• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam42
Toplam Ziyaret615756
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.82625.8496
Euro6.49246.5184
Semerkew
21 Mayıs Sürgün mü, Soykırım mı?
21 Mayıs 1864 tarihinde Ruslar, savaşın yüzyıllar boyunca sürdüğü Çerkes bölgesinde denetimi tamamen sağladı. Burada yaşayan ve hayatta kalabilen yerli halk ise sürgün edildi. Çerkesler, düzenli orduları olmamasına ve herhangi bir yardım almamalarına karşın Rusya işgaline asırlar boyunca direndikten sonra bu tarihten itibaren ana vatanları olan Kuzey Kafkasya'dan çıkarıldı. Ünlü tarihçi Kemal Karpat'a göre, en yoğunu 1864 tarihinde olmak üzere 1859-1879 arasında sürgün edilen Çerkesler 2 milyon civarındaydı, sağ olarak Osmanlı Devleti'ne ulaşanların sayısı ise 1.5 milyondu.

 Çerkeslerin yüzde doksanı sürüldü, üçte biri yolda öldü
Yurtlarından sürülen Çerkesler deniz yoluyla Osmanlı Devleti'nin limanlarına gönderildi. Halkın yüzde doksanından fazlası sürgüne tabi tutuldu ve üçte biri sürgün yollarında veya geldikleri yerlerde hastalık ve açıktan öldü. Yakın tarihin en büyük toplumsal olaylarından biri olan Çerkes Sürgünü üzerinden 151 yıl geçti. Sözde Ermeni soykırımı anma törenlerine katılmak için Erivan'a giden Putin'in 1915 olaylarını 'soykırım' olarak nitelemesi, Rusya tarafından işgal ve göçe tabi tutulan Çerkesler tarafından tepkiyle karşılanmıştı.

Yıllarını Çerkes Sürgünü üzerine çalışmaya veren Alman araştırmacı; Irma Kreiten
Türkiye'de yaşayan bir Alman araştırmacı olan Irma Kreiten, yüksek lisans tezini Kuzeydoğu Gürcistan hakkında yazdı ve Rus oryantalizmini inceledi. Bu çalışmasıyla üniversitenin tarih bölümünden "en iyi master tezi" ödülünü kazanan Irma, çalışmaları sırasında Saint Petersburg ve Moskova'daki arşivlerde, kütüphanelerde birçok belgeye ulaşma fırsatı buldu. Çerkes Soykırımı konusunda bugüne dek onlarca bilimsel çalışmaya katkı sağlayan Kreiten, Southampton Üniversitesinde Karşılaştırmalı Soykırım Çalışmaları üzerine doktora çalışması yaparken çeşitli baskılarla karşılaştı.
“Bir Alman olarak, faşizm ve Holokost'un Avrupa'nın kolonyal politikalarından doğduğunu iddia eden felsefeciler ve tarihçiler çok ilgimi çekmişti ve Çerkes soykırımı üzerine Batı dillerinde neredeyse kitap ve makale olmadığını fark ettim" diyen Kreiten, Avrupalı tarihçilerin Müslüman halklarının çektikleri acıları ihmal ettiğini gördüğü için bunu değiştirmek istemiş. Fakat bu sandığı kadar kolay olmamış.

"Soykırım kelimesini kullanma!"
Çalışmalarını yürüttüğü biri Almanya'da, biri İngiltere'de iki üniversite de kendisine doktora ünvanını vermekte birçok zorluk çıkarmış. Araştırma projesi kabul edildiği halde danışman profesörü kendisinden 'soykırım' kelimesini kullanmamasını isteyerek, Rus yanlısı kaynaklara yönlendirmede bulunduğu için tepki gösteren Irma Kreiten, İngiltere'ye geçmiş. Fakat durum yine değişmemiş. Bir yıl boyunca yazışmalarla oyalanan Irma'nın Soçi olimpiyatlarından önce bitirmeyi düşündüğü doktorasını halen kabul görmüş değil..

"Rus belgelerinde yolların, kıyıların Çerkes cesetleriyle dolu olduğu yazıyordu"
1858 ve 1864 yılları arasında Rusya tarafından belirtilmiş noktalardan milyonlarca Çerkes'in zorla Osmanlı İmparatorluğuna gönderildiğini ve Kafkasya'da sadece 80 ila 90 bin Çerkes'in kaldığını hatırlatan Irma, “Savaş sırasında, Rusların uyguladığı ambargo sürecinde ve sürgün yolculuğunda kaç kişinin açlıktan, soğuktan, salgın hastalıklardan öldüğünü tam olarak bilmek imkansız" diyor. “Bazı Rus belgelerinde özellikle savaşın son döneminde yolların, kıyıların Çerkes cesetleriyle kaplı olduğunu okudum" diyen Irma Kreiten, o dönemdeki şartlara göre Rusya'nın alışılmamış derecede sistematik, yani önceden planlanmış ve bilinçli olarak gerçekleştirilen bir politikayı sürdürdüğüne dikkat çekiyor.
“Rus asker ve memurlar Batı Kafkasya'yı temelli olarak Çerkes nüfusundan 'temizlemek' istediklerini ifade ediyorlardı. Çerkeslerin çoğu gittikten sonra bile kendini saklamak isteyen kişileri bulmak için Rus askeri birlikleri, dağları ve vadileri adım adım taradı, o bölgede bir tek Çerkes'in kalmasına bile izin vermediler. O zamanlarda ''soykırım'' diye hukuki bir kavram yoktu fakat yapılanların mantığı bir soykırım mantığıdır ve hatta sonraki soykırımlarda Çerkeslere uygulanan politikaların örnek olarak kullanıldığını da düşünüyorum."

"Rusya Avrupaya kendini ispat etmek istedi"
“Çerkes Soykırımı Rusya tarafından Batı'ya bakarak, kendisini Batı Avrupalı güçleri ile karşılaştırarak ve onlara ayak uydurmak için işlendi" diyen Irma Kreiten, Rusya'nın Kuzey Kafkasya'da sömürge kurarak, ''doğulu'' halklara karşı fatih ve eğitmen olarak çıkarak, Avrupa medeniyetine dahil olduğunu ispatlamaya çalıştığını dile getiriyor.

"Almanya da sessiz"
“Rus belgeleri, Çerkeslere uygulanan politikanın bilinçli olduğunu ve Rus hükumeti tarafından onaylandığını çok net bir şeklinde gösteriyor, kolonyal şiddet ve yok etme politikaları generaller veya memurların tercihinden çok bir devlet politikasıydı" tespitinde bulunan araştırmacı, Rusya'nın Çerkeslere yaptıklarını ''soykırım'' olarak tanımak istememesini şaşırtıcı bulmadığını ifade ediyor. Şaşırtıcı olanın Avrupa Birliği'nin duruşu olduğunun altını çizen Irma, BM nezdinde Çerkes soykırımının hala tanınmamasının ise hem Avrupa'nın kendi kolonyal geçmişinden hem de Rus lobisinin baskısından kaynaklandığını ifade ediyor. Ve kendi ülkesi olan Almanya'nın da sözde 'Rus-Alman dostluğu'nu ve ekonomik işbirliğini tehlikeye atmamak adına Çerkeslerden hiç bahsetmemeye çalıştığına işaret ediyor.

"Soykırım söz konusu olduğunda bilgisizliğe sığınılamaz"
Rusya'nın ya da Batılı ülkelerin yakın zamanda Çerkes soykırımını tanımalarını beklemediğini söyleyen Alman uzman, bu konuda Baltık devletleri, Ukrayna ve Polonya gibi ülkelerden daha ümitli olduğunu çünkü onların Rus hegemonyasının altında kalmanın, bugünkü Rusya'nın saldırgan dış politikasından korkmanın ne demek olduğunu daha iyi bildiğini sözlerine ekliyor. Irma Kreiten'e göre, insanlar Çerkeslerin geçmişi yada gelecekteki konumuyla ilgili olarak 'bilgisizliğe' sığınıyor. Bunun artık bir bahane olmaması gerektiğini vurgulayan Kreiten, bilmemenin, ilgilenmemenin ve susmanın bir soykırım söz konusu olduğunda artık geçerli olmaması gerektiğini ve en azından kınanma aşamasına gelinmesi gerektiğini ifade ediyor.
_____________________________
Nuriye Çakmak, Yeni Şafak,21 Mayıs 2015
  
1522 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi