• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam41
Toplam Ziyaret559634
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.32205.3433
Euro6.05296.0772
Semerkew
Erol Karayel
erolkarayel26@gmail.com
MEB’in Seçmeli Ders Tiyatrosu
08/10/2014

2014-2015 eğitim sezonu ile birlikte “Yaşayan Diller” seçmeli ders tiyatrosu da başladı.

Konuya girmeden önce, haftada 2 saat olarak verilecek seçmeli anadili derslerine fitmişiz gibi anlaşılmaması için bu uygulamanın bizim taleplerimizin çok gerisinde olduğunu belirtmeliyiz.

Bizim bu yazıdaki itirazımız, devletin 2 saatlik seçmeli dersi dahi vermekten imtina etmesi, ayak oyunlarına gitmesidir.

Aslında biz,

- Anadili öğreniminin anaokullarından itibaren başlamasını,

- İlköğretimde anadili öğreniminin en geç ikinci sınıfta müfredata girmesini ve haftalık ders saatinin 6’dan az olmamasını,

- İlk sınıflarda, anadilde okuma yazma ve anadili öğrenimi dersleri; ilerleyen sınıflarda ise anadilde “Dil ve edebiyat”, “Kültür ve Sanat” ve “Tarih” derslerinin de okutulmasını,

- Sınıf açmada öğrenci alt limitinin 5 kişi olarak benimsenmesini,

- Öğrencinin bulunduğu okulda talep sınıf açma şartı olan asgari sayının altında kalırsa, bu düşük taleplerin bölgedeki en yakın okulda konsolide edilmesini; bu maksatla bölgesel pilot okulların belirlenmesini,

- Bu konsolidasyona imkan sağlanması için seçmeli derslerin haftada 2 gün ve öğleden sonraları verilmesini istiyoruz.

Ancak tüm bunlardan önce MEB’nın dürüst ve samimi olmasını istiyoruz.

Çünkü bu konuda ciddi şüphelerimiz var.

***

Şimdi esas konumuza gelebiliriz.

Efendim, bu eğitim yılı bizim aile için bir başka anlamlı. Çünkü evimizde 5. sınıfa gidecek, dolayısıyla “yaşan diller ve lehçeler” seçmeli dersine müracaat edecek bir öğrenci mevcut.

Geçen eğitim sezonu sonunda, dördüncü sınıfı tamamladığı okulda verilen formu doldurarak seçmeli ders müracaatında bulunmuş ve yine aynı okula teslim etmiştik. Seçmeli ders olarak ilk sıraya Abazacayı, ikinci sıraya da Adigeceyi yazmıştı öğrencimiz. Okul da bu tercihleri MEB’nın web sitesine kaydetmişti bildiğim kadarıyla. Böylece Bakanlık yeni eğitim sezonunda yurt genelinde hangi derse ne kadar talep olduğunu ortaya çıkarıp ona göre hazırlık yapabilecekti.

***

Yaz ortasında öğrencimizi ikinci 4 yılı okuyacağı yeni okuluna kayıt ettirdik. Okulda 5. sınıfta 25-27 kişilik 8 şube vardı; yani en az 200 öğrenci...

Okullar açıldıktan 10 gün sonra öğrencilere, evvelce doldurdukları formların akıbetinin meçhul olduğu söylenerek yeni bir tercih formu dağıtılmış ve doldurmaları istenmişti. Ancak bu yeni müracaat formunda “yaşayan diller ve lehçeler” dersi dördü bir arada (Kurmançça, Abazaca, Adigece, Zazaca) tek seçenek olarak sunulmuştu. Yani tercihte bulunmak isteyen öğrenciler sadece “yaşayan diller ve lehçeler” seçeneğini işaret edebilmiş, fakat dört dilden hangisini tercih ettiğini belirtme imkanı bulamamışlardı (Zaten bu tür bir sınıf açmaya niyetleri olmadığının bir işareti olmalı.)

Tabii öğrenciler diğer seçmeli derslerden ikinci, üçüncü derece tercihlerini de işaretlemişlerdi.

Birkaç gün sonra bu formlar değerlendirilmiş(!), “yaşayan diller ve lehçeler dersine yeterli müracaat olmadığı için sınıf açılamadığı” duyurulmuştu. Bizim öğrenci de böylece sonraki seçeneklerinden “drama” dersine yönlendirilmişti.

***

Durumu öğrendiğimde kendimi ciddi şekilde çaresiz ve köşeye sıkıştırılmış hissettim.

Sözde tercih hakkı vererek bir hakka saygı gösteriyorlardı ama sonra da yeterli sayıda tercih olmadığı gerekçesiyle çocuğunuzun “anadilini öğrenme hakkını” elinden alıyorlardı.

Bu tam bir tiyatro…

Evet, bu MEB’in üç senedir sahneye koyduğu seçmeli ders tiyatrosu.

Böylece kamuoyuna, “geniş kesimlerin anadili öğrenme gibi bir talebinin olmadığı, bütün sorunun üç beş marjinalin başının altından çıktığı” mesajını veriyorlardı. Engin Ardıç gibi tetikçilerini de bu mesajların kamuoyunda yayılması için kullanıyorlardı (Tıklayınız).

Böylece kirli düzenlerini devam ettirebileceklerini sanıyorlar.

Kimse en az 400-450 öğrencinin 5, 6, 7. sınıfta okuduğu bir okulda “yaşayan diller ve lehçeler” derslerine 8-10 kişinin dahi müracaat etmediği “yalanına” inanmamızı beklemesin. Hele ki Kurmançça, Adigece, Abazaca, Zazaca derslerinin tek başlıkta tercihe sunulduğu bir okulda…

En iyi ihtimalle okul idarecileri, velilerin, doldurulan formların içeriğini görüp tahkik etme imkanının olmadığını bildikleri için,  “yeterli müracaat olmadı” diyerek “bu yükü” başlarından savıyorlar.

Ama her halukarda bunun gerçek suçlusu Milli Eğitim Bakanlığı’dır.

MEB anadillerin öğretimi konusunda samimi olmadığı için, kurduğu sistem de denetlenebilir şeffaflıkta değil.

Halbuki yaşayan diller seçmeli dersleri toplumsal barışı ilgilendiren çok önemli ve hassas bir konu. Sadece öğrencileri değil, velileri, hatta tüm toplumu ilgilendiriyor.  

Bu yüzden veliler çocuklarının okuduğu okulda “yaşayan diller” seçmeli derslerini ve diğer branşları kaç kişinin seçtiğini açıkça görebilmelidir.

Bu konuda daha önce (2012 yılında) ÇHİ olarak MEB Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emin Karip’i makamında ziyaret ederek seçmeli ders uygulaması ile ilgili görüş ve önerilerimizi kendilerine yazılı ve sözlü olarak sunmuştuk.

Bu tür “yeterli müracaat yok” gibi keyfiliklere fırsat verilmemesi için, MEB’in Türkiye’deki bütün okulların yer aldığı bir internet sitesi oluşturmasını,

Öğrencilere henüz okullar açılmadan seçmek istediği ders müracaatını buradan yapma fırsatı verilmesini,

Dışarıdan web sitesine girildiğinde o okuldaki her bir seçmeli ders seçeneğinin altında müracaat eden öğrencilerin tamamının okul numarasının (veya mahsurlu görülüyorsa seçtiği bir rumuzun) görünmesinin sağlanmasını istemiştik. Böylece “her öğrenci, tercihinin kayda geçtiğini ve kendisinden başka kaç kişinin daha o dersi seçtiğini görecek ve sistem de şeffaflaşmış olacak” demiştik.

Ama bunu dikkate alan olmadı.

Anlıyoruz ki şeffaflaşmasını istemiyorlar.

Çünkü ancak sistem şeffaf olmazsa 400-450 öğrencinin içinde 8-10 kişinin bile çıkıp 4 dili içeren bir seçeneği işaretlemediği yalanını söyleyebilirler.

Demek ki bu iktidar seçmeli dersleri insancıllığından, demokratlığından değil, milletin gazını almak için müfredata koymuş. Böylece, “isteyenlere anadili öğrenimini seçme hakkı veriliyor”muş gibi yapılırken, bu tercihler kapalı kapılar arkasında yok edilecek, kamuoyuna da “yeterli talep yok” açıklaması yapılarak asimilasyoncu sistem devam ettirilecekmiş.

AK Parti gittikçe CHP’ye benzemeye başladı.

Malum, CHP de 1946 seçimlerinde kurtuluşu benzer bir uygulamada buluyordu: açık oy, gizli tasnif… Ancak CHP bunun bedelini çok ağır ödedi. Katakulliyle bir dönem daha iktidarda kaldı ama bir daha da iktidar yüzü göremedi.

AK Parti de bu katakullilere itibar ederse sonu CHP’den farklı olmayacak.

Evet,  bu ülkenin resmi dili Türkçedir. Çocuklarımız bu dili muhakkak öğrenmeli, buna bir itirazımız yok.

Ama çocuklarımızın, babalarının, analarının dillerini de bu eğitim sistemi içinde öğrenmeye hakları vardır.

Onun için “öğretiliyormuş gibi” yapılmamalı, düzenlemeler “samimiyetle öğretmeye” yönelik olmalıdır.

Anadilin pazarlığı mı olur ki de, “sekiz-on kişi bir araya gelsin ancak öyle…” diyerek şarta bağlanıyor?

Gerekirse haftanın belli günlerinde okullar arası özel sınıflar kurularak, talep eden her öğrencinin anadilini öğrenebilmesi sağlanmalıdır.

Gerçek adalet, gerçek saygı, gerçek insan severlik budur.



Paylaş | | Yorum Yaz
2182 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

20 Senedir Nasıl Adam Olunacağını Öğrenemeyen Zavallı! - 07/12/2018
“En eksik tarafını” tamamlamak için 20 senedir didiniyor, hergün “Ne zaman adam oluruz?” diye soruyorsun tuttuğun köşede. Baştan belirtelim, sen artık umutsuz bir vakasın, hiçbir zaman adam olamayacaksın.
RF Eğitim Yasası, ‘Yeni Rus Ulusu’nun Eritme Kazanı Olacak - 29/06/2018
Kremlin'in yüzyıllardır değişmeyen hedefi, işgal ettiği toprakları yerli nüfusundan arındırmak, "Rus kültürü içinde eritip, yok etmektir."
Asimilasyon Asalet Dinlemiyor - 07/08/2017
Ana sorunumuz Asimilasyondur. Artık her şeyi bir kenara bırakıp, bütün imkanlarımızı, bütün beyin gücümüzü bu sorunun çözümüne odaklamamız lazım.
Şehid Erol Olçok - 24/07/2016
Ama hep dillendirdiği bir sıkıntısı vardı; ona göre Çerkeslerin yetkin, kendini davaya adamış, sonuna kadar fedakar kadroları yoktu ve bu büyük eksiklikti. “Büyük işleri güvenerek teslim edebileceğimiz kimse yok ortada” diyordu kendi zaviyesinden.
'Ermeni Soykırımı' ve Çerkesler - 14/06/2016
onrad Adenouer uzmanları tarafından hazırlanacak “Çerkesleri Ermeni soykırımı yapmakla itham eden” belgeli bir dosyayı kitaplaştırıp burnumuza dayayacakları günün çok uzak olmadığından hiç şüpheniz olmasın.
Ali İhsan - 04/04/2016
Ali İhsan Aksamaz’ı tanır mısınız? Tanımayanlara kısaca “kararlı, çalışkan ve samimiyet abidesi” olarak tanıtabilirim.
Kurumsallaşmanın Önemi - 18/12/2015
Diaspora topluluklarımızın “bilinç ve mensubiyet duygusu” düzeyinde bir varoluşu dahi sürdürebilmeleri için hemen bugün çok güçlü diasporik kurumsal yapılar oluşturmaları gerekmektedir.
Bir Seçim Değerlendirmesi veya Merkezden Çevreye Akış - 21/07/2015
ÇDP bu çıkışıyla ve siyaset için verdiği yeni adresle merkezdekileri (özellikle Çerkes kökenlileri) ciddi şekilde rahatsız etti ve diyebiliriz ki sarstı. Ama bu kısa sürede yanına çekemedi. Bunun için epeyce bir zaman lazım.
Nalçık Cezaevi’nde Yalnız Bir Adam… - 26/12/2014
Bir zamanlar Kabardey-Balkar’a dönenler içinde isminden en çok bahsedilen, çevresi en kalabalık olan, Çerkeslerin(!) uluslararası örgütü olan DÇB’ye en önemli desteği veren Sabancıoğlu o kalabalıklar içinde meğer ne kadar yalnızmış.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi