• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/cerkeshaklari
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam158
Toplam Ziyaret467294
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Semerkew

Kuşha Faruk Özden

Kuşha Faruk Özden
farukozden35@hotmail.com
Bütün Dünyada Milliyetçilik Yükselirken !?
28/09/2017
Doksanlı yılların başlarında Nalçik’ten gelen ve ismini hatırlayamadığım bir misafirle Kayseri’de sohbet ederken, dağılan Sovyetler Birliğinin ardından Rusya Federasyonu’nda Rus Milliyetçiliğinin baskın olup olmayacağını sorduğumda “bunun kesinlikle mümkün olmadığını” söylemişti. Ben biraz ısrarcı olup Musollini ve Hitler’in partilerinin de sosyalist hareketten kopup “Milliyetçi Sosyalist” ismini kullandıklarını söylemiştim. Grup içinde oturanlar kaş göz işareti ile misafirin üstüne fazla gitmememi istemişlerdi. Marksist geçmişin milliyetçiliği öldürdüğü iddiasında bulunan misafir iki adet Mercedes otobüs siparişi vermişti. O ki bir iki yıl öncesine kadar maaşlı devlet memuru idi. Tabii ki bunu yüzüne söyleyemedim. Maaşlı memurluktan patronluğa geçmeye müsaade eden sistem değişikliği, Rus milliyetçiliğinin hakim olması hatta Faşizmin hortlamasının önünü açmıştır.
Yirmi birinci yüzyıl başları dünya demokrasisinin beşiği Avrupa’da milliyetçiliğin yükselmesi hatta faşizmin hortlamasına sahne olmuştur. 11 Eylül 2003’te ABD’den tetiklenen Müslüman ve Doğulu düşmanlığı ekonomik krizlerle Avrupa’da da tavan yapmıştır. Euro bölgesinde art arda gelen ekonomik krizler, bitmeyen Afganistan savaşı, demokratikleştirme bahanesi ile başlatılan Arap Baharı, Irak ve Suriye iç savaşı ardından mülteci krizi…
Sovyetler Birliğinin Afganistan’ı işgali kendi sonunu getirdi.
Petrol kaynaklarında hakimiyet kurmak için Arap baharı paravanının arkasından demokrasinin yerini Sisi darbesi, Libya iç savaşı, Suriye iç savası ve DAEŞ hayaleti ortaya çıktı. Bir şey dikkatimi çekiyor: DAES her tarafa saldırırken, özellikle Türkiye’de, Avrupa’da ve Rusya’da eylemler koyarken her ne hikmetse İsrail ve temsilciliklerinin yanına bile yaklaşmıyor. Bütün bu hengameler mülteci akınını tetikledi. Demokrat ve özgürlükçü Avrupa, mülteci akını karşısında bocaladı, şaşırdı ve ortak tepki gösterdi. Ekonomik kriz ile küçülen lokmalarını bölüşmek isteyen mültecilere karşı milliyetçi damar kabardı.
Asırlardır sömürdükleri ve ekolojik dengesini bozarak kuraklaştırdıkları eski sömürgeleri olan Afrika’dan veya Arap baharı kandırmacası ile iç savaşa sürükledikleri ülkelerden kaçan mültecilere karşı İslamofobi ve DEAŞ karşıtı olarak cephe almaya çalıştılar. Ekonomik krizlerle alım gücünü yitiren Avrupalılar her şeyin sebebini dışarıdan gelenler yani mültecilerde görüyor. Çözüm olarak milliyetçiliğe sarılan Avrupa ülkelerinde ırkçılık tekrar prim yapmaya başladı. Avrupa ülkelerinin eski sömürgelerinden yıllar önce göç eden ve ayak işlerinde kullandıkları insanların yerini Türkiye’den gelen işçiler aldı. Zamanla ekonomik krizler sıradanlaşınca işsizlik nedeni olarak önce yabancı işçileri gördüler. Bunlarla paralel olarak bir tarafta milliyetçilik köpürtülürken ardından ırkçılık körüklendi. Dünyanın en demokrat ülkeleri denilen Avrupa ülkelerinde faşizm yeniden hortladı. Avrupa Birliğinin eski Varşova Paktı artıkları devletlerde yayılması ekonomik krizleri de körükledi. Ekonomik krizlerin müsebbibi olarak öncelikle suçlu mülteciler, yabancı işçiler ve eski sömürgelerden göçenler gösterilmekte; engellemek için de milliyetçiliğe sarılmayı çare olarak görmektedirler. Ardından da yükselen faşizm… Bunun en güzel örneğini son Almanya parlamento seçimlerinde gördük.1945’ten sonra ilk defa faşist bir parti Alman Parlamentosu’na girmiştir. Hollanda’da da aşırı sağcı bir parti iktidar alternatifi olarak zikredilmiştir.
Avrupa’da bütün bunlar olurken ABD’de D. Trump aşırı sağcı söylemleri ile iktidara gelmiştir. Güney Eyaletlerinde polisin siyahlara karşı uyguladığı öldürmeye varan aşırılıkları sert tepkilerle karşılaşmaktadır.
İki binli yıllarda Türkiye’de iktidara gelen AKP hükümetleri başlangıçta daha halkı kucaklayıcı tavırlarıyla vesayet sistemini geriletmekte başarılı olmuşlardır. Vesayet gerilerken yerini demokratik güçlerin alması gerekirken köpürtülen hamasetle boşlukları şövenizmle doldurulma gayreti öne çıkmıştır. Eksik aksak yürütülmeye çalışılan barış süreci Hendekçiler ve 15 Temmuz ile unutturulmuştur. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere Hükümet ve AKP’liler tarafından köpürtülen milliyetçi söylemleri 2019 seçimlerine kadar dinleyeceğiz. İktidar bir taraftan MHP tabanına ve milliyetçilere oynarken, öte yandan Kürt oylarını kaybederse hiç şaşmam. Çantada keklik gördüğü Kayseri’deki Çerkes oyları dahi yanlış aday tercihleri ile o kadar garanti değil.
   Bütün dünyada milliyetçilik yükselirken bizim Çerkesler’de gerilemesinin nedenini araştırmak da başlı başına akademik tez konusu olur.


Paylaş | | Yorum Yaz
228 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

Asalet Kanda Değil, Duruş ve Davranıştadır - 17/08/2017
Türkiye Panoraması ve Biz Çerkesler - 24/07/2017
Çerkesçe Tv İstemiyor muyuz Yoksa? - 20/05/2017
Uzunyayla’da Kar Yolları Kapardı; Ya Şimdi? - 14/03/2017
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
chi-cdp






adigebze I-II
Nükte!

BİZE BENZEYİP BİZDEN OLMAYANLAR...

Kurt, büyümekte olan yavrusuna hayatı öğretiyormuş. Bir tepeye çıkmışlar. Aşağıda yayılan koyun sürüsünü göstermiş ve anlatmış;

- Bak yavrum şu gördüklerin koyundur. Etleri çok lezzetlidir. Yakalaması da kolaydır.

Yavru kurt lafa girmiş ve çobanı göstererek, onun kim olduğunu ve ne yaptığını sormuş. Kurt, çobandan uzak durmasını, elindeki değneğin çok can yaktığını sıkı sıkı tembihlemiş.

Bu sırada yavru kurdun dikkatini sürünün köpeği çekmiş.

- Şu bize benzeyen bir şey var orada, o ne yapıyor?

Kurt, derin bir of çekmiş ve anlatmış:

- Ah yavrum, bizi asıl perişan eden işte o bize benzeyip de bizden olmayandır...
             ***
Bu fıkra neden icab etti?
RF Çerkes Örgütleri Koordinasyon Kurulu, Suriyeli Çerkesler için uluslararası toplantı yapılması isteğinden DÇB ve KAFFED'in baskıları sonucu vazgeçmiş de…

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi