• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam8
Toplam Ziyaret1321004
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar44.101644.2783
Euro50.883751.0876
Semerkew
Ali İhsan Aksamaz
aksamaz@gmail.com
[Lazca-Türkçe Masallar-19]: “Padişahın oğlu”
19/03/2026


   Eski zamanlarda padişahlar, çocuklarını kendileri büyütmüyor, başkalarına büyüttürüyormuş. Bir gün bir padişahın çocuğu doğmuş. Büyütmesi için çocuğu bir kadına vermiş.

O kadın, o çocuğu on, on iki yaşına kadar büyütmüş. Padişah, delikanlıyı görünce yetişmesini pek beğenmemiş. Delikanlı, o kadının yanında biraz terbiyesiz yetişmiş.

Padişah, oğlunu o kadından alıp götürmüş. Oğlunu yetiştirmesi için donanımlı, akıllı bir ihtiyar arıyormuş.

Padişah, aradığı gibi ihtiyar bir adamı bulmuş. Bu ihtiyar adam, çok akıllı ve donanımlıymış. Oğlunu yetiştirmesi için bu ihtiyara vermiş.

Bu ihtiyar adam, padişahın oğlunu da yanına alıp evine gitmek üzere yola koyulmuş. Yolları hem çok uzun hem de yokuşmuş. İhtiyar adam, tepe bir yerde yaşıyormuş. Delikanlı yolda ihtiyar adama şöyle demiş:

--Yarı yola kadar sen beni götür, yarı yoldan sonra da ben seni götürürüm!

--Ben kendimi götüremiyorum da seni nasıl götüreyim!

Sonra da içinden şöyle demiş:

--Bu delikanlı akılsızmış!

İhtiyar düşünmüş. Sonra da kızmış. Ama delikanlıya bir şey söylememiş. Konuşmadan yolda gidiyorlarmış.

Yürüdükleri yol bir yerde ikiye ayrılıyormuş. Sonra da yeniden birleşiyormuş. Bu, ihtiyar adımın pek hoşuna gitmiş. İçinden şöyle geçirmiş:

--Bu delikanlıyı bir yoldan gönderirim, ben de diğer yoldan giderim. Böylece onun saçma sözlerini dinlememiş, biraz kulaklarımı dinlendirmiş olurum.

Delikanlıya şöyle demiş:

--Sen bu yoldan git, ben de bu yoldan gidiyorum. İlerde yol birleşiyor. Yine birbirimize kavuşuruz.

Delikanlı:

--Senin arkadaşın var ama benim arkadaşım yok. Ben yalnız başıma nasıl gideyim ki?!

İhtiyar adam kızmış. Yine kendi kendine söylenmiş:

--Herhâlde bunun cinleri var, mutlaka yanında birileri olur. Bir de “bana arkadaşın var,” diyor.

İhtiyar böyle düşünmüş ama delikanlıya yine bir şey söylememiş.

Yollarına gitmişler. Biri bir yola koyulmuş, diğeri de diğer yola.

Kısa bir süre sonra yolları yeniden birleşmiş. Yine beraber gidiyorlarmış.

Yollarının üstünde bir buğday tarlasıyla karşılaşmışlar.

İhtiyar:

--Bu buğdaylar ne güzel baş vermiş böyle!

Delikanlı:

--İyi baş vermiş ama yenmiş!

İhtiyar adam, delikanlının bu lâfı üzerine yol kenarındaki tarlaya girip buğdaylara bakmış. Yenmiş bir şey yokmuş. Şaşırmış:

--Bu delikanlı nasıl da atıyor!

Eve varmışlar. İhtiyar adam kendi kendine söylenmeye başlamış:

--Her şeyi saçma sapan konuşuyor! Ben bunu nasıl büyütüp akıllandırayım ki!

İhtiyar adamın genç kız bir torunu varmış. Dedesinin kendi kendine söylendiğini duyup sormuş:

--Dede, ne oldu?

İhtiyar adam, torununa her şeyi olduğu gibi söylemiş. Delikanlının yolda kendisine söylediklerini anlatmış:

--Bu delikanlıyı bana akıllandırayım diye verdiler ama öyle bir çocuk ki akıllanacak gibi değil. Saçma sapan şeyler söylüyor.

Torunu:

--Dede, onun sana söyledikleri yanlış anlamışsın! Sana her şeyi doğru söylemiş. “Yarı yola kadar sen beni götür, yarı yoldan sonra ben seni götüreyim” diye sana söylemesi, “yarı yola kadar sen konuş, yarıdan sonra ben konuşurum, seni eğlendiririm, böylece yolculuğumuz kolay geçer,” anlamına geliyor.

“Senin arkadaşın var, benim arkadaşım yok” diye sana söylemesi de, “bu dik yokuşta sen bastonundan destek alıyorsun, benim bastonum yok,” anlamına geliyor.

“Bu buğdaylar iyi baş vermiş ama yenmiş,” diye sana söylemesi de “bizim oralardaki köylülerin çoğuna kazançları yetmiyor, borç alıyorlar. Sonra tarladan ürünü kaldırınca o borçlarını veriyorlar. Ellerinde pek bir şey kalmıyor,” anlamına geliyor. Tarla sahibinin borcu çoksa, tarlasındaki ürün yenmiş sayılır!

Torununun bu sözlerini dedesi pek beğenmiş:

--Meğerse akılsız olan benmişim, bu delikanlı çok akıllıymış.

Ondan sonra da bu ihtiyar adam, o delikanlıya her zaman çok iyi davranmış. Yetişmesini sağlamış. […]

*******

“[Kyose do] patişaiş bee”

Sivte patişaepes-na bee aqvat̆es, mutepek va ordapt̆es, başkas ordapapt̆es. Ar patişais biç̆i bee dvaqu. Orduşeni ar oxorcas komeçu. İya oxorcak̆ala aya bee vit, vit̆ojur ǯanaşa irdet̆u.

Patişaik žiuşi, va moǯondu: Bee mʒika terbiesuzi dirdeet̆u.

Kaguǯuqonu iya oxorcas do ar k̆ai nosei k̆oçi goupt̆u.

Ar badi kožiu. Dido nosei t̆u badi do patişaik bee komeçu orduşeni.

Badik ar dğas bee ilik̆atu do k̆uçxeten niqonopt̆u oxoişa. Gza mendra t̆u, hem emti. Badi yukseği yeis, yailastei yeis skidut̆u.

Beek gzas badis uǯu:

--Gverdi yeişa si miqoni, gverdişk̆ule ma giqonopya. 

--Ma ti çkimi va mağen do aya biç̆ik mu zop̆ons, ma badi k̆oçik aya muç̆o viqona. Aya

uğnose t̆eenya.

İduşunu badik do gui komuxtu. Hama bees mutu va uǯu do nena ueşamalu eşo nulvan gzas.  Ar yeis gza uk̆uirtet̆u. Badis k̆ai aǯonu:

--Aya ar gzaşen mendooçkume, ma majua gzaten mendaulu do mʒika qucepe kamooşvacinapya.

Aya gza mʒika menžilişk̆ule xolo uk̆ulut̆u.

--Si aşo idi, ma aşo vulu do xolo kok̆oigetia, -uǯu badik.

--Sina aşo ida, arkadaşi kogiqoun, ma va miqoun, xvala muç̆o vidaya?- k̆itxu biç̆ik.

Badis gui muxtebs:

“Peepe uqoun amus, helbet gyaqven miti do arkadaşi kogiqounya miǯumesya”- iduşunu badik, hama bees mutu va uǯu.

İgzales, ari ar gzas kogedgitu, majua majua gzas.

Mʒika oraşk̆ule kok̆oxtes do xolo baaber nulvan.

Ar yeis dik̆a xaçkei konages.

--Aya dik̆ak mu k̆ai ti qveenya,- tku badik.

--Ti k̆ai qveen, ama ç̆k̆omei iqvenya!- biç̆ik uǯu.

Badi mextu qonaşa, goşonǯk̆edu, ç̆k̆omei mutu var t̆u.

Gaak̆viu badis:

“A biç̆ik muper bğapsya”.

Oxoişa komoxtes. Muşebura obudulus kogyoç̆k̆u badik:

 “Mteli şei sersemebui zop̆ons, ma aya muç̆o vorda do vonoseyaya!”

Am badis ar mota k̆ulani uqount̆u. Badişi (p̆ap̆uliş) obuduluna şignu, k̆itxu:

--P̆ap̆uli mu gağoduya?

Badik motas mteli şei duǯu. Aya berekna gza do gza uǯu.

--Ma nosi oguuşeni momçes, hama aya eşo bee ren-ki, nosi oguuşi va en, aşo şeepe zop̆ons.

--P̆ap̆uli,  si va nagnee, mu giǯu. Emuk mteli şei ǯori giǯveen.

“Gverdi yeişa si miqoni, gverdişk̆ule ma giqonapaya”- na giǯu iya tkvala ren-ki: “Gverdi gzas si ğağali, gverdişk̆ule man bğağalap do megoktinap, aşote gza k̆olai içodenya.”

“Si akadaşi kogiqoun, ma va miqounya”- ya tkvala yen-ki,  si biga gokaçut̆u. Emtis goxtimus bigak k̆oçis nuşvels.

“Ti k̆ai qveen aya dik̆ak, hama ç̆k̆omei iqvenya”, emuşeni giǯverenki çkini yeis didopes  geluati  va dubağunan, iʒxapan do ek̆ule qona-na yezdas borci meçaps.” E, qonaşi saebişi borci dido uğunna, iya qona ç̆k̆omei işinen!

Motaşi nenape badis (p̆ap̆ulis) dido moǯondu.

--Ma vort̆ee uğnose, a biç̆i dido nosei t̆eenya tku do emuşk̆ule biç̆is dido k̆ai oğodaptu.

 

--------------------- 

[Kaynak kişi: Avtandil Alisže Abulaže, 1931 doğumlu, Sarpi Köyü, (Kaynak kitap: Ʒiala Narak̆iže, “Lazuri T̆ekst̆ebi”, Gamomʒemloba “Batumis Şota Rustavelis Saxelmʒ̆ipo Universit̆et̆i, Batumi, Gürcistan, 2015), (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 2020)]

aksamaz@gmail.com



66 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

[Lazca- Türkçe Masallar-18]: “Üç erkek kardeş” - 09/03/2026
Bir zamanlar bir köyde üç erkek kardeş yaşıyormuş. O kadar fakirlermiş ki temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyorlarmış. Bir gün bu kardeşler şöyle demiş: --En iyisi biz para kazanmak için gurbete gidelim! Köylerinden ayrılmışlar.
[Lazca-Türkçe Masallar-17]: “Kedi ile çakal” - 02/03/2026
Bir zamanlar bir kedi ile bir çakal arkadaş olmuş. Çakal şöyle demiş: -Sen hep evde kal! Ben aşırıp aşırıp eve tavuk getiririm. Sen de bir güzel pişirirsin! Sonra oturup afiyetle beraber yeriz!
[Lazca-Türkçe Masallar-16]: “Çoban” - 21/02/2026
Ağanın birkaç da çobanı varmış. Bir gün çobanlarından biri ağanın evine gelmiş. Ağa da keçi sürülerinden birini bu çobana teslim etmiş. Çoban, keçi sürüsünü önüne katıp otlamaya götürmüş.
[Lazca- Türkçe Masallar-15]: “Padişah ile karısı” - 15/02/2026
Bir zamanlar bir memlekette bir padişah varmış. Bu padişah, bir gece rüya görmüş. Rüyasında davudî bir ses sormuş: --Zenginliği şu an mı istiyorsun, yoksa sonra mı?
[Lazca- Türkçe Masallar-14]: “Üç erkek kardeş ile bir kız kardeş” - 08/02/2026
Bir zamanlar bir köyde bir adam yaşıyormuş. Bu adamın üç erkek bir de kız çocuğu varmış. Çocukları büyümüş ama o da ihtiyarlayıp yataklara düşmüş. Ölüm erkenden kapısını çalmış. Adam ölürken çocuklarını çağırıp onlara şöyle demiş: Ben artık ölüyorum.
[Lazca- Türkçe Masallar-13]: “Kolkh Medea’” - 02/02/2026
Argonotlar, Kolkhlardan Altın Post’u çalmışlar. Sonra da dere kenarındaki gemiye binmişler. Dereyi aşıp Karadeniz’e ulaşacaklarmış. Böylece denize doğru yolculuklarına başlamışlar.
[Lazca- Türkçe Masallar-12] “Kral ile Çoban” - 27/01/2026
Bir zamanlar bir ülkede bir kral varmış. Bir gün büyük bir toplantı yapıp milletine şöyle demiş: --Ben konuşarak değil, el işaretleriyle bir şeyler anlatacağım. Kim el işaretiyle anlatacaklarımı anlayıp bana doğru cevap vereni vezirim yapacağım.
[Lazca- Türkçe Masallar-11]: “Haram yemeyen adam” - 18/01/2026
Bir zamanlar bir köyde bir adam yaşıyormuş. Bu adam hiç haram bir şey yemiyormuş. Haram yemeyen bu adamın oğlu bir gün akıp giden derede bir elmayı görüp almış. Sonra da o elmayı götürüp babasına göstermiş.
[Lazca- Türkçe Masallar-10]: “Dev” - 10/01/2026
Eski zamanlarda köyde yaşayan bir adamın üç erkek çocuğu varmış. Ölüm yatağındayken büyük oğlunu çağırmış.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi