• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam58
Toplam Ziyaret703244
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.11548.1479
Euro9.59079.6291
Semerkew
Erol Karayel
erolkarayel26@gmail.com
Varoluş İdeolojisi
02/01/2014

“Siyasal toplumun” devletle toplumu birbirine bağlayan alanlardan biri olduğunu,

Sivil topluma rehberlik ve sözcülük ettiğini,

Onların taleplerini siyasal projeler haline getirerek devlet sisteminin veya politikalarının parçası yapmaya çalıştığını,

Siyasal toplumun oluşturulmasında, siyasal önderliğe, örgüte ve ideolojiye ihtiyaç olduğunu söylemiş ve sonraki yazımızda İdeoloji kavramı üzerinde duracağımızı belirtmiştik.

***

İdeolojinin,-pek çoğu karmaşık- o kadar çok tanımı yapılmış ki,Cemil Meriç “Umrandan Uygarlığa” isimli kitabında bunları tarihçesiyle birlikte uzun uzun anlatıyor. Bu tanımlar içinde meramını en iyi ifade edeni, “Yerleşmiş bir değerler bütününe dayanan ve toplumun, zümrenin veya ferdin ilerlemesi için varılması düşünülen hedefleri tayin eden düşünceler sistemi (sayfa:268)  şeklindedir.

Bu tanımı biraz daha sadeleştirirsek, “Bir hedefe odaklanmış fikir kümeleri” olarak tarif edebiliriz ideolojiyi.

***

Bütün ideolojilerin, kendini üzerine inşa ettiği bir temel fikir vardır. Örneğin, Liberal ideoloji “özgürlükler”, Marksist ideoloji “sosyal adalet”, Faşist ideoloji “devlet otoritesi”, Nazi ideolojisi “üstün ırk”,…gibi.

Bütün ideolojiler bu temel fikirler üzerinden hedeflerine yönelik bir mantık kurgularlar. Fakat Şerif Mardin’in ifadesiyle, bu “formel bir mantık değil, duyguların veya şekillenmemiş arayışların mantığıdır.” [1]

Yani, ideoloji temel aldığı fikir üzerinden kendine bir istikamet tayin eder ve eksiklerini yol boyunca gidererek fikri örgüsünü zaman içinde olgunlaştırır.

***

Bu izahtan sonra soralım: Çerkeslerin bir“siyasal topluma” ve bu eksende şekillenmiş bir ideolojiye ihtiyacı var mı?

Cevap: Çerkeslerin özel sorunları varsa, elbette bu sorunlar için özel çözümlere de ihtiyacı vardır.

Evet, aşağıda biraz daha açacağımız gibi Çerkeslerin çözüm bekleyen özel problemleri vardır ve çözümü de devletin koyacağı iradeye bağlıdır.

Devlete bu iradeyi koydurabilecek etki ise ancak siyaset yoluyla oluşturulabilir.

Demek ki,Çerkeslerin sorunlarına sahip çıkıp takip edecek bir “siyasal topluma” acilen ihtiyacı vardır.

***

Siyasal toplumun oluşması demek, toplumun tamamının siyasetle uğraşması demek değildir. Yeter sayı ve kalitede insanın bu alanda faaliyette bulunması siyasal toplumun oluşması için kâfidir. Siyasal toplumu oluşturacak kadroların kaynağı ise elbetteki sivil toplum olacaktır.

***

Peki, mevcut siyasi parti ve hareketler içerisinde görev almış Çerkes kökenli siyasetçiler “Çerkes siyasal toplumu” içerisinde sayılabilir mi?

Hayır, sayılamaz.

Çünkü onların siyasal alandaki varlık sebepleri Çerkes sorunlarına çözüm üretmek değil, bağlı oldukları siyasal partilerin programlarına hizmet etmektir. Bugünkü parlamentoda mevcut partiler ise sadece Kemalist ideolojinin, Türkçü ideolojinin, Kürtçü ideolojinin ve muhafazakâr ideolojinin sözcüleridir.

***

Peki, Çerkes siyasal toplumu ideolojik eksenini hangi realite üzerine inşa etmelidir?

Diaspora Çerkeslerinin en önemli problemi, gittikçe ivmesi artan yok oluş sürecinin durdurulmasıdır. Çerkeslerin bu sorunu kendi imkânları ile çözme ihtimali ise yoktur. Çözüm için tek varyant devletin bu yönde bir irade ortaya koyması ve destek vermesidir. Dolayısıyla, Çerkes siyasal toplumunun ideolojisi, doğrudan “yok oluş sürecini durdurarak varlığını koruma” ana fikri etrafına inşa edilmelidir.

Burada şunu da açıklamak gerekir; diaspora Çerkeslerinin ideolojisi, daha evrensel hedeflere odaklanmış ana akım ideolojilere alternatif değildir/olamaz.

Bu ne demek?

Çerkes siyasal toplumu içersinde yer ve görev alan bir kişi, pek ala fikri olarak bu ana akım ideolojilerden birine de mensup olabilir demek. Çünkü,Çerkes siyasal toplumunun ideolojisi, “evreni kurtarma”, “dünyaya nizam verme” ideolojisi değil;“ kendini kurtarma”, “Çerkeslerin sorunlarını çözme”, “Çerkeslerin haklarını koruma" ideolojisidir. İdeolojinin ağırlık noktası, sorunun ağırlığına paralel olarak dar bir alana yoğunlaşmıştır ve bu alanda evrenin tüm doğrularının mücadelesini vermek mümkün değildir. Evini ateş sarmış birinden, başka evlerdeki yangınlara yetişmesi beklenemez.

 

ÇERKES VAROLUŞ İDEOLOJİSİ

Çerkes varoluş ideolojisinin iskeletini, şu sorunların bertaraf edilmesine yönelik stratejiler oluşturur:

- Diaspora Çerkeslerinin ana sorunu -yukarıda da ifade edildiği gibi-asimilasyondur. Asimilasyon, cumhuriyetin ilanından 2009 yılına kadar bir devlet politikası olarak yürütülmüştür. Her nekadar mevcut yönetim bu politikalardan artık vazgeçildiğini ilan etse de, geçen 90 yıl Çerkeslerin ve diğer halkların dil ve kültürlerinde ölümcül yaralar açmıştır. Bu yaraların iyileşmesi ancak özel bir tedaviyle mümkündür ve bunu yapabilecek olan da yine devlettir.

- Bu yaraların tedavisi için ilk yapılması gereken, halkların özgün kimlikleri ile tanınması ve kendi isimleriyle anılmalarıdır. Öncelikle yapılacak Anayasal değişiklikle “Türk üst kimliği” üzerinden yapılan vatandaşlık tanımından vazgeçildiği ilan edilmelidir.

- Azınlıkların, 90 yılda içine düşürüldükleri olumsuzluklardan kurtarılıp, kimliklerini koruyarak, dil ve kültürlerini yaşatabilir hale gelebilmeleri için pozitif ayırıma tabi tutulmaları gerekir. Bu nedenle, tüm azınlıklar için her anadilde 24 saat yayın yapan bağımsız bir radyo istasyonu ile bir tv kanalı ayrı ayrı faaliyete geçirilmeli, tüm giderleri de devlet tarafından finanse edilmelidir.

- Anadili öğretimi için devlet tarafından anaokulları açılmalıdır. İlk ve orta öğretimde, anadili derslerinin yanısıra, anadili edebiyatı ve -Çerkeslerin sürgün öncesindeki tarihinin farklı bir coğrafyada, farklı bir süreç yaşadığı dikkate alınarak-Çerkes Tarihi dersleri de verilmelidir.

Bunlar lütuf olarak değil, hak olarak istenmelidir.

Azınlıkların, özgür ve demokratik iradenin ürünü olan bir hukuk devletinden, dillerinin, tarihi belleklerinin, kültürlerinin korunmasını isteme hakkı vardır.

- Çerkesler, devletin çözmesi gereken sorunlarını bizzat takip etmeli, bunun için de özgün kimlikleri ile mutlaka parlamento da yer almalıdırlar. Çerkesler Türkiye’de 3. büyük etnik grup olmalarına rağmen, nüfuslarının dağınıklığı nedeniyle seçim bölgelerinde ağırlık oluşturamamaktadırlar. Türkiye geneline yayılan oy potansiyellerinin parlamentoya yansıması için Türkiye milletvekilliği uygulamasının mücadelesi verilmelidir.

Çerkesler tüm bu hakları, Türkiye bütünlüğü içinde, tüm halkların kendi dilleri, kültürleri, inançları ve etnik kimlikleriyle, eşit olarak, barış içinde, kardeşçe yaşadıkları bir ülke hayaliyle talep etmektedir.

 

ÇOĞULCU DEMOKRASİ HAREKETİ

2012’nin Kasım ayında,Çerkes siyasal toplumunu oluşturmak ve Çerkes halkının varoluş mücadelesini siyasal arenaya taşımak üzere Çoğulcu Demokrasi Hareketi (ÇDH) oluşturuldu (tıklayınız).

Hareket bir yıl içerisinde örgütlenerek partiye dönüşecek ve Çoğulcu Demokrasi Partisi (ÇDP) adını alacak.

Geç kalmış bir girişim olarak, Cumhuriyet dönemi diaspora tarihimizde atılmış en önemli adımdır. Böylece, bir süredir fikri alanda dillendirilen “Çerkes siyasal toplumu” fiili planda da vücut bulmuş olacaktır.

Halkımızın partisine sahip çıkacağına inanıyor, hayırlı olmasını diliyorum.



[1] Şerif Mardin, İdeoloji,Turhan Kitabevi, Ankara-1982, s:16



3009 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

PUTİN’İN YENİ ANAYASASI “RUSLAR EFENDİ, DİĞERLERİ KÖLE” DİYOR - 26/04/2020
Putin son derece sinsi bir politika uyguluyor. Gerçek amacını gizliyor ve günü geldiğinde hızla icra ediyor.
ETNİSİTE, SİYASET, ÇDP, V.S. - 19/07/2019
ÇDP’ye “etnik parti olmaz” argümanıyla karşı çıkanların “etnik derneklerde” icra-i faaliyette bulunuyor olması da tam bir kara mizah örneğidir.
KARADAN GEMİ İDARE EDİLMEZ; ÖYLEYSE HAYDİ SİYASETE! - 27/06/2019
Kırmızı kitapta bir rezerv olsun olmasın, taleplerimizin hayata geçmesi için mutlaka Çerkes sorununun çözümünü misyon edinmiş şahısların mecliste ve yürütme kadrolarında bulunması, yani siyasete girmesi gerekiyor.
SİVİL TOPLUMDAN, SİYASAL TOPLUMA... - 13/06/2019
2001 yılında işbaşına gelen AK Parti yönetimi AB kriterlerinin öngördüğü açılım programıyla devletin kimlikler üzerindeki inkar politikalarına son vererek önemli bir adım attı.
HAKİKATİN GÜR SESİ: KADİR MISIROĞLU - 06/05/2019
Araştırmacı karakteri, Osmanlıca’ya ve birkaç batı diline vukufiyeti, güçlü hafızası, keskin zekasıyla resmi tarihin yalanlarını bir bir ifşa etti. Epeyce bir insanı da “sistemin narkozundan” çıkartmayı başardı.
20 Senedir Nasıl Adam Olunacağını Öğrenemeyen Zavallı! - 07/12/2018
“En eksik tarafını” tamamlamak için 20 senedir didiniyor, hergün “Ne zaman adam oluruz?” diye soruyorsun tuttuğun köşede. Baştan belirtelim, sen artık umutsuz bir vakasın, hiçbir zaman adam olamayacaksın.
RF Eğitim Yasası, ‘Yeni Rus Ulusu’nun Eritme Kazanı Olacak - 29/06/2018
Kremlin'in yüzyıllardır değişmeyen hedefi, işgal ettiği toprakları yerli nüfusundan arındırmak, "Rus kültürü içinde eritip, yok etmektir."
Asimilasyon Asalet Dinlemiyor - 07/08/2017
Ana sorunumuz Asimilasyondur. Artık her şeyi bir kenara bırakıp, bütün imkanlarımızı, bütün beyin gücümüzü bu sorunun çözümüne odaklamamız lazım.
Şehid Erol Olçok - 24/07/2016
Ama hep dillendirdiği bir sıkıntısı vardı; ona göre Çerkeslerin yetkin, kendini davaya adamış, sonuna kadar fedakar kadroları yoktu ve bu büyük eksiklikti. “Büyük işleri güvenerek teslim edebileceğimiz kimse yok ortada” diyordu kendi zaviyesinden.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi