• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret560165
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35745.3789
Euro6.09556.1199
Semerkew
Kenan Kaplan
meretukokenan@hotmail.com
Ak Parti'deki Ulusalcı Damar ve Azınlık Politikaları
02/12/2011
Bilindiği gibi Ak Parti'nin çekirdek kitlesini ''Milli Görüş Hareketi'nin'' lider kadrosu ve tabanı oluşturmaktadır. Hepimizin bildiği gibi Milli Görüş Hareketi, Türkiye'de ulusalcı devlet ideolojisinin islamcı versiyonudur. Ak Parti'yi kuran sayın Recep Tayyip Erdoğan ve yakın çevresi 28 Şubat tecrübesini yaşadıkları için, iktidar olmanın muktedir olmak için yeterli olmadığını çok iyi biliyorlardı. Görmüşlerdi ki, islamcı ulusalcılık, iktidarlarını askeri vesayetin hışmından korumaya yerterli olmuyor. İşte bu gerçek Ak Parti'nin lider kadrosunda zorunlu fikri değişimin gerekliliğini ortaya çıkardı. Askeri vesayet tasfiye edilmeden iktidarlarını sürdürmelerinin mümkün olmadığını kısa sürede anladılar.
Ancak Ak Parti biliyordu ki, iktidar olmak tek başına düzeni dönüştürmek için yeterli değildi. İşte tam bu noktada iç ve dış müttefik arayışı başladı.Avrupa Birliği süreciyle dış; demokratikleşme ve demokratik açılım süreciyle iç müttefikler oluşturuldu. Askeri vesayet rejimi büyük ölçüde etkisiz hale getirildi. Bu sureçte Ak Parti'nin iç müttefikleri İleri demokrasiden yana olan demokratlar, liberaller, askeri vesayete karşı olan geniş halk kitleleri ve ulusalcı asimilasyon mağduru halkların bireyleriydi. Son seçimde bu müttefiklerinin desteğiyle % 49 oy alan Ak Parti kendisini güvende hissetmeye başlayınca ileri demokrasi, azınlık hakları söylemlerinden çark etmeye başladı. Ak Parti gerçek demokrasiden yana olan müttefiklerini bir yana bırakarak ulusalcı milli görüş tabanına yaklaşmaya, onların söylemlerini seslendirmeye başladı. Ardından eski MHP'li ülkücülerle, Yeniden Milli Mücadele hareketi mensuplarıyla ve İslamiyeti tüm dünyaya Türkçe öğretme ve İstiklal Marşı söyletme becerisi olarak algılatmaya çalışırken, kendi ülkesindeki azınlıkların dillerini konuşabilmeleri, kimliklerini koruyabilmeleri için hiçbir adım atmayan Fethullah Gülen hareketiyle ittifaklar oluşturarak, onlarla ortak hareket etmeye başladı ve bürokratik kadroları onlara teslim etti. Böylece Ak Parti'nin lider kadroları demokrasi nutukları atarken, devlet kadroları Türk ırkçılarının ve ulusalcı müslümanların eline geçiyordu. Yani Ulus devlet ideolojisi aynen kalıyor, askeri vesayetin değerleri siyasi vesayetin değerleri haline geliyordu. Bugün gelinen noktada Ak Parti'ye destek veren, oy veren demokratlar, liberaller, müslümanlar, aleviler, Kürtler, diğer azınlıklar, özellikle de Çerkesler büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. Adeta dağ fare doğurdu durumu söz konusu.

Ben aslında sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın demokratik söylemlerinin samimimiyetine inanıyor, onun halkların eşitlik temelinde kendi kimlikleriyle var olabilecekleri ileri demokrasiye sahip bir Türkiye vizyonuna sahip olduğunu düşünüyorum. Ancak Ak Parti'deki ulusalcı damarlar Türkiyenin demokratik dönüşümünün önündeki en büyük engel olarak ortaya çıkıyor. Sayın Recep Tayyip Erdoğan farkında mıdır bilinmez ama Ak Parti'deki bu yapı askeri vesayet özlemcilerini güçlendirdiği gibi, Ak Parti iktidarının da altını oyuyor, içini boşaltıyor. Yarın güç dengesi değişecek olursa bu sözde müttefiklerin hiçbirinin Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yanında olmayacakları gün gibi aşikardır.
Eğer sayın Erdoğan darbeler dönemini sona erdirmek, askeri vesayetin kökünü kazımak,Türkiye'nin demokratik dönüşümünü gerçekleştirmek  istiyorsa, düzenin payandalarını çevresinden uzaklaştırarak yüzünü düzen mağduru Türkiye halklarına dönmeli; gücünü demokrasiye, halkların kardeşliğine, eşitliğine inanan Türk halkından, Kürt halkından, Çerkes halkından, diğer halklardan, müslümanlardan, alevilerden, gayrimüslimlerden almalıdır. Eğer sayın Erdoğan bunu yapabilirse devletle halkın barışmasını sağlayarak, farklı kesimler arasındaki kökü tarihe dayanan husumetleri de ortadan kaldırmış olacaktır.  
Ancak, Ak Parti iktidarı halkla uzlaşmak yerine statükoyla uzlaşma  yolunu tercih edecek olursa, geçmişte farklı iktidarların yaşadığı gibi statüko tarafından tasfiyesi kaçınılmaz olacaktır. Sayın Erdoğan acilen Türkiye halklarının temsilcilerini, farklı toplumsal kesimlerin temsilcilerini, kanaat önderlerini biraraya getirerek taleplerini almalı, anayasa yapım sürecini hızlandırmalı, tüm toplumsal kesimlerin tatmin olacağı ileri demokrasi anlayışının yansıması olan çağdaş bir anayasa hazırlanmalı ve hayata geçirilmelidir. Sayın Erdoğan bilmelidir ki zaman kısalmakta, altındaki zemin hızla kaymaktadır. 
Sayın Erdoğan,
Biz Çerkes Halkı olarak demokratik oyalama sürecini değil, gerçek manada bir demokratik açılım sürecini destekliyoruz.
Biz Çerkes Halkı olarak ileri demokrasiye sahip bir Türkiye'den yana tavır koyuyoruz.
Biz Çerkes Halkı olarak tüm halkların eşitlik temelinde kimlikleriyle kardeşçe yaşayabilecekleri bir Türkiye' siyasetine destek veriyoruz,
Biz Çerkesler ileri demokrasilerde azınlıklara hangi haklar verilmişse aynı hakları istiyoruz.
Biz Çerkesler, Sayın Erdoğan Almanya'daki Türkler için neleri istiyorsa, Bulgaristan'daki Türkler için neleri istiyorsa, Batı Trakya'daki Türkler için neleri istiyorsa aynı şeyleri İstiyoruz.
Entegre olduk asimile olmak istemiyoruz.
Kendi kimliğimizle varolmak, varlığımızı geleceğe taşımak istiyoruz.
Bunların gerçekleşebimesi için de; kimliğimizin tescil edilmesini, milli egitim sistemi içinde anadilimizin şeçmeli ders haline getirilmesini, üniversitelerde Çerkes dili ve edebiyatı bölümlerinin açılmasını, Çerkesce 7/24 saat yayın yapan televizyon kanalları ve radyoların hayata geçirilmesini, Çerkes kültür merkezlerinin açılmasını, soyadlarımızın geri verilmesini, degiştirilen köy isimlerimizin geri verilmesini, tek parti CHP döneminde yapılan Çerkes sürgünü için devlet adına özür dilenmesini, Çerkes Ethem'in itibarının iade edilmesini, Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri ile Türkiye arasında çifte vatandaşlığın hayata geçirilmesini, Gürcistan'ın yaptığı gibi TBBM'de Rusların Çerkeslere uyguladığı soykırımın kabul edilmesini ve bir soykırım anıtının yapılmasını talep ediyoruz. Bu taleplerin hepsi demokratik taleplerdir ve bu taleplerin hayata geçirilmesi Türkiye demokrasisine güç katacaktır.
Tercih Ak Parti'nin, tercih siyasi iktidarın, tercih Sayın Erdoğan'ındır.
Sayın Erdoğan ve Ak Parti yol ayrımındadır. Ya ileri demokrasiden yana tavır koyup demokrasi kahramanı olacaklardır; ya da statükoyla uzlaşarak yok olup gideceklerdir. İleri sürebilecekleri hiçbir mazeretleri yoktur. Türkiye halkları demokrasiden yana tavır koyarak AKP'ye gerekli iktidar gücünü sağlamıştır
Biz Çerkesler karşımızda ileri demokrasi ve insan hakları için mücadele etmiş ve kazanmış kahramanlar görmek istiyoruz.



Paylaş | | Yorum Yaz
3296 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkes Soykırımının 150. Yılında “Asimilasyona Hayır” Diyen Çerkesler ÇDP’yle “Biz de Varız” Diyecek - 01/06/2014
İnanıyoruz ki hayalini kurduğumuz geleceğin Türkiye’sinde Çerkes Halkı ve ÇDP belirleyici unsurlar olacaklardır.
Sevgili Faruk Dok, - 14/04/2014
Son telefon görüşmemizde, “Çerkesleri dilinden, kültüründen, kimliğinden, tarihinden, anavatanından soyutlamayı amaçlayan, Çerkes Halkına iradesi dışında başkalarınca belirlenen, sınırları çizilmiş bir yaşam tarzını kabullenemiyorum” demiştin.
Sayın Süleyman Soylu, - 02/02/2014
Bundan sonra da bu görmezden gelme tavrı devam edecek olursa Türkiye'nin en büyük üçüncü etnik unsuru olan Çerkes Halkı’nın politik tercihlerinin de buna göre şekilleneceğinin bilinmesi gerekiyor.
Kimliğimizi Ne Cemaatlere, Ne De Başka Bir Etnik Kimliğe Feda Etmeyeceğiz! - 15/01/2014
Çerkes Halkı; kendi dili, kültürü, kimliğiyle eşit vatandaş olmak, varlığını geleceğe taşımak istiyorsa Türkiye’de ki en büyük üçüncü etnik unsur olarak siyasal gücünün farkına varmalıdır.
Çoğulcu Demokrasi Hareketi - 20/11/2013
Çerkes Halkının kendine olan inancı ve geleceğine olan güveni tamdır. Halkımız geleceğin Türkiye’sinde kendi dili, kültürü ve kimliği ile eşit vatandaşlar olarak yaşama iradesini ortaya koymuştur.
Toplumsal Hastalıklarımız - 11/11/2013
Çerkes halkının gerçek evlatları artık inisiyatifi ele almalıdır. Umudumuz ve geleceğimizi inşa edecek olanlar onlardır.
Demokratik Açılım Paketi Çerkeslere Ne Diyor? - 02/10/2013
Açıkça görülüyor ki; devlet ve siyasi iktidar, varlıklarının ve taleplerinin mücadelesini verenleri muhatap alıyor ve haklarını veriyor; varlık mücadelesi vermeyenleri ve talep etmeyenleri Türk sayıyor, yok sayıyor.
Sayın Başbakan’a Duyurulur ! Çerkeslerin de Demokratikleşme Paketinden Beklentileri Var. - 27/09/2013
Ama artık Çerkes halkı, siyasal yaşamda kendisini temsil edecek bir yapı ortaya çıkarabilecek siyasal bilince ve olgunluğa erişmiştir. En kısa zamanda organize olmak ve göz ardı edilen hassasiyetlerini siyasal platformlara kendisi taşımak zorundadır.
Çerkesler Olarak Ömrümüz Hep Aynı Hatalara Düşerek mi Geçecek? - 19/06/2013
Tarihten ders almayan halkların tarih sahnesinden silinmesi kaçınılmazdır. Umarım Çerkes Halkı olarak yaşananlardan ders çıkarır, kendi senaryomuzu yazmayı başarabilir, kendi senaryomuzun aktörleri haline geliriz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi