• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam46
Toplam Ziyaret559758
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.27735.2985
Euro6.02466.0488
Semerkew
Kuşha Faruk Özden
farukozden35@hotmail.com
Uzunyayla’da Kar Yolları Kapardı; Ya Şimdi?
14/03/2017

Köy evlerinde, kış odası denilen, penceresi poyraza bakmayan, daha küçük ve tek pencereli bölümde hayatın idame ettirildiği günler...

Geceden kar yağmışsa ilk iş çeşmeye giden bir yolun açılması. Ardından ağıl ve ahır damlarındaki karın kürünmesi. Karın bir metreyi geçtiği bütün Uzunyayla’da ulaşım at ve kızaklarla sağlanırdı. Köy yolları kapanır Pınarbaşı’na yani Kaberdeylerin söyleyiş biçimi ile Ğazey’e ancak çok önemli işi olanların gittiği kış günleri.

Hayvanların sıcaklığından damdaki kar erimeye başlar ve ağırlaşır. Bazen kar kürünmesinde geç kalınırsa karın çok yağması durumunda ağırlaşan kar damdaki ağaçları bile kırardı.

Ağıl ve ahırların kürünmesinden sonra sıra evlere gelirdi. Evler toprak damlı olduğu için kışın kar yağışının ardından damlar kürünür kapı önleri biraz açılırdı. Gece yağan karın ardından köylerdeki sabah saatleri bütün Uzunyayla köylerinde aynıydı.

Poyrazın esmesi havanın tipiye çevirmesiyle, rüzgar damlardaki ve yüksek yerlerdeki karları kuytulara doldurur, günlük hayatı da felç ederdi. Hele tipinin birkaç gün sürmesiyle hayat çekilmez olur, hayvanları sulamak ve ardınden yemlemek büyük çaba isterdi.

Köyümüzde geceden yağan ve neredeyse bir metreyi bulan karın ardından komşumuz Abeze İsmet Rahmetlik babası için evlerinden camiye kadar yolu açardı. Diğer komşular da kendi kapılarından İsmet in açtığı yola bağlantı yaparlardı.

Koyunu çok olanlar temiz karın üzerine ot atarlar, koyunlar otları yiyinceye kadar ağıldaki kürünler temizlenir, saman dökülür ve üstüne arpa veya çavdar dökülürdü. Koyunlar otları bitirince sulanır ve ağıla alınırdı. Sığırlar da sulanır yemlenir ve hayvanların sabah işleri biterdi. Dışarılarda gezinen başı boş atlar, koyunlara ot verilen yerlerde ki koyunların bıraktığı otları yerlerdi. Binek atı ve koşum atları sığırlarla birlikte suya götürülür ve yemlenirdi.

Dedem bizdeki at cinsinin “şoloh” at cinsi olduğunu söylerdi. ”Şoloh” at cinsinin özelliğinin fırtınaya arkasını dönmeyip, fırtınaya tipiye önünü dönmesinden anlaşıldığını söylerdi.

Karın yolları kapattığı kış günlerinde en hareketli olanları, okulların “15 tatil” diye isimlendirilen sömestri tatilinin başlangıcında şehirlerde okuyan öğrencilerin köylere dönüşü başka bir heyecanlı olurdu. Pöhrenk benzinliği veya Karakuyu ya kadar kamyonla gelen öğrenciler kızaklarla köylere dağılırlardı.

Kış günlerinde en çok sıkıntı çekenler sigara tiryakileri idi. ”Pakit” diye isimlendirilen tekel tütünü içindeki sigara kağıdı ile şehre gidenler tarafından kilo ile alınırdı. Çoğu köyde bakkal olmadığı için pakit bazı evlerde 5 veya 10 kuruş karla satılırdı. Köylerde tütün tükenince kriz başlardı. Arada bir kaçak tütün satıcıları gelirdi. Getirdikleri “Muş tütünü” olurdu. Çünkü bizim oralarda Muş tütününün adı bilinirdi. Tütünle birlikte kaçak sigara kağıdı da satılırdı. Kaçak tütün satıcısının misafir olduğu eve köyün orta yaşlıları toplanırdı. Ortada satıcının tütün tabakası elden ele dolaşır,  herkes sigara sarardı. İçimi beğenilirse yarım kilo veya bir kilo tütün yeteri kadar sigara kağıdı ile birlikte alınırdı. Kış günlerinde köylere pek satıcı gelmezdi, köylülerde de nakit parada bulunmazdı. Acil ihtiyacı olanlar da, parası olanlardan borç alırlardı.

Kışın uzamasıyla hayvan yemi sıkıntısı başlardı. Köyden veya komşu köylerden ot ve saman sıkıntısı olanlar yollara dökülürdü. Bir kaç kızaktan oluşan konvoyla tesbit edilen köylere doğru yola çıkılırdı.

Tipi dinip hele güneş açınca hafta sonları çocukların en büyük eğlencesi kızak kaymak oluırdu. O zamanlar Cumartesi günleri de yarım gün okula giderdik.

Şubat sonunda havalar ısınmaya başlar, cemreler beklenirdi. Üçüncü cemreden sonra “kaba yel” diye isimlendirilen lodosla karlar erimeye başlardı. Lodosun ilk günlerinde karın erimesiyle köyün ortasından akan derenin suyu artar, bazen de sele dönüşürdü. Önce rüzgar alan yerlerde toprak gözükür, birkaç gün sonra kar ancak kuytularda kalırdı.

 

KAFFED’DE DURUM…

Kaffed in DÇB üyeliğini askıya aldığı kararı biraz geç kalmış olmakla birlikte göstermelik iş gibi geliyor bana. Kaffed Genel Başkanı Yaşar Aslankaya’nın 2020 yılına kadar Rusya Federasyonu’na girişi yasaklanmasa ve bu yasaklamaya DÇB kesin karşı dursaydı “üyeliği askıya alma” göstermelik şovunu bize yine izletirler miydi? Hani son DÇB Genel Kurulu’nda tehditle onayı istenen ve önlerine konan listeyi görünce neden tavır koymadılar? Genel Kurulu terk etmediler de şimdi mi akılları başlarına geldi? Yoksa tüm tepkileri Yaşar Aslankaya’ya gelen giriş yasağı mı?

Kaffed yöneticilerinin geçmişte yapılan önerilere sırtını dönmesi, ÇHİ mitinglerini engellemek için, özellikle Kayseri mitingi, her türlü sekter tavır takınması unutulmaz. Benim de desteklediğim “Dünya Çerkes Kongresi”nin İstanbul’da toplanmasını DÇB merkez yönetimi ile engellemesi ve ön çalışma bahanesi ile unutturma gayreti hafızalardadır. Bütün ilkesiz ve günü kurtarma davranışları bugünü getirdi.

Moskova yönetiminin istemediği bir davranışta bulunmak veya davranışta bulunacağı hissi vermek dahi tepkiyi çekip müeyyide uygulamalarına neden olmaktadır.

     Duyduk ki DÇB temsilcileri Kaffed ile barış yapmak ve Kaffed’in DÇB üyeliğini askıya alması veya dondurması eyleminde havayı yumuşatmak için Ankara’ya barış elçileri göndermiş. Kaffed de yelkenler suya inmiş ve hiç bir şey olmamış gibi önlerine halılar sermiş. Bu kadar çabuk pes edecektiniz de kopardığınız yaygara neyin nesiydi?


Paylaş | | Yorum Yaz
699 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Kayseri Mitingi Ayıbı Hepimizin - 22/09/2018
Uzunyayla’da doğan ve o ortamdan gelen birisi olarak, yapılacak eylemi yaşlılara götürüp “Nahıj ohu” (yaşlılar işi) olarak meselenin formalitesine uygun yapılmamasını öncelikli hata olarak görüyorum.
Kayseri’de Omuz Omuza Verme Zamanı - 12/09/2018
Anavatanda anadilde eğitimin kısıtlanması nasıl ortak sorunumuzsa, TRT’de sürekli Çerkesçe yayın yapacak bir kanalın kurulması da halkımızın hayati bir ihtiyacıdır. Zaman kaybetmeden bunun sağlanmasını istemek hakkımızdır.
Bir Direniş Sembolü… - 24/10/2017
Bir tarafta Ğuaşo RUSLAN mücadelenin ve direnmenin sembolü olurken, bazıları da Ruslarla birleşmenin 460. yılı kutlamalarına katılır ve kimileri de onların peşinden koşar. Aynen fener alayında geçen askerlerin arkasından koşan çocuklar gibi.
Bütün Dünyada Milliyetçilik Yükselirken !? - 28/09/2017
Bütün dünyada milliyetçilik yükselirken bizim Çerkesler’de gerilemesinin nedenini araştırmak da başlı başına akademik tez konusu olur.
Asalet Kanda Değil, Duruş ve Davranıştadır - 17/08/2017
Siyasi kamplaşmanın en yoğun yaşandığı 80 öncesi dönemde Devrimci Çerkesler, Dindar Çerkesler ve Ülkücü Çerkesler olarak kamplaşmış olsak dahi “Çerkeslik” şemsiyesi altında bir araya gelebiliyorduk.
Türkiye Panoraması ve Biz Çerkesler - 24/07/2017
İttihat ve Terakki’nin günahlarını örtmek için Ermenilere uygulanan mezalimi bugün dahi inkâr etmenin nedenini iyi irdelemek gerekir. Acaba gasp edilen Ermeni malları ile bir alakası var mıdır? Menfaatlenenlerin dolduruşuna geliniyor olmasın?
Çerkesçe Tv İstemiyor muyuz Yoksa? - 20/05/2017
21 Mayıs’ı yılda bir gün hatırlayıp farklı günlerde farklı yerlerde etkinlik, anma veya nasıl yapacağını bilmeden bir güne sıkıştırma yerine “ÇERKES SOYKIRIM VE SÜRGÜNÜ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ” çalışmalarına bir an önce başlanması dileğiyle.
Kurbanlar ve Kurbanlıklar - 23/09/2016
Bereket ki halkın iradesini kırabilecek bir plan yapmayı becerecek kadar zeki değiller. Hepimize büyük geçmiş olsun.
Güzden Kışa Geçerken - 15/12/2015
Rus savaş uçağının sınır ihlalleri yüzünden Türkiye tarafından düşürülmesinden yine en çok bizler yani Çerkesler zarar görecektir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi