
Faruk Arslandok
arslandok@gmail.com
Tehditle sonuç alınır mı?
12/06/2012
Kafkasya’da yapılan soykırım ve işlenmiş olan suçlara ilişkin en geniş bilgi ve belgeler her halde Rus Çarlığı’nın varisi ve son yıllarda Çarlığın modern versiyonunu inşa etmekte olan Rusya Federasyonu’nun arşivlerindedir. Rusya’yı yönetenler bu konuyla ilgili detayları Çerkesler’den daha iyi biliyor olmalılar. Çarlık rejimine son vererek Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni kuranların ve yönetenlerin de bu konunun bütün detaylarını bildiklerini düşünebiliriz. Sosyalist olmalarına rağmen Çarlık Rusyası’nın işlediği soykırımı görmezden gelmeleri de dikkat çekici bir durumdur. Rusya’nın Kafkasya’da yaşanan trajedideki sorumluluğu ilk defa devlet başkanı düzeyinde Boris Yeltsin tarafından dile getirilmiş olmakla birlikte; bugünkü Rusya Federasyonu yöneticilerinin bundan rahatsız oldukları ve söylenen sözlerin unutulmasını istedikleri açıktır. İşlenmiş olan suçun kapsamı ve büyüklüğü yüzleşmek yerine unutmayı ve unutturmayı teşvik ediyor olabilir. Onlar bekliyorlar ki soykırıma uğrattıkları halkın mensupları suskun kalsın, hiç bir şey olmamış gibi davransın. Bu büyük trajedinin üzeri de sonsuza kadar örtülmüş olsun. Böylesine büyük bir soykırım ve sürgüne uğratılmış bir halkın bir süre suskun kalsa da bunu unutmasını ve dile getirmemesini beklemek akla uygun bir beklenti olabilir mi? Tarihin akışı bunun pek mümkün olmadığını göstermektedir. Bu suskunluk, uğradıkları büyük haksızlığı kabul ettikleri anlamına gelmeyeceği gibi, böyle bir kabulleniş o toplumun insanlık onurunu ve var olma iradesini tahrip eden bir yaklaşım olacaktır. Yaşadıkları trajedinin sorumlularından hesap sormak ve sonuçlarının telafi edilmesini istemek üzere harekete geçmiş olan bir halkı tehditle sindirmek ve geri çekilmesini sağlamak mümkün olmadığı gibi, hareketin daha da güçlenmesine neden olacağını söyleyebiliriz. Şiddete baş vurmadan, demokratik yöntemleri kullanarak yürütülen gösteri ve faaliyetlerden rahatsız olup tehdide başvurmak, suçluluk psikolojisinin göstergesi olarak algılanacaktır. Tehdit; şiddete başvurmadan dile getirilen ve yapılan haksızlığa dünyanın dikkatini çekmeye yönelik eylemlere makul ve kabul edilebilir argümanlarla karşılık veremeyeceğini düşünenlerin başvuracağı bir yöntemdir. Kuban Kural’a yönelik tehdidi kimlerin, ne amaçla yaptığı henüz somut olarak bilinmese de ilk akla gelecek olağan şüphelinin kim olacağı kolayca tahmin edilebilecektir. Muhaliflerine yönelik sicilinin oldukça lekeli olması, bu tahminin dayanaksız olmadığını göstermektedir. Tehdidin failleri belki de bunu kullanmak isteyen, bulanık suların avcıları da olabilir. Bu şüphelerin ortadan kaldırılması, faillerin bir an önce tespit edilip gereğinin yerine getirilmesi ile olacaktır. Bunun sorumluluğu vatandaşı olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti emniyeti ve adli güçlerinindir. Vatandaşlarının emniyetini ve can güvenliğini sağlamak, onlara yönelen tehditleri ortadan kaldırmak hukuk devletinin en önemli görevidir. Vatandaşlarının uluorta takip edilip tehdit edilmesi, hukuk devletinin kabul edebileceği bir davranış olamaz. Olağan şüpheli olarak görülmek istemeyenlerin de bu tehdit kendilerinden gelmiyorsa olayın aydınlanması yönünde pozitif çaba göstermeleri gerekir. Adalet arayan, haklı bir davanın savunucularını tehditlerle sindirmeye çalışmanın umulan sonucu yaratmayacağı bilinmelidir. Çerkes halkı tehditler karşısında sağduyusunu yitirmeden haklı davasını savunmaya devam edecektir. Kuban Kural yalnız değildir. |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| 21 Mayıslar Devam Ediyorsa Biz Ne Yapıyoruz? - 25/05/2013 |
| DÇB’nin almış olduğu bu kararların Çerkesler için somut ve kabul edilebilir sonuçlar yaratıp yaratmayacağı konusunda ikna edici bir açıklama yapmasının zamanı gelmemiş midir? |
| Talepler Ve Siyaset - 12/11/2012 |
| Dile getirilmeyen veya dile getirilip arkasında istikrarlı bir şekilde durulamayan talep ve istekler ülke yönetiminde temsil olanağı bulamayacaktır. |
| Demokratik ve Doğal Haklarımız - 26/04/2012 |
| Hak taleplerinin görünürlüğünü ortaya koymak bakımından kitlesel gösteri ve mitingler yadsınamayacak bir öneme sahiptir. 29 Nisandaki Kayseri Mitingi halkımızın kendi taleplerini ortaya koyma ve sahip çıkma iradesinin bir göstergesi olacaktır. |