• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/cerkeshaklari
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam14
Toplam Ziyaret441168
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.55533.5696
Euro4.14424.1608
Semerkew

Kuşha Faruk Özden

Kuşha Faruk Özden
farukozden35@hotmail.com
Uzunyayla’da Kar Yolları Kapardı; Ya Şimdi?
14/03/2017

Köy evlerinde, kış odası denilen, penceresi poyraza bakmayan, daha küçük ve tek pencereli bölümde hayatın idame ettirildiği günler...

Geceden kar yağmışsa ilk iş çeşmeye giden bir yolun açılması. Ardından ağıl ve ahır damlarındaki karın kürünmesi. Karın bir metreyi geçtiği bütün Uzunyayla’da ulaşım at ve kızaklarla sağlanırdı. Köy yolları kapanır Pınarbaşı’na yani Kaberdeylerin söyleyiş biçimi ile Ğazey’e ancak çok önemli işi olanların gittiği kış günleri.

Hayvanların sıcaklığından damdaki kar erimeye başlar ve ağırlaşır. Bazen kar kürünmesinde geç kalınırsa karın çok yağması durumunda ağırlaşan kar damdaki ağaçları bile kırardı.

Ağıl ve ahırların kürünmesinden sonra sıra evlere gelirdi. Evler toprak damlı olduğu için kışın kar yağışının ardından damlar kürünür kapı önleri biraz açılırdı. Gece yağan karın ardından köylerdeki sabah saatleri bütün Uzunyayla köylerinde aynıydı.

Poyrazın esmesi havanın tipiye çevirmesiyle, rüzgar damlardaki ve yüksek yerlerdeki karları kuytulara doldurur, günlük hayatı da felç ederdi. Hele tipinin birkaç gün sürmesiyle hayat çekilmez olur, hayvanları sulamak ve ardınden yemlemek büyük çaba isterdi.

Köyümüzde geceden yağan ve neredeyse bir metreyi bulan karın ardından komşumuz Abeze İsmet Rahmetlik babası için evlerinden camiye kadar yolu açardı. Diğer komşular da kendi kapılarından İsmet in açtığı yola bağlantı yaparlardı.

Koyunu çok olanlar temiz karın üzerine ot atarlar, koyunlar otları yiyinceye kadar ağıldaki kürünler temizlenir, saman dökülür ve üstüne arpa veya çavdar dökülürdü. Koyunlar otları bitirince sulanır ve ağıla alınırdı. Sığırlar da sulanır yemlenir ve hayvanların sabah işleri biterdi. Dışarılarda gezinen başı boş atlar, koyunlara ot verilen yerlerde ki koyunların bıraktığı otları yerlerdi. Binek atı ve koşum atları sığırlarla birlikte suya götürülür ve yemlenirdi.

Dedem bizdeki at cinsinin “şoloh” at cinsi olduğunu söylerdi. ”Şoloh” at cinsinin özelliğinin fırtınaya arkasını dönmeyip, fırtınaya tipiye önünü dönmesinden anlaşıldığını söylerdi.

Karın yolları kapattığı kış günlerinde en hareketli olanları, okulların “15 tatil” diye isimlendirilen sömestri tatilinin başlangıcında şehirlerde okuyan öğrencilerin köylere dönüşü başka bir heyecanlı olurdu. Pöhrenk benzinliği veya Karakuyu ya kadar kamyonla gelen öğrenciler kızaklarla köylere dağılırlardı.

Kış günlerinde en çok sıkıntı çekenler sigara tiryakileri idi. ”Pakit” diye isimlendirilen tekel tütünü içindeki sigara kağıdı ile şehre gidenler tarafından kilo ile alınırdı. Çoğu köyde bakkal olmadığı için pakit bazı evlerde 5 veya 10 kuruş karla satılırdı. Köylerde tütün tükenince kriz başlardı. Arada bir kaçak tütün satıcıları gelirdi. Getirdikleri “Muş tütünü” olurdu. Çünkü bizim oralarda Muş tütününün adı bilinirdi. Tütünle birlikte kaçak sigara kağıdı da satılırdı. Kaçak tütün satıcısının misafir olduğu eve köyün orta yaşlıları toplanırdı. Ortada satıcının tütün tabakası elden ele dolaşır,  herkes sigara sarardı. İçimi beğenilirse yarım kilo veya bir kilo tütün yeteri kadar sigara kağıdı ile birlikte alınırdı. Kış günlerinde köylere pek satıcı gelmezdi, köylülerde de nakit parada bulunmazdı. Acil ihtiyacı olanlar da, parası olanlardan borç alırlardı.

Kışın uzamasıyla hayvan yemi sıkıntısı başlardı. Köyden veya komşu köylerden ot ve saman sıkıntısı olanlar yollara dökülürdü. Bir kaç kızaktan oluşan konvoyla tesbit edilen köylere doğru yola çıkılırdı.

Tipi dinip hele güneş açınca hafta sonları çocukların en büyük eğlencesi kızak kaymak oluırdu. O zamanlar Cumartesi günleri de yarım gün okula giderdik.

Şubat sonunda havalar ısınmaya başlar, cemreler beklenirdi. Üçüncü cemreden sonra “kaba yel” diye isimlendirilen lodosla karlar erimeye başlardı. Lodosun ilk günlerinde karın erimesiyle köyün ortasından akan derenin suyu artar, bazen de sele dönüşürdü. Önce rüzgar alan yerlerde toprak gözükür, birkaç gün sonra kar ancak kuytularda kalırdı.

 

KAFFED’DE DURUM…

Kaffed in DÇB üyeliğini askıya aldığı kararı biraz geç kalmış olmakla birlikte göstermelik iş gibi geliyor bana. Kaffed Genel Başkanı Yaşar Aslankaya’nın 2020 yılına kadar Rusya Federasyonu’na girişi yasaklanmasa ve bu yasaklamaya DÇB kesin karşı dursaydı “üyeliği askıya alma” göstermelik şovunu bize yine izletirler miydi? Hani son DÇB Genel Kurulu’nda tehditle onayı istenen ve önlerine konan listeyi görünce neden tavır koymadılar? Genel Kurulu terk etmediler de şimdi mi akılları başlarına geldi? Yoksa tüm tepkileri Yaşar Aslankaya’ya gelen giriş yasağı mı?

Kaffed yöneticilerinin geçmişte yapılan önerilere sırtını dönmesi, ÇHİ mitinglerini engellemek için, özellikle Kayseri mitingi, her türlü sekter tavır takınması unutulmaz. Benim de desteklediğim “Dünya Çerkes Kongresi”nin İstanbul’da toplanmasını DÇB merkez yönetimi ile engellemesi ve ön çalışma bahanesi ile unutturma gayreti hafızalardadır. Bütün ilkesiz ve günü kurtarma davranışları bugünü getirdi.

Moskova yönetiminin istemediği bir davranışta bulunmak veya davranışta bulunacağı hissi vermek dahi tepkiyi çekip müeyyide uygulamalarına neden olmaktadır.

     Duyduk ki DÇB temsilcileri Kaffed ile barış yapmak ve Kaffed’in DÇB üyeliğini askıya alması veya dondurması eyleminde havayı yumuşatmak için Ankara’ya barış elçileri göndermiş. Kaffed de yelkenler suya inmiş ve hiç bir şey olmamış gibi önlerine halılar sermiş. Bu kadar çabuk pes edecektiniz de kopardığınız yaygara neyin nesiydi?


Paylaş | | Yorum Yaz
440 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

Türkiye Panoraması ve Biz Çerkesler - 24/07/2017
Çerkesçe Tv İstemiyor muyuz Yoksa? - 20/05/2017
Kurbanlar ve Kurbanlıklar - 23/09/2016
Güzden Kışa Geçerken - 15/12/2015
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
chi-cdp






adigebze I-II
Nükte!

BİZE BENZEYİP BİZDEN OLMAYANLAR...

Kurt, büyümekte olan yavrusuna hayatı öğretiyormuş. Bir tepeye çıkmışlar. Aşağıda yayılan koyun sürüsünü göstermiş ve anlatmış;

- Bak yavrum şu gördüklerin koyundur. Etleri çok lezzetlidir. Yakalaması da kolaydır.

Yavru kurt lafa girmiş ve çobanı göstererek, onun kim olduğunu ve ne yaptığını sormuş. Kurt, çobandan uzak durmasını, elindeki değneğin çok can yaktığını sıkı sıkı tembihlemiş.

Bu sırada yavru kurdun dikkatini sürünün köpeği çekmiş.

- Şu bize benzeyen bir şey var orada, o ne yapıyor?

Kurt, derin bir of çekmiş ve anlatmış:

- Ah yavrum, bizi asıl perişan eden işte o bize benzeyip de bizden olmayandır...
             ***
Bu fıkra neden icab etti?
RF Çerkes Örgütleri Koordinasyon Kurulu, Suriyeli Çerkesler için uluslararası toplantı yapılması isteğinden DÇB ve KAFFED'in baskıları sonucu vazgeçmiş de…

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi