• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/cerkeshaklari
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari

Aydın Candemir

Aydın Candemir
aydincandemir@gmail.com
Çoğulcu Demokrasi Hareketi Başarılı Olabilir mi?
05/07/2014

Birçok milletin tarihinde olduğu gibi Çerkeslerin tarihinde de unutulmayacak trajediler vardır. Çerkeslerin  talihsizliği Rusya gibi güçlü ve yayılmacı bir devlete komşu olması; coğrafi konum olarak ise dünyanın en güzel ve aynı zamanda en stratejik bölgesinde yer almasıdır.

 Yakın tarihte Ruslar tarafından Çerkeslere reva görülen bu soykırım ve sürgün ne yazık ki dünya gündeminde yeteri kadar yer almadı ve almıyor.

Mayıs ayı Çerkesler açısından hareketli geçti. Rusya’yı protestolar, televizyon kanallarında sürgün ve soykırım programları beğeniyle izlendi. Derneklerimiz basın açıklamaları ile sürgün ve soykırım dramına dikkat çekti. Anma toplantıları düzenlendi. Böylece ülkemizde kamuoyu oluşturulmaya çalışıldı.

Cumhuriyet döneminde eli kalem tutan güçlü ve etkili yazarlarımız olmuştur. Ancak bu meseleye uzak durdular. Bu konuda en çarpıcı örnek dünya çapında bir entelektüel  rahmetli Aytunç Altındal. Onlarca eser sahibi olmasına rağmen nedense kalemini Çerkesler için hiç kullanmadı.

Osmanlı döneminde Çerkeslere verilen haklara daha  yeni yeni kavuşuyoruz. Çerkes Teavün Cemiyeti mi kurmak istiyorsun, dil kursu mu istiyorsun, seçmeli Adige dili mi istiyorsun, özel TV mi istiyorsun, özel okul mu istiyorsun, şimdi her şey serbest.

‘Bu memlekette seyahat özgürlüğü var’ denildiğinde bir arkadaşımız ‘paran kadar var’ derdi. Bütün bu işler de sonunda gelip maddiyata dayanıyor. Tüm olumsuzluklara rağmen her sorunun  elbette bir çözümü vardır.

Dil bilmeyen  gençlerin bir kısmı, çeşitli nedenlerle dillerini öğrenme imkanı bulamadıklarından  dert yanıyorlar. Fakat gençlerin büyük bir çoğunluğunda dil öğrenme  hevesi ve isteği göremiyoruz. Bu gidişle 30-40 yıl sonra dilimize Fatiha okumaktan başka yapacak iş kalmayacak herhalde. Çerkes TV’sinin önemi tartışılmaz, ama bu gidişle 40 yaşın altındakilerden bu kanalı kim izleyecek? Ubıhların kaderine doğru yolculuk devam ediyor.

Gençler, önlerinde dil bilen büyükleri varken fırsatları iyi değerlendirsinler. Zaman aleyhimize işliyor. Henüz fırsatlar kaçmadan bu işe el atmalıyız. “Anam öğretmedi, babam öğretmedi, devlet asimile etti” diye yakınmanın bir faydası yok. Karanlığa küfretmektense bir mum yakmak daha iyidir.

İnsana kendi dilini konuşması kadar mutluluk veren şeyler çok azdır. Haydi geri geri asılmayın. Sizler büyüklerinizden daha tahsillisiniz, ufkunuz daha geniş. Hepinizin cep telefonu var. Aklınıza gelen her nesnenin, kelimenin anlamını, söylenişini bir bilenden, bir büyüğünüzden  anında öğrenme şansınız devam ediyor. İnternet her an elinizin altında. Un, şeker, yağ var şu helvayı yapıverin. Her gün bir kelime sizlere bayağı bir mesafe kat ettirecektir.

Yoksa bu gidişle önümüzdeki yıllarda kendi kültürüne yabancılaşmış, dejenere olmuş, kimlik sorunu yaşayanların sayısı hızla artacaktır.

Şehirlerde yaşayan duyarlı hemşerilerimiz Kafkas Dernekleri yoluyla tükenişe karşı koymuş, asimilasyona karşı canla başla mücadele etmiştir. Kültürel faaliyetlerle halkımıza kimlik bilinci kazandırılmaya çalışılmıştır.

Derneklerimiz canla başla çalışmalarına devam etmekteler. En son yöremizdeki bütün üyeler seçmeli dersler konusunda haberdar edilmişlerdir. Bakalım bu yıl sınıf açılabilecek mi? Bekleyip göreceğiz.

Son tahlilde derneklerin Türkiye kamuoyuna etkilerinin sınırlı olması, siyasi alanlarda yetersiz kalması, Çerkes aydınlarını başka arayışlara yöneltmiştir.

“Bizler iyi vatandaşlarız, bizlere pozitif ayrımcılık yapın vs.” denmesine rağmen Çerkes TV gibi meşru ve masum talepler siyasiler tarafından dikkate alınmıyor.

‘Demokratik Açılım’ sürecinde iktidar bütün farklı kimliklerin, kültürlerin kendini ifade etmesine saygı duyduğunu söylüyor ama ne hikmetse sıra bize gelmiyor. Muhalefetin ise tavrı malum.

Neredeyse her yol denendi. Mitingler, çalıştaylar, hükümet ve muhalefetin etkili ve yetkilileriyle görüşmeler vs.

Yapılmayan tek şey kalmıştı: Partileşmek. Artık tohum toprağa atıldı. Önceleri yadırgandıysa da Çoğulcu Demokrasi Hareketi toplumda taban bulmaya başladı.

 İlk başlarda çok yadırgandı. İnsan doğası gereği yeni yol ve yöntemlere kuşkuyla  yaklaşabiliyor. Bu da normal bir durumdur. “Bunlar da nereden çıktı? Bunların amacı ne? Kolay mı parti kurmak? Parti kurmak turşu kurmaya benzemez. Ne gereği var? Şimdi bunun sırası mı?” diyenlere rastlıyoruz. Bu tür eleştirilerle kamuoyu oluşuyor. Çok da yadırgamamak gerekiyor.

Herkesin aynı şekilde düşünmesi beklenemez. Halkımızın arasında Türkiye’deki her fikrin az veya çok sempatizanı olduğunu biliyoruz. Ulusalcı Kemalistinden al, ülkücü, sosyalist, muhafazakar, cemaatçi ne ararsan var. Kendi  varlığına bile açıkça düşman olanların peşinden gidenlerimiz az değil.

Bizler bir soyu yücelten, ırkçı, şoven insanlar değiliz. Yeryüzünde Allah’ın yarattığı bir dil, bir kültür yok olmasın; yeryüzü bahçesindeki bir çiçek solmasın, kurumasın, diyoruz.

Dindar kesimler arasında farklı kimliklerin kendilerini ifade etmesine saygılı olanlara eskisinden daha çok rastlıyoruz. Bu arada doğuştan getirdikleri kimliklerine, kültürlerine sahip çıkmayı boş ve gereksiz görenlerle de zaman zaman karşılaşıyoruz. Türkçe olimpiyatlarında başı çeken insanlarımız kendi halkının sorunlarına duyarsız ve ilgisiz kalabiliyorlar.

Bir kısım aydınımız ise ÇDH konusunda ne lehte, ne de aleyhte görüş belirtiyor; olanı biteni görmezden geliyor. Üstelik gelişmeleri üstenci bakışla, küçümseyici, alaycı edalarla izliyor. Halbuki bu tür siyasi mücadeleler dünyada neticesi alınmış  değişik ve etkili yöntemlerdir. Amerika yeniden keşfedilmiyor.

Bir ‘oy’un bile değerli olduğu demokratik sistemlerde Çoğulcu Demokrasi Hareketi’nin ses getirmemesi düşünülemez. Ama örgütlenme süreci meşakkatli bir süreç. Halkın çoğunluğunun  benimseyeceği mücadeleci, aktif kişileri harekete dahil etmek, parasal sorunları halletmek elbette ki kolay değil.

Kolay işlerin taliplisi çok olur.  Zora talip olan yürekli, çalışkan, fedakâr insanlarımızın da çok olduğu bir gerçek.

“Ofı mıwublem ble xes.” Artık yola çıkıldı. Başlamak ise bitirmenin yarısıdır.

 Çoğulcu Demokrasi Hareketinin lider kadrosu halkı bilgilendirme toplantılarına devam ediyor. Bu harekete mesafeli ve kuşkuyla yaklaşanların ön yargıları yavaş yavaş yıkılıyor. Durgun suya atılan taş gibi halka gittikçe büyüyor. ÇHİ kadrosu bu davayı temkinli bir şekilde, akıllıca ve liyakatle götürüyor. Önümüzdeki günlerde halkın bu harekete daha da ısınacağını söyleyebiliriz.

 Lider kadroyu çok heyecanlı, coşkulu, azimli ve gayretli görüyoruz. Sitenin ismi gibi özgürlükçü düşünceye sahip, kısır çekişmelerden uzak, toplumun her kesimiyle diyalog kurma gayretinde olan fedakar insanlar. Bu arkadaşlar bu işi kotaracağa benziyor. Genel kanaat böyle. Hareketin başarıya ulaşması halkımızın daha duyarlı ve aktif olmasıyla mümkün olabilecektir. Bir ve beraber olmak, canla başla çalışanlara destek olmak hareketin moral ve motivasyonunu artıracaktır.

Toplumda taban bulmaz ise zaten kendiliğinden akamete uğrayacaktır.

Şairin dediği gibi,

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!

Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!

Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

                                       N.F. Kısakürek



Paylaş | | Yorum Yaz
3622 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

Seçimler ve Çerkesler - 12/03/2014
Var Olma Mücadelemiz Devam Edecek! - 09/01/2014
Andımız Türkiye’ye Ne Kazandırdı? - 24/10/2013
Ulusalcılar ve Çerkesler - 27/07/2013
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
chi-cdp






ozgur fm
adigebze I-II
Nükte!

BİZE BENZEYİP BİZDEN OLMAYANLAR...

Kurt, büyümekte olan yavrusuna hayatı öğretiyormuş. Bir tepeye çıkmışlar. Aşağıda yayılan koyun sürüsünü göstermiş ve anlatmış;

- Bak yavrum şu gördüklerin koyundur. Etleri çok lezzetlidir. Yakalaması da kolaydır.

Yavru kurt lafa girmiş ve çobanı göstererek, onun kim olduğunu ve ne yaptığını sormuş. Kurt, çobandan uzak durmasını, elindeki değneğin çok can yaktığını sıkı sıkı tembihlemiş.

Bu sırada yavru kurdun dikkatini sürünün köpeği çekmiş.

- Şu bize benzeyen bir şey var orada, o ne yapıyor?

Kurt, derin bir of çekmiş ve anlatmış:

- Ah yavrum, bizi asıl perişan eden işte o bize benzeyip de bizden olmayandır...
             ***
Bu fıkra neden icab etti?
RF Çerkes Örgütleri Koordinasyon Kurulu, Suriyeli Çerkesler için uluslararası toplantı yapılması isteğinden DÇB ve KAFFED'in baskıları sonucu vazgeçmiş de…

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi