• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam41
Toplam Ziyaret559634
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.32205.3433
Euro6.05296.0772
Semerkew
Erol Karayel
erolkarayel26@gmail.com
Seçmeli Dersler, Yeni Anayasa Yazımı İçin Geliştirilmiş Bir Stratejinin Parçası mı?
24/06/2012

Önceki yazımızda Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı tarafından açıklanan Türk vatandaşlarının günlük hayatta kullandıkları farklı dil ve lehçelerin okullarda öğrenilmesi” konusunu görünür haliyle yüzeysel bir şekilde ele almış, Çerkeslerin sorununu çözmekten çok uzak olduğunu söylemiştik.

Evet,  bu yeni uygulamada, Çerkesler içinumut vermesi” dışında sevinilmesini gerektiren hiç bir şey yok. Keşke bir çözüm olsaydı da gönül rahatlığı ile sevinebilseydik.

Konuyu biraz derinleştirerek irdeleyince görüyoruz ki, uygulama bu haliyle bırakın talepleri karşılamayı, hiçbir yasal zemine dahi oturmuyor. Yani Anayasa Mahkemesine yapılacak bir müracaat, rahatlıkla uygulamanın iptali sonucunu getirebilir.

Peki bunları ben görüyorum da hükümet görmüyor mu?

Görüyorsa böyle bir yol izleyerek ne yapmaya çalışıyor?

Kanaatimce bu uygulama, yeni Anayasa Yazım sürecinin önünü açmayı hedefleyen ince bir stratejinin parçası.

***

Önce olan biteni kısaca bir hatırlayalım.

Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı tarafından yapılan açıklamalara göre 2013 yılından itibaren,

- İlköğretim 5. Sınıftan başlamak üzere,

- 10-12 öğrencinin bir araya gelerek talep etmesiyle,

- Yabancı dil öğrenimindeki kur sisteminde olduğu gibi öğrenci seviyesine göre sınıflar oluşturularak,

 - Ders gördüğü sınıfta değil de, öğretmenin bulunduğu derslikte,

- Kürtçe, Zazaca, Abhazca, Çerkesce, Lazca, Boşnakça gibi dersler konulabilecek. 

- İlk etapta müfredat ilan edilecek, kitaplar sonra hazırlanacak. Hocalar o müfredata göre ders yapabilecek.

- Talim Terbiye Kurulu konu üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.

***

Akla ilk gelen soru şu: Anadil öğrenimi ne zaman gündeme gelse mani olarak önümüze sürülen Anayasa’nın 42. Maddesindeki “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.”  hükmüne rağmen anadillerin seçmeli ders olarak okutulması mümkün mü?

Başka bir deyişle başlatılacak uygulamanın yasal bir dayanağı var mıdır?

Başbakanın açıklamalarından anladığımız kadarıyla bu uygulamanın yasal dayanağı,  3/8/2002 tarihinde adı Yabancı Dil Eğitimi  ve Öğretimi ile Türk Vatandaşlarının Farklı Dil ve Lehçelerinin  Öğrenilmesi Hakkında Kanun” olarak değiştirilen 2923 Sayılı Kanun...

2923 Sayılı Kanun’un metninde amaç, “eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller, yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okullar ile Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğreniminin tâbi olacağı esasları düzenlemektir.” sözleriyle beyan ediliyor.

Aynı Kanun’un 2. Maddesinin (a) Bendinde ise Anayasa’nın 42. Maddesi’ndeki gibi, Eğitim ve öğretim kurumlarında, Türk vatandaşlarına Türkçeden başka hiçbir dil, ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.” hükmü tekrar edilmekte; ardından “ancak” kaydıyla şu ifadelere yer verilmektedir: “Ancak, Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi için, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu hükümlerine tâbi olmak üzere özel kurslar açılabilir; bu kurslarda ve diğer dil kurslarında aynı maksatla dil dersleri oluşturulabilir. (…) “

***

Özetle, Anayasanın 42. Maddesi ile 2923 Sayılı Kanun aslında Türkçeden başka dillerin ana dili olarak okutulması ve öğretilmesini kesin olarak yasaklıyor.

Fakat hükümet yetkililerince yapılan açıklamalara baktığımızda, uygulamanın, yine 2923 Nolu Yasa’da 30 Temmuz 2003 tarihinde “Anadili” kavramını kullanmadan yapılan değişiklikteki, “Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelertanımlaması üzerine bina edildiğini görüyoruz.

Peki bu olabilir mi?

Uygulamaya yasak koyan da 2923 Sayılı Yasa; uygulamaya meşruiyet  kazandıran da…

Bu bir çelişki değil mi?”

Evet çelişkidir.

Doğrusu şu ki, 2923 Sayılı Yasa –maalesef ki- böyle bir uygulamaya cevaz vermiyor.

“Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesini” düzenleyen yasa, bu hakkı sadece “625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu” hükümlerine tâbi olarak açılacak “özel kurslara” tanıyor.

Evet, sadece özel kurslara; özel veya devlete ait örgün eğitim kurumlarına değil.

***

“Bu özel kursların mahiyeti neymiş” diye merak edip adı geçen 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na baktığımızda ise 2. Maddenin (h) bendinin bu özel kurslarıçeşitli kurslar” başlığı altında şöyle  tanımladığını görüyoruz: “ Kişilerin sosyal, kültürel ve meslekî alanlarda bilgi, beceri, yetenek ve deneyimlerini geliştirmek veya isteklerine göre serbest zamanlarını değerlendirmek üzere faaliyet gösteren özel öğretim kurumları.

2923 sayılı yasa, eğer bu hakkı sadece özel kurslara değil de örgün eğitim kurumlarına da tanımış olsaydı,  sadece “625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu”na değil, “222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu”na da atıf yapması gerekirdi.

Ama bunu yapmamış.

İkisini birbirinden ayırmış ve bu hakkı sadece özel öğretim kurumu statüsündeki “özel kurslara” vermiş.

Zaten 2003 yılı Temmuz’unda kanunda yapılan düzeltmeden beş ay sonra Aralık 2003’de çıkarılan “Türk Vatandaşlarının Günlük Yaşamlarında Geleneksel Olarak Kullandıkları Farklı Dil Ve Lehçelerin Öğrenilmesi Hakkında Yönetmelik” Kanun’da kastedilenin özel kurslar olduğuna dair hiçbir şüpheye yer bırakmıyor.

***

Yukarıda sorduğumuz soruyu tekrar soralım: Peki hükümet bunları bilmiyor mu?

Şüphe yok ki bu uygulamayı yürürlüğe koyanlar yasa ve yönetmeliklerde neyin kastedildiğini bizden daha iyi biliyorlar (ki aksini düşünecek olursak o zaman tam bir felaketin içindeyiz demektir ki bu çok daha kötü).

Öyleyse bildikleri bir konuyu bilmezden gelerek, sorunu çözmekten uzak fiili durumlar oluşturmak suretiyle ne yapmaya çalışıyorlar?

Tahminimiz böyle bir yola girilmesinin sebebi, birincisi taslak yazım çalışmaları süren yeni Anayasa’da en çok gürültü koparacak “Anadilde eğitim/öğretim” konusunun tartışılmasını o günlere bırakmadan bugünden başlatıp bitirmek ve kamuoyunu mümkün mertebe konu hakkında olumlu kanaat sahibi yapmak;

İkincisi “Seçmeli derslerle oluşturulan fiili durumu yeni Anayasada yasal zemine oturtma gerekçesi”  ile “Anadilde eğitim/öğretimi” engelleyici maddelere Anayasa’nın kapılarını şimdiden kapatmak...

***

Son söz olarak başlatılan uygulama gerçekten tatmin edici değil. Alınan seçmeli ders kararı yukarıda bahsettiğimiz türden bir stratejinin parçası değil de “kara düzen” bir uygulama olarak yürürlüğe konuluyorsa gerçekten hayıflanacağımız çok şey var demektir;

Ama böyle ince düşünülmüş bir stratejinin parçası ise ve gerçekten bizi daha demokratik bir Anayasaya götürmek hedefleniyorsa o zaman eyvallah; tabii ki safa geldi, hoş geldi…

***

Konuyu “Bu aşamada bizim yapmamız gerekenler?” bağlamında kurcalamaya devam edeceğiz.



Paylaş | | Yorum Yaz
2667 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

20 Senedir Nasıl Adam Olunacağını Öğrenemeyen Zavallı! - 07/12/2018
“En eksik tarafını” tamamlamak için 20 senedir didiniyor, hergün “Ne zaman adam oluruz?” diye soruyorsun tuttuğun köşede. Baştan belirtelim, sen artık umutsuz bir vakasın, hiçbir zaman adam olamayacaksın.
RF Eğitim Yasası, ‘Yeni Rus Ulusu’nun Eritme Kazanı Olacak - 29/06/2018
Kremlin'in yüzyıllardır değişmeyen hedefi, işgal ettiği toprakları yerli nüfusundan arındırmak, "Rus kültürü içinde eritip, yok etmektir."
Asimilasyon Asalet Dinlemiyor - 07/08/2017
Ana sorunumuz Asimilasyondur. Artık her şeyi bir kenara bırakıp, bütün imkanlarımızı, bütün beyin gücümüzü bu sorunun çözümüne odaklamamız lazım.
Şehid Erol Olçok - 24/07/2016
Ama hep dillendirdiği bir sıkıntısı vardı; ona göre Çerkeslerin yetkin, kendini davaya adamış, sonuna kadar fedakar kadroları yoktu ve bu büyük eksiklikti. “Büyük işleri güvenerek teslim edebileceğimiz kimse yok ortada” diyordu kendi zaviyesinden.
'Ermeni Soykırımı' ve Çerkesler - 14/06/2016
onrad Adenouer uzmanları tarafından hazırlanacak “Çerkesleri Ermeni soykırımı yapmakla itham eden” belgeli bir dosyayı kitaplaştırıp burnumuza dayayacakları günün çok uzak olmadığından hiç şüpheniz olmasın.
Ali İhsan - 04/04/2016
Ali İhsan Aksamaz’ı tanır mısınız? Tanımayanlara kısaca “kararlı, çalışkan ve samimiyet abidesi” olarak tanıtabilirim.
Kurumsallaşmanın Önemi - 18/12/2015
Diaspora topluluklarımızın “bilinç ve mensubiyet duygusu” düzeyinde bir varoluşu dahi sürdürebilmeleri için hemen bugün çok güçlü diasporik kurumsal yapılar oluşturmaları gerekmektedir.
Bir Seçim Değerlendirmesi veya Merkezden Çevreye Akış - 21/07/2015
ÇDP bu çıkışıyla ve siyaset için verdiği yeni adresle merkezdekileri (özellikle Çerkes kökenlileri) ciddi şekilde rahatsız etti ve diyebiliriz ki sarstı. Ama bu kısa sürede yanına çekemedi. Bunun için epeyce bir zaman lazım.
Nalçık Cezaevi’nde Yalnız Bir Adam… - 26/12/2014
Bir zamanlar Kabardey-Balkar’a dönenler içinde isminden en çok bahsedilen, çevresi en kalabalık olan, Çerkeslerin(!) uluslararası örgütü olan DÇB’ye en önemli desteği veren Sabancıoğlu o kalabalıklar içinde meğer ne kadar yalnızmış.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi