• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam66
Toplam Ziyaret560293
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Semerkew
Kuşha Faruk Özden
farukozden35@hotmail.com
Bütün Dünyada Milliyetçilik Yükselirken !?
28/09/2017
Doksanlı yılların başlarında Nalçik’ten gelen ve ismini hatırlayamadığım bir misafirle Kayseri’de sohbet ederken, dağılan Sovyetler Birliğinin ardından Rusya Federasyonu’nda Rus Milliyetçiliğinin baskın olup olmayacağını sorduğumda “bunun kesinlikle mümkün olmadığını” söylemişti. Ben biraz ısrarcı olup Musollini ve Hitler’in partilerinin de sosyalist hareketten kopup “Milliyetçi Sosyalist” ismini kullandıklarını söylemiştim. Grup içinde oturanlar kaş göz işareti ile misafirin üstüne fazla gitmememi istemişlerdi. Marksist geçmişin milliyetçiliği öldürdüğü iddiasında bulunan misafir iki adet Mercedes otobüs siparişi vermişti. O ki bir iki yıl öncesine kadar maaşlı devlet memuru idi. Tabii ki bunu yüzüne söyleyemedim. Maaşlı memurluktan patronluğa geçmeye müsaade eden sistem değişikliği, Rus milliyetçiliğinin hakim olması hatta Faşizmin hortlamasının önünü açmıştır.
Yirmi birinci yüzyıl başları dünya demokrasisinin beşiği Avrupa’da milliyetçiliğin yükselmesi hatta faşizmin hortlamasına sahne olmuştur. 11 Eylül 2003’te ABD’den tetiklenen Müslüman ve Doğulu düşmanlığı ekonomik krizlerle Avrupa’da da tavan yapmıştır. Euro bölgesinde art arda gelen ekonomik krizler, bitmeyen Afganistan savaşı, demokratikleştirme bahanesi ile başlatılan Arap Baharı, Irak ve Suriye iç savaşı ardından mülteci krizi…
Sovyetler Birliğinin Afganistan’ı işgali kendi sonunu getirdi.
Petrol kaynaklarında hakimiyet kurmak için Arap baharı paravanının arkasından demokrasinin yerini Sisi darbesi, Libya iç savaşı, Suriye iç savası ve DAEŞ hayaleti ortaya çıktı. Bir şey dikkatimi çekiyor: DAES her tarafa saldırırken, özellikle Türkiye’de, Avrupa’da ve Rusya’da eylemler koyarken her ne hikmetse İsrail ve temsilciliklerinin yanına bile yaklaşmıyor. Bütün bu hengameler mülteci akınını tetikledi. Demokrat ve özgürlükçü Avrupa, mülteci akını karşısında bocaladı, şaşırdı ve ortak tepki gösterdi. Ekonomik kriz ile küçülen lokmalarını bölüşmek isteyen mültecilere karşı milliyetçi damar kabardı.
Asırlardır sömürdükleri ve ekolojik dengesini bozarak kuraklaştırdıkları eski sömürgeleri olan Afrika’dan veya Arap baharı kandırmacası ile iç savaşa sürükledikleri ülkelerden kaçan mültecilere karşı İslamofobi ve DEAŞ karşıtı olarak cephe almaya çalıştılar. Ekonomik krizlerle alım gücünü yitiren Avrupalılar her şeyin sebebini dışarıdan gelenler yani mültecilerde görüyor. Çözüm olarak milliyetçiliğe sarılan Avrupa ülkelerinde ırkçılık tekrar prim yapmaya başladı. Avrupa ülkelerinin eski sömürgelerinden yıllar önce göç eden ve ayak işlerinde kullandıkları insanların yerini Türkiye’den gelen işçiler aldı. Zamanla ekonomik krizler sıradanlaşınca işsizlik nedeni olarak önce yabancı işçileri gördüler. Bunlarla paralel olarak bir tarafta milliyetçilik köpürtülürken ardından ırkçılık körüklendi. Dünyanın en demokrat ülkeleri denilen Avrupa ülkelerinde faşizm yeniden hortladı. Avrupa Birliğinin eski Varşova Paktı artıkları devletlerde yayılması ekonomik krizleri de körükledi. Ekonomik krizlerin müsebbibi olarak öncelikle suçlu mülteciler, yabancı işçiler ve eski sömürgelerden göçenler gösterilmekte; engellemek için de milliyetçiliğe sarılmayı çare olarak görmektedirler. Ardından da yükselen faşizm… Bunun en güzel örneğini son Almanya parlamento seçimlerinde gördük.1945’ten sonra ilk defa faşist bir parti Alman Parlamentosu’na girmiştir. Hollanda’da da aşırı sağcı bir parti iktidar alternatifi olarak zikredilmiştir.
Avrupa’da bütün bunlar olurken ABD’de D. Trump aşırı sağcı söylemleri ile iktidara gelmiştir. Güney Eyaletlerinde polisin siyahlara karşı uyguladığı öldürmeye varan aşırılıkları sert tepkilerle karşılaşmaktadır.
İki binli yıllarda Türkiye’de iktidara gelen AKP hükümetleri başlangıçta daha halkı kucaklayıcı tavırlarıyla vesayet sistemini geriletmekte başarılı olmuşlardır. Vesayet gerilerken yerini demokratik güçlerin alması gerekirken köpürtülen hamasetle boşlukları şövenizmle doldurulma gayreti öne çıkmıştır. Eksik aksak yürütülmeye çalışılan barış süreci Hendekçiler ve 15 Temmuz ile unutturulmuştur. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere Hükümet ve AKP’liler tarafından köpürtülen milliyetçi söylemleri 2019 seçimlerine kadar dinleyeceğiz. İktidar bir taraftan MHP tabanına ve milliyetçilere oynarken, öte yandan Kürt oylarını kaybederse hiç şaşmam. Çantada keklik gördüğü Kayseri’deki Çerkes oyları dahi yanlış aday tercihleri ile o kadar garanti değil.
   Bütün dünyada milliyetçilik yükselirken bizim Çerkesler’de gerilemesinin nedenini araştırmak da başlı başına akademik tez konusu olur.


Paylaş | | Yorum Yaz
493 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Kayseri Mitingi Ayıbı Hepimizin - 22/09/2018
Uzunyayla’da doğan ve o ortamdan gelen birisi olarak, yapılacak eylemi yaşlılara götürüp “Nahıj ohu” (yaşlılar işi) olarak meselenin formalitesine uygun yapılmamasını öncelikli hata olarak görüyorum.
Kayseri’de Omuz Omuza Verme Zamanı - 12/09/2018
Anavatanda anadilde eğitimin kısıtlanması nasıl ortak sorunumuzsa, TRT’de sürekli Çerkesçe yayın yapacak bir kanalın kurulması da halkımızın hayati bir ihtiyacıdır. Zaman kaybetmeden bunun sağlanmasını istemek hakkımızdır.
Bir Direniş Sembolü… - 24/10/2017
Bir tarafta Ğuaşo RUSLAN mücadelenin ve direnmenin sembolü olurken, bazıları da Ruslarla birleşmenin 460. yılı kutlamalarına katılır ve kimileri de onların peşinden koşar. Aynen fener alayında geçen askerlerin arkasından koşan çocuklar gibi.
Asalet Kanda Değil, Duruş ve Davranıştadır - 17/08/2017
Siyasi kamplaşmanın en yoğun yaşandığı 80 öncesi dönemde Devrimci Çerkesler, Dindar Çerkesler ve Ülkücü Çerkesler olarak kamplaşmış olsak dahi “Çerkeslik” şemsiyesi altında bir araya gelebiliyorduk.
Türkiye Panoraması ve Biz Çerkesler - 24/07/2017
İttihat ve Terakki’nin günahlarını örtmek için Ermenilere uygulanan mezalimi bugün dahi inkâr etmenin nedenini iyi irdelemek gerekir. Acaba gasp edilen Ermeni malları ile bir alakası var mıdır? Menfaatlenenlerin dolduruşuna geliniyor olmasın?
Çerkesçe Tv İstemiyor muyuz Yoksa? - 20/05/2017
21 Mayıs’ı yılda bir gün hatırlayıp farklı günlerde farklı yerlerde etkinlik, anma veya nasıl yapacağını bilmeden bir güne sıkıştırma yerine “ÇERKES SOYKIRIM VE SÜRGÜNÜ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ” çalışmalarına bir an önce başlanması dileğiyle.
Uzunyayla’da Kar Yolları Kapardı; Ya Şimdi? - 14/03/2017
Duyduk ki DÇB temsilcileri Kaffed ile barış yapmak için Ankara’ya elçiler göndermiş. Kaffed de yelkenler suya inmiş.Bu kadar çabuk pes edecektiniz de kopardığınız yaygara neyin nesiydi?
Kurbanlar ve Kurbanlıklar - 23/09/2016
Bereket ki halkın iradesini kırabilecek bir plan yapmayı becerecek kadar zeki değiller. Hepimize büyük geçmiş olsun.
Güzden Kışa Geçerken - 15/12/2015
Rus savaş uçağının sınır ihlalleri yüzünden Türkiye tarafından düşürülmesinden yine en çok bizler yani Çerkesler zarar görecektir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi