• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam256
Toplam Ziyaret584827
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.03586.0600
Euro6.73446.7614
Semerkew

Vahit Erdo

Vahit Erdo
vahiterdo11@gmail.com
Batı mı, Avrasya mı, Yoksa Ortada Sıçan mı? -2-
30/04/2019

Askeri, feodal, fütuhatçı ve ganimetçi olan Rusya ile Osmanlı devletleri muktedir iken, Batı’da kapitalizmin ortaya çıkması ve  serpilip gelişmesi ile Rus ve Osmanlı’nın Avrupa coğrafyasındaki etkisi sınırlandı. Batı coğrafyasındaki toplumlar, kapitalizmin etkisi ile  Merkezi ulus-devletler konumuna yükselince; doğuya mal ve sermaye ihraç ederek her  iki devleti de geri püskürttü ve kendi çevresinde alt emperyal devletler konumuna  dönüştürdü. Merkezi devletlerin alt emperyası durumuna düşen Rus ve Osmanlı emperyaları farklı dini ve milli yapıda olmalarına karşın Merkezi Batı’nın etkisinden kurutulamadılar ve zamanla bu etki derinleşti. İnsan ve doğal kaynakları, coğrafyası ile devasa bir güç olan Rusya, Batı tarafından en çok sömürülen ülke konumuna yükseldi. Osmanlı da  kendi çevresindeki alt emperyalarını haraca bağlayarak hayatiyetini sürdürdü. Ancak merkezi devletlerin çevresinde olan ülkeler kapitalizmin etkisi ile Orta Çağ döneminin tek düze hayatları yeni bir aşamaya evrildi. Batı kaynaklı mal, finans ve ideolojik (Fransız Devrimi) etkilerle değişim ve dönüşüm süreçleri girdabına girdiler. Bu yazının amacı, Osmanlı (Türkiye) ve Rusya etkileşimlerini kısaca incelemek, tespitler yaparak öngörülerde bulunup, sizlerle paylaşmaktır.

***

 Viyana bozgunundan sonra Osmanlı Sarayı, Londra ile Moskova arasında tahterevalli oynadı; bedelini de dağılarak ödedi. Turancıların hayalleri Sarıkamış Harekâtında Allahuekber Dağları’nda donunca, İttahatçı artıklarının kurduğu TC’nin devlet partisi CHP Batılılaşma yolunu seçti. Ama eski İttihatçı alışkanlıklar zaman zaman nüksetti ve her seferinde de ülke zarar gördü.

1950’den sonra devletin kontrolündeki dinin siyasete alet edilmesi ile popülizm  toplumsal meşuriyet kazandı. 1965’den sonra anti-emperyalizm göstermeliği adı altında Büyük Doğu iddiası öne çıkarıldı. Yaşadığımız son darbeler silsilesinde ise Avrasyacılık gündeme sürülüyor. Avrasya’nın önderi Rusya sahte federasyonu nedir, ne değildir? Türkiye entelajansiyası, dolayısıyla toplum, Rusya, Sovyet ve bugünkü Rusya’yı tercümelerden öğreniyor ve yeterince bilemiyor. Rusya bir kanun devletidir, kim parayı fazla öderse o haklı çıkar. İfade özgürlüğü, demokrasi, din ve vicdan özgürlüğü kesinlikle yoktur. SSCB’den kalan silah fabrikaları çalışır, yeşil-meneviç boyasını batıdan ithal eder, silahları boyar Kızıl Meydan’dan geçirtir. Optik aletler, bilgisayar, iş makinaları, ulaşım araçları Batıdan, sarmısak Çin’den, patates Polonya’dan, meyva, yeşillik, tekstil, deri Türkiye’den ithal edilir. Tüm Rusya’da meydan işleri ve inşaat, ithal işçilerle yapılır, v.s.

***

SSCB bizzat kendi elit Stalinistler tarafından dağıtıldığından beri, sadece toz votka icadı yapabildiler. Halbuki SSCB vaktinde dünyanın en diplomalı toplumuydu. Sovyetlerde Lise mecburi eğitime dahildi. Tüm bilim adamları, mühendisler, doktorlar, milyonlarca beyin Batı’ya geçti. Kremlin tüm dünyaya 8-10 milyondan fazla  kadın sattı.

Çarlık döneminde iki gurup vardı: Batıcılar ve Slavyanistler. Halen de böyle devam ediyor. Örneğin 1917 anti-emperyalist devrimi yapan Merkez Komitesi’nin 24 üyesinden yanlızca Troçki 5 yıl Viyana’da yaşamış ve Batı dili biliyordu. Lenin de Batıcıydı ama Stalin Slavyanistti; tıpkı V. Putin gibi…

***

Kapitalizmin global aşamasının sancılarının içinde yaşadığımız bu evrede, Rusya emperyal artığı mafya  ve rant ekonomisi olduğundan, içindeki ezilen halkların özgürleşmesini sağlayamaz. Global sistem tarafında sahte Rus Federasyonu dağıtılacaktır. Türkiye montaj sanayii de olsa mal ve hizmet üreten, demokratik deneyimi olan bir toplumdur. Kürt ve Alevi demokratik taleplerini barış  içinde, AB normlarına göre çözme kabiliyetine, tarihsel olgunluğuna sahiptir. Türkiye’nin yolu AB’ne entegre olmaktır. 

***

Üç asırlık  Batı ile Moskova arasında ortada sıçan oynama geleneği, Türkiye’deki iktidarların zora düştüklerinde başvurdukları ve her seferinde görece başarılar elde edip, günün sonunda ise çok zararlı çıktıklarını tarih ortaya koyuyor. Ancak bugünkü iktidar aynı yönteme başvurarak iktidarını tahkim etmek istiyor. Eğitim yolu ile yönetebilmek için kasten cahil bıraktığı milletten önemli taraftar da buluyor. Ama kitleler çocuk gibidir, bugün iyi dediğine yarın tu-kaka diyebilir. Bu tahteravalli oyunu Türkiye hazinesinin dibini oyuyor, toplumu da müthiş geriyor. Daha fazla sürdürülmesinin kötü sonuçlar vereceği ön görülmelidir. Çünkü Türkiye’de özel sektör batıya borçlu, tüm belediyeler bankalara borçlu, bankalar Londra tefecilerine borçlu, devlet hazinesi de Batı’ya borçlu… Türkiye son 6 aydır dünyadan borç arıyor ancak bulamıyor.

Türkiye’nin oyun kurucu askeri bürokratları AKP-CHP-İYİ PARTİ-MHP milli koalisyonu öneriyorlar. HDP’yi dışarıda bırakıp onun üstünden terörizm, beka söylemi ile  milleti  tahkim etmek istiyorlar. Ancak dünya konjonktürü ve iç-dış borçlar böyle bir milli genel faşizme uygun değil. Sosyo-politik ve  fizik kanunlarına göre HDP’nin tek başına muhalefette kalması onu güçlendirir hatta belki iktidar da yapabilir.

Olmaz olmaz demeyin, her şey olabilir. Çünkü her şey insanlar için.

    Çok marifet var insanda; selamlar…


Paylaş | | Yorum Yaz
114 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇDP, Doğan Duman ve Seçimler… - 06/04/2019
Çünkü hiçbir parti AKP’nin oluşturduğu yeni orta sınıfa şahsi krizden çıkışlarına yönelik bir proje sunup, onları inandırıp, güven veremedi.
Cari Açık = Dış Borç - 14/03/2019
Günümüzde TUSİAD Başkanı yapay zeka-robotlarla üretime geçmek için yeni makine parkına ihtiyacımız var diyor. Tercümesi: “Daha 447 milyar dolar borçları dururken yeni borçlanma yapacaklar.”
Rus Emperyası - 03/03/2019
Görece ileri bir seviyede olan Türkiye’deki Kafkaslılar'ın kurdukları Çoğulcu Demokrasi Partisi Kafkasya’nın da fikri hayatında önemli bir rol oynamaya namzettir.
Dünyanın Düzeni mi Bozuluyor? - 14/02/2019
Ezilen halkların bu yeni durumda tarihsel sosyal birikimleri ve siyasi becerilerine ve global konjonktürle olan ilişkilerine göre tüm coğrafyalar yeniden yapılanacaktır.
USA Neden Ukrayna Sınırında? - 11/01/2019
Dünya konjonktürü iradi olarak İslam dininde reform yaptırmak için Arap dünyasına müdahale etti. Şimdi daha çok kan akacak, yıkımlar olacak gibi.
Kafkasya Ermeni Toplumu - 31/12/2018
Kısaca, Maykop’da, Türkiye’de sırça köşkleri mesken edinmiş Çerkesya Yurtseverleri, “anavatan topraklarını alalım”, “tek başımıza özgürleşelim” düşleriyle hem kendilerini, hem de bilgisiz insanları avutuyorlar.
Borç İnsanın Kamçısı mı, Prangası mı? - 19/12/2018
Dünya konjonktürü, uygulanan ambargoların yarattığı kriz ve çevirme harekâtı Rusya’ya bütün safralarını attıracak ve sahte federasyon dağılacaktır. Üç vakte kalmaz 100 milyonluk Rusya devleti tarihteki yerini alır.
Kremlin-Ukrayna,Sarı Ceketliler, Bireksit - 06/12/2018
Kafkaslıların en temel sorunu, bulundukları siyasi partinin veya dinin (Kafkasya’da Ateist-Hıristiyan-Müslümanlar var) anlayışlarına ve siyasi algılara göre Kafkas meselesine yaklaşıyorlar.
Çoğulcu Demokrasi Partisi Ne Yapmalı, Nasıl Yapmalı? - 02/11/2018
En son krize de, TUSİAD ve MUSİAD’çı kapitalistlerin dış finans kurumlarına yaptıkları devasa döviz borçları sebep olmuştur.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi