• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam185
Toplam Ziyaret607128
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.68495.7077
Euro6.28036.3054
Semerkew
Nevala Kasaba * - Uludere

ERKAN HAK'AŞE

“Nevala Kasaba”...

ANAP’lı Siirt Belediyesi’nin kepçeleriyle kazılan ve yargısız infazlarla öldürüldüğü “iddia edilen” pek çok Kürdün birkaç metre kefen bezi, birkaç parça tahtadan oluşan levazımatla, başuçlarına dikilecek basit bir taşın dahi esirgenerek yine kepçelerle gömüldüğü toplu mezarların yer aldığı Siirt merkezdeki “çöplüğün” adı “Nevala Kasaba”.

Evet, yanlış okumadınız “çöplüğün”  adı. 

Hani şu,

“Derelerden kan akar burada nicedir,

Analar ağıt yakar her doğan gün,

Gelinler yola bakar çaresiz,

Oyy, Nevala Kasaba oyy”

şeklinde ağıtlara** konu olan “çöplük”…

Bir gazetecinin, ağzında insan kol ve bacak parçaları gördüğü köpekleri izleyerek ulaştığı ve bir askeri birliğin de atıklarını boşalttığını belirlediği bir çöplükte bulduğu insan cesetlerinin fotoğraflarını çekmesi, fotoğrafların Avrupa gazetelerinde yayınlanması ve uluslararası insan hakları örgütlerinin çabası ile “batı yakasının” haberdar olduğu söylene(yazıla)gelen şu meşhur “çöplük” hani.

1989 yerel seçimlerinde belediye başkanlığının SHP’ye geçmesinden sonra, ölenlerin yakınlarının savcılığa başvurarak cesetlerini istemesi üzerine, belediye çalışanlarının yer göstermesi sonucu Nevala Kasaba kazılmış, çıkarılan ceset ve kemikler kent merkezindeki “Zeyve” mezarlığının tenha bir köşesine gömülmüştü.

***

Peki, 14 Ocak 1989'da, Cizre-Yeşilyurt köyü muhtarı ve köylülerine gece yarısı işkence yapıp ardından dışkı yediren binbaşı Cafer Tayyar Çağlayan’ı hatırlayabildiniz mi?
Hani Hasan Cemal’in Cumhuriyet’in genel yayın yönetmeni olduğu sırada ortaya çıkardığı, 1994’te Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’yi köylü başına 300 bin Fransız Frangı tazminata mahkum ettiği, Emekli general Kundakçı’nın Ahmet Tulgar’a 2004’te verdiği röpörtajda “o bir şakaydı” dediği icraatın “kahramanını”.

***

1994’te Lice’de 11 köylü evlerinden alınıp “götürülmüş” ve bir daha kendilerinden haber alınamamıştı. O tarihte JİTEM ile birlikte çalışan Abdülkadir Aygan’ın itiraflarında belirttiği yerlerde yakın geçmişte yapılmaya başlanan kazılarda kayıp köylülerin giysilerinin ve kemiklerinin toplu mezarlardan çıktığı basında yer almıştı.

Binlerce Kürt köyü insansızlaştırılmış, milyonlarca insan yerinden yurdundan olmuştu.

Musa Anter başta olmak üzere pek çok Kürt aydını farklı tarihlerde öldürülmüştü yine.

İsmail Beşikçi 100 yılın üzerinde hapis cezasıyla hüküm giymişti ve halen de “adliyelerin demirbaşı” izleyebildiğimiz kadarıyla.

Örnekler dilendiği kadar uzatılabilir - uzatmayacağım.

***

Biliyorum, bütün bu ayıplardan Sayın Erdoğan sorumlu değil (de), hazır 12 Eylül’e kadar “gidilmişken?” sorumlular nerede?

“Kaçakçı Kürtler” dediler Heron aklıyla.

Bombalamadılar, “Silahlı Kürtler” çıktı.

Baskın oldu.  

18’inde, ömrünün baharında yoksul Türk çocukları yok oldu-öldü.

Hantepe’de…

 

Bir başka gün “silahlı Kürtler” dediler Heron aklıyla yine.

Hantepe’den “ders” alın(ma)mıştı, bombaladılar.

Yitip gitme-ölme sırası, 18’inde, ömrünün baharında yoksul Kürt çocuklarınındı bu kez.

Uludere’de…

***

Türk’ün acısıyla Kürd’ün acısı arasında bir hiyerarşi kurmayacaksak; ömründe bir tek sabah sevgilinin kollarında uyanmadan, Çengelköy’de birkaç kadeh rakıyla kederlenmeden, Galatasaray-Fenerbahçe maçını tribünden izleyemeden yitip giden yoksul çocuklardır bütün görüp görebileceğimiz bu tabloda….

“İki deli gömleğinden” birini giymek zorunda değil isek, aklımızı insansız hava araçlarının ipoteğinden kurtaralım derim ben.

Çözüm belli: “Silahlara veda”.

***

28 Aralık 2011 gecesi Uludere’de 34 yoksul köylü bu ülkenin savaş uçakları tarafından bombalanarak katledildi.

Umutlar da.

Oysa umutlanmıştım-umutlanmıştık Oslo-Habur süreciyle sonuç vermeye başlayan doğrudan görüşmelerin varlığını basından okuduğum(uz)da.

Kürtler mutlu ol(a)madan, Çerkesler de dahil hiç kimsenin mutlu olamayacağı ortadayken bu ülkede, umudu büyütmekten başka seçenek mi var(dı)?

 

Sayın Erdoğan;

“Tablo ortada”.

“Tazminatı verdik ya daha ne yapalım.” mealinde, Hüseyin Çelik’ten ödünç alarak pek de “insani” bulmadığım, Mümtaz Soysal’ın “iltifatına” mazhar olan skandal bir cümleye imza atmış olsanız da, siz yapsanız dayanamaz söyleyiverirdiniz gibi geliyor bana. Tıpkı kimin yaptığını bildiğinizi sandığım gibi.

Soru halen ortada…

“Guernica”yı  kim yaptı?

______________________

* Kasaplar Deresi

**Musa Anter & İlkay Akkaya- http://fizy.com/#q/ilkay+akkaya+nevala

  
11347 kez okundu

Yorumlar

uludere     06/06/2012 04:41

Burda ki konu cerkezler,cerkezlik mi yoksa Uludere bahanesiyle hukumumete yuklenmek yani siyaset yapmakmi, Siyaset yapacaksaniz cerkezi konu etmeden direk siyasetinizi yapiniz yok Lutfen cerkezlik adi altinda politika yapmayiniz. Birde sunu ilave etmekye fayda var Cerkezler cumhuriyet kuruldu kurulali hic bu kadar yani AKP donemi kadar ozgur olamadi, dahada cok ozgur olacak o zaman sap la samani karistirmanin ne anlami var.
Misafir -

ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi