
Ali İhsan Aksamaz
aksamaz@gmail.com
[Lazca- Türkçe Masallar-15]: “Padişah ile karısı”
15/02/2026
--Zenginliği şu an mı istiyorsun, yoksa sonra mı? Padişah cevap vermemiş. Ertesi gece padişah bir başka rüya görmüş. Yine davudî bir ses aynı şeyi sormuş: --Zenginliği şu an mı istiyorsun, yoksa sonra mı? Padişah, rüyasını bu sefer karısına anlatıp sormuş: --Ben böyle rüya gördüm! Allah’tan zenginliği şimdi mi isteyelim, yoksa sonra mı? Karısı şöyle demiş: --Allah’tan zenginliği ihtiyarlığımız için isteyelim! O gece padişahın hazinesinde büyük yangın çıkmış. Gün doğana kadar da hiçbir şeyi kalmamış, neleri varsa, yanıp bitip kül olmuş. Padişah, karısı ile çocuklarını alıp o memleketten kaçmış. Sersefil bir hâlde yola koyulmuşlar. Bir süre sonra bir köye varmışlar. Ağanın çiftliğine sığınmışlar. Bir yıl boyunca da orada çalışmışlar. Karısı, zenginlerin çamaşırlarını yıkamaya başlamış. Bu eski padişah da çobanlık yapıyormuş. Bir gün köye bir yerlerden zengin bir adam gelmiş. Bir süre sonra köyden birilerine sormuş: --Bu köyde para karşılığı çamaşır yıkayan birileri var mı acaba? Köylülerden biri: --Öyle biri var; para karşılığı çamaşır yıkıyor. Bu zengin adam, çamaşırlarını toparlayıp bir hizmetlisiyle o çamaşırcı kadına göndermiş. Kadın, o zenginin çamaşırlarını güzelce yıkamış, sonra da ütülemiş. Bir süre sonra temiz çamaşırları almak için o zenginin bir hizmetlisi gitmiş. Hizmetli, kadının güzelliği karşısında donup kalmış. Çamaşırları alıp efendisine götürmüş. Gördüğü o güzel çamaşırcı kadından da bahsetmiş. Bir gün çamaşırcı kadının kocası, eski padişah, ormana odun kesmeye gitmiş. O sırada zengin o adam gidip çamaşırcı kadını zorla evinden kaçırmış. Kadının çocukları da korkup çok ağlamışlar. Kocası ormandan gelmiş. Çocukları hıçkıra hıçkıra ağlıyormuş. Üstelik karısı da evde yokmuş. Çocuklarına sormuş: --Anneniz nerede? --Annemizi, çamaşırlarını yıkadığı zengin adam zorla götürdü! Eski padişah, yanında çalıştığı ağaya gidip şöyle demiş: --Ağam, paramı ver de ben yoluma gideyim! Bundan sonra artık buralarda kalamam! Ağa da içerde biriken parasını vermiş. Adam, evine dönmüş. Çocuklarını alıp yola koyulmuş. Gitmiş, gitmiş. Derken dağlık bir yerlere varmışlar. Yolu üzerinde de dar bir tahta köprü varmış. İki çocuğunu, biri ön tarafı, diğeri arka tarafı görecek şekilde omzuna oturtmuş. O dar tahta köprüden geçmeye başlamış. Öyle geçerken bir kurt gelip sırtında ön tarafa bakan çocuğunu kapıp götürmüş. Adam, kurda bağırıp çağırırken diğer çocuğu dereye düşmüş. Eski padişah bu adamın artık ne çocukları ne karısı ne de zenginliği varmış. Elinde hiçbir şeyi kalmamış. Dalgın dalgın yolunda öylece gidiyormuş. Gitmiş, gitmiş. Derken o memleketin sarayına varmış. O sarayda çöpçü olarak işe başlamış. O memlekette bir yıl boyunca kalmış. Bir gün bir adam çıkagelmiş. Yana yakıla etrafa soruyormuş: --Buralarda arzuhâlci var mı? Arzuhal yazmayı bilen birileri var mı acaba? Eski padişah yeni çöpçü cevap vermiş: --Ben, senin için yazarım. --Aman, hemen yazıver! Çöpçü, adamın bahsettiği konuda istediği gibi bir arzuhâl yazıp kendisine vermiş. Bu adam da gidip arzuhâli o memleketin padişahına vermiş. Padişah, adamın verdiği arzuhâli dikkatle okumuş. Sonra da sormuş: --Bu arzuhâli kim yazdı? --Senin sarayındaki çöpçü yazdı! Padişah, o saat çöpçüyü çağırttırmış. Çöpçü gelince de sormuş: --Sen böyle muntazam arzuhâl yazmayı nerede öğrendin? --Padişahım, ben şimdi senin sarayında çöpçüyüm ama ben de bir zamanlar bir memleketin padişahıydım! Padişah önce şaşırmış sonra da çöpçüsünü ikinci veziri olarak tayin etmiş. Önce padişah, sonra çiftçi, sonra çöpçü, şimdi de vezir olan bu adam, o memlekette iki yıl boyunca kalmış. O memleketin ahalisini, aynı anne ve babanın çocuklarıymış gibi barış içinde yaşayacak hâle getirmiş. Bir süre sonra o memleketin padişahı vefat etmiş. Derken bu adam o memleketin padişahı olmuş. Üç yıl boyunca orada padişahlık etmiş. Sonra bir gün şöyle demiş: --Bu memlekette dama oynamayı iyi bilen biri var mı? Padişahın bu isteğini tellâllar hemen derede tepede duyurmuş. Sonunda da dama oynamayı iyi bilen birini bulmuşlar. Adam, saraya gelip padişaha şöyle demiş: --Ben karımı kimseye emanet edip evde bırakamam! Bir avcı, kurdun adamdan kaçırdığı çocuğu meğerse sonradan kurtarmış. Bu avcı, çocuğu yaşatıp büyütmüş. Dereye düşen çocuğu da meğerse bir değirmenci boğulmaktan kurtarmış. Değirmenci de o çocuğu yaşatıp büyütmüş. Çocuklar okullarda okumuşlar. Zamanına göre iyi birer eğitim öğretim görmüşler. Çocuklar büyümüş ama birbirlerinin varlığından haberleri yokmuş. Derken seferberlik ilan edilmiş. Birbirlerinden habersiz bu iki kardeşi de askere almışlar. Bir gün padişah, askerlerini teftişe çıkmış. Askerlik yapan bu iki yakışıklı delikanlıyı gören padişah içinden şöyle geçirmiş: --Benim çocuklarım da yaşasaydı, bu yaşlarda olacaklardı! Padişah, bu iki askerini çağırıp sormuş: --Siz kimin çocuklarısınız? Biri: --Ben avcının oğluyum! Diğeri: --Ben değirmencinin oğluyum! Padişah şöyle demiş: --Bundan sonra siz benim maiyetimde çalışın! İki delikanlı da padişahın bu teklifini beğenmiş: --İyi ya! Padişah, bu iki delikanlıyı maiyetine almış. Ancak her ikisinin de kendi öz çocukları olduğunu bilmiyormuş! Her iki delikanlı da birbirleriye kardeş olduklarını bilmiyormuş! Padişah, her iki delikanlıyı da muhafızı olarak tayin etmiş. Biri giriş kapısının üst tarafında, diğeri kapının aşağı tarafında nöbet tutmaya başlamış. Padişah, bu iki delikanlıya, kendi çocuklarından bile daha iyi davranıyormuş! Bir gün dama oynamayı çok iyi bilen o adam saraya gelmiş. Padişaha şöyle demiş: --Bu akşam seninle dama oynayayım lâkin karımı birileri sakın evden alıp götürmesin! Padişah: --Sen hiç dert etme! Burada iki tane sağlam delikanlı var! Ben o delikanlıları senin evine gönderip nöbet bekleteceğim! --İyi o zaman! Padişah, o iki delikanlıyı dama oynamayı iyi bilen adamın evine göndermiş. Karısını koruyacaklarmış. Çocuklar nöbet beklerken aralarında konuşmaya başlamışlar. Biri: --Aslında ben değirmencinin çocuğu değilim! Benim babam bir zamanlar bir memleketin padişahıymış. Diğeri: --Aslında ben de avcının çocuğu değilim! Benim babam da bir zamanlar bir memleketin padişahıymış. Bir gün zengin bir adam gelip annemi kaçırmış. Babam gelip sormuştu: “Anneniz nereye gitti?” Ben de şöyle dedim: “Annemizi zengin adam zorla götürdü!” Ondan sonra babam beni ve kardeşimi alıp yola koyuldu. Bir dereye rastladık. Köprüyü geçerken kardeşimi bir kurt kapıp götürdü! Ben de o arada dereye düştüm! İki delikanlı aralarında böyle konuşurken meğerse dama oynamayı bilen adamın karısı onları dinliyormuş. Hemen kalkıp evden dışarı çıkmış. Delikanlıların boynuna sarılmış: --Vay! Siz benim çocuklarımsınız! Ben sizin annenizim! Kadın, çocuklarını alıp eve girmiş. Bir çocuğunu bir yanına, diğer çocuğunu diğer yanına alıp divana uzanmış. Çocuklarına yıllar sonra kavuşup bağrına basmış. Öylece uyumuşlar. Şafak vakti olmuş. Zengin adam, padişahla dama oynadıktan sonra saraydan ayrılıp evinin yoluna koyulmuş. Evine gelince karısının, o iki delikanlıyla divanın üstünde yattığını görmüş. Hemen evinden ayrılıp saraya dönmüş. Padişaha şöyle demiş: --Karımı korumaları için evime gönderdiğin o iki asker, karıma neler yapıyor; gel gidelim de gözlerinle gör! Padişah, zengin adam ve birkaç asker palas pandıras o eve gitmişler. Bir de bakmışlar ki o iki asker delikanlı, zengin adamın karısıyla birlikte divanın üstünde koyun koyuna yatıyormuş. Padişah, o iki delikanlıyı mevcutlu olarak saraya getirip zindana attırmış. Sonra da cellatlarına emir vermiş: --O delikanlıları getirip asın! Askerler gidip o iki delikanlıyı zindandan çıkarmışlar. Sonra da darağacına götürmüşler. Bu idamları tellallar halka duyurmuş. Herkes darağacının etrafında toplanmış. Padişah şöyle demiş: --Şimdi bunları astırıyorum. Çünkü bunlar, yanıma dama oynamak için gelen bu adamın karısıyla yattılar. Onun için onları astırıyorum. O iki delikanlılardan birinin sesi duyulmuş: --Birkaç söz etmeme izin verin de anlatayım! Delikanlıya konuşması için söz verilmiş: --Ben annemle uyudum! Beni bağrına bastı! Padişah sormuş: --O kadın nereden senin annen oluyor ki? --Benim babam önceleri bir memleketin padişahıydı. Tabi annem de padişahın karısıydı. Sonra fakir düşmüşüz. Annem, parayla başkalarının çamaşırlarını yıkıyordu. Bir gün zengin bir adam gelip annemi zorla kaçırdı! Padişah sormuş: --Bir daha söyle, söyle, evladım! --Sonra o adam, annemi kaçırdı. Ormanda odun kesmekten dönen babamız bana ve kardeşime sordu: “Anneniz nerede? Biz de şöyle dedik: “Çamaşırlarını yıkadığı o zengin adam, annemizi kaçırdı. Biz de bu hâlde kaldık.” Padişah o an, geçmişte olup bitenleri tamamen anlamış: --Delikanlıları serbest bırakın! Onlar benim çocuklarım! O kadın da benim karım! Sonra da o zengin adamı çağırtmış: --Sen, karımı benim evimden kaçırdın ha? O adamın, bir gün daha yaşamaması için katırı cellâtlarına getirtmiş. Sonra da cellâtlarına emir vermiş: --Bu adamı katırın kuyruğuna bağlayın! Sonra da katırı salın! Cellâtlar, padişahın dediklerini yapmış. O adam, katırın kuyruğunda can vermiş. Önce kendi memleketinin padişahı, sonra çiftçi, sonra çöpçü, sonra bir başka memleketin vezir ve padişahı olan bu adam; yeniden çocukları ile karısına kavuşmuş. Sonra da o memleketten ayrılıp kendi memleketinin padişahlığına dönmüş. Üç gün, üç gece boyunca büyük bir bayram yapmışlar. ******* “Padişai do oxorca muşi” Ar yeris padişai kort̆udoren. Hemuk izmoce žirudoren: “Si zenginoba haǯi ginon-i? Yokse ok̆açxe?” Mutu vartkudoren. Ok̆ule majura seris a’çkva izmoce kožirudoren- xolo-ti heşo izmoce. Hem oras ucoxudoren oxorca muşis. K̆itxu: --Haşo izmoce bžiri. Haǯi bak̆vandat-i Ğormotis yokse ok̆açxe? Oxorcak uǯudoren: --Çku zenginoba obadalik̆is bak̆vandat Ğormotis! Hem seris muşi paraşi xazinapes daçxuri t̆udoren. Otanuş oraşa-kis arteği mutu va duskidu, mteli diç̆u. Ok̆ule muk-ti, oxorca muşi do berepe muşi, ezdu do imt̆udoren. Heşo igzales t̆emt̆et̆eli. A’k̆oçişi oxoişe mendaxt̆es. Hek tutate kododgites. Ar ǯanas hek içalişamt̆es. Oxorca muşik dolokunu naxumt̆u zengini k̆oçepeşi. Komocik çobanluği ikomt̆u. Ar didi zengini k̆oçi komoxtu he kyoişe, k̆itxu-ki: “Ha kyois mitik dolokunu var naxums-i?” Uǯves-ki: “Ar oxorcak naxums.” Ezdu do dolokunepe konuncğonu. K̆ai mskva dunaxu, ok̆ule dolokunuşi momaluşe k̆oçi mendaxtu. Hem k̆oçik mendaǯk̆edu-şi, dido mskva oxorca ren. Moxtu do ağa muşis duǯu. İdu ağa muşi do he oxorca nixiru. Berepe muşi ibgarnan. Daiğişen komoli muşi komoxtu. Mendaǯk̆edu-şi, berepe korenan do oxorca va ren. K̆itxu berepe muşis: “Nana tkvani soren-ya?” Berepek uǯves: “Nana ar zengini k̆oçik mendeyonu!” İdu hem koçik, muşi ağas uǯu: “Para çkimi komomçi do ma-ti mebulur!” He k̆oçik para komeçu. Moxtu oxori muşişe, berepe ezdu do igzalu. Ar dağis komoxvadu. He dağis xinci mežit̆u. Ar bere molendo kodoxunu, ar bere k̆ap̆ulas moyk̆idu do noonams xincis. Moxtu mgeri do, molendo-na xet̆u, mendoyonu. Hem oras ok̆ucoxu mgeris, majura bere-ti ğalis kodolulu. Haǯi ne berepe, ne oxorca, ne zenginalik̆i, mutu var duskidu. Haǯi nulun gzas, iduşuns do iduşuns. İdu do hem yerişi padişaiş yanis kamaxtu makosale. Hek ar ǯanas kododgitu. Ar k̆oçi komextu: “Hek mitis var uçkin-ya zayavleniaşi oç̆aru-ya?” Hemoras he makosalek uǯu-ki: “Ma dogiç̆arum-ya!” “Domiç̆ari-a,”- uǯu hemuk-ti. Duç̆aru arzuali. Hem k̆oçik ezdu do padişais komeçu. Padişaik dik̆itxu arzuali. “Haya mik ç̆aru-ya?”-uǯu padişaik. “Hak-ya skani makosalek miç̆aru-ya.” Hem oras koducoxu hem makosalek: “Si so diguri-a?”-k̆itxu. Hem oras uǯu-ki: “Ma-ya ǯoxle padişai bort̆ia-a!” Keç̆opu heya muşi majurani k̆oçi. Kodoskidu hek jur ǯanas. Heşo ǯopxu-ki hem yerepeşi mileti, ar nana do ar babai berepe’steri. Ok̆ule hekoni padişai doğuru. Ha k̆oçi divu hekoni padişai. Sum ǯanas kort̆u padişai. Ok̆ule tku-ki: “Hak ari k̆ai-na uçkin damk̆aşi osteru k̆oçi koren-i?” Hem oras gores hem çarçis do kožires ar k̆oçi. Hem koçik tku-ki: “Ma-ya oxorca çkimi mitişe var memaşkvinen!” Mgeik na-ezdu bere monadirek goǯoyonu mgeris. Ğalis-na dololu bere, karmat̆eşi mekarmat̆ek kožiru. Jurik-ti xolo berepe doskedines do dordes. Ok̆ule mektebis komeçes. He berepe dirdes, k̆ai ok̆itxu kodigures. Artikartis cumalepe na-t̆es, var uçkit̆es. Ok̆ule he berepe arkerişe mendiyones. Padişaik mendaǯk̆edu-şi, juri mskva berepe askerluği ikoman. Guris dolangonu-ki: “Haǯi berepe çkimi kort̆esk̆o, heşo ivaput̆es!” Koducoxu he berepes: “Tkva mişi berepe yet-ya dok̆itxu.” Arik uǯu-ki: “Ma monadireşi bere bore-ya.” Majuak uǯu-ki: “Ma mekarmat̆eşi bere bore-ya.” Hem oras uǯu padişaik: “Tkva çkimk̆ala kododgitit-ya.” “K̆ai-a!”-uǯves berepek. Kododgitu berepe. Muşi berepe mus var uçkin. Nek̆nak̆ala kodoginu: Ar jilendo, ar-ǯalendo. Heşo k̆ai oğodams he berepes-ki, muşi berepeşen k̆ai! Haǯi he dama-na uçkit̆u k̆oçi komoxtu: “Ma hamseri-a skanikala bistera-ya, amma oxorca çkimi vaşa mitik mendoyonaz-ya!” Hem oras padişaik uǯu-ki: “Jur berepe mionun-ya. Ma he berepe boşkvare-a do oxorca skani çvan-ya.” “K̆ai-a,”-uǯu. He berepe mendoşkves oxorca muşişi yanişe do çumenan. Hem oras tkves-ki berepek: “Ma mekarmat̆eş bere var bore-a. Baba çkimi-a ǯoxle-a padişai t̆udoren-ya. Hem oras majuak-ti tkudoren-ki: “Ma-ti monadireşi bere var vore-a. Çkimi baba-tia padişai-a t̆u-ya nana çkuni-a ar zenginik nixiru-ya do mendoyonu-ya. Hem oras babaçkuni çkunde komoxtu-ya. K̆itxu-ki-a: “Nana tkvani so idu”-ya? “Man-ti uǯvi-ki: “Nana çkuni zenginik mendoyonu!” Hem oras baba çkimik cuma çkimik̆ala mendemoyones. Ar ğalis kodoxvadit. Cuma çkimi ezdu mgerik mendoyonu. Ma-ti ğalis kodolobli!” Hem oras nana-mutepeşik ham nenape yucemt̆u: “U-ya, berepe çkimi-a”, eyselu do gamaxtu. Alis kodolak̆du berepe muşis: “Ma-ya tkvani nana bore!” Ezdu do ar bere ar-k̆ele elinciru, majurabere, majura-kele kelinciru. Şkas muk kogoşanciru, haşote dancires. Haǯi dotanu. He zengini k̆oçi komoxtu. Mendaǯk̆edu-şi, oxorca muşik̆ala he berepe ncanan. Goyktu do padişaişe mendaxtu. Uǯu-ki: “Si-na moçkvi, k̆ai ğnosai berepek oxorca çkimis mu oğodaman, moxti do toli skanite kožiri!” Mendaxtu padişai. Mendaǯk̆edu-şi, he berepe he zenginişi oxorcak̆ala ncanan. Goyktu, komoxtu yeri muşişe padişai. Uǯu-ki didi k̆oçepe muşis: “Kamonç̆it-ya he berepe-a!” İdes k̆oçepe do kezdes he berepe. Noyonaman enç̆uşe. Hem oras milleti mtelis ambai komeçu padişaik, iri xolo kok̆ibğes. “Haǯi-a hamtepe-a amabonç̆am-ya, muşeni-a-ki hamtepek çkimi yanişe na-moxtu k̆oçişi oxorcak̆ala incirez-ya do hemuşen amabonç̆am-ya!” Arteği berek tku-ki: “Ma ar nena komomçit-ya do dobip̆aramita-ya!” Hem oras nena komeçes. Tku-ki he berek: “Ma-ya nana çkimik̆ala binciri-a!” Padişaik k̆itxu: “Hea nana skani sole t̆u-ya.” Berek uǯu-ki: “Baba çkimi-a ǯoxle padişai t̆u-ya, nana çkimi-a he padişaişi-a oxorca t̆u-ya do dolokunu naxumt̆u-ya. Ar zengini k̆oçi moxtu-ya do nana çkimi nixiru-ya.” Hem oras tku ki padişaik: “Tkvi xolo, tkvia-a bere çkimi-a!” “Ok̆ule nana çkimi-a mendoyonu-ya hem k̆oçik. Komoxtu baba çkuni-a. Mk̆itxes-ki. “Nana tkvani so ren”ya? Nana çkuni ar zenginik mendeyonu do çku kodomit̆ales”ya” Hem oras padişaik koxoǯonu. Uǯu-ki: “Oxuşkvit berez-ya. Hemtepe çkimi berepe renan-ya. He oxorca-ti çkimi oxorca ren-ya!” Koducoxu he zenginis: “Si, oxorca çkimi-a, si nixirii-a?” A’çkva ndğa-užiramu cori komoyonapu. Uǯu-ki k̆oçepes: “He zengini k̆oçi-a ha corişi kudelis kodonuk̆dit-ya!” do konuk̆ides. “Oxuşkvit haǯi cori-a!” Cori oxuçkves do he k̆oçi corişi k̆udelis doğurines. He padişaik berepe muşi, oxorca muşi, iri xolo kožiru do igzalu muşi padişailuğişe. Sum ndğa do sum seris hem dulyaşeni didi bariami doves. ------------------------ [Kaynak kitap: Sergi Jiğent̆i, “Ç̆anuri T̆ekst̆ebi (Arkabuli K̆ilok̆avi)”, S.S.R.K̆. Meʒnierebata Ak̆ademiis Sakartvelos Pilialis Gamomʒemloba, T̆pilisi, 1938, (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)] |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| [Lazca- Türkçe Masallar-14]: “Üç erkek kardeş ile bir kız kardeş” - 08/02/2026 |
| Bir zamanlar bir köyde bir adam yaşıyormuş. Bu adamın üç erkek bir de kız çocuğu varmış. Çocukları büyümüş ama o da ihtiyarlayıp yataklara düşmüş. Ölüm erkenden kapısını çalmış. Adam ölürken çocuklarını çağırıp onlara şöyle demiş: Ben artık ölüyorum. |
| [Lazca- Türkçe Masallar-13]: “Kolkh Medea’” - 02/02/2026 |
| Argonotlar, Kolkhlardan Altın Post’u çalmışlar. Sonra da dere kenarındaki gemiye binmişler. Dereyi aşıp Karadeniz’e ulaşacaklarmış. Böylece denize doğru yolculuklarına başlamışlar. |
| [Lazca- Türkçe Masallar-12] “Kral ile Çoban” - 27/01/2026 |
| Bir zamanlar bir ülkede bir kral varmış. Bir gün büyük bir toplantı yapıp milletine şöyle demiş: --Ben konuşarak değil, el işaretleriyle bir şeyler anlatacağım. Kim el işaretiyle anlatacaklarımı anlayıp bana doğru cevap vereni vezirim yapacağım. |
| [Lazca- Türkçe Masallar-11]: “Haram yemeyen adam” - 18/01/2026 |
| Bir zamanlar bir köyde bir adam yaşıyormuş. Bu adam hiç haram bir şey yemiyormuş. Haram yemeyen bu adamın oğlu bir gün akıp giden derede bir elmayı görüp almış. Sonra da o elmayı götürüp babasına göstermiş. |
| [Lazca- Türkçe Masallar-10]: “Dev” - 10/01/2026 |
| Eski zamanlarda köyde yaşayan bir adamın üç erkek çocuğu varmış. Ölüm yatağındayken büyük oğlunu çağırmış. |
| [Lazca- Türkçe Masallar-9]: “İki kardeş; biri akıllı, diğeri deli” - 04/01/2026 |
| Bir zamanlar bir köyde iki erkek kardeş yaşıyormuş. Bu kardeşlerden biri akıllı, diğeri tam deliymiş. Hayvan sürüleri varmış. O sürülerinden elde ettikleri kazançla geçiniyorlarmış. |
| [Lazca- Türkçe Masallar-8]: “İki Arkadaş” - 29/12/2025 |
| Çok eski zamanlarda bir köyde iki genç çok yakın arkadaşmış. Bir gün birbirlerine şöyle demişler: --Kötü hâldeyiz; paramız yok! Biz en iyisi gurbete gidip çalışalım! Orada biraz para kazanalım! |
| [Lazca-Türkçe Masal- 7]: “Kötü Niyet” - 20/12/2025 |
| Bir gün iki kardeş bir araya gelip ormana ava gitmiş. Öğlene kadar çok dolaşmalarına rağmen, bir türlü hiçbir şey avlayamamışlar. Dinlenmek için bir gürgen ağacının altında oturmuşlar. Nereden çıkıp gelmişse, bir ihtiyar adam gelmiş. |
| [Lazca-Türkçe Masallar-6] - 13/12/2025 |
| Bir zamanlar adamın biri dağlık bir yerde ateş yakmış. Ateş, etrafa da yayılmış. Derken ateş bir ağacı da sarmış. O ağacın üstünde bir yılan oturuyormuş. Yılan, yanan ağaçtan kaçamamış. Orada sıkışıp kalmış. Haykırmaya başlamış. |
Devamı |