• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam102
Toplam Ziyaret680142
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.83746.8648
Euro7.68057.7113
Semerkew
Erol Karayel
erolkarayel26@gmail.com
Zihinsel Faaliyetlerimiz
01/05/2014

Damdan düşer gibi olacak ama sözü fazla uzatmamak için doğrudan söyleyeceğim: Toplum olarak bugün bir yok oluş girdabı içinde debeleniyorsak eğer, bunun yegâne sebebi düşünce dünyamızdaki çoraklıktır...

Toplumsal sorunlarımızın tespiti ve çözümü üzerine kafa yoran entelektüellerimizin olmaması, bizleri varlığımızı devam ettirememe riski ile karşı karşıya bırakmaktadır.

Toplumsal hayatımızı tamamıyla kendi akışına bırakmış durumdayız.

Bu bir haslet mi?

Değil elbette; aksine bu bir illet…

Bu illetin kaynağı da toplum olarak yüzyıllardır yazıya ve kitaba mesafeli duruyor olmamızdır. Ne arkamızda geçmişimize dair bir külliyat var; ne de önümüzde geleceğimizle ilgili bir projeksiyon...

Çerkesler için “kendinden vazgeçmiş toplum” nitelendirmesinde bulunmamızın sebebi de bu zaten.

***

Peki, düşünce dünyamız istenen düzeyde zengin olsaydı toplumumuz  bugünkünden daha mı farklı bir yerde olurdu?

Evet, daha farklı bir yerde olurdu.

Muhtemeldir ki geçmişte yaptığımız hataların hiçbirisini yapmaz, tarih çok farklı bir şekilde seyreder, toplumumuz da bugün bulunduğu konumdan çok daha iyi bir yerde olurdu.

“Soyut bir kavram nasıl böyle somut sonuçlar doğurabilir?” diye sorabilirsiniz.

O zaman söze düşünceyi açıklayarak başlamamız gerekir.

***

Gerçekten ne demek düşünmek?

Ve neyi, nasıl düşüneceğiz?

Düşünmek deyince boş hülyalara dalıp gitmeyi kast etmiyoruz elbette.

Düşünmek, en basit tarifiyle soru sormak, sorgulamak demektir.

Düşünce üretmenin kendi içinde bir mekanizması var tabii. Hangi kitabındaydı hatırlamıyorum ama üstat Cemil Meriç düşünmenin ancak yazılı metinlerden alınacak ilhamla olabileceğini söylüyordu çok doğru olarak.

Yani düşünebilmek, düşünce üretebilmek için öncelikle yapılacak seri okumalarla aklı zenginleştirmek ve bilgilenmek gerekiyor. Bu aynı zamanda kelimeler ve kavramlar dünyasına hakim olmamız sonucunu getirecektir.

***

Düşünce üretimi zorlu bir süreç. Dolayısıyla zihinsel üretim değerlidir, sahip çıkılması gerekir. Yani, düşünce ürünleri mutlaka kayıt altına alınmalı, yazılmalıdır ki arkadan gelenler bu düşünceleri bir adım daha ileri götürebilsin.

Gelecek inşası, düşünce üreterek, üretilenleri tartışarak, olgunlaştırıp hayata geçirerek olur. 

***

Peki düşünce üretimini kim yapacak?

Entelektüel üretim toplulukların işi değildir. Onu sadece deha sahibi güçlü kişilikler yapabilir.

Bu sebeple toplum, içinde yer alan bu karakterde insanları öne çıkartılmalı, düşüncelerini açığa vurabileceği zemini oluşturarak onları zihinsel üretime teşvik etmelidir.  

***

Diğer kritik soru ise “düşünce üretemezsek ne olur?” dur.

Düşünce üretemezsek, başkalarının üretimlerini tüketen bir topluluk haline gelir ve bu deryada kaybolup gideriz. Dilimiz, kültürümüz, çevremiz, yaşam tarzımız, duygularımız v.d. yapı taşlarımız başkaları tarafından şekillendirilir.  Nitekim batı düşüncesinin, rasyonalist, objektivist, pozitivist, ilerlemeci, .., tezlerinin, diğer toplumların neredeyse tamamını etkisi altına almış olmasının temelinde, diğer düşünce akımlarındaki bu kabızlığın rolü vardır.  

 ***

Bu anlattıklarımızı Çerkesler üzerinde somutlaştırırsak...

Bizim kastettiğimiz düşünsel faaliyet, Çerkeslerin toplumsal sorunları ve çözümleri üzerine bir zihinsel gayret içine girilmesidir. Toplumsal dinamiklerimizin tespit edilerek bugün ve geleceğe yönelik risk ve fırsat analizlerinin yapılabilmesidir.

Sonrasında, milli kültür değerlerinden damıtılmış üretimlerle, kolektif hafızayı zenginleştirecek, toplumsal bağları güçlendirecek, milli varlığımızı koruma iradesini oluşturup pekiştirecek ve ulusal bilinci kuvvetlendirecek formüllerin ortaya koyulabilmesidir.

Ve en önemlisi, bu üretimin evrensel düşünce ve değerlerle köprülerinin kurulabilmesidir.

Bizim, işte bu gayretin içine girecek entelektüellere ihtiyacımız var.

***

Bu aşamada gelecek soru ise şu: Bu düşünce toplumsal yaşama nasıl transfer edilecek?

Düşünce teoriktir. Yine teorik olan ikinci adımda bu düşüncenin sistemleştirilmesi gelecektir. Çünkü düşünceye sistematik kazandırılmaz ve bir “dava” haline getirilmezse kadrolaşma olmayacak, bu da bir mücadeleye dönüşmeyecektir.

***

Kadrolaşmak çok önemli.

Çünkü, düşünceleri hayata geçirecek olan, o düşünceye inanmış, yani dava haline getirmiş olan insanlardır.

Çerkes halkının da sistemleştirilmiş bir davaya ve bu davaya inanmış kadrolara ihtiyacı vardır.

Düşünceyi halka taşımak ise aydınların görevidir. Entelektüel faaliyetler sonucu ortaya çıkan temel düşünceler, aydın kadrolarca rafine edilerek, yeni formlara sokularak (roman, hikaye, şiir, şarkı, film, gazete yazısı, v.s.) halkın tüketimine sunulacaktır.

***

Özetle, bir entelektüel faaliyet sonrası ortaya çıkan “düşünce”, “sistemleştirilip”, değişik araçlarla halkın algı düzeyine indirgenerek “kolektif hafızaya yerleştirildikten” sonra toplumsal kimliğin bir parçası haline gelecektir.

Fazla seçeneğimiz yok; cemaatten cemiyete, cemiyetten ulusa geçiş ancak bu yolla olabilir.



1765 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

PUTİN’İN YENİ ANAYASASI “RUSLAR EFENDİ, DİĞERLERİ KÖLE” DİYOR - 26/04/2020
Putin son derece sinsi bir politika uyguluyor. Gerçek amacını gizliyor ve günü geldiğinde hızla icra ediyor.
ETNİSİTE, SİYASET, ÇDP, V.S. - 19/07/2019
ÇDP’ye “etnik parti olmaz” argümanıyla karşı çıkanların “etnik derneklerde” icra-i faaliyette bulunuyor olması da tam bir kara mizah örneğidir.
KARADAN GEMİ İDARE EDİLMEZ; ÖYLEYSE HAYDİ SİYASETE! - 27/06/2019
Kırmızı kitapta bir rezerv olsun olmasın, taleplerimizin hayata geçmesi için mutlaka Çerkes sorununun çözümünü misyon edinmiş şahısların mecliste ve yürütme kadrolarında bulunması, yani siyasete girmesi gerekiyor.
SİVİL TOPLUMDAN, SİYASAL TOPLUMA... - 13/06/2019
2001 yılında işbaşına gelen AK Parti yönetimi AB kriterlerinin öngördüğü açılım programıyla devletin kimlikler üzerindeki inkar politikalarına son vererek önemli bir adım attı.
HAKİKATİN GÜR SESİ: KADİR MISIROĞLU - 06/05/2019
Araştırmacı karakteri, Osmanlıca’ya ve birkaç batı diline vukufiyeti, güçlü hafızası, keskin zekasıyla resmi tarihin yalanlarını bir bir ifşa etti. Epeyce bir insanı da “sistemin narkozundan” çıkartmayı başardı.
20 Senedir Nasıl Adam Olunacağını Öğrenemeyen Zavallı! - 07/12/2018
“En eksik tarafını” tamamlamak için 20 senedir didiniyor, hergün “Ne zaman adam oluruz?” diye soruyorsun tuttuğun köşede. Baştan belirtelim, sen artık umutsuz bir vakasın, hiçbir zaman adam olamayacaksın.
RF Eğitim Yasası, ‘Yeni Rus Ulusu’nun Eritme Kazanı Olacak - 29/06/2018
Kremlin'in yüzyıllardır değişmeyen hedefi, işgal ettiği toprakları yerli nüfusundan arındırmak, "Rus kültürü içinde eritip, yok etmektir."
Asimilasyon Asalet Dinlemiyor - 07/08/2017
Ana sorunumuz Asimilasyondur. Artık her şeyi bir kenara bırakıp, bütün imkanlarımızı, bütün beyin gücümüzü bu sorunun çözümüne odaklamamız lazım.
Şehid Erol Olçok - 24/07/2016
Ama hep dillendirdiği bir sıkıntısı vardı; ona göre Çerkeslerin yetkin, kendini davaya adamış, sonuna kadar fedakar kadroları yoktu ve bu büyük eksiklikti. “Büyük işleri güvenerek teslim edebileceğimiz kimse yok ortada” diyordu kendi zaviyesinden.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi