• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam237
Toplam Ziyaret1265736
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar42.851043.0227
Euro50.258150.4595
Semerkew
Ali İhsan Aksamaz
aksamaz@gmail.com
[Lazca- Türkçe Masallar-9]: “İki kardeş; biri akıllı, diğeri deli”
04/01/2026

  

[Lazca- Türkçe Masallar-9]: “İki kardeş; biri akıllı, diğeri deli”

Bir zamanlar bir köyde iki erkek kardeş yaşıyormuş. Bu kardeşlerden biri akıllı, diğeri tam deliymiş. Hayvan sürüleri varmış. O sürülerinden elde ettikleri kazançla geçiniyorlarmış. Uzun zamandır arazide hayvanları otlatan deli kardeş, bir gün evi hatırlamış. Bütün sürüyü önüne katıp evlerine götürmüş. Kardeşine şöyle demiş:

--Çabuk bana bir inek ver!

Akıllı kardeş sormuş:

--Bir ineği ne yapacaksın?

--Benim payıma bir inek düşüyor!

İneği alıp ormana gitmiş. Deli kardeş, ormanda bir ağaç görüp sormuş:

--İnek ister misin? Bu ineği sana vereyim mi?

Rüzgârlı bir günmüş. Ağacın dalları sallanıyormuş.

Ağacın, dallarını sallayıp ona “evet” cevabı verdiğini düşünmüş:

 --“Evet,” dedi! Demek ağaç, ineği istiyormuş!

Sonra ağaca şöyle demiş:

--İneği veririm ama bir hafta içinde paramı vereceksin!

Rüzgâr estiği için ağacın dalları sallanıyormuş.

Deli kardeş, ağacın “evet” dediğini düşünmüş yine:

--Bak, bak, bak; demek parası da varmış!

Deli kardeş, ineği ağaca bağlamış. Sonra da köyüne gitmiş.

Aradan bir hafta geçmiş. Deli kardeş yine o ağaca gitmiş:

--Geldim! Hadi paramı ver!

O sırada rüzgâr esmiyormuş. Rüzgâr esmediği için de ağacın dalları sallanmıyormuş. Ağaçtan cevap alamamış! Yine sormuş. Ağaçtan yine cevap alamayınca söylenmiş.

Ağaca bakarken yerde kemik parçaları görmüş:

--İneğimi yedin! Param nerede? İneği yerken iyiydi, değil mi? Etini yemişsin, kemikleri atmışsın! Paramı neden vermiyorsun?

Deli kardeş, çok kızıp ağacı kesmiş.

Koca ağaç yere devrilirken köküyle birlikte bir testi de ortaya çıkmış. İçi para doluymuş:

--Oy, oy, oy! Seni kâfir oğlu, kâfir ağaç! Azıcık para vermedin ama bak, ben şimdi senin bütün paranı aldım!

Deli kardeş, güle oynaya bir testi parayı eve götürmüş.

Akıllı kardeşine tembih etmiş:

--Sakın ha, bu paraya elini sürme!

O da korkup paraya elini hiç sürmemiş.

Deli kardeş, Camiye gidip Hocaya şöyle demiş:

--Hem yağmur yağsın hem de cuma günü olsun; işte o zaman gel de paramı seninle bölüşelim!

 Hoca durmadan dua ediyormuş:

--Ne olur Allah’ım, cuma günü yağmur yağsın!

Delinin, Hocayı davetinin üzerinden tam üç cuma günü geçmiş. Ama o cuma günleri de hiç yağmur yağmamış. Nihayet dördüncü cuma günü yağmur yağmış. Hoca koştura koştura delinin evine gitmiş. Deliye şöyle demiş:

--İşte geldim! Hem yağmur yağıyor hem de cuma günü! Hadi artık şu parayı getir de bölüşelim!

Deli, parayla dolu o testiyi getirip ortaya koymuş. Oturup parayı bölüşmeye başlamışlar. Hoca, parayı üçe bölüyormuş:

--Bir senin, bir benim, bir onun! Bir senin, bir benim, bir onun!

Hoca, parayı böyle bölüştürüyormuş.

Deli bir süre düşünmüş. Sonra da Hocaya şöyle demiş:

--Hele, bir dur bakalım!

--Bu testi benimdi; ağzına kadar para doluydu. Şimdi bir bakayım! Testi yine dolacak mı?

Bakmış testinin yarısının yarısı bile parayla dolmamış. Hocaya şöyle demiş:

--Hocasın diye, parayı artırman için seni buraya getirdim. Sen buraya gelmiş beni soyuyorsun!

Baltayı kaptığı gibi Hocayı öldürmüş. Sonra da düşünmüş:

--Ben şimdi bu Hocayı nereye götüreyim? Öldürdüğün gibi, ortalığı temizle bakalım!

Deli, Hocayı sırtlayıp götürmüş. Sonra da bir kuyunun içine atmış.

Vakit namazlarına gitmeyen Hocayı cemaat aramaya başlamış.

Deli, sokaklarda cemaati aranırken görüp sormuş:

--Ey cemaat, buralarda ne arıyorsunuz böyle?

--Hocayı arıyoruz! Camiye gelmiyor!

--A, sizin haberiniz yok mu? Ben, Hocanızı öldürdüm!

Köylüler sormuş:

--Nereye götürdün?

--Falanca kuyunun içine attım!

Köylüler, deliyi yakalamış.

Akıllı kardeş daha önce kendi kendine şöyle düşünmüş:

--Kardeşim, Hocayı öldürdüğü başkalarına mutlaka söyler!

Akıllı kardeş, kuyudan Hocayı çıkartmış. Bir yerlere gömmüş. Sonra da bir keçiyi kuyuya atmış.

Köylüler, deliyi, tarif ettiği kuyuya götürmüşler:

--Hadi bakalım, şimdi de kuyuya inip Hocayı yukarı çıkar!

Deli, kuyuya inmiş. Bakınmış. Ama kuyunun dibindeki Hocaya hiç benzemiyormuş. Kuyunun başındakilere seslenmiş:

--Hocanızın kaç ayağı vardı?

Yukarıdan cevaplamış:

--İki!

--İyi ama bunun dört ayağı var!

Sonra kuyunun dibinden yine seslenmiş:

--Hocanızın boynuzları var mıydı?

Kuyunun başındakiler dayanamamış:

--Kuyudan çıkar da bir bakalım nasıl bir Hocaymış o!

Deli, keçiyi ipe başlamış. Yukarıdakiler çekmiş.

Bir de bakmışlar ki büyükçe bir keçi!

Köylüler kendilerine kızmışlar:

--Böyle delinin aklıyla hareket ediyorsak, demek biz de onun gibi deliyiz! Bu deli, Hocayı öldürebilir mi hiç?

Cemaat, deliyi serbest bırakmış. Sonunda deli kurtulup evine gitmiş!

******

 

“Jur Cumalepe- Ay Ğnosai, Ay Unose!”

Hemtepes uyonunan dido cogi, germas oǯk̆̆en hemtepes. Hamus a’ndğas kogaşinu oxoi. Mteli cogi moyuonu oxoşa. Cumas muşis uǯu-ki:

--Ar puci komomci-a.

K̆̆itxu ğnosaik:

--Ar puci mu ğodare-a?

Uğnosek uǯu:

--Ma ar puci emonç̆un-ya.

Puci eç̆opu do igzalu germaşa. Kožiru nca. Ncas k̆̆itxu:

--Puci ginoni-a?

İxi bart̆u, t̆ot̆i ink̆̆anu:

 --Aha, hamus unt̆udoren-ya! Ar dolonis doloxe para momça-ya!

İxi bart̆u, t̆ot̆i ink̆̆anu:

--Ha, hamus para uğut̆udore-a.

Puci konok̆̆ou, igzalu.

Ar doloniş-k̆̆ule komextu he ncaşa.

K̆̆itxu:

--Para momçi-a!

İxi va bars, t̆ot̆i va ink̆̆ans. Xolo k̆̆itxu. Ncas oǯk̆̆esu, mutu var ognu.

--Puci oç̆k̆̆omi, para so ren-ya.

Goyǯk̆̆edu iliş parça kožiru.

--Xorʒi na oç̆k̆̆omi-a, ili-na doskidu-ya, para çkimi muda momçam-ya.

Kogyoç̆k̆̆u ncaşi ok̆̆vatus. Didi nca gyoktu. K̆vanʒate para moşalu:

--Oy, kyafiroğli, kyafiroğli, ç̆uta var do teli kebzdi!

Mediğu oxoişa. Cuma muşis uǯu-ki:

--Ha paras xe mo mentxim-ya!

Hemus-ti aşkurinu. Xe var mentxu.

Uğnose mendaxtu a’ndğas Cameşa, Xocas uǯu:

--Hem ç̆ima do hem P̆arask̆̆eşi ndğas moxti do para ok̆̆obirtat-ya!

Xocak ixvamen:

--P̆arask̆̆eşi ndğas mç̆ima moxtas-ya.

Sum P̆arask̆̆e golilu. Maotxanis mç̆ima moxtu. Xoca gedgitu, oxorişa komoxtu. Uğnoses uǯu:

--Moyli para, ok̆̆obirtat-ya!

Uğnosek komoydu k̆̆vanʒate para. Doxedes, ok̆̆irtaman. Xocak sumis ok̆̆urtams. Haşote:

--Ar skani, ar çkimi, ar hemuşi. Kok̆ortu haşote.

Uğnosek uǯu:

--dodgim/ti-a!- Niduşunu:

--Çkimi xvala t̆u-ş-k̆ule k̆vanʒa yopşa t̆u-ya. Haǯi goboǯk̆eda, haǯ oypşaşen-i-a?!

Muşi xete muktu k̆vanʒa. Gverdişi gverdi va ivu. Xocas uǯu:

--Xoca re do monžinuşa mogoyoni-a, si ak moxti do gomçvi-a.

Nuk̆̆ap̆u nacağis do Xoca doylu.

Ğnosiaik iduşunu:

--Xoca so bionat-ya! Uğnoses uǯu:

--Na ili’stei mendyoni, dopaği-a!

Uğnosek moyk̆̆idu do menoyonu. K̆̆uis kodolot̆k̆oçu.

Hekoni oput̆arepek Xoca mutepeşi gorumt̆es. Uğnosek kožiru hemtepe, k̆̆itxu:

--Mu gorumthak-ya?!

Oput̆arepek uǯves:

--Xoca bgorumt-ya!

--Xoca tkvani-a dido ora’n, ma dop̆ili-a- uǯu uğnosek.

Oput̆arepek “so iği”-a do k̆̆itxes.

Uğnosek:

--Hastei k̆̆uis kodolobt̆k̆̆oçi-a,- uǯu.

Oç̆opes. Ğnosaik iduşundort̆u. Hamuk-na ilu’stei tkvas-ya do kuçkit̆u: K̆uis xoca keşiğu do ntxa kodolot̆k̆oçu.

Oput̆arepek uğnose komoyones k̆̆uişa:

--Gexti do kemoyoni Xoca-ya,-uǯves.

Uğnose kogextu. Mendaǯk̆̆edu-s- Xocas var nugams. Ducoxu:

--Xoca tkvanis nak̆̆o k̆̆uçxe uğut̆u-ya?

Jinişen uǯves:

--Jur-ya.

Hemuk uǯu:

--Hamus otxo k̆̆uçxe uğun-ya.

Xolo ducoxu k̆̆uişen:

--Xoca tkvanis krape uğun-ya!

Uǯves:

--Keşiği, muperi Xoca ren, bžirat!

Gyudu tok̆̆i, keşiğes. Mendaǯk̆̆ede-şi, ar didi kçe ntxa!

--Hamuşi hamk̆̆ata uğnoseşi ğnosite-na gobulut, çku-ti hamusteri boret-ya. Hamus Xoca dailen-i-a? do oxuşkves. Uğnose muçitu do igzalu oxoişa.

----------------------


[Kaynak kitap: Sergi Jğent̆i, “Ç̆anuri T̆ekst̆ebi/ Arkabuli K̆ilok̆avi”, S S R K̆ Meʒnierebata Ak̆ademiis Sakartvelos Piliali, Ak̆ad N. Maris Sax. Enis, İst̆oriasa da Mat̆er. K̆ult̆uris İnst̆it̆ut̆i, T̆pilisi, 1938, (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)]

aksamaz@gmail.com



16 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

[Lazca- Türkçe Masallar-8]: “İki Arkadaş” - 29/12/2025
Çok eski zamanlarda bir köyde iki genç çok yakın arkadaşmış. Bir gün birbirlerine şöyle demişler: --Kötü hâldeyiz; paramız yok! Biz en iyisi gurbete gidip çalışalım! Orada biraz para kazanalım!
[Lazca-Türkçe Masal- 7]: “Kötü Niyet” - 20/12/2025
Bir gün iki kardeş bir araya gelip ormana ava gitmiş. Öğlene kadar çok dolaşmalarına rağmen, bir türlü hiçbir şey avlayamamışlar. Dinlenmek için bir gürgen ağacının altında oturmuşlar. Nereden çıkıp gelmişse, bir ihtiyar adam gelmiş.
[Lazca-Türkçe Masallar-6] - 13/12/2025
Bir zamanlar adamın biri dağlık bir yerde ateş yakmış. Ateş, etrafa da yayılmış. Derken ateş bir ağacı da sarmış. O ağacın üstünde bir yılan oturuyormuş. Yılan, yanan ağaçtan kaçamamış. Orada sıkışıp kalmış. Haykırmaya başlamış.
[Lazca-Türkçe Masallar-5] - 06/12/2025
Mulava Emmi, o yıl Budiati adlı yerde yeni bir tarla açmış. Bu yeni açılmış tarlada çok iyi de mısır yetişiyormuş. Gel gör ki mısırların körpe zamanında tarlaya ayı ve domuz dadanmış.
[Lazca-Türkçe Masallar-4] - 29/11/2025
Bir varmış, bir yokmuş, bir dev varmış. Bu dev, köy halkının dereden su almasına izin vermiyormuş. Su almak için illa her gün bir genç kızı o deve verecekmişsin, işte o zaman dereye gitmene izin veriyormuş.
[Lazca-Türkçe masallar- 3] - 23/11/2025
Kader, Akıl ile karşılaşıp sormuş: --Sen mi daha iyisin, yoksa ben mi? Akıl şöyle demiş: --İnsanoğluna sor, o sana söyler. Kader, bütün dünyayı dolaşmış. İnsanlara kulak vermiş; kimin bu konuda ne düşündüğünü anlamak istiyormuş.
[Lazca-Türkçe masallar-2] - 08/11/2025
Bir eşkıya çok günah işlemiş. Doksan dokuz kişiyi öldürmüş. Bir gece yatmadan önce Allah’a dua etmiş: --Ne olur Allah’ım, bu günahlarımdan nasıl kurtulacağımı bana rüyamda göster!
[Lazca-Türkçe masallar-1] - 25/10/2025
Bir padişah, milletinin bazı konulardaki fikirlerini anlamak için tebdîli kıyafetle köyleri dolaşıyordu. Aynı gün diğer bir köye giderken gece yarısı oldu. Fakat padişah hâlâ yoluna devam etti. Yolda üç adamla karşılaşıp sordu: --Siz kimsiniz?
LÂZCA-TÜRKÇE SÖZLÜ TARİH -15 - 22/09/2025
--Adın ne? --Ğalibi. --Nerede doğdun? --1910 yılında Arhavi’de doğdum. --Anne ve baban var mı? --Hayır, onlar 1917 yılında Ünye’de vefat ettiler ...
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi