• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret517304
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar4.69954.7183
Euro5.50955.5316
Semerkew

Murat Özden

Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
‘Rusya'ya Gönüllü Katılım’ İhanetini Affetmeyeceğiz !
08/09/2017

2011 yılında Anavatanımızı ziyaret ettiğimde Nalçik'te kocaman bir meydanda sağ kolunu havaya kaldırmış dev bir kadın heykeli duruyordu. Havaya kaldırdığı koluyla bir çaresizliği mi anlatmak istiyordu bilemiyorum ama o kocaman heykel adeta yüreğimin üzerine çökmüş gibi beni üzmüş, hüzünlendirmişti. O heykeli oraya dikenlere, dikilmesine vesile olanlara, önünde tören yapanlara hepsine ama hepsine lanet etmiştim. "Ey Allahım, bu heykeli buradan yıkacağımız günleri bizlere göster" diye dualar etmiştim.

Bahsettiğim heykelin adı "Rusya ile sonsuza kadar" ismini taşıyor. 1557 yılında Kaberdey Prensi Tamruk'un, kızı Goşeney'ı (Ruslar onu Mariya ettiler) Çar İvan Grozniye vermesi ile başlayan süreci Kaberdey-Rus dostluğunun başlangıcı olarak kabul ederler. İşte Nalçik'te dikilmiş olan Goşeney'ın-Mariya'nın- heykeline "Rusya ile sonsuza kadar" anıtı diyorlar. Kırım Hanları'nın ve Dağısta Şamhalları’nın saldırılarına karşı Rusya ve Kaberdey ülkesi bir işbirliği antlaşması yaparlar. 460 yıl önce yapılmış bir işbirliği antlaşması bize dünyaya gönüllü katılım olarak yedirilmeye çalışılıyor; Tabi biz onu yersek…

Peki biz Rusya'ya gönüllü katıldıysak, neden sonrasında da Rusya ile yüzlerce yıl savaştık?

Neden yüzbinlerce Çerkes bu savaşlarda öldü?

Neden milyonlarca Çerkes Anavatanından sürüldü?

Neden Çerkesler dünyanın dört bir tarafına dağıtıldı?

Neden Çerkeslerin ezici çoğunluğu anavatanlarında değil?

Neden Çerkesler benzeri görülmemiş bir soykırıma tabi tutuldular?

Bu nedenleri daha çoook uzatabiliriz. Ama bunun hiçbir önemi yoktur.

Çünkü güçlü olanlar, yalan söyleme hakkını kendilerinde görerek, hiç utanmadan sizden bu yalanlarına inanmanızı isterler. Oysa "gecenin hükmü, güneş doğuncaya kadardır." Gerçek, gerçekliğini eninde sonunda kabul ettirir. Gönüllü katılım yalanları da, heykelleri de, meydanları da bir gün yerle bir olur ve soykırım gerçeğini tüm dünya ile birlikte Rusya'da kabul etmek zorunda kalır!

***

Rusya'nın emperyal aklı unutmuyor.

Unutmuyor, Çerkeslerle uğraştığı kadar hiç bir halkla uğraşmadığını.

Unutmuyor, Çerkeslerin özgürlük ateşini hiç bir zaman söndüremeyeceğini.

Unutmuyor Rusya'nın tarihsel hafızası  ve sürekli yalan üretmeye devam ediyor.

Rejim, sistem, zaman ayırd etmeden.

1957 yılında, sosyalist bir devlet, "Rusya ile sonsuza kadar" anıtı dikerek, "400. yıl meydanı"nı niye inşa eder?

Kurşuna dizerek yok ettiği Çar soyu Romanovlarla aynı emperyalist düşünceyi taşımasaydı, neden çarlığın yaptığı bir antlaşmaya dayanarak, 400 yıl sonra böyle bir yalanın inşasına girişir?

Bu soruların cevabını da, siyasi tarih bir gün gerçek anlamda yazıldığında öğreneceğiz.

Bundan 10 yıl önce, "Rusya ile sonsuza kadar" diyerek 450.yıl kutlamaları yapılmamış olsaydı, benim ne Maria’nın heykelinden, ne de 400. Yıl Meydanından haberim olacaktı. O zamanki kutlamalar bugünkü kadar iddialı olmadığı için birkaç yalakanın işgüzarlığı diye düşünmüştük. On yıldan bu yana bu törenler yapılmamış ki hatırlamıyoruz.

Faşist Putin yönetimi, sosyalist dönemde, Çerkeslerle birlikte,Rus olmayan tüm halklara verilmiş kültürel ve siyasi hakları bir bir budarken, her türlü baskı ve şiddet yöntemleri ile terör estirmeye devam ediyor.

Şapsığ Bölgesinde, 21 Mayıs anmasına açılmış olan dava, Lezginka oyununun yasaklanması gibi yıldırmaya yönelik baskılar, adım adım diğer bölgelere doğru yayılacaktır. 21 Mayıs’ı, sürgün ve soykırımı unutun, size "Rusya ile sonsuza kadar" bayramı veriyorum diyor Rusya yönetimi.

Bu tür yalanların toplumlara kabul ettirilip, Rusya'nın günahlarının saklanabilmesi için satılık adamlara ihtiyaç vardır. 2000 yılında yapılan devlet operasyonu ile ele geçirilmiş olan DÇB (Dünya Çerkes Birliği), "Çerkes taleplerinin bastırılması ile görevli bir Rus devlet dairesi" olmuştur. Ama DÇB'de görev yapan hiç bir yönetici de, şimdiki başakan Hauti Sohrokov kadar alçalmamıştı.

460 yıl kutlamalarının en ilginç etkinliklerinden biri de, 27 Ağustos’ta Nalçik Cumhuriyet Hipodromundan başlayıp, 8 Eylülde sona erecek olan, 500 kilometrelik bir parkuru kapsayan atlı yürüyüş. Kaberdey-Balkar Hükümeti tarafında finanse edilen 7 atlının yürüyüşünün organizatörü ise ünlü at yetiştiricisi ve Abhazya Gazisi İbrahim Yağanov.

Hauti Sohrokov, yürüyüş başlarken yaptığı konuşmada, "Halklarımız 460 yıldır bir aile gibi yaşadı ve Rusya'nın uğradığı tüm saldırılar omuz omuza birlikte göğüslenerek bu günlere gelindi" diyebilmiştir hiç utanmadan. Ruslar tarafından katledilmiş atalarının kemiklerini sızlatarak

Hauti Sohrokov bu cümleleri neyin karşılığında kurmuştur?

Tabii ki Rusların verdiği para, makam ve mevki karşılığında.

Hauti Sohrokov Rusların tescilli işbirlikçisi.

Peki burada yeni işbirlikçi İbrahim Yağan'a ne diyeceğiz?

Bunu yaparak kahramanlıktan, hainliğe geçmene değer miydi İbrahim?

Bu yaptığınla aldığın üç kuruş kaybettiklerine değer miydi İbrahim?

Buradan ilan ediyoruz!

"Rusya'ya gönüllü katılım" etkinliği içerisinde yer alan herkes, Çerkes Halkına ihanet çizgisindedir.

İhanet edenlere ise bütün dünyada "Hain" diyorlar.

    Çerkes Halkı, bu ihanetin içerisinde yer alanları hiç bir zaman affetmeyecektir!


Paylaş | | Yorum Yaz
1451 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

CHP, Çerkes Çalıştayı mı?, Göçmen Çalıştayı mı?, Vs. - 14/04/2018
Demokratikleşmenin tüm kesimleri kapsaması gerektiğine inanan bir gurup Çerkes ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi)’yi oluşturarak meydanlara çıkmış, Türkiye'de Çerkeslerin de yaşadığını haykırarak taleplerini dile getirmişlerdi.
Duran Dinçer'in Ardından - 25/03/2018
Birleşik Kafkasya Konseyinden ayrılırken Duran Dinçer'in sırtımızı sıvazlayıp "Bu saatten sonra bize, sizin arkanızda durmak yakışır, Allah yolunuzu açık etsin" sözü hala kulaklarımdadır.
‘Türklük Sözleşmesi’ - 21/03/2018
Özellikle sömürgecilik karşıtı şiddet, sömürgeleştirilmiş insanı aşağılık kompleksinden korkaklıktan kurtararak ayağa kaldırır, ona gereken özgüveni ve özsaygıyı verir, onu nesne olmaktan kurtarıp özne yapar.
Elli Yılda Gelinen Yer: ‘Tavukları Pişirmişem…’ - 10/03/2018
1992 yılında Adapazarı mitinginde hep birlikte bağırırken, diaspora olarak cumhuriyet tarihinde ilk defa kendimiz için bir şey istiyorduk.
Cihan Candemir’le Çerkes Halkı Üzerinden Bir Yolculuk Denemesi. - 03/03/2018
Eğer KAFFED o dönemde büyük kurum gibi hareket edip bizleri kucaklayıp sahip çıkabilseydi, demokratik açılım sürecini doğru okuyabilseydi, Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Çerkes Dernekleri Federasyonu, ÇDP gibi kurumları belki de kurmayacaktık.
Ol Mahiler ki Derya İçredir, Deryayı Bilmezler - 17/02/2018
Çerkes Halkının zihnini esir almış olan Türk Milliyetçiliği, Arap milliyetçiliği ve İslamcılık, Rus Milliyetçiliğini geriletip, Çerkes Halkına gerçek bir bilinç ve uyanış sağlayacak olan yegâne ilacın "Çerkes Milliyetçiliği" olduğunu biliyoruz.
‘Çerkes Milliyetçiliği’ Entegre (Kapsayıcı) Bir İdeolojidir - 08/02/2018
Millet kavramı sadece etnik bir kavram değildir. Aynı zamanda kültürel, siyasi ve coğrafi bir kavramdır. Kültürel ve siyasi olarak kendini Çerkes kavramı içerisinde görenleri biz de Çerkes olarak görüyoruz.
Resmi Kolektif Hafıza - 27/01/2018
Ayrıntısı ile ele alamayacağım şizofrenik bir durumun varlığından söz ediyorum. Toplum alarak kişilik bölünmesi ile karşı karşıyayız. Toplumun resmi kimliği ile gayr-ı resmi "özel" kimliği arasında büyük bir uçurum oluşmuştur.
Siyaset Güçleri Büyütme Sanatıdır - 14/01/2018
Çerkeslerin başka partilerin arka bahçesi olmasına müsaade etmeyeceklerini söyleyenlere, HDP'nin arka bahçesinde ne aradıklarını sorarlar haklı olarak
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!

BİZE BENZEYİP BİZDEN OLMAYANLAR...

Kurt, büyümekte olan yavrusuna hayatı öğretiyormuş. Bir tepeye çıkmışlar. Aşağıda yayılan koyun sürüsünü göstermiş ve anlatmış;

- Bak yavrum şu gördüklerin koyundur. Etleri çok lezzetlidir. Yakalaması da kolaydır.

Yavru kurt lafa girmiş ve çobanı göstererek, onun kim olduğunu ve ne yaptığını sormuş. Kurt, çobandan uzak durmasını, elindeki değneğin çok can yaktığını sıkı sıkı tembihlemiş.

Bu sırada yavru kurdun dikkatini sürünün köpeği çekmiş.

- Şu bize benzeyen bir şey var orada, o ne yapıyor?

Kurt, derin bir of çekmiş ve anlatmış:

- Ah yavrum, bizi asıl perişan eden işte o bize benzeyip de bizden olmayandır...
             ***
Bu fıkra neden icab etti?
RF Çerkes Örgütleri Koordinasyon Kurulu, Suriyeli Çerkesler için uluslararası toplantı yapılması isteğinden DÇB ve KAFFED'in baskıları sonucu vazgeçmiş de…

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi