• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret591531
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.74035.7633
Euro6.53636.5625
Semerkew
Belki sonbaharda 'barış' gelir

Mahmut Övür

Aklı başında herkes savaşın çözüm olmadığını söylüyor. Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş adeta feryat ederek şöyle diyor:
"70'lerden beri bu işin içindeyim. Tek çözüm yolu demokratik açılımı sürdürmektir."
Bu gerçeğe rağmen anlaşılan bir kez daha kanlı bir çatışma yaşayacağız. Umarım bu çatışma kısa sürer ve derin siyasi sonuçlara yol açmaz.
Bunun için ne yapmak gerekiyor? İşte can alıcı soru bu...
AK Parti son 10 yılda Kürt meselesinde tarihi adımlar attı. Demokratik Açılım süreciyle bu sorunu tam anlatamasa da topluma mal etmeye çalıştı. Devlet ve devletin Kürt meselesine bakışı değişti. Ama yetmez. Hâlâ sorun çözülmüş değil.
Bu noktada cevabı bulunması gereken soruyu Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı dile getirdi:"İstihbarat raporlarına göre terör örgütüne katılımlar azalmıyor, artıyor. Neden? Orada büyük sorun var. Bölgeye bugüne kadar gitmeyen hizmetler gitti. Altyapı, sağlık, ulaştırma, sosyal yardımlar. Başbakan'ın bütün kızgınlığı bundan.Hâlâ neden adeta askere gider gibi gidiyorlar?"Bu sorunun cevabı doğru verilirse çözüm yolu da açılır.
Seçim döneminde, birkaç gün önce PKK saldırısına uğrayan Siirt'in Pervari ilçesine gitmiştim. 8-12 yaş arası bir grup çocukla biraz sohbet ettim. Oradan Ankara'ya nasıl baktıklarını, hükümetten ne beklediklerini sordum. O küçük yaşlarına rağmen düzgün cümlelerle hepsi aynı şeyi söylüyordu: 
"Biz ana dilimizle eğitim almak istiyoruz."
Toplumdan gelen bu tür talepler zamanında karşılanmazsa sonradan yerine getirilse bile işe yaramayabilir.
Peki, bu sorun şiddetle mi çözülür?
İşte PKK ve çevresinin görmediği gerçek de bu... Bu çevre, Türkiye'nin son dönemlerdeki değişimini, demokratikleşme adımlarını şiddetin bir zaferi olarak yorumladığı için şiddet sarmalından çıkamıyor. Belki de bu yüzden son Kandil operasyonunu pek de beklemiyordu. Devletin bu sert refleksinin nasıl bir sonuca yol açacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Ama şu ihtimali de görmek gerekiyor. Eğer derin kışkırtmalar olmazsa, sonbahar silahların sonsuza kadar sustuğu bir "bahar"a dönüşebilir. Bunu başarmak için Kürt sivil siyasetinin daha aktif devreye girmesi ve onların önünün açılması gerekiyor. Bunu başarabiliriz...

_________________ 

SABAH,21.08.2011

  
2053 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi