• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/cerkeshaklari
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam35
Toplam Ziyaret418258
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.63663.6512
Euro3.89523.9108
Semerkew

Erol Karayel

Erol Karayel
erolkarayel26@gmail.com
Şehid Erol Olçok
24/07/2016
Allah yolunda öldürülenlere
ölü demeyin!
Onlar diridir;
ama siz anlayamazsınız.
[Bakara:154]

   

Arkadaşımız, kardeşimiz, ağabeyimiz Erol Olçok, 16 yaşındaki oğlu Abdullah Tayyip’le birlikte 15 Temmuz darbe girişimine direnirken Boğaziçi Köprüsü girişinde şehid edildi.

Erol Olçok iyi bir Müslüman, iyi bir insan, iyi bir vatandaş, -Abdzehlerin Tletseruk ailesinden- iyi bir Çerkesti aynı zamanda.

Dinine olan bağlılığını, insanlara olan sevgisini, yaşadığı topraklara olan vefasını, sapık bir inancın temsilcileri vatana musallat olduğunda onlara karşı en net tavrı alarak, ciğerparesi oğluyla birlikte canını feda etmekten çekinmeyerek gösterdi zaten.

Allah’ın rahmeti, bereketi üzerlerine olsun, kendilerini cennet ve cemaliyle şereflendirsin inşaallah. Bizleri de onların şefaatine nail kılsın. (Amin)

***

Erol Olçok’la 7 yıl süreyle yakın temas halinde oldum.

2007 yılında çalıştığım işimden ayrılmış, bir tv kanalında görev alma niyetim vardı. Ziyaret maksadıyla kendisini tanıyan bir arkadaşımla birlikte yanına gitmiştik. İlk o zaman yüz yüze geldim kendisiyle. Ama hayret, hiç yabancılamamıştım, sanki 40 yıldır tanışıyorduk. Anadolu’daki Çerkes köylerinde bolca görebileceğimiz fizyonomi ve karakterde biriydi. Sevecen ve güler yüzlü, konuşması candandı. Ben aslında yeni tanıştığım insanlarla çabuk kaynaşabilen biri değilim ama nedense ona kanım hemen ısınıvermişti.

O gün hoş-beş derken benim geçmişimi ve iş durumumu da konuştuk. Basın kökenli ve iş arayışı içinde olduğumu öğrenince, bir süre önce bir yayınevi ortaklığından ayrıldıklarını, yeni bir yayınevi kurma niyetlerinin olduğunu, yer ve donanımlarının hazır bulunduğunu, başına geçecek işten anlayan birini aradıklarını söyledi ve bu işi benim üstlenip üstlenemeyeceğimi sordu. Sürpriz olmuştu. Kâğıt ve mürekkepten oluşan bir iş tam bana göreydi. Durumum da müsaitti, hiç düşünmeden evet dedim.

Hemen kolları sıvadık. Kısa zamanda resmi işlemleri tamamlayarak Cağaloğlu’ndaki hazır mekana bir yayınevi kurduk.

***

Erol bey yoğun bir insandı. AK Parti’nin tanıtım, seçim çalışmaları ve diğer organizasyonlarını o yürütüyordu. Haftanın en az birkaç gününü Ankara’da geçiriyordu. Başka şirketleri de vardı ve bu tempo içersinde yayınevine fazla zaman ayıramıyordu. Her görüştüğümüzde de bunun üzüntüsünü dile getirerek kısa süre içersinde yayınevine daha geniş zaman ve imkan ayıracağını, bir atılım içine gireceğimizi söylüyor, gönlümü alıyordu. Ama diğer çalışmalarının yoğunluğu buna hiç müsaade etmedi. Düşük performanslı bir çalışmayla 2014 yılı Haziran’ına kadar 7 yıl süreyle bu minval üzere beraber olduk.

***

 Erol Olçok İslamcı kimliğe sahipti. Öğrencilik yıllarından buyana kendisini bu davaya adamıştı. Kamuoyu kendisini bu mensubiyeti ve çalışmalarıyla tanıyor zaten.

Ancak kamuoyunca bilinmeyen bir tarafı daha var, o da içine doğduğu Çerkes kimliğine ve sorunlarına olan duyarlılığı… Dindarlaştıkça soyunu sopunu unutanlardan değildi Erol Olçok. Adigece biliyor, bilenlerle anadilini konuşmaktan haz alıyordu. Halkının yaşadığı zorluklar ve asimilasyon problemleri onu samimi şekilde üzüyordu. Birinin adı “Cahar Şamil” olan çocuklarının Adigece öğrenmesini kendine dert ediniyor, çözümler üretmeye çalışıyordu. Çerkeslerin meseleleriyle ilgili çalışmalarda yer almaktan kaçınmıyor, üzerine düşen fedakarlığı gösteriyordu. Yıllarca kirasını onun ödediği binalarda faaliyet gösterdi Kafkasevi derneği.

Ama hep dillendirdiği bir sıkıntısı vardı; ona göre Çerkeslerin yetkin, kendini davaya adamış, sonuna kadar fedakar kadroları yoktu ve bu büyük eksiklikti. “Büyük işleri güvenerek teslim edebileceğimiz kimse yok ortada” diyordu kendi zaviyesinden bakarak. Bu sebeple kendisinin vesile olacağı ve hayata geçirilebilecek bazı projelere yol veremediği için üzgün olduğunu dile getiriyordu.

2008 yılında onun da dahil olduğu bir kadroyla “Kafkasevi Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Merkezi”ni kurduk. Bu kuruculuk başına sıkıntılar açmasına rağmen en başından itibaren bütün yönetim kurullarında görev almaktan çekinmedi.

Çerkes kimliğine duyarlılığı ve iktidar partisi ile olan kuvvetli ilişkileri nedeni ile FSB için potansiyel bir tehditti Erol Olçok. Rus istihbaratının mercek altında tuttuğu isimlerdendi. Sadece Çerkesliği de değildi takibine sebep. Mesela Ukrayna’da yapılan 2012 yılı seçimlerinde Rusya karşıtı blokun seçim kampanyasını doğrudan koordine etmiş ve yürütmüş, Rusya bundan çok rahatsız olmuştu o günlerde.

Bir Moskova seyahatinde FSB’yle nasıl köşe kapmaca oynadıklarını, zehirlenme endişesiyle doğru dürüst yemek yiyemediklerini, bir restorana rezervasyon yaptırıp sonra rastgele başka yerlere girip karınlarını doyurduklarını… filan hikaye etmişti bir sohbetimizde.

Çerkes sürgününü konu alan bir film çekme hayali vardı Erol Olçok’un. O kadar ciddiydi ki “5 milyon dolar hazır, önümüzdeki dönem çekimine başlayacağız” demişti wuneqoşu Nahit Serbes’in “Xabze” isimli  kitabının tanıtım ve imza gününde yaptığımız ayak üstü sohbette. “İnşaallah” demiştik ama nasip olmadı çekimlere başlamak.

Sayılı nefesler tükendi ve ebediyete uğurlamak zorunda kaldık sevgili Erol Olçok’u.

Tıpkı Çerkes Hasan gibi o da “veliyyu nimeti uğruna fedayı cân eyledi.”

***

Onlar bizim medar-ı iftiharımız;

Anılarını yaşatmak da görevimiz.

Bu ülke, bu ülkenin insanları onu zaten hiç unutmayacak.

Biz Çerkesler de unutmamalı ve unutmadığımızı göstermeliyiz…


Paylaş | | Yorum Yaz
1181 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

'Ermeni Soykırımı' ve Çerkesler - 14/06/2016
Ali İhsan - 04/04/2016
Kurumsallaşmanın Önemi - 18/12/2015
Bir Seçim Değerlendirmesi veya Merkezden Çevreye Akış - 21/07/2015
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
chi-cdp






ozgur fm
adigebze I-II
Nükte!

BİZE BENZEYİP BİZDEN OLMAYANLAR...

Kurt, büyümekte olan yavrusuna hayatı öğretiyormuş. Bir tepeye çıkmışlar. Aşağıda yayılan koyun sürüsünü göstermiş ve anlatmış;

- Bak yavrum şu gördüklerin koyundur. Etleri çok lezzetlidir. Yakalaması da kolaydır.

Yavru kurt lafa girmiş ve çobanı göstererek, onun kim olduğunu ve ne yaptığını sormuş. Kurt, çobandan uzak durmasını, elindeki değneğin çok can yaktığını sıkı sıkı tembihlemiş.

Bu sırada yavru kurdun dikkatini sürünün köpeği çekmiş.

- Şu bize benzeyen bir şey var orada, o ne yapıyor?

Kurt, derin bir of çekmiş ve anlatmış:

- Ah yavrum, bizi asıl perişan eden işte o bize benzeyip de bizden olmayandır...
             ***
Bu fıkra neden icab etti?
RF Çerkes Örgütleri Koordinasyon Kurulu, Suriyeli Çerkesler için uluslararası toplantı yapılması isteğinden DÇB ve KAFFED'in baskıları sonucu vazgeçmiş de…

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi