• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam100
Toplam Ziyaret680140
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.83746.8648
Euro7.68057.7113
Semerkew
Erol Karayel
erolkarayel26@gmail.com
Bu Uygulama Çözüm Değil!
15/06/2012

Açılım süreci dura kalka, ağır aksak devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta içinde hükümet üyeleri eğitim sistemi içinde anadili öğrenimine yer açılmasıyla ilgili önemli açıklamalar yaptılar.

Bir gün önce Beşir Atalay’ın CNN Türk’te ilk sinyalleri vermesinden sonra Salı günü AK Parti grubunda konuyu biraz daha açan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “… öğrencilerimiz Farklı Dil ve Lehçelerin Öğrenilmesi Hakkında Kanun kapsamında, ‘Yaşayan diller ve lehçeler’ adı altında, yerel dil ve lehçeleri öğrenme imkanına kavuşuyorlar. Örneğin, yeterli sayıda öğrenci bir araya geldiğinde, Kürtçe bir seçmeli ders olarak alınabilecek, öğretilecek ve öğrenilecek. İhtiyaç ve talep durumuna göre farklı anadillere sahip vatandaşlarımız bu kapsamda dillerini geliştirebilecekler” dedi.

Ardından Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer de 4+4+4 eğitim yasasını hayata geçiren taslak ders çizelgesinde ikinci 4'te haftada iki saatlik "yaşayan diller ve lehçeler" adıyla seçmeli ders olacağını açıkladı. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, bir seçmeli dersin açılması için 10-12 kişilik talep gerekeceğini ve isteğe bağlı olarak Kürtçe, Zazaca, Abhazca, Çerkesce, Lazca, Boşnakça gibi dersler olabileceğini belirtti.

M.E.B. Talim Terbiye Kurulu’nun, tüm seçmeli derslerin program ve müfredatlarına dair çalışmayı bu ay sonuna kadar bitireceği de belirtildi.

***

Konu açık, onun için uzatmadan fikrimi söyleyeyim: Bütün bu açıklamalar  Türkiye’nin geleceği için umut verici olabilir ama kesinlikle bizim sorunumuzu çözen açıklamalar değil.

Niçin?

Çünkü belirtilen haliyle, yani haftada iki saatlik anadili öğrenimi arzulanan sonucu vermekten çok uzak. Haftada iki saat eğitimle kimse dil filan öğrenemez.

Hükümet üyelerinin, “Vermezsek olmaz, bari istenenin en azını verelim” diye düşünmüş oldukları geçiyor aklımızdan.

***

Çerkesler için çözüm olabilecek tek uygulama anadili öğreniminin anaokullarında başlamasıdır. Çünkü Çerkesler toplu yaşam alanlarını neredeyse tamamen kaybetmiş durumda ve çağın getirdiği yenilik/meşgaleler de ev içinde dahi bu dilin yeni nesillere aktarımına izin vermez haldedir. Çerkes çocukları bundan sonra dillerini ancak anaokullarında uygulamaya koyulacak bilinçli programlarla öğrenebilirler.

Bizim için olmazsa olmaz uygulama da budur.

İlköğretimde alınacak derslerin faydalı olması için çocukların okula başladıklarında yaşlarına uygun düzeyde Çerkesçe biliyor olmaları gerekir.

İlköğretimde ise anadili öğreniminin en geç ikinci sınıftan itibaren başlatılması ve haftalık ders saatinin de 6’dan az olmaması gerekir.

İlk sınıflarda ait olduğu anadilde önce okuma yazma ve yine anadili öğrenimi dersleri; ilerleyen sınıflarda ise anadilde “Dil ve edebiyat”, “Kültür ve Sanat” ve “Tarih” derslerinin okutulması gerekir.

Çerkesler bunun dışında bir sisteme rıza gösteremezler.

Gösterirlerse de kendilerini kandırmış olurlar.

***

Evet, bu ülkenin resmi dili Türkçedir, çocuklarımız bu dili muhakkak öğrenmeli, buna bir itirazımız yok.

Ama çocuklarımızın, babalarının, analarının dillerini de bu eğitim sistemi içinde öğrenmeye hakları vardır.

Onun için “öğretiliyormuş gibi” yapılmamalı, düzenlemeler “samimiyetle öğretmeye” yönelik olmalıdır.

Hangi düşüncede olunursa olunsun, bu talebin akli, ilmi, insani, vicdani, dini… referansları çok sağlamdır, ki bu da anlatıldığında geniş kesimlerin desteğini vaat eder. Hükümet bu gerçeği göz ardı etmeden gereğini samimiyetle yapmalıdır.

Mücadelemiz tüm insani haklar elde edilinceye kadar sürecektir.



3155 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

PUTİN’İN YENİ ANAYASASI “RUSLAR EFENDİ, DİĞERLERİ KÖLE” DİYOR - 26/04/2020
Putin son derece sinsi bir politika uyguluyor. Gerçek amacını gizliyor ve günü geldiğinde hızla icra ediyor.
ETNİSİTE, SİYASET, ÇDP, V.S. - 19/07/2019
ÇDP’ye “etnik parti olmaz” argümanıyla karşı çıkanların “etnik derneklerde” icra-i faaliyette bulunuyor olması da tam bir kara mizah örneğidir.
KARADAN GEMİ İDARE EDİLMEZ; ÖYLEYSE HAYDİ SİYASETE! - 27/06/2019
Kırmızı kitapta bir rezerv olsun olmasın, taleplerimizin hayata geçmesi için mutlaka Çerkes sorununun çözümünü misyon edinmiş şahısların mecliste ve yürütme kadrolarında bulunması, yani siyasete girmesi gerekiyor.
SİVİL TOPLUMDAN, SİYASAL TOPLUMA... - 13/06/2019
2001 yılında işbaşına gelen AK Parti yönetimi AB kriterlerinin öngördüğü açılım programıyla devletin kimlikler üzerindeki inkar politikalarına son vererek önemli bir adım attı.
HAKİKATİN GÜR SESİ: KADİR MISIROĞLU - 06/05/2019
Araştırmacı karakteri, Osmanlıca’ya ve birkaç batı diline vukufiyeti, güçlü hafızası, keskin zekasıyla resmi tarihin yalanlarını bir bir ifşa etti. Epeyce bir insanı da “sistemin narkozundan” çıkartmayı başardı.
20 Senedir Nasıl Adam Olunacağını Öğrenemeyen Zavallı! - 07/12/2018
“En eksik tarafını” tamamlamak için 20 senedir didiniyor, hergün “Ne zaman adam oluruz?” diye soruyorsun tuttuğun köşede. Baştan belirtelim, sen artık umutsuz bir vakasın, hiçbir zaman adam olamayacaksın.
RF Eğitim Yasası, ‘Yeni Rus Ulusu’nun Eritme Kazanı Olacak - 29/06/2018
Kremlin'in yüzyıllardır değişmeyen hedefi, işgal ettiği toprakları yerli nüfusundan arındırmak, "Rus kültürü içinde eritip, yok etmektir."
Asimilasyon Asalet Dinlemiyor - 07/08/2017
Ana sorunumuz Asimilasyondur. Artık her şeyi bir kenara bırakıp, bütün imkanlarımızı, bütün beyin gücümüzü bu sorunun çözümüne odaklamamız lazım.
Şehid Erol Olçok - 24/07/2016
Ama hep dillendirdiği bir sıkıntısı vardı; ona göre Çerkeslerin yetkin, kendini davaya adamış, sonuna kadar fedakar kadroları yoktu ve bu büyük eksiklikti. “Büyük işleri güvenerek teslim edebileceğimiz kimse yok ortada” diyordu kendi zaviyesinden.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi