• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam42
Toplam Ziyaret559635
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.32205.3433
Euro6.05296.0772
Semerkew
Erol Karayel
erolkarayel26@gmail.com
Siyasal Toplum
30/12/2013

Şu söz dernek yöneticilerimizin klasiğidir: “Dernek binasına girerken siyasi düşüncenizi kapının yanındaki askıya asın, içeri öyle girin.”

Bu cümle dernekçilerimizin siyasetten ne anladığı hakkında aşağı yukarı bir fikir veriyor. Yaşlılarımız siyasete hâlâ, toplumda DP-CHP bölünmüşlüğünün yaşandığı 50’li yıllardan kalma “parti yandaşlığı” münakaşaları üzerinden bakıyorlar. Bu anlayış yukarıda ifade ettiğimiz şekilde sloganlaşarak sonraki nesillere de intikal etmiş durumda.

“Çerkes sivil toplumu”nun bir “Çerkes siyasal toplumu” ortaya çıkaramamasında, kendi meselelerimize eğilen entelektüel ve aydınlarımızın yokluğu kadar, bu, siyaseti dışlayan anlayışın da büyük payı vardır. Derneklerimize, danslarımız, yemeklerimiz, kabile muhabbetlerimiz, günlük yaşamdaki adet ve göreneklerimiz -tek kelimeyle ifade edecek olursak folklorumuz- dışında hiçbir şey sokulmak istenmedi. Onun içindir ki Türkiye Çerkesleri bugün hala “folklorik toplum” yapısını aşıp kendi “siyasal toplumunu” ortaya çıkarabilmiş değildir.

***

Yalnız son zamanlarda, bu yaklaşımın değiştiğine dair bazı işaretler var. Başlangıç noktasını da, mevcut iktidarın, cumhuriyet dönemi boyunca varlıkları inkar edilen etnik ve dinî kimlikleri tanıma ve önünü açma amacıyla 2009 sonbaharında başlattığı demokratik açılım süreciyle aynı kabul edebiliriz. Bu süreçle birlikte Çerkes sivil toplumu içerisinde “siyasallaşmak gerektiği”ne dair ifadeler dillendirilmeye başlamıştır. Önceki dönemlerde de bunu bireysel olarak seslendirenler vardı tabii, fakat açılım süreciyle birlikte inisiyatif düzeyinde örgütlenmelerin konusu haline gelmiştir.[1]

Bugün gelinen aşamada bir ileri adım daha atan Çerkesler siyasi parti kurmaya, “sivil toplumun” yanı sıra “siyasal toplumlarını” da oluşturmaya hazırlanıyorlar.

                                                    ***

Sivil Toplum, Siyasal Toplum, Devlet…

Bazı meselelerin üzerinden çabuk geçiyoruz. Teoriye yeterli zaman ayırmazsak, pratikte yaşanacak çelişki ve zorlukları göğüslememiz güç olabilir. Onun için kelimeler ve kavramlar üzerinde hassasiyetle durmamız, manalarını oturtmamız, tanımları iyi yapmamız gerekiyor. Kavramları, netleştirmeden sezgisel yaklaşımlarla kullanmaya başlarsak, “siyasallaşmak gerektiğine” dair ateşli nutuklar atan bazı grupların, “görüşlerini iletmek için dahi devletle bir masaya oturmayacaklarını” ilan etmelerindeki paradoksa düşmekten kurtulamayız.

Sözü getirdiğimiz bu noktada, hem kavram üzerindeki belirsizlikleri gidermek, hem de siyaset üzerine üretilen korkuları bertaraf için “siyasal toplum”un tanımı üzerinde biraz durmamız yerinde olacak.

                                                            ***

Kavramın sınırlarını belirleyebilmek için, sanırım sorulması gereken ilk soru şu olmalı: Siyasal toplum ne demek, sivil toplumdan farkı nedir?

Basitçe şöyle izah edebiliriz…

Birbirini saran, iç içe geçmiş geniş bantlı halkalardan oluşan bir şema hayal edelim.

Bu şemanın merkezindeki alan devlettir. Yani günlük hayatımızdaki görünür şekliyle, hükümet, ordu, mahkemeler, sivil bürokrasi, resmi eğitim kurumları, v.s.

Bunu saran ikinci alan ise siyasal toplumdur. Bu alan devlet politikalarını şekillendirmeye talip olan, iktidar mücadelesi veren toplum kesimlerini içerir. Bunları da, yerel yönetimler, hükümet dışındaki diğer siyasal parti ve gruplar olarak sıralayabiliriz.

Tüm bunları saran üçüncü alan ise sivil toplumdur. Dernek/vakıf yapıları, kayıt dışı otonom yapılar (cemaatler, inisiyatifler v.s.), toplumsal hareketler, medya ile entelektüel ve kültürel yapıları içerir. Sivil toplumun iktidara gelmek gibi bir amacı yoktur. Temsil ettiği kesimin durumunu iyileştirecek çeşitli çalışmalar yapar; bu kesimlerin siyasal topluluklarla olan ilişkisini sağlar. Sorunlarını tanımlar ve çözüm talebiyle siyasal alana havale eder.

Bunların dışındaki son halkada ise günlük hayat gailesi içinde bulunan örgütsüz kesimler yer alır.

Bu alanların birinden diğerine geçiş her zaman mümkündür.

                                                                      ***

Şemamızdan anlaşılacağı üzere devletle sivil toplumu birbirine bağlayan alan siyasal toplumdur. Yani siyasal toplum, sivil topluma rehberlik ve sözcülük eder. Onların taleplerini siyasal projeler haline getirir, devlet sisteminin veya politikalarının parçası yapmaya çalışır.

Siyasal toplumun oluşturulmasında bir siyasi önderliğe ve siyasal birliğe ihtiyaç vardır. Ancak bu kolay değildir. Çünkü toplum, yapısı itibariyle heterojendir. Bazı ortak eğilimleri olsa da bu onları bir araya getirmeye yetmez. Onları bütünleştirecek olan örgüttür. Örgütlenme de bir önderlik etrafında gelişir. Siyasal önderliğin faaliyetleri siyasal toplumun oluşmasında birinci derecede rol oynar. Önderlik, toplumsal yapıdaki mümkün en geniş kesimleri, bir disiplin içersinde, ortak bir hedefe yöneltir ve onları bir siyasi parti haline getirir. Böylece diğer siyasi partilerle bir yarışa girilir. Bu yarışta kim daha ikna edici olursa, insanlar ona bağlanma eğilimi geliştirirler. Bu aşamada lazım olan ise ideolojidir.

Peki ideoloji ne demek?

Çerkeslerin bir ideolojisi olabilir mi?

Olursa nasıl olmalıdır?

Bu ve benzer soruları ayrı bir başlıkta ele almak daha doğru olacak.

Sonraki yazıda buluşmak üzere.



  1]  Önce DİÇEG sahne aldı bu süreçte. Ancak söylemleri ve izlediği strateji cılız kalıp beklentileri karşılamayınca, sessizce sahneden çekilmek zorunda kaldı DİÇEG.

Ardından daha net ve cesur söylemlerini sokak eylemleri ile birleştiren ÇHİ çıktı ortaya ve oldukça da başarılı oldu. ÇHİ’nin önceleri  “bölücülükle” özdeşleştirilerek eleştirilen söylemleri, sonrasında geniş kesimlerce hüsnü kabul gördü. Konunun ortaya konuluşunun getirdiği tatmin duygusu, meseleye ilgi duyan kesimlerde bir zihniyet dönüşümü sağladı. ÇHİ’ye karşı -egolardan kaynaklı- muhalefet geliştirenler dahi aynı söylemleri kendi kamplarına taşımak durumunda kaldılar. Diyebiliriz ki ÇHİ, toplumun duyarlı kesimlerine Çerkes taleplerinin netleştirilerek dillendirmesi hususunda birkaç basamak atlattı.

 



Paylaş | | Yorum Yaz
1888 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

20 Senedir Nasıl Adam Olunacağını Öğrenemeyen Zavallı! - 07/12/2018
“En eksik tarafını” tamamlamak için 20 senedir didiniyor, hergün “Ne zaman adam oluruz?” diye soruyorsun tuttuğun köşede. Baştan belirtelim, sen artık umutsuz bir vakasın, hiçbir zaman adam olamayacaksın.
RF Eğitim Yasası, ‘Yeni Rus Ulusu’nun Eritme Kazanı Olacak - 29/06/2018
Kremlin'in yüzyıllardır değişmeyen hedefi, işgal ettiği toprakları yerli nüfusundan arındırmak, "Rus kültürü içinde eritip, yok etmektir."
Asimilasyon Asalet Dinlemiyor - 07/08/2017
Ana sorunumuz Asimilasyondur. Artık her şeyi bir kenara bırakıp, bütün imkanlarımızı, bütün beyin gücümüzü bu sorunun çözümüne odaklamamız lazım.
Şehid Erol Olçok - 24/07/2016
Ama hep dillendirdiği bir sıkıntısı vardı; ona göre Çerkeslerin yetkin, kendini davaya adamış, sonuna kadar fedakar kadroları yoktu ve bu büyük eksiklikti. “Büyük işleri güvenerek teslim edebileceğimiz kimse yok ortada” diyordu kendi zaviyesinden.
'Ermeni Soykırımı' ve Çerkesler - 14/06/2016
onrad Adenouer uzmanları tarafından hazırlanacak “Çerkesleri Ermeni soykırımı yapmakla itham eden” belgeli bir dosyayı kitaplaştırıp burnumuza dayayacakları günün çok uzak olmadığından hiç şüpheniz olmasın.
Ali İhsan - 04/04/2016
Ali İhsan Aksamaz’ı tanır mısınız? Tanımayanlara kısaca “kararlı, çalışkan ve samimiyet abidesi” olarak tanıtabilirim.
Kurumsallaşmanın Önemi - 18/12/2015
Diaspora topluluklarımızın “bilinç ve mensubiyet duygusu” düzeyinde bir varoluşu dahi sürdürebilmeleri için hemen bugün çok güçlü diasporik kurumsal yapılar oluşturmaları gerekmektedir.
Bir Seçim Değerlendirmesi veya Merkezden Çevreye Akış - 21/07/2015
ÇDP bu çıkışıyla ve siyaset için verdiği yeni adresle merkezdekileri (özellikle Çerkes kökenlileri) ciddi şekilde rahatsız etti ve diyebiliriz ki sarstı. Ama bu kısa sürede yanına çekemedi. Bunun için epeyce bir zaman lazım.
Nalçık Cezaevi’nde Yalnız Bir Adam… - 26/12/2014
Bir zamanlar Kabardey-Balkar’a dönenler içinde isminden en çok bahsedilen, çevresi en kalabalık olan, Çerkeslerin(!) uluslararası örgütü olan DÇB’ye en önemli desteği veren Sabancıoğlu o kalabalıklar içinde meğer ne kadar yalnızmış.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi