
Ali İhsan Aksamaz
aksamaz@gmail.com
[Lazca- Türkçe Anılar / Anlatımlar- 4]: “Evlilik âdetleri ve düğün-1”
31/05/2026 Evlilik çağına gelmiş genç kızın ninesine veya halasına, sözü geçen kimi varsa, yaşını başını almış bir kadınımızı göndeririz. O da “bu iş şöyle şöyle olsaydı, iyi olmaz mıydı?” gibilerinden evlilik çağına gelmiş genç kızın o aile büyüğüne konuyu açar. Nihayetinde evlilik çağına gelmiş genç kız evliliğe razı olduğunda, ninesi veya halası da razı olduğunda, işte o zaman oğlanın babası, kızın babasına gidip şöyle der: --Bu işi şöyle nihayetlendirelim: Allah’ın izniyle birbirimizin akrabası olalım! Senin kızı, benim oğlanla baş göz edelim! Kızın babası da bu evliliğe rıza gösteriyorsa şöyle der: --Tamam, kızımı oğluna vereyim! Bilesin ki kızıma yedi tane beşibiryerde, altın bilezik, altın bel kemeri, yine altın saat, üç dört tane yüzük, altın küpe takacaksın! Ayrıca kızıma beş altı ipek bohça, gülyağı, nişan yazması, saça bağlanan kurdele, üç dört tarak, potin alacaksın… Bir de düğün yapacağız, nişan düğünü … Sana söylediğim bütün bunları yapabilirsen kızımı oğluna veririm! Oğlanın babası da şöyle der: --Tamam, ben bütün bunları kızımız için yaparım. Lakin şimdi sen de söyleyeceklerimi kızımız için yapacaksın. Yedi kat yatak, bir yaylı karyola, büyük bir ayna, bir şifonyer, üzerinde lamba, karpuz lamba, ayna duracak bir masa, bakırdan büyük bir sini, yanında küçük bir sini, büyük bir tencere, kazan, küçük tencereler, büyük bir güğüm, orta boy güğüm, küçük güğüm, altı sahan, ondan sonra altı tane kapaklı küçük sahan, tencere, bir büyük bir küçük el leğeni, ibrik, büyük tava, iki orta büyüklükte tava, bir küçük tava, bir de otuz okkaya kadar süzgü. İşte bütün bunları kızımız için yapabilirsen ben de kızımıza düğün yaparım! Kızın ve oğlanın babaları birbirlerine bunları söyler. Her iki taraf da böylece anlaşır. Oğlanın babası nişan düğünü günü üzerinde anlaştıkları o altın takıların hepsini götürür. Ailesinden insanları, dostlarını da yanına alarak kız evine gider. Kızın babası da ailesinden insanları, dostlarını evine davet eder. Onlar da bu davete icabet edip giderler. Oğlanın babası, altın takıların hepsini bir mücevher sandığının içinde kız evine götürür. Kızın babası ve oğlanın babası yanlarında üçer kişiyle birlikte odada otururlar. Bir Hocaefendi de orada hazır bulunur. Hoşbeşten sonra oğlanın babası kucağındaki mücevher sandığını açar. İçindeki altın takıları itinayla çıkarıp masanın üstüne yerleştirir. Daha sonra o takıları yine mücevher sandığının içine itanayla yerleştirilir. Artık nikâh kıyma sırası gelmiştir. Üç kişi genç kızın vekili, üç kişi de delikanlının vekili olarak odada yerlerini alırlar. Hocaefendi şöyle der: --Hele odanın kapısını içerden bir kitleyin de başka kimse girmesin! Hocaefendi sonra da kızın babasına şöyle sorar: --Nikâhı ne kadar mehirle yapıyorsun? Kızın babası cevaplar: --500.000 kuruş! Oğlanın babası itiraz eder: --O kadar olmaz! 100.000 kuruş veririm! Kızın babası ile oğlanın babası bir süre anlaşamazlar: --Hayır, bu kadar vereceğim! --Hayır, bu kadar vereceksin! Nihayetinde her iki tarafın vekilleri araya girerler. Kızın babasının söylediği mehir miktarını indirip, oğlanın babasının söylediği mehir miktarını yükseltip ortayı bulurlar. Hocaefendi: --Tamam, şimdi oldu! Maşallah! Süphanallah! Kızın babası ile oğlanın babası birbirlerinin ellerini sıkarlar. Hocaefendi şimdi her iki babaya da sırayla sorar: --Allah’ın izniyle kızını bu ihtiyarın oğluna verdin mi? --Verdim! Hocaefendi, kızın babasına üç defa sorar. Daha sonra da Hocaefendi oğlanın babasına sorar: --Sen bu ihtiyarın kızını oğluna eş olarak kabul ettin mi? Oğlanın babası cevaplar: --Ben de Allah’ın izniyle bu adamın kızını oğluma eş kabul ettim! Daha sonra Xocaefendi genç kız ve delikanlı için dua eder: --Öleceğiniz güne kadar yağ ile bal gibi olun, birbirinizi tamamlayın! Birbirinize asla kötü söz söylemeyin! Hep güleryüzlü olun! Oğlanın babası Hocaefendiye bu hizmetinden dolayı iki altın bahşiş verir. Hocaefendi şöyle der: --Artık nikâh kıyıldı. Delikanlılara şerbet ikram edin! Tüfek atıp bu hayırlı işi kutlayıp herkese duyursunlar! Delikanlılar avluda sıralanıp tüfeklerini ateşlerler. Şimdi artık kapıları açarlar. Sofraları kururarlar. Herkes sofraya oturup yemek yer. Yemekte pilav, makarna, sütlaç, tavuk eti, börek ikram edilir. Hep beraber yemek yerdikten sonra şarkılar söylerler. Horon oynarlar. Akşam olunca davetliler evlerine giderler. Evlenecek genç kız kendi evinde, delikanlı da kendi evinde kalır. Bir yıl kadar bir zaman geçer. Evlenecek delikanlının erkek kardeşleri, kız kardeşleri; genç kızın anne ve babasının evine cümbür cemaat giderler. Kızın anne ve babasına şöyle derler: --Artık kızınızı bize götüreceğiz! Genç kızın anne ve babası şöyle cevap verirler: --Bir yıl içinde yine götürürsünüz! Şimdi kalsın! Damat delikanlının erkek ve kız kardeşleri ikna olmaz: --Artık gelinimizi evimizde olsun istiyoruz! Babamız da annemiz de yaşlı! Yapacak çok iş var. Üstelik ineklerimiz de var! Çok üstelerler. Nihayetinde anne ve baba, kızlarının damat evine götürülmesine rıza gösterirler. Kızın anne ve babası, oğlanın erkek kardeşlerine şöyle der: Peki ama kızımıza düğün yapacaksınız, düğünle götüreceksiniz. Kızımıza elbise diktireceksiniz. Beş kat elbise diktireceksiniz. Kızımıza potin alacaksınız, ipek örtü, ferace- çarşaf alacaksınız! Damadın erkek kardeşleri, bu isteklere “evet” deyip kabul ederler. Tabii kızın anne ve babasının bu isteklerini yerine getirirler. Genç kız için bütün bunları da satın alırlar. Damadın erkek kardeşleri: --Perşembe günü düğünü yapacağız! Komşularını çağırıp artık gelin genç kızı düğünle evlerine getirecekler. Sabah saatlerinde damat delikanlının kızkardeşleri, kuzenleri, komşuları nişanlısı kızın evine giderler. Kız evinin avlusuna gittiklerinde onların geleceğinden haberdar olup evde toplananlar evden avluya çıkıp onları karşılar: --Hoş geldiniz! Sefa geldiniz! Buyurun, eve gelin! Erkek tarafı eve girer. Odada oturup birkaç saat kız evinde hoş beş ederler. Hep beraber oyunlar oynarlar, şarkılar söylerler. Daha sonra kız tarafı sofrayı kurar. Hep beraber yemek yerler. Yemek sırasında âdet olduğu üzere eğlence kabilinden damadın erkek kardeşi (veya kuzeni) kız tarafına zorluk çıkarmaya başlar: --Bana bir tavuk getirin! Yine börek de, baklava da getirin! Kız tarafından biri: --Başka tavuğumuz da, böreğimiz de, baklavamız da yok! --Madem başka tavuğunuz, böreğiniz, baklavanız yok, ben de diğer yemekleri yemem! Bunun üzerine kız tarafı sofraya tavuk, börek, baklava getirir. Damadın erkek kardeşi (veya kuzeni) âdet olduğu üzere kız tarafına birçok defa şöyle der: --Bana bir tavuk getirin! Yine börek de, baklava da getirin! Kız tarafından biri: --Başka tavuğumuz da, böreğimiz de, baklavamız da yok! --Madem başka tavuğunuz, böreğiniz, baklavanız yok, ben de yemek yemem! Kız tarafı sofraya yine tavuk, börek, baklava getirir. Damadın erkek kardeşi (veya kuzeni) âdet olduğu üzere bıçağını çekip baklava tepsisine saplamaya çalışır. Ancak bıçak baklavaya saplanmaz, devrilir. Bunun üzerine damadın erkek kardeşi (veya kuzeni) şöyle der: --Gördünüz mü işte?! Bıçak devrildi. Bana yine baklava getirin! O böyle deyince kız tarafı iki defa baklava getirir. Sonra damadın erkek kardeşine (veya kuzenine) şöyle derler: --Hadi, şimdi yemek ye bari! --Hayır, yemem, yine getireceksiniz! Böylece on tepsi baklava ile bir tepsi böreği getirtir. Sonra şöyle der: --İşte şimdi oldu! Haydi çocuklar, şimdi yiyin! O on tepsi baklavadan yedisini alıp yine kız evi halkına verir. Sofraya oturup yemeklerini yerler. Damadın erkek kardeşi (veya kuzeni) âdet olduğu üzere yine eğlence kabilinden şimdi de şöyle der: --Ben su istiyorum! Cam bardakta su getirirler. Suyu içtikten sonra bardağı atıp kırar. Sonra da şöyle der: --Vay bardak elimden düştü! Biraz sonra yine su isterler: --Bize su getirin! Suyu getirirler: --İşte size su getirdik, için! --Biz maşrapayla su içmiyoruz! --Başka cam bardağımız yok! --Niçin yok, fukara mısınız? --Cam bardakta su verdik ama kırdınız. O bardakta yine su içeceğinizi niçin düşünmediniz? Cam bardağı niçin kırdınız? Şimdi suyu maşrapayla için! Maşrapayla suyu alırlar. Damadın erkek kardeşi (veya kuzeni) arkadaşının tüfeğinin dipçiğiyle maşrapayı da kırıp atar. Âdet olan bu eğlencelerle artık herkes yemek yer. Sofradan kalkarken kız tarafı ellerini yıkamaları için herkese ibrikle su döker, havlu tutar. Ellerini yıkadıktan sonra havluyla kurularlar. Damat tarafından biri, âdet olduğu üzere havluyu alıp yanında götürür. Kız evindeki yemek faslı artık biter. Damat tarafından biri, kız evi ahalisine şöyle der: --Şimdi artık gidelim! Gelin kızımızı hazırlayın! Kız tarafı gelini hazırlar. Âdet olduğu üzere geline elbisesini giydiriler. Nihayetinde kızı, baba evinden çıkarırlar. Artık gelin kızı, kocasının evine götürmek için yola koyulurlar. Gelin kızla beraber erkek kardeşleri, kız kardeşleri, kuzenleri, komşuları da damat evine doğru yola koyulurlar. Kafile hâlinde dere tepe aşa aşa ilerlerler. Kafilenin, damatın evine ulaşmasına bir kilometre kadar bir mesafe kalır artık. Âdet olduğu üzere eğlence kabilinden zorluk çıkarma sırası artık kız tarafına gelir: --Ay çok yorulduk, bundan öte gidemeyiz! Erkek tarafı: --Canım, biraz daha yürüyün! Kız tarafı bir on adım kadar atar: --Artık hâlimiz kalmadı, çok yorulduk! Damat tarafı yalvarır: --Buralar hep yokuş aşağı! Düzlüğe kadar yürüyüverin! Damat tarafı kız tarafını yalvar yakar düzlüğün yakınına kadar yürümeye ikna eder. Sonra damadın erkek kardeşi: --Benim hatırım için bir yirmi adım daha atın! Kız tarafı: --Madem öyle, senin hatırına bir yirmi adım daha atalım! Böylece bir yirmi adım daha atarlar. Böylece yalvarta yalvarta, yalvara yakara akşama kadar kafile, damadın avlusuna kadar gelir. Nihayet avluya ayak basarlar. Kız tarafı: --Eve girmeyiz! Damadın kuzenleri, kızın erkek kardeşine bir tabanca ve bir de tüfek verirler: --Şimdi gelin! Eve girelim! Madem öyle onun hatırı için bir beş adım daha atalım! Eğlence kabilinden damat tarafına zorluk çıkarma devam eder. Evin kapısına kadar gelirler: --Daha eve girmeyiz! O zaman da damat tarafı, kız tarafına üç altın verir: -Bu sizin bahşişiniz! -- Şimdi eve girelim bari! Haydi delikanlılar herkes eve! Nihayetinde böylece eve girerler Damadın kızkardeşleri ve diğer kadınlar, gelin kızı bir odaya götürürler. Delikanlılar başka bir odada, kadınlar başka bir odada oturur. Güzel güzel konuşurlar, oyunlar oynarlar, şarkılar söyleyip horon oynarlar. Derken yemek zamanı olur. Sofraları kurarlar. Yemekleri getirirler. Sofraya pilav getirirler, pirinç pilavı. Ardından da sofraya kaşıkları getiririrler. Bir sofrada kaç kişi varsa o kadar kaşık getirirler. Âdet olduğu üzere eğlenmek maksadıyla zorluk çıkarma sırası artık kız tarafındadır. Kız tarafının delikanlıları, sofraya konulan kaşıkları kırar. Sonra da şöyle derler: --Bize kaşık getirin, pilav da elle yenmez ki canım! Bu köyde kaşık âdetiniz yok mu? Kaşık vermiyor musunuz? Erkek tarafı: --Biz size kaşık verdik! Niçin kırdınız? Kaşıkla pilav yiyeceğinizi niçin bilmiyordunuz? -- Kaşık elimizden düştü, oldukça inceymiş de kırılıverdi. Artık pilavı elle yiyemeyiz! Siz de bizim evde bardakları atıp kırdınız! Niçin bizde kusur arıyorsunuz? Sakın kızmayın! Gelin tarafı, damat tarafına şöyle der: --Düğünde böyle âdetlerimiz var! Biz âdetlerimizi yerine getiriyoruz! Daha çok şeyi kıracağız! Daha evin kiremitlerini de kurşun atarak kıracağız! Damat tarafından kadınlar sofraya yeni kaşıklar getirir: --Bize kızmayın! Herkes yemeğini yer. Sofradan kalkarlar. Ellerine su dökerler. Ellerini yıkayıp havluyla kurularlar. Kız tarafından gençler iki havluyu alırlar: --Bunu sizden alıyoruz! Gelin tarafı havluyu saklar, damat tarafı aşırır! --Bunu sizden aşırdık! Siz neden açıkgöz davranmadınız? Eşyanızı niçin korumadınız? Damat tarafı da, kız tarafı da böyle eğlenerek hep birlikte gülüşürler. Artık otururlar. Aralarında şarkılar söylemeye başlarlar: --Yoy kesileyim sana! Soyle derduni bana! Delikanlılar şarkılar söylerler. Sonra da horon oynamaya kalkarlar. Taraflar eğlenmek için birbirlerine takılırlar. Aralarında şöyle sözler de geçer: --Ha böyle, gençler, ha böyle! Ayaklarınızı sağlam vurun, sia! Ayaklarını zemine sert vura vura oynarlar. (Sia, bir bu taraf, bir öte taraf). --İşte böyle böyle, gençler! Birkaç şarkı da söyleyelim! Böyle, böyle, yavaş yavaş! --Biz bugün damadı hiç görmedik! Damadı bir getirin hele! Birileri de şöyle der: --Damat hazırlanıyor! --Damat hazırlandı da ben niçin görmüyorum?! --Damat kapıdan çıktı, delikanlıların arkasında duruyor! --Orada üç delikanlı var, hiç çıkartamadım, damat hangisi acaba? --Arkasında bohça duruyor! --Çok fazla uzakta, damat buraya gelseydi bari! --Damadı yanınımıza getirdik işte! --Damat horon oynamayı bilmiyor mu ki de ayağını öyle niçin duruyor?! --İşte şimdi horon oynatıyoruz, damadı utandırmayın! --Maşallah, Sübhanallah! Nazar değmez İnşallah? --Damadı buraya getirin! Kaynanası nerede? --Bize neden kavrulmuş fındık getirmedin? --Sizin sıranızda üç damat var! --Bizim sıramızda niçin damat yok? --Şimdi bir damat gidecek! --Maşallah, Sübhanallah, size de bir damat! --Bohçayı açın da damat kimin olduğunu görelim! --İşte şimdi size bohçayı açacağız ama sakın onu utandırmayın! --Ne kadar da yakışıklı damat! Maşallah, Sübhanallah! --Birkaç şarkı söyleyelim, şöyle yavaş yavaş! -- Damat, kaynananda ikram edecek hiç fındık yok mu? --Kaynana kaybetmiş sandığın anahtarını! --Yazıklar olsun damat utandı! --Teyzeler getirseydi ipek mendili. Damada bir örtseydiler ipek mendili! --Bu geceki horonda çok yoruldu damat! Hiç üzülmez mi o lanet kaynana?! Gelsin de kurtarsın damadını kavrulmuş fındıkla! --İşte geldi kaynana kavrulmuş fındıkla! Yine ipek mendil bohçaları var Herkese verdi ipek mendili! Şimdi izin verdik, alıp götürün o damadınızı! İşte şimdi damada gidiyor, haydi delikanlılar söyleyin şarkınızı! Damat yürek çarpıntısı geçirdi, şimdi onun yanında kaynanası Damat çok utanıyor, yüzünden boncuk boncuk akıyor teri! Bizden izinlisiniz, çıkıp gidin haydi! --Şimdi biz bize şarkı söyleyelim, damat gitti nasılsa! “Soylerum yana-yana! Soyle derduni bana! “Ne anarun ne yana! Gyore meyurum seni! Şarkılarını söylemeyi bitirirler. Kız tarafı evine gider. Kızlarını artık erkek evinde bırakırlar. Gelin kız yedi gün sonra gelin baba evine gider. Damadı da davet ettiklerinde o da gider. Artık oraya bir şey götürmez… ------------------------------------- (56.) Haşo kçinepe mendeboçkumet bozoşi nandidişa ya dadimuşişa, mitxani-na uyonun: “Haşo do haşo dulya divat̆uk̆o-na, k̆ai va ivet̆u-i?” Bozo razi divu-na, kçini razi divu-na, hemindos biç̆iş baba ulun bozoşi babaşa: “Dulya haşo p̆at! Xesimi bivat artik̆atişi, Ğormotişi iznite! Bozo skani bere çkimis mepçate!” Hemus-ti, bozoşi babas komoǯondu-na- “K̆ai-a! Bozo çkimi komekça! Haǯi bozo çkimis mouğa-ya şkit beşluği, xeşi altunişi bilezuği, xeşi godvaloni, şkaşi got̆k̆aloni… şkaşi otk̆k̆apu altunişi, xolo altunişi saati, xolo maǯk̆indepe sum otxo, ‘ucişi dolok̆idale altunişi! Xolo-ti ipeğişi… Ombri muşişi boxçape a xut-aşi, gul-yaği… Lişanişi yazma; xolo tomas nuk̆idaman k̆ordela, xolo oʒxoci (sum- otxo), yaili potini… A’çkva duguni p̆aten, lişan-duguni p̆aten… Hamtepe- ha-na giǯvi-pe- dogaxenen-na, bozo çkimi mekçare!” “Ko, ma hamtepe dobuxenam! Si-ti ma-na giǯvare, bozo skanis mali uxenare: Şkit k̆at̆i oncire, ar yaili k̆arola, ar didi yali, ar çkva şk̆afi (çekmece), ar çkva st̆oli-lamba gedgasen, yali gedgasen, k̆alp̆uzişi lamba, bakirişi- didi sini, xolo ç̆ut̆a sini eladgeri, didi ǯuk̆ali-ç̆uk̆i, ç̆ut̆a ǯuk̆alepe, xolo didi k̆uk̆uma- xak̆ust̆ame orta k̆uk̆uma, ç̆ut̆i k̆uk̆uma, aşi saxani- hemindos k̆ule xolo ç̆ut̆a saxani k̆apağoni- aşi, xolo tencere,- ar didi do ar ç̆ut̆a, xeşi leğeni, xolo imbriği, didi ç̆ağani, jur çkva- ar ortani, a’çkva ç̆ubut̆a t̆ağani, a’çkva suzgi- eçdovit (30) ok̆aşakis,- hamtepe gaxenen-na mati bozo skanis mteli komebuğa, duguni dobuxena!” Haşo dotkves jur badepek do jurk̆ele-ti razi dives. Biç̆iş babak altunişi t̆akimepe irixolo menduğu lişanişi ndğas, muşi k̆oçepe, dostepe elik̆atu do igzalu. Bozoşi babak-ti muşi koç̆epes, dostepes ucoxu. Hamtepe-ti komoxtes. Xeşi dokaçoni sanduğis irixolo doložin do biç̆işi babas xes uğun. Odapes kodoxedes; bozoşi baba, biç̆işi baba, sum-sum k̆oçi elak̆ateri. A’çkva Xoca-ti kodoxedunan. Biç̆işi babak sanduği yeǯk̆ims, keşimes hemtepe, altunişi imanetepe, st̆olis koyodumess. Yezdiman. Biç̆iş babak mendimess. Haǯi çkva nikyaxi ikoman. Sum k̆oçi bozoşi vekili, sum k̆oçi-ti biç̆işi vekili- hek xenan. Xocak zop̆ons: “Odaşi nek̆na genk̆olit. Miti mot amit̆as!” Haǯi k̆itxums bozoşi babas: “Nikyaxi nak̆o uxenare?” “Xutoşi şilya (500.000) groşi!” Bozoşi babak zop̆ons. Biç̆işi babak: “Hek̆o var”-ya! Oşi şilya (100.ooo) mekçam!” “Hak̆o mekçare!”- “Hek̆o momçare!”… Vekilepek muǯk̆vinaman, artis duk̆laman, majuras munžinaman, orta kožiraman. Xocak zop̆ons: “Aǯi divu! Maşallah! Subhanela!” Haǯi çkva Xocak k̆itxums-ki ( Bozoşi babak do biçişi babak xepe artik̆atis komeçaman): “Skani bozo Ğormotiş iznite he badiş biç̆is komeçi-i?” “Komepçi” Sum fara dok̆itxums xocak. Xolo k̆itxums biçiş babas: “Si k̆abuli dovi-i he badişi bozo?” “Ma Ğormotişi iznite k̆abuli dop̆i!” (Biç̆iş babak uǯumess). Uk̆ule xocak dua dikoms, xvamams: “Ğuraş dğaşakis yaği do topui-st̆eri haşo t̆at! Artikartis p̆at̆i nena mo uǯumet! İ(r)o… i(r)… p̆anda žiʒinei t̆at! Haşo xocas biç̆iş babak jur altuni komeçams. Haǯi xocak zop̆ons-ki: “Nikyaxi divu! Biç̆epes şerbet̆i kogyubit. T̆ofeğepe ot̆k̆oçan!” Biç̆epe golinsvaapunan do t̆ofeğepe kot̆k̆omelan. Haǯi nek̆na kogonǯk̆es, sufra kododges, mteli kodoxedes do gyaoba ves. Pilavi, mak̆aina, sutli, kotume, bueği… Gyai oç̆k̆oman… İbirman. İbirnan, ixoronan. Ok̆ule dolumca-şi, igzalan oxoişa. Bozo oxoi muşis kodoskidu, biç̆i-ti oxoi muşis. Ok̆ule ar ǯanaş k̆ule biç̆iş cumalepe, dalepe, bozoşi baba do nanaşi oxoişa medulunan: “Bozo tkvani haǯi boyonaten!” Bozoşi babak do nanak uǯumelan: “Xolo ar ǯanas komyonut̆an!” Biç̆işi cumalepek do dalepek va daicenan: “Çku haǯi nusa (noğamisa) oxois minonan! Baba çkini badi en! Nana çkini kçini en! Dulya oxenoni dido en, pucepe miyonunan!”… Neyse oxveǯinaman, k̆abuli dikoms bozoşi baba do nanak… Uk̆ule bozo komeçaman. “K̆ai, dido k̆ai!”- Bozoşi babak do nanak uǯumelan biç̆işi cumalepes. “Bozo çkimis dido duğuni uxenaten, dugunite oyonaten, xolo-ti dolokunu uç̆aten. Xut imbrişumişi (met̆aksişi) porçape uç̆aten, xolo potini yuç̆opaten, met̆aksişi gotvalu, xolo firace-çarşafi yuç̆opaten!” “Ko!” Biç̆iş cumalepek.(Razi) dives. Hemtepe iri xolo koyuç̆opes. Haǯi 3açxaşi ndğas duğuni p̆aten! Maltepes ducoxes do nusa duğunite komoyones. Sabaxtan biç̆iş cumalepe, dalepe, eksalepe, Maltepe mendaxtes bozoşi oxoişa. Ar jur saatis bozoşi oxois kort̆es. Hamtepe bozoşi oxoişi avlişa mexte-şi, hekoni k̆oçepe gamaxtes oxoişe avlişa, gamaxtes… “K̆ai moxtit! K̆aobate moxtit! Hayde, oxoişa moxtit!” Hamtepe-ti oxoişa medaxtes. Odas kodoxedes. Ç̆ut̆a-ç̆ut̆a ip̆aramites, isteres. Ok̆ule sufa kododges, gyai ç̆k̆omes. Gyai ipxot̆es. “Ar kotume komomiğit!” Biç̆işi cumak (ya eksealepek) zop̆ons, “Xolo bueği, xolo bak̆lava!” Haşo dido uǯumess hemtepes. “Çkva va miğunan!” “Va giğunan-na, gyai va bipxo!” Hemindos xolo arteği bak̆lava komuğes. Haşo dido tku, xut-aşi bak̆lava komuğes. Artikartis koyosvau. He biç̆işi cumak ar xami keliǯk̆u. He bak̆lavas koyoʒonu. Xami geiktu. Bak̆lavak var okaçu. “Aha! Xami geiktu! Xolo bak̆lava komomiğit!” Haşo uǯu-şi (axveǯu-şi), jur çkva bak̆lava komuğes. “Haǯi çk̆omi”- a, uǯves. “Var, xolo momiğaten!” Haşo mteli vit bak̆lava do arteği bueği komoğapu. “Haǯi divu! Haǯi biç̆epe, ç̆k̆omit!” He vit bak̆lavaşe şkit kezdu do xolo komeçu he oxorişi k̆oçis. “Haǯi gyai op̆ç̆k̆omat!” Doxedes do gyai ipxonan. He biç̆işi cumak haǯi “Ǯk̆ai minon”-ya, dotku. Şuşete ǯk̆ai komuğes. Ǯk̆ai oşuş-k̆ule st̆ikani met̆k̆oçu do dot̆axu. “Aha, xeşe memilu st̆akani!” Uk̆ule xolo biç̆epek ǯk̆ai goes: “Ǯk̆ai momiğit”-ya! Şuşepete ǯk̆ai komuğes. “Aha, ǯk̆ai komogiğit-ya, oşvit”-ya!” “Çku meşep̆ete ǯk̆ai va pşump”-ya! “Çkva şuşe va miğunan!” “Muşeni va giğunan, fuk̆ara et-i?” “Şuşe arteği mekçit, hea dot̆axit. Muşeni va iduşinit, çku xolo ǯk̆ai pşvaten? Şuşe muşeni t̆axit? Haǯi meşep̆ete ǯk̆ai şvit!” Koiç̆opes muşep̆ete ǯk̆ai. Arkadaşi muşis t̆ofeğişi nuk̆us komuk̆idu. He-ti t̆ofeğite dot̆axu, ot̆k̆oçu do dot̆axu. İri xolok gyai oç̆k̆omes. Gyais keisele-şi, xes gobaman ǯk̆ai, xeşi okosalepete (peşkirepete) xepe ikosamtes. Ok̆ule arteğik goǯuğu do mediğu. Artuk gyaoba diçodu. “Haǯi bigzalat”-ya. Nusa kogoxazi(r)it”-ya.” Nusa kogoxazires. Dolokunu kodolokunes. Kogamaxtes oxois. Mulunan gzas. Noğamisa mulun. Hemuk̆ala-ti cumalepe, dalepe, eksalepe, maltepe- biç̆iş oxorişa nulunan. Biç̆iş oxoişa doskidu gverdi versi. “Çku haǯi va malapunan!” ixveǯanoren noğamisaşi k̆ele, isinapan. Biç̆iş k̆oçepek uǯumelan: “Hayde mç̆ut̆a çkva-ti komoxtit!” Heşo vit adimi keç̆opes. “Haǯi çkva va malapunan, domaç̆k̆indes!” Xolo-ti axveǯes: “Ham yeri okti /gemti en! Duzişa komok̆axtit!” Haşo axveǯu do duziş yakis komoyonu. Ok̆ule biç̆işi cumak: “Çkimi xat̆irişeni a eç adimi komok̆axtit!” “Hayde, skani xat̆irişeni vit adimi komek̆aptat!” Haşote vit adimi komek̆axtes. İkindis na-moxtes, axçamişakis biç̆iş oxoişi avlişa komoxtes xveǯinite. Haǯi avlis k̆uçxe konobažges. “Çkva va amabulut oxois!” Biç̆iş eksalepek ar livoi do ar t̆ofeği bozoşi cumas komeçes. “Haǯi moxtit! Oxois amaptat! A hemuşi xat̆iişeni xut adimi kep̆ç̆opat!” Komoxtes oxoişa nek̆naşa. “Çkva va amabulut!” Hemindos biç̆işi k̆oçepek bozoşi k̆oçepes sum altuni komeçes. “Ha Tkvani baxçişi!” “Haǯi oxois kamaptat! Hayde, biç̆epe, iri xolo oxoişa”-ya do kamaxtes. Noğamisa ar odaşa mede’ones --biç̆iş dalepek, oxorcalepek. Biç̆epe başk̆a odas kodoxedes, oxorcalepe başka odas kodoxedes. K̆ai- k̆ai ip̆aramites, istees, oxorones, ibies. Ok̆ule gyariş ora divu. Gyai komoiğes. Sufa kododges. Gyai oç̆k̆omes. Sufras pilavi kogedges, princiş pilavi. Haǯi k̆uzepe komeçes. Ar sufas nak̆o k̆oçi t̆u, hek̆o k̆uzi komeçes. He k̆oçepek, bozoşi k̆olik, - gverdik k̆uzi met̆axu. “K̆uzi moiğit-ya, xete pilavi va iç̆k̆omen-ya! Ha oput̆es adeti haşo giğunan-i?! K̆oçis k̆uzi va meçamt!” “K̆uzi komekçit! Muşeni met̆axit? K̆uzite pilavi-na ç̆k̆omat̆it, muşeni va giçkit̆es?!” “K̆uzi xeşe memiles, epto (megere) dido çiçku t̆u k̆uzi met̆ruxu. Çkva haǯi pilavi xete var maç̆k̆omenan! Tkva-ti çkuni oxois şuşepe met̆k̆oçit, dot̆axit. Çku k̆usuri muşeni momimet? Vaşa guri mogixtes”. Bozoşi k̆olik biçişi k̆olis uǯumess: “Duğunis haşo adeti ren! Adeti çkuni bikomt! Daha dido çkva-ti p̆t̆axaten! Oxoişi k̆eemidepe iri k̆u(r)şumite p̆t̆axaten!” K̆uzepe komuğes. “Çku gui va momaleman!” İri xolok gyai oç̆k̆omes, eyseles do xes ǯk̆ai kogobes. Peşkiepete dokosapes. Jur peşkii goǯuğes. “Haya arteği fays egiç̆opumt”- Bozoşi k̆olik koşinaxes. Biç̆işi k̆olik nuxies. “Haa megixiit! Tkva şeit̆ani mudat̆it (mot va rt̆it)? Şei tkvani moda çvit (mod va çvit)?” İri xolok ižiʒes, biç̆işi k̆olik do bozoşi k̆olik. Haǯi iri xolok kodoxedes. Birapas kogyoç̆k̆es. “Yoy kesiley imsana! Soyle derduni bana!” (Lazepeşi “Odelia” haya ren!) Haşo biç̆epek ibires. Ok̆ule keiseles xoronişa (oxorunişa). “Ha, biç̆epe, ha! K̆ai geçit sia!” (K̆uçxes nontxaman, xoronaman- Sia hea ren- ar p̆art̆ia hamk̆ele, majuani- hemk̆ele). “Haşo, haşo, biç̆epe! Ar jur birapa doptkvat! Haşo yavaş-yavaşi! Handğa çku sica var bžirit; ar sica komoyonit!” Haşo majua p̆art̆ik tkvasen: “Aha sica goixaziren!” -Sica kogoyxaziru do ma muşeni va bžirom?! -Ha sica nek̆nas kogamaxtu, biç̆epes k̆ap̆ulas mok̆udgin! -Hek sum delik̆ani koren, çkari var bicini, namu ren sica? -K̆ap̆ulaşe mok̆udgin boxça dolotvaleri! -Hepto dido mendra ren, sica hak komoxtat̆u! -Aha sica komobyonit yani çkunişa! -Sicas oxooru var uçkin-i, k̆uçxe eşo mot dodgims?! -Aha haǯi boxoronamt, oncğore mo gyut̆alemt! -Maşalla sub hanala! So-ti toli mat̆asen-i? -Sica hak komobyonit! Damtie muşi so ren? -Ar k̆avurmişi ntxiri muşen va momiğit? -Tkvani siras sum sica koren boxça dololaperi! -Si çkunis muşeni va ren ar sica? -Aha haǯi idasen arteği sica! -Maşalla sub hanalla, tkva-ti arteği sica! -Boxça eǯoǯk̆it do kobžirat, namu ren sinca? -Aha boxça eǯegiǯk̆aten, vaşa oncğoe gyut̆alat! -Nak̆o mskva sica ren! Maşala sub hanalla! -A-jur birapa doptkvat haşo yavaş-yavaşi! -Sica damtires var uğun-i ntxiri k̆ak̆aşi? -Damtires gundunudore zanduğişi nk̆ola! -Yazuğ olsun bolaki sicas oncğore avu! -Dadepek komoiğat̆es ipeğişi mendili. Ar sicas komotvat̆es ipeğişi mendili! -Epto sicas daç̆k̆indu hamseneri xoronis? Guis muşeni va niç̆vams he verane damtires?! Moxtas do muşletinas k̆avurmişi ntxirite! -Aha damtire komoxtu k̆avurmişi ntxirite! Xolo boxçape kuğun ipeğişi mendili İri xolos komeçu ipeğişi mendili! Haǯi izni komekçit, eç̆opi do mendioni e sica skani! Aha sicaşa nulun, e biçepe ibirit! Aha sicas guis (ko)nat̆u, damtire keludgitu Epto (sicas) dido oncğore aven, p̆icis upi noxvams! Çkunde izni giğun, gamaxti do igzali! -Haǯi çkunebura bibirat, çkva sica igzalu “Soylerum yana-yana! Soyle derduni bana! “Ne anarun ne yana! Gyore meyurum seni! Obiru doçodines, iri xolo oxori muşişa igzales, noğamisa naşkves oxoris, şkit̆ndğaş-k̆ule noğamisa ulun oxoi muşişa… Biç̆iti daveti oğodan-şi, idasen bozoşi oxoişa, mutu va umess… ---------------
[(Kaynak kişi: Xasan Abdi-oğli, [27 yaşında, [ს. ფშალთილუღი, Pşaltiluği köyü, Abhazya Ö.S.S.C.), Kaynak kitap: Arnold Çikobava “Ç̆anuris Gramat̆ik̆uli Analizi/ T̆ekst̆ebiturt”, S.S.R.K̆ Meʒnierebata Ak̆ademiis- Sakartvelos Piliali, Tbilisi, Gürcistan S.S. C.,1936, (Tablo: Hasan Helimişi), (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)]
|
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| [Lazca- Türkçe Anılar/ Anlatımlar- 3]: "Erkek Çocuğun Evlendirilmesi" - 16/05/2026 |
| Erkek çocuğunu evlendirmek isteyen anne, âdet olduğu üzere elbise veya hırkasını ters giyip gelin namzeti kızın evine gider. |
| [Lazca- Türkçe Anılar/ Anlatımlar-2]: “Dedeme yüz bir yıl hapis cezası vermişler” - 02/05/2026 |
| Dedem, yani annemin babası, çok aksi bir adammış. Bir gün Hemşinli bir çoban, koyunlarını ormandaki otlağa salmış otlatıyormuş. Dedem, Hemşinli çobana tembih etmiş: --Artık burada koyunlarını otlatma! |
| [Lazca- Türkçe Anılar/ Anlatımlar-1]: “Nodar Dumbadze Sarpi Köyünde” - 16/04/2026 |
| Hangi yıl olduğunu hatırlamıyorum. Ünlü yazar Nodar Dumbadze [1928-1984], yöredeki Sovyet askerlerinin günlük hayatlarını kayıt altına almak için Sarpi köyüne geldi. |
| [Lazca-Türkçe Masallar-20]: “Genç kız ile delikanlı” - 30/03/2026 |
| Zengin bir adam bir gün vefat etmiş. Bütün malı mülkü tek çocuğuna kalmış. Babası öldüğünde çocuk çok küçük yaştaymış. Delikanlı olunca amcalarına şöyle demiş: -Beni evlendirin! |
| [Lazca-Türkçe Masallar-19]: “Padişahın oğlu” - 19/03/2026 |
| Eski zamanlarda padişahlar, çocuklarını kendileri büyütmüyor, başkalarına büyüttürüyormuş. Bir gün bir padişahın çocuğu doğmuş. Büyütmesi için çocuğu bir kadına vermiş. O kadın, o çocuğu on, on iki yaşına kadar büyütmüş. |
| [Lazca- Türkçe Masallar-18]: “Üç erkek kardeş” - 09/03/2026 |
| Bir zamanlar bir köyde üç erkek kardeş yaşıyormuş. O kadar fakirlermiş ki temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyorlarmış. Bir gün bu kardeşler şöyle demiş: --En iyisi biz para kazanmak için gurbete gidelim! Köylerinden ayrılmışlar. |
| [Lazca-Türkçe Masallar-17]: “Kedi ile çakal” - 02/03/2026 |
| Bir zamanlar bir kedi ile bir çakal arkadaş olmuş. Çakal şöyle demiş: -Sen hep evde kal! Ben aşırıp aşırıp eve tavuk getiririm. Sen de bir güzel pişirirsin! Sonra oturup afiyetle beraber yeriz! |
| [Lazca-Türkçe Masallar-16]: “Çoban” - 21/02/2026 |
| Ağanın birkaç da çobanı varmış. Bir gün çobanlarından biri ağanın evine gelmiş. Ağa da keçi sürülerinden birini bu çobana teslim etmiş. Çoban, keçi sürüsünü önüne katıp otlamaya götürmüş. |
| [Lazca- Türkçe Masallar-15]: “Padişah ile karısı” - 15/02/2026 |
| Bir zamanlar bir memlekette bir padişah varmış. Bu padişah, bir gece rüya görmüş. Rüyasında davudî bir ses sormuş: --Zenginliği şu an mı istiyorsun, yoksa sonra mı? |
Devamı |