceksiniz ki Kurtuluş Savaşı’nda başrollerden birini oynadı da ne oldu? Gezi’ye de damgasını vuran zihniyet onları o zaman da “hain” ilân etmedi mi?

Doğru, etti. Ama zaten sorun da bu. Yapılması gerekenin artık “devleti ele geçirmek” değil, onu demokratik devlete dönüştürmek olduğunu anlayamadığımız sürece daha epey vakit figüran olarak kullanılacağımızı söylemek hiç de kehanet sayılmaz.

Gezi’de yer alan kimi Kürt, Çerkes, Rum, Ermeni ve ortak paydaya sahip diğer tüm azınlıklar…

Eğer kemalizmin, küresel ve yerel sermayenin, onların “Türkiye Türklerindir” sloganlı medya uzantılarının, amacı demokrasi olmayan şiddet odaklı radikal “sol” grupların hazırladığı ortak tuzağı göremeyecekse, tarihte yaşadıkları travmaları bir balık hafızasıyla unutacaksa söylenecek söz bellidir:
Geçmişte yaşanan yaşandı. Yazgı deyip geçelim. Ama artık bundan sonra hâlâ aynı tarihsel körlük devam edecekse ortak paydanız yazgı değil, budalalıktır artık.

Kişi hedefli ve fırsat vasatındaki ortaklığın bir araya getirdiği bu tür bir çoğulculuğun ruhundan kimseye bir hayır gelmez.



Paylaş | | Yorum Yaz
6307 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

Çürüyen Kaffed İdeolojisi Ve Çerkes Dernekleri Federasyonu - 24/04/2013
Kafkas Diasporası ve Oğuz Berk Üzerine Birkaç Söz - 22/11/2012
ÇHİ-Aleksey Erkov görüşmesi: “SAMİMİ AMA SÖZÜNÜ SAKINMADAN” - 20/11/2012
Vacit beye armağanımdır: BENİM ADIM EBRULİ… - 28/06/2012
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
chi-cdp






adigebze I-II
Nükte!

BİZE BENZEYİP BİZDEN OLMAYANLAR...

Kurt, büyümekte olan yavrusuna hayatı öğretiyormuş. Bir tepeye çıkmışlar. Aşağıda yayılan koyun sürüsünü göstermiş ve anlatmış;

- Bak yavrum şu gördüklerin koyundur. Etleri çok lezzetlidir. Yakalaması da kolaydır.

Yavru kurt lafa girmiş ve çobanı göstererek, onun kim olduğunu ve ne yaptığını sormuş. Kurt, çobandan uzak durmasını, elindeki değneğin çok can yaktığını sıkı sıkı tembihlemiş.

Bu sırada yavru kurdun dikkatini sürünün köpeği çekmiş.

- Şu bize benzeyen bir şey var orada, o ne yapıyor?

Kurt, derin bir of çekmiş ve anlatmış:

- Ah yavrum, bizi asıl perişan eden işte o bize benzeyip de bizden olmayandır...
             ***
Bu fıkra neden icab etti?
RF Çerkes Örgütleri Koordinasyon Kurulu, Suriyeli Çerkesler için uluslararası toplantı yapılması isteğinden DÇB ve KAFFED'in baskıları sonucu vazgeçmiş de…

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi