
Ali İhsan Aksamaz
aksamaz@gmail.com
[Lazca- Türkçe Anılar/ Anlatımlar- 3]: "Erkek Çocuğun Evlendirilmesi"
16/05/2026
--Gelincağızım, ben bugün buraya elbisemi ters giyerek kızımız için geldim. Kızın annesi Zeliha Hanım da şöyle karşılık verir: --Elbiseni ters giydiğini ilk anda fark etmiştim! İkisi birden gülüşmeye başlarlar. Oğlanın annesi şöyle der: -- Allah için iyi yaşıyoruz. Sulak arazimiz var. Ağzına kadar dolu kilerimiz, hayvanlarımız, ahırımız, tahıl ve erzakla dolu ambarımız var. Bir de koca bir evimiz var. Çok şükür hiçbir şeye muhtaç değiliz. Biliyorsun, bizim oğlan Rüştü de artık büyüdü. Onu evlendirmeyi düşünüyoruz. Sizinle akraba olmak bizlerin hoşuna pek giderdi. Kızın annesi şöyle karşılık verir: -- Gelincağızım, onu anladım da! Şimdi ben sana ne diyeyim ki? Sen de çok iyi bilirsin ki bu işler palas pandıras olmaz. Hele bir akşam olsun, benim ihtiyar gelince ona bu konuyu açarım. Sen üç gün sonra yine gel. Ama âdet olduğu gibi yanında erkeğinle gel! Kocalarımız bu işi erkek erkeğe konuşsunlar. Kızın annesi, oğlanın annesine uzun uzun anlattı. Akşamleyin kızın babası eve geldi. Zeliha hanım, kocasına konuyu açmaya çalışıyor: --İhtiyar, farkında mısın bizim artık kız büyüdü, serpildi, kapılardan sığmıyor. Evlenecek çağa gelmiş. Günde üç- dört defa da aynaya bakıp duruyor. --Kadın, sen deli misin? Eğer bizim kız deliyse, ortadan kaldıralım! --Hayır, ihtiyar, hayır! Mesele dediğin gibi değil. Kız çocuk büyüyünce evlendirilir. --Kadın, sen deli misin, yoksa ben mi? --Hayır, ihtiyar, hayır! Ben deli değilim. Sen de akıllısın, bizim kız da akıllı! --Kadın, neler dönüyor böyle? --İhtiyar, bak, çok akıllı, hâli vakti yerinde insanlar. Sulak arazileri, ağzına kadar dolu kilerleri, hayvanları, ahırları, tahıl ve erzakla dolu ambarları var. Bir de koca bir evleri var. Rüştü akıllı oğlan. Babası Hasan da çok iyi bir insan. Lütfi adlı küçük bir erkek kardeşi var. Lütfi’nin hatırına, Hasan’ın hatırına bizim kızı Rüştü’yle baş göz edelim. --Kadın, mesele öyleyse, âdet olduğu üzere hele bir elçi gelsin de bir konuşalım! Hayırlısıyla kızı verelim! Üç gün sonra Rüştü’nün annesi, kocası Hasan’ı yanına alarak kız evine geldi. Oğlanın babası ile kızın babası çocukların baş göz edilmesi meselesini güzelce konuştular. Nihayetinde kızı, Rüştü ile baş göz etme kararı verdiler. Dört gün sonra Hocaefendi ile gelip âdet olduğu üzere nikâh kıydılar. Eğlenceler yapıldı; âdet olduğu üzere pek çok şişe ve tahta kaşık kırdılar. Oyunlar oynadılar, eğlendiler. Zeliha, damadı Rüştü’ye üç- dört günlük bir düğün düzenledi. Rüştü, yanında on kişiyle düğüne gelirken, komşu delikanlılar yolda âdet olduğu üzere saklandılar, ama Rüştü diğer yoldan giderek onları atlattı, yolunu kesip yakalayamadılar. Rüştü, nişanlısının evine yanındakilerle ulaştığında baldızları karşıladı. Baldızları, komşu kızlarla beraber sabaha kadar âdet olduğu üzere Rüştü’ye damatlık yaptırıyorlardı, eğleniyorlardı. Rüştü’ye akşam yemeği, baklava ve tavuk butları ikram ettiler. Gel gör ki zavallı damat henüz pek genç olduğu için utancından yemek bile yiyemiyordu. O gece şafak vaktine kadar âdet olduğu üzere Rüştü’ye böyle damatlık ettirdiler, eğlendiler. Şafak vaktinden sonra baldızları ve komşu kızlar, Rüştü’nün yanına nişanlısını getirip odadan ayrıldılar. Nişanlı iki genç odada yalnız kaldılar. Bol bol konuştular. Bir daha ne zaman geleceğini de kararlaştırdılar. Gün tam aydınlanmadan Rüştü, nişanlısının yanından ayrılıp kendi evine gitti. Üç ay sonra nişanlı kızın, baba evinden damadın evine getirildiği gün büyük bir düğün yaptılar. Âdet öyle olduğu için on- on beş kadar silahlı genç, nişanlı kızın evine gitti. Orada lezzetli yemekler yiyip sonra da kızı, baba evinden Rüştü’nün evine götürdüler. Nişanlı kızın, damat Rüştü’nün evine getirilmesinden sonra, gençler damadın evinde yine âdet olduğu üzere pek çok bardağı kırıp, havluyu da paraladılar, eğlendiler. Üç horoz, dört tavuk, iki de kuluçka tavuğunu sözde aşırıp kendi evlerine götürdüler. Vaktizamanında Lazlar düğünlerde işte böyle eğlenceler yapıyorlardı. -------------------------- Biç̆işi oçilu Biç̆i oçilamt̆am-şi, biç̆işi nanak porça vana xirk̆a gamakteri dolikunams do bozoşi oxoşa mendulu do bozoşi nanas uǯumes-ki: “Gelini! Ma handğa gamakteri porça dolokuneri komopti bozoşa”. Nana Zelixak uǯu-ki: “Ma si komekʒadi: Porça gamakteri dologokuns”. Jurikti ižiʒines: “Ha, ha, ha…” Biç̆işi nana uǯu-ki: “Çkun biç̆i kelemardes, k̆ai bskidurt, ǯk̆ari gexunerizeni miğunan. Bağu, mandre, nalya do oxori-ti miğunan do hemuşeni biç̆i oçilu guris dolomangones do, tkvanik̆ala mzaxaloba-na p̆ate, k̆ai domaǯones”. Bozoşi nanak uǯu-ki: “Heya ho gelini! Ama ma haǯi si mu giǯva? Si-ti kogiçkin eǯak̆ap̆ineri dulya var iven. Olumcyaşe badi moxtasen do hemus ma koxoboǯonapam. Si sum ndğa-ş-kule moxti, ama a’çkva komoli kelik̆ati; muç̆o numsku. Komolik komolis up̆aramitas!” Haşo mç̆ipaşaşi koxoǯonapu biç̆işi nanas. Olumciaşe bozoşi baba komoxtu do oxorca muşik oxoǯonapams: “Badi, bozo domardes, nek̆nape montxams. Bozo gamatxuşi divudoren, şkape golonk̆anams. Ndğas xut-otxo fara yalis gyoǯk̆edams”. -Kçini, si deli yeri? Bozo deli ren-na, dop̆ilat! --Var, badi, var! Dulya heşo va ren! Bozo elirda-şi, gamotxvaman. --Kçini, ʒanʒa deli ren-i, vana ma deli bore-i? --Var, badi, çkimi, var! Si-ti ğnosari do bozo-ti ğnosari! --Kçini, kyerki ho! Mt̆k̆eʒi vana mun ore? --Badi, şalapişi dido ğnosari do, k̆ai-na skidunan, k̆oçepe renan. Zenis ǯk̆ari gyuxenan. Nalya, bağu, mandres do didi oxori-ti gyudginan. Ruşdi ğnosari biç̆i ren. Baba muşi Xasani-ti dido k̆ai k̆oçi ren, ama ar ç̆ut̆a cuma uyonun, Lutvi coxons. He Lutvişi xat̆irişeni do Xasanişi xat̆irişeni Ruşdis bozo çkuni komepçat. --Xçini, dulya heşo ren-na, elçi moxta-şi, bozo komebçat! Ruşdişi nana Must̆afa elak̆ateri moxtu do k̆ai dup̆aramites do imaneti komeçes. Ontxo ndğa-ş-k̆ule xoca elak̆ateri moxtes do ningyaxi doves do dido şuşepe k̆uzepe kogoit̆axes. Hek dido osterupe-ti divu. Sum- otxo dğaşi damtiek sicas ç̆anda duxenu do sica a vit k̆oçik̆ala sica moit̆u-şi, marteşi biç̆epe sicas gzas kogelut̆k̆obes, ama sica majurani gzate igzalu do sica var aç̆opes. Sica noğamisaşi oxorişa idu-şi, oxrasurepek sica oç̆opes do oxrasurepek martepeşi bozopek̆ala moselaşa-kis sicas sicalik̆oba oxenapamt̆es. Sicas olumcyaneri gyari, bak̆lava do kotumeşi t̆rik̆epe, kogoǯucines. Sica ağne na t̆u şeni Memed (Memedi sivişi k̆azancoğli, Omerişi Cuma na-t̆u.) sivişi’steri tolepe patxumt̆u do gyari var aç̆k̆omu. Hem seris moselaşa-kis sicalik̆oba doxenapes. Mosela-ş-k̆ule noğamisa kodulut̆k̆oçes do majura bozope igzales. Noğame do noğamisa komolaskides. Hem seriş dido isinapes do noğame mundees moxtat̆u-ti koniaces. Hem seriş te var gextu-şakis sica gamaxtu do igzalu. Sum tutaşi noğamisaşi moyonuşi didi ç̆anda doves: Vit, vitoxut k̆oçi gosilaxeri noğamisaşi oxorişa mextes do hek ar k̆ai gyari oç̆k̆omes do noğamisa komoyones. Noğamisa-ş-k̆ule na moxtes, biç̆epek sicaşi oxoris dido st̆ak̆ani, k̆uzi do peşkirepe goyxares do kogoit̆axes. Sum mamuli, otxo kotume, jur çkva monç̆va nixires, oxo mutepeşişa mendiyones. Osteruşeni hamk̆ata dulyape ikoman Lazepek ç̆andepes. ------------------------------------------ [Kaynak kitap: Sergi Jiğent̆i, “Ç̆anuri T̆ekst̆ebi (Arkabuli K̆ilok̆avi), SSRK̆ Meʒnierebata Ak̆ademiis Sakartvelos Pilialis Gamomʒemloba, T̆pilisi, 1938, (Tablo: Hasan Helimişi), (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)] |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| [Lazca- Türkçe Anılar/ Anlatımlar-2]: “Dedeme yüz bir yıl hapis cezası vermişler” - 02/05/2026 |
| Dedem, yani annemin babası, çok aksi bir adammış. Bir gün Hemşinli bir çoban, koyunlarını ormandaki otlağa salmış otlatıyormuş. Dedem, Hemşinli çobana tembih etmiş: --Artık burada koyunlarını otlatma! |
| [Lazca- Türkçe Anılar/ Anlatımlar-1]: “Nodar Dumbadze Sarpi Köyünde” - 16/04/2026 |
| Hangi yıl olduğunu hatırlamıyorum. Ünlü yazar Nodar Dumbadze [1928-1984], yöredeki Sovyet askerlerinin günlük hayatlarını kayıt altına almak için Sarpi köyüne geldi. |
| [Lazca-Türkçe Masallar-20]: “Genç kız ile delikanlı” - 30/03/2026 |
| Zengin bir adam bir gün vefat etmiş. Bütün malı mülkü tek çocuğuna kalmış. Babası öldüğünde çocuk çok küçük yaştaymış. Delikanlı olunca amcalarına şöyle demiş: -Beni evlendirin! |
| [Lazca-Türkçe Masallar-19]: “Padişahın oğlu” - 19/03/2026 |
| Eski zamanlarda padişahlar, çocuklarını kendileri büyütmüyor, başkalarına büyüttürüyormuş. Bir gün bir padişahın çocuğu doğmuş. Büyütmesi için çocuğu bir kadına vermiş. O kadın, o çocuğu on, on iki yaşına kadar büyütmüş. |
| [Lazca- Türkçe Masallar-18]: “Üç erkek kardeş” - 09/03/2026 |
| Bir zamanlar bir köyde üç erkek kardeş yaşıyormuş. O kadar fakirlermiş ki temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyorlarmış. Bir gün bu kardeşler şöyle demiş: --En iyisi biz para kazanmak için gurbete gidelim! Köylerinden ayrılmışlar. |
| [Lazca-Türkçe Masallar-17]: “Kedi ile çakal” - 02/03/2026 |
| Bir zamanlar bir kedi ile bir çakal arkadaş olmuş. Çakal şöyle demiş: -Sen hep evde kal! Ben aşırıp aşırıp eve tavuk getiririm. Sen de bir güzel pişirirsin! Sonra oturup afiyetle beraber yeriz! |
| [Lazca-Türkçe Masallar-16]: “Çoban” - 21/02/2026 |
| Ağanın birkaç da çobanı varmış. Bir gün çobanlarından biri ağanın evine gelmiş. Ağa da keçi sürülerinden birini bu çobana teslim etmiş. Çoban, keçi sürüsünü önüne katıp otlamaya götürmüş. |
| [Lazca- Türkçe Masallar-15]: “Padişah ile karısı” - 15/02/2026 |
| Bir zamanlar bir memlekette bir padişah varmış. Bu padişah, bir gece rüya görmüş. Rüyasında davudî bir ses sormuş: --Zenginliği şu an mı istiyorsun, yoksa sonra mı? |
| [Lazca- Türkçe Masallar-14]: “Üç erkek kardeş ile bir kız kardeş” - 08/02/2026 |
| Bir zamanlar bir köyde bir adam yaşıyormuş. Bu adamın üç erkek bir de kız çocuğu varmış. Çocukları büyümüş ama o da ihtiyarlayıp yataklara düşmüş. Ölüm erkenden kapısını çalmış. Adam ölürken çocuklarını çağırıp onlara şöyle demiş: Ben artık ölüyorum. |
Devamı |