• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam44
Toplam Ziyaret559637
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.32205.3433
Euro6.05296.0772
Semerkew
Vahit Erdo
vahiterdo11@gmail.com
Kafkasya ve Vladimir Putin
06/05/2018

1920’lerde Sovyetler Birliği Komünist Partisi’ndeki sol muhalefet önderi L. D. Troçki dünyada tek başına Rusya’da  sosyalizm kurulamayacağını öne sürmüştü. Stalin de karşı tez olarak, “kimyacı Mendelyef’in skalasındaki tüm elementler topraklarımızda var, 150 milyon  nüfusumuz ve su yollarımız var. Her tarafımız derya. Devasa coğrafi büyüklüğümüzle sosyalizmi inşa edebiliriz” demişti.

1992’de  rejimin bağrında çıkan, devletin malını çalarak maddi birikimini yapmış yeni rejimin askeri bürokrat iş adamları da aynı söylemi başlattılar ve “Büyük Rusya devasa olanakları ile kendini yeniden daha güçlü üretecektir” dediler. Oysa Rusya’da bugün üretim 1895’den önceki seviyelere geriledi.

Dönemin Stalinist elitleri yurt dışına büyük paralar  kaçırdı (Örneğin MM- İnvest  Finans’ın sahibi İsviçre’ye bir uçak dolusu altın kaçırdı).

Benim de katıldığım mitinglerde B. N. Yeltsin (aynı S. Demirel gibi kolunu kürekten sallayarak tombul elleri ile beş  parmaklarını açıp),  “Dünyanın 1/6’sı büyüklüğündeki  topraklarımızla, eğitimli halkımızla 5 yıl sonra USA arkamızdan nal toplayacak” diye nutuklar attı.

1992’de fitleyerek tarihi komşular Gürcü-Çerkes halkları arasında savaş çıkarttı. Yüzyıllarca sürecek bir kan davası başlattı. Onlar da -istemeyerek de olsa- bu oyuna geldiler. Ama artık “kan su ile yıkanır” diyerek bu iki kadim halkın barış yoluna girme zamanıdır.

1999 yılbaşında bir basın toplantısında B. N Yasin (Türkiyeli iş adamları Yasin diyorlardı) ABD başkanına “O… çocuğu” dedi. Ben buna Moskova Hava Meydanı’nda Samara uçağını beklerken tv de şahit oldum. Yeltsin ertesi gün istifa etti; Büyük Petro ve Stalinist  geleneğe göre yerine V.V Putin’i atadı. O da Kremlin’e yerleşirken el aleme “görün bizim demokrasimizi”  faslından   dandikten bir seçim yaptılar. O sıralar Samara şehrinde meşhur Samara Çikolata Fabrikası karşısında bir kiralık evde oturuyorum. O fabrika çalışanı bir  kadınla arkadaş oldum ve bana sordu: “SSCB malının paylaşımında fabrika işçisi olarak bana hisse vermişlerdi, şimdi Nestle firması hisseme büyük para veriyor; ne dersiniz?”.

Putin’in  seçildiği gün günlüğüme not düşmüşüm: “Bir varil petrol 12 $. Hiç kimse bu işin altından kalkamaz (kısa sürede petrol 150 $ oldu). Muhtemelen henüz ara soğumadan gerçek bir sosyalizme geçilebilir. Çünkü  toplumun ezici çoğunluğu bunu istiyor.”

Ama bu sırada elitler “çok kutuplu yeni dünya düzeni”, “büyük Rusya” lafları ile SSCB’nin kalan tüm mallarını kitabına uygun götürüyor, Meclisten çıkardıkları yani yasalarla da mülkiyetlerini garantiliyorlardı.

Putin ilk iş olarak İstanbul Fener  Rum Patrikliği’ne bağlı Moskova kardinalliğinin ilişkisini Fener’den kesip bağımsızlığını ilan etti ve  halkı Slav çoğunluklu devletlerin kiliselerini Moskova’ya bağladı. Formüle ettiği   Ortadoks-Slav sentezini hayata geçirdi.

SSCB’inden kalma gençlik kamplarında 100 binlik partilerle gençlere din ve milliyetçilik aşılandı. “Boz ayı gençlik örgütü” tüm Rusya’da örgütlendi.

Bir milyondan fazla  kumar makinası ithal edilerek her köşe başında bir kumarhane kuruldu.  Dünyanın en büyük kumarhanesi Rusya  oldu. Toplumun tüm insani-vicdani-cüzdani değerleri tırpanlandı.

Çöpçatan firmaları ülkenin  en ücra yerlerinden dahi  kadınları batı dünyasındaki emeklilerle  evlendirmek için büyük çalışmalar yaptı. Devlet bütçesine katkı için medya rakamlarına göre 15 milyon kadın ihraç edildi. V.V. Putin 2002 yılında Federasyon Meclisi’nden bir kanun geçirdi “Federe cumhuriyetlerin anayasaları Rusya devleti anayasasına aykırı olamaz” diye. Böylece üniter devlet yapısına geçildi. V. V. Putin pozisyona göre konuşmalarında  “Rusya” veya “Rusya Federasyonu” isimlerini kullanmaya başladı.

Slav-Ortadoks Sentezi ideolojisi doğrultusunda hareket ederek, barışla sonuçlanmış bir savaşın sonuçlarını yok sayarak yeni işgallerine Çeçenistan’dan başladı. Bu işgallerde Kızıl Ordu’nun tüm ateş gücü ve kimyasal silahlarını kullandı. Caharkale’de halı bombardımanı yapıldı, sarin gazı kullanıldı. BCC’nin haberine göre 46 bini çocuk, 85 bini Rus, 365 bin insan öldürüldü. O tarihlerde V. V. Putin’in Fransa ziyaretinde Paris’te yaptığı basın toplantısında bir Fransız Gazeteci sordu. “Neden Çeçenlerin kendi kaderini tayin hakkına saygı duymuyorsunuz” diye. Putin’in cevabı, “Onlar Kazakistan çöllerinin toplumu. İnsaniyet adına 1957’de onların Kafkas topraklarında yaşamalarına müsaade edildi. Onlar ise başladılar İslami terör eylemlerine” oldu. Gazeteci Kafkas tarihini bilemediği için bu cevap karşısında sustu.  

Newyork’taki çifte gökdelenlerin bombalanmasından sonra dünya konjonktürü Kafkasya’nın aleyhine döndü. Çünkü  V.V. Putin İslam terörizmi yaftalamasına, reklamına hız verdi.  

Anti Sovyetizm için bütçeden milyon dolarlar harcanarak Fransız-İngiliz emperyasının 1920’lerde  Sovyet Rusya’da iç savaş çıkartmak için finanse ettiği karşı devrimci general Denikin-Vrangel  ve Kolçak dizi filmleri yapılarak anti Leninizım hızlandırıldı. Hayatın her saniyesinde medyada Lenin aleyhine gösterimler oldu. Stalinistlerin onun hakkında  gerçek dışı ağır ithamları hala devam ediyor.

Ben bunları  yazarken başucumda duran 24 yıllık eşim Vera söze karışarak şunları söyledi:

“Eğer yenilenme olsaydı SSCB dağıtılamazdı. SSCB zamanında halklar arası hiçbir sorunumuz olmadı. Ancak bütün sorunları partinin üst yöneticiler çıkardı. A. Mashadov. Ş. Basayev haklıymışlar. Onlar, haydut-askeri bürokrat yeni Rusların Kafkasya’da talan yapıp, Ruslar dahil tüm hakları köleleştirmelerine karşı çıktılar.”

Rusya medyası, devamlı savaş filmleri ile toplumu geçmişte yaşatıp, militarizmi had safhaya çıkartıyor. Toplumu  askeri hazır kıta gibi tutuyor. Aşırı derecede  Batı düşmanlığı yapılıyor ama GAZPROM firmasının tüm boru ve avadanlıkları Alman taşeron firmasının ve  % 49 kârının hisseleri Alman Deutsche Bank’a ait. Niva oto fabrikası General Motor’a satıldı vs.

1991’de  SSCB dağıtıldığında Sovyet milletinin morali yerlerde süründü. Kendinden nefret ve kendi aşağılama sendromu başlamıştı. Bu uzun yıllar derinleşerek devam etti. Ancak V.V. Putin asker-polisiye tetbirlerle can ve mal güvenliğini sağladı. Hergün tv kanallarında askeri kahramanlık marşları ve konuştukları  ile topluma kof bir gurur aşıladı. Özel polis gücü ile yerel çapulcu haraççıları, tahsilatçıları temizledi. Mafyanın iri olanlarını kendine bağladı. Görece bir asayiş ortamı doğdu. Hamaset nutukları ile toplumun bozulan moralini kısmen düzeltti. Kırım ve Ukrayna’dan yaptığı işgallere Çarlık emperya dönemi algısı yarattı, bunda kısmen de başarılı oldu.

Stalinist elitlerin SSCB’yi dağıtırken öngörüleri “yeni dünya düzeni”, “çok kutuplu düzen”de büyük Rusya olarak yer almaktı. Ama yaşanıp görüldü  ki, çok kutuba  evrilmeyip, tek kutup halinde globalizm gelişirken, Arap baharı Suriye’ye gelince ayıldılar.  Putin, Kremlin konuşmasında “yanıldık, tek kutuplu dünyada ABD jandarama oldu” dedi ve tehlikeyi sınırda karşılamak için Suriye’ye askeri  müdahalede bulundu.

Ancak her ne yaparsa yapsın içerdeki sosyo-ekeonomik-politik- milli-dini, sınıfsal  kriz ağırlaşıyor. Daha geçenlerde Kazakistan Başkanı, “ABD roketlerini topraklarımıza konuşlandırabiliriz” diye açıklama yaptı.

Beyaz Rusya lideri Putin’le ters düştü.

Tataristan Meclisi “Putin’in önderliğinde geleceğimiz karanlık” diyor.

Sahte Rusya Federasyonu’nun Kafkasya’dan çözülüceğini bildiklerinden  tüm özel kuvvetleri bu coğrafyada konuşlandırdılar. Piatigorks şehrinde Kafkasya Sıkıyönetim Genel Valiliği kurdular. 

143 milyon nüfusun 35 milyonu yurt dışına göç etti. Sol Cephe’nin lideri Sergey Udalsuf  miting konuşmalarında ötürü 10 yıl hapise tıkıldı. Mitinge katılan 2 bin üniversite örgencisi 5 yıldır hala içerde. Yüzlerce gazeteci öldürüldü,  on binlercesi susturuldu. Ülkede tüm fabrikalar kapatıldı, çünkü çalışırsa işçiler yeni bir devrim yaparlar korkusu var.

Dışarıya ham madde ihraç edip,  donuna kadar her şeyi ithal ediyor. Son 30 yılda yeni icat olarak toz votka yaptılar.

Yeni savaş makinaları da palavra. Hepsi eskilerin boyanmışı. Kısmen batıdan alınan optik ve dijital eklemeler yaptılar. “Menzili sonsuz” söylemleriyle (fizik kanunlarına) aykırı roket yaptık reklamının ise  yalan olduğu kısa sürede anlaşıldı.

Toplumun  % 30’u aç. Devlet  dairelerinde yalnızca rüşvetle iş yapılabiliniyor.  En büyük rüşvetler  eğitim-adliye-sağlıkta dönüyor. 

Fert başına gelir de Türkiye’nin gerisinde v.s. 

Putin rejiminin bütün bu tasarruflarının destekçisi, işçi sınıfı ve halkların baş düşmanı, Stalinist ideolojinin günümüzdeki temsilcisi Rusya Komünist Partisi’nin Başkanı  Gandon G. Zuganof’tur. Başta Kafkasya ve Kırım’dan başlayan işgalleri, tv konuşmaları ve parti mesajlarıyla desteklemiştir. Büyük Rusya’nın bekası için, “ABD’nin taşeronu olan, vekalet savaşları ile Rusya’yı parçalamak isteyen Kafkasya’daki İslamcı teröristlere” kaşı kamu düzeninin korunması için Putin’i desteklediklerini yüzlerce defa açıklamıştır. Zaten diktatörler muhalefeti kontrol ettikleri oranda güçlenir ve iktidarlarını sürdürürler.  

Sahte Rusya Federasyonu üç vakte kadar globalizm tarafından kendi iç müzmin çelişkilerinden ötürü  dağıtılacaktır. Kurumsal olan devletçiklerin işi kolay ama Balkanlar gibi karışık olan Kafkasya’da sorun ve acılar büyük olacak. Kafkasya Konfederatif Partisi’nin kurulup İnfo merkezinin Brüksel’de açılması elzemdir.

Çarlık-SSCB ve bugünkü dönemlerin tarihini yazmak için geniş bir uzmanlar kurulu gerekir kanısındayım… Ama Kafkasya’da  benim hayatın içinden 28 yılda yaşayarak yazdığım binlerce sayfa tutan günlüklerim var. Kitap bastırıp, topluma sunsam satışlar maliyetini bile kurtarmaz. Kimse alıp okumaz. Çünkü Çerkesler ve Sosyalistler herşeyi bilirler; ancak benim gibi, bilmediklerini bilmezler.

Uzun lafın kısası, çok marifet var insanda, vesselam.



Paylaş | | Yorum Yaz
1204 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Kremlin-Ukrayna,Sarı Ceketliler, Bireksit - 06/12/2018
Kafkaslıların en temel sorunu, bulundukları siyasi partinin veya dinin (Kafkasya’da Ateist-Hıristiyan-Müslümanlar var) anlayışlarına ve siyasi algılara göre Kafkas meselesine yaklaşıyorlar.
Çoğulcu Demokrasi Partisi Ne Yapmalı, Nasıl Yapmalı? - 02/11/2018
En son krize de, TUSİAD ve MUSİAD’çı kapitalistlerin dış finans kurumlarına yaptıkları devasa döviz borçları sebep olmuştur.
İmam Şamil Devrimci miydi? - 19/10/2018
Türkiye’nin Türk-İslam sentezcileri Kafkaslı önderleri tepe tepe kullanıyorlar ama “TRT Çerkes kanalı açılsın” demokratik hak talebine duyunca enselerini kaşıyorlar.
Kafkasya’nın Halleri… - 01/10/2018
Ezilen halklar tercihini esen rüzgardan, tarihsel gidişattan yana yapmak zorundadır. Henüz vakit varken çalışıp uluslararası örgütlenmek, dünya ile entegre olmak elzemdir.
Türkiye Krize Neden Giriyor; Nasıl Çıkar? - 06/09/2018
Kore’de Hyundai ile Koç Holding’in Anadol otomobili 1966’da üretime geçti. Hyundai dünya markası oldu, Anadol ise Koç müzesinde.
Rusya’da Muhalefetin Halleri - 22/08/2018
Kremlin’in en büyük korkusu Birleşik Kafkasya Konfederatif Partisi’nin kurulmasıdır.
Bilinmeyenler - 15/08/2018
Tespit ve öngörülerimi 8 yıldır yazıp anlatıyorum. Ancak henüz kendimden başka kimseyi ikna edebilmiş değilim; ki bu da bana ders olsun.
İlerici - Gerici - 11/08/2018
Kafkasya’da her an asker var; ancak çözüm Kafkasya Federatif Demokratik Partisi’nin kurulup, golobalizmle örtüşmesi ile mümkün olacak.
Dünya, Ekonomi-Politik ve Kafkasya - 09/08/2018
Geçenlerde TUSİAD Başkanı Erol Bilecik, “Üretim makine parkımız eskidi, dijitale geçmeliyiz” dedi. Tercümesi: “yeni krediler alıp, merkez ülkelerden dijital makineler alalım”dır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi