• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam708
Toplam Ziyaret1312984
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar43.874844.0506
Euro50.854951.0586
Semerkew
Ali İhsan Aksamaz
aksamaz@gmail.com
LÂZCA-TÜRKÇE SÖZLÜ TARİH -12
31/08/2025


“Hopa’daki yatılı ilkokul”

Hopa küçük bir şehir. Dört uzun sokağı var. Şehirde fırın var, bakkal var, çeşit çeşit mallar satan dükkânlar var, demirciler var, kalaycılar var. Sahan, tava, güğüm, kazan, tepsi, kepçe yapıp satan bakırcılar var... Ayakkabı imal eden ayakkabıcılar var. Çizme imal edip satanlar var. Ayakkabınız yırtılınca yama yapan eskiciler var... Eczane de var. Kentte bir tane de doktor bulunuyor. Kahvehane sayısı fazla. Kahvehanelerde insanlar iskambil oynuyor, çay içiyor, kahve içiyor, sohbet ediyor, tavla oynuyor, zar atıyor.

Hopa güzel bir şehir. İki de okulu var. Bizim okulumuz yatılı. Öğrencilerin her ihtiyacını hükümet karşılıyor. Öğrencilerin kalemini, kâğıdını, defterini, kurşun kalemini, kitabını, elbisesini, çizmesini, çorabını, şapkasını, kayışını, gömleği ile iç çamaşırlarını, havlusunu, diş fırçasını, diş macununu hep hükümet karşılıyor.

Okulumuz üç katlı. Yirmi beş tane odası var. Bu odalar oldukça büyük. Okul binasının yarısı taştan ve yarısı da tuğladan. Binanın aşağısı taştan, yarı yukarısı ise tuğladan. Çatısı kiremitli. Yağmur ve kar suları, çatıdaki demir borularla toplanıp aşağıya akıyor. Okul binasının içinde hangi bölümlerin bulunduğunu da söyleyeyim mi?!  Sandıkane, sandıkların saklandığı depo olarak kullanılan bir oda. Bir diğer bölüm yıkandığımız hamam. Yemek yenilen iki oda var, yani yemekhane. Sonra yüzümüzü yıkadığımız muslukların bulunduğu bölüm var; el-yüz yıkama yeri, lavabo, çeşme diyorlar. Bunların bulunduğu bölümler en alt katta. Gıda ürünlerini depoladıkları bir de kiler var.

Okul müdürünün okuyup yazdığı, görevini yürüttüğü bir makam odası var. Kâtip de orada çalışıyor. Beş öğretmen görev yapıyor. Okulun bir ambar memuru da var... İkinci odada dördüncü sınıf öğrencileri ders görüyor. Üçüncü oda öğretmenler odası. Dördüncü oda öğretmenlerin yemeklerini yedikleri yer. Beşinci oda ise hizmetlilere ait. Altıncı odada birinci sınıf, ikinci sınıf ve üçüncü sınıf öğrencileri küçük oldukları için birlikte öğrenim görüyorlar. Yedinci odada beşinci sınıf öğrencileri öğrenim görüyor. Bu sınıf, okulun son sınıfı. Beşinci sınıfı bitiren öğrenci okuldan mezun oluyor. Beşinci sınıf sonrasında başka sınıf yok.

Üçüncü kattaki bir oda öğrencilerin yatakhanesi. Yatakhane büyük, ferah. Duvarları ve tavanı beyaza boyanmış. Her şey gerektiği gibi yapılmış bir güzellikte. Bu kattaki ikinci oda, dört öğretmene ait yatakhane.

Yine bu kattaki üçüncü oda müdürün. Burada yatıyor kalkıyor. Dördüncü oda hasta öğrencilerin tedavi gördüğü revir. Bu odada doktorun ilaç dolabı da bulunuyor. Beşinci oda öğrencilerin bir diğer yatakhanesi.

İkinci katta merdivenin sağında dört tuvalet kabini buluyor. En alt katta da dışarıdan içeri girince hemen sağ tarafta dört tane daha tuvalet kabini var.

İki küçük bölümün biri yemek pişirilen mutfak, bir diğeri de öğrencilerin çamaşırlarının yıkandığı çamaşırhane.

Okulda öğrenim gören toplam öğrenci sayısı yüz otuz. Okuldaki toplam beş öğretmen görev yapıyor. Hizmetli sayısı ise üç. Yemekleri pişiren bir de aşçı var. Tabak, çanak, kaşık, çatal, bıçakları yıkayan erkek bir hizmetli bulunuyor. Öğrencilerin çamaşırlarını yıkayan bir de kadın hizmetli var. Öğrencilerle ilgilenen bir kadın hizmetli var. Okuldaki öğretmenlerin tamamı Türk. Öğrenciler de Türk. Otuz beş öğrenci Laz.  […]

Her dersin süresi kırk beş dakika.  Her gün dört ila beş ders yapıyoruz. Cumartesi ve Salı günleri beş dersimiz var. Pazar, Pazartesi, Çarşamba, Perşembe günleri dört ders yapıyoruz. Perşembe günü öğleden sonra okul idaresi bizi serbest bıraktığında, Cuma günü boyunca, ta Cumartesi sabahına kadar okuyoruz, ders çalışıyoruz, oyunlar oynuyoruz, çarşıda geziniyoruz.

  Derse sabah saat dokuzda giriyoruz. Sabah saat sekizde çay içiyoruz, ekmek yiyoruz,  kahvaltı ediyoruz. Saat altıda ise akşam yemeğini yiyoruz. Akşam yemeğinden sonra saat yediye kadar oyunlar oynuyoruz, eğleniyoruz.  Saat yediden sonra ayrı ayrı iki saat boyunca ertesi günün derslerini çalışıyoruz. Etüt yapıyoruz. Saat dokuzda yatıyoruz. Sabah ise saat yedide kalkıyoruz. İkinci kattaki merdivenin hemen yanında bir zil var. Bir hizmetli, bu zili çalarak öğrencilere yemek yeme, uyuma, derslere ya da etütlere girip çıkma zamanını hatırlatıyor.  Biz de zilin sesini duyunca hemen toplanıyoruz, artık her ne yapılacaksa, öğretmenlerimiz bize söylüyor.

[Devam edecek…]

***

 

Xopa

Xopa ç̆it̆a şeeri ren. Sok̆aği - otxo ginže sok̆aği en. Dukyanepe dido en. Furuni en, bak̆k̆ali en, malişi dukyanepe en, demircepe en, k̆alaycepe (aşo-na oxçaneps k̆alaten) en, bakirçepe en: sağani, t̆ağani, k̆uk̆uma, k̆ardala, t̆epsi, bakiiş k̆op̆a (gyais-na ilumelan, gyais-na oxoktapan) [na ikipan]... Çapulacepe yenan: Çapulape ikipan, potincepe yenan; çizme ikipan... Çapula-na dobruǯas, yama-na ikipan,-- eskicepe en... Ç̆amepe-na gamaçaps, ia ti en. Doxtoi artei en... K̆avepe dido, dido en. K̆aves k̆umai istenan, çai şupan, k̆ave şupan, nardi istenan, zai istomelan.

Xopa mskva şeeri en. Jur mektebi en. Çkini mektebi leili mektebi en. K̆attaşei berepes Hukumetik meçaps: K̆alemi, kart̆ali, defterepe, k̆urşum-k̆alemi, kitabi, dolokuni, potini, ǯinek̆i, şafk̆a, k̆aişi, porça do ijdoni peşkiri, k̆ibirişi furç̆a do k̆ibirişi oçxuşi ç̆ami.

Mektebi sum k̆ati en. Eçdoxut [25] oda uğun, didi-didi odape. Oxoi kvaşi do gverdi tuğulaşi en: Gverdişi ǯale kva en, gverdişi jile tuğulaşi en. Urti k̆eremidişi uğun. Urtis demirişi milepe uğun, ǯk̆ari-na ar yeriş uk̆uibğen do diben. Doloxeni mektebi mu en-i, ptkva-i? Sandukane: Sanduğepeşi yei (ar odas), majuas -- xua (t̆ani)-na ibonan, -hamami en; gyari oç̆k̆omuşi jur oda (yemek-xane); ek̆ule p̆ici-na vibont musluğepe-ti? P̆ici obonuşi yeri, sap̆oni...(çeşmexane...), çeçme uǯumelan. Aya, antepe-na yen, odape, en tudeni k̆atis yen (anbari-ti en, gyai na gamimelan). Mudirik na ik̆itxups, mudirik-na ç̆arups, emuşi odas mudiri en, kyatibi en, (“maç̆aroce” en!) Muellimepe renan xut; anbarişi memuri entepe renan...

Aǯi-- majura odas berepe renan: Maotxani sinifi en. Masumani -- arteği muelimişi oda, maotxani-- muelimepe gyai-na imxonan, emuşi oda, maxutani--xizmetçepeşi oda, maanşani: Ar sinifi, jur sinifi, sum sinifi-- berepe-na ç̆it̆a t̆es, emuşeni mteli ar yeis, ar odas ik̆itxupt̆es. Maşkvitani-- maxutanişi sinifi; ia-na dik̆itxan, mektebişen gamulunan; ia mektebişi en didi sinifi en. Daha-ti va en.

Masumani k̆ati: Arteği odas berepeşi onciruşi oda en, didi, mskva, xçe boia svalei. Mutxani xvenei: didi, çimentoşi, ginže, otxo kyoşe-na uğun, mskvanaşeni ikipan. Majuani oda

muelimepe-na incinan-- otxo muelimi, – ek ren. İa muelimepeşi yatak̆-xane en. Masumani mudiri-na incis, xvala muk, mudirişi yatak-xane en. Maotxani -- žabunepe-na incinan, xolo doxtoişi ç̆amepe-na uğun, -- oda. Maxutani xolo berepe-na incinan, yatak̆-xane en. Majuani k̆atis merdevenişi sağis çeçme en, otxo oda çeçme en. En tudeni k̆atis galendo-na amilen, sağik̆ele-- otxo tane çkva-çkva çeçmepe ren.

Mektebişi ok̆açxe ç̆it̆a jur oda-na uğun, arteğis gyai-na gibupan mutfaği ren, majvara odas berepeşi dolokunepe-na naxupan, emuşi oda en. Emus (çamaşur-xane) uǯumelan.

Berepe teli oşi eçidoviti [130] yenan. Muelimepe xuti [5] yen, sinifi-ti xuti en. Xezmetçepe-- sum; gyai-na ikips aşci en,-- ar yen. Ar çkva k̆abepe (Sağani, k̆izi, çat̆ali, xami)-na çxips k̆oçi en. Berepes dolokunu-na unaxups, oxorca-ti en. Arteği çkva, berepes-na mendaǯk̆es, oxorca en. Muellimepe teli Turkepe yenan. Berepe-ti Turki renan. Eçidovitoxut [35] bere Lazi en. [Xopaşi gyarepe-na gibupan aşci-xane, Hukumetişi davacepeşi yei...  Katta dğa...]

Ar dersis jueneçdoxut [45] dek̆ik̆e vik̆itxupt. K̆atta dğa otxo[4] do xut [5] dersi miğunan: Sap̆at̆onis do Yek̆inaças xuti dersi miğunan, daha majuanepes-- Bjaçxas, Tutaçxas, Cumaçxas, Umkeseis-- otxo dersi miğunan. Umkeseis ondğei'ç̆k̆ule-na memaşkvan,  P̆arask̆es,-- Sap̆at̆oniş ç̆umanşa, vik̆itxupt, vist̆ert, saati-- a-la Franga--çxovros [9] dersişa amavulut. Ç̆umanişi saati [8] ovros çai pşupt, çai do kuvali vimxort. Saati anşis, axçamiş gyari vimxort. Axçamişi gyari-na op̆ç̆k̆omat, saati [6] anşi’ç̆k̆ule [7] şkvitişa vist̆ert. Şkviti’ç̆k̆ule tito-tito saatis jur saatişa ç̆umanineri dersepe--çkini vigurapt. Saatiş çxovros vincirt. Saati şkvitis ç̆umanişi yeiselt.

Majuani k̆atis merdevenik̆ala zili ren. Emuten- berepes gai oç̆k̆omuşeni, onciuşeni, dersi oguruşeni, dersi ok̆itxuşeni gelaçapan, emuten ducoxoptan. Çkin-ti em vaxtis ok̆oibğert, mu-na iqvasinon, çkini muelimik domiǯumelan.

[Naqonasunon…]


[Kaynak kitap: Arnold Çikobava, (191. / Kaynak kişi: Pexri Tant-oğli), “Ç̆anuri T̆ekst̆ebi (Nak̆veti P̆irveli/ Xopuri K̆ilok̆avi”), S. S. M. U. S. P̆oligrapt̆restis 1-li St̆amba, T̆pilisi, 1929, (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)]

aksamaz@gmail.com


559 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

[Lazca- Türkçe Masallar-18]: “Üç erkek kardeş” - 09/03/2026
Bir zamanlar bir köyde üç erkek kardeş yaşıyormuş. O kadar fakirlermiş ki temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyorlarmış. Bir gün bu kardeşler şöyle demiş: --En iyisi biz para kazanmak için gurbete gidelim! Köylerinden ayrılmışlar.
[Lazca-Türkçe Masallar-17]: “Kedi ile çakal” - 02/03/2026
Bir zamanlar bir kedi ile bir çakal arkadaş olmuş. Çakal şöyle demiş: -Sen hep evde kal! Ben aşırıp aşırıp eve tavuk getiririm. Sen de bir güzel pişirirsin! Sonra oturup afiyetle beraber yeriz!
[Lazca-Türkçe Masallar-16]: “Çoban” - 21/02/2026
Ağanın birkaç da çobanı varmış. Bir gün çobanlarından biri ağanın evine gelmiş. Ağa da keçi sürülerinden birini bu çobana teslim etmiş. Çoban, keçi sürüsünü önüne katıp otlamaya götürmüş.
[Lazca- Türkçe Masallar-15]: “Padişah ile karısı” - 15/02/2026
Bir zamanlar bir memlekette bir padişah varmış. Bu padişah, bir gece rüya görmüş. Rüyasında davudî bir ses sormuş: --Zenginliği şu an mı istiyorsun, yoksa sonra mı?
[Lazca- Türkçe Masallar-14]: “Üç erkek kardeş ile bir kız kardeş” - 08/02/2026
Bir zamanlar bir köyde bir adam yaşıyormuş. Bu adamın üç erkek bir de kız çocuğu varmış. Çocukları büyümüş ama o da ihtiyarlayıp yataklara düşmüş. Ölüm erkenden kapısını çalmış. Adam ölürken çocuklarını çağırıp onlara şöyle demiş: Ben artık ölüyorum.
[Lazca- Türkçe Masallar-13]: “Kolkh Medea’” - 02/02/2026
Argonotlar, Kolkhlardan Altın Post’u çalmışlar. Sonra da dere kenarındaki gemiye binmişler. Dereyi aşıp Karadeniz’e ulaşacaklarmış. Böylece denize doğru yolculuklarına başlamışlar.
[Lazca- Türkçe Masallar-12] “Kral ile Çoban” - 27/01/2026
Bir zamanlar bir ülkede bir kral varmış. Bir gün büyük bir toplantı yapıp milletine şöyle demiş: --Ben konuşarak değil, el işaretleriyle bir şeyler anlatacağım. Kim el işaretiyle anlatacaklarımı anlayıp bana doğru cevap vereni vezirim yapacağım.
[Lazca- Türkçe Masallar-11]: “Haram yemeyen adam” - 18/01/2026
Bir zamanlar bir köyde bir adam yaşıyormuş. Bu adam hiç haram bir şey yemiyormuş. Haram yemeyen bu adamın oğlu bir gün akıp giden derede bir elmayı görüp almış. Sonra da o elmayı götürüp babasına göstermiş.
[Lazca- Türkçe Masallar-10]: “Dev” - 10/01/2026
Eski zamanlarda köyde yaşayan bir adamın üç erkek çocuğu varmış. Ölüm yatağındayken büyük oğlunu çağırmış.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi