• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam197
Toplam Ziyaret1000944
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar32.108632.2373
Euro34.857634.9973
Semerkew
Mustafa Saadet
mustafa.saadet@yahoo.com
14 MAYIS 2023 SEÇİMLERİ, ÇDP VE ÇERKESLER…
15/04/2023

14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilli seçimlerine katılacak adayların açıklanması ve hiçbir hemşerimizin seçilecek sırada aday gösterilmemesi  üzerine internet kalemşörü bir kısım zevat harekete geçerek üzüntülerini beyan, bazen de birbirlerini suçlayan yazılar ile gündem oluşturuyorlar.

Ben bu yazımda, Çerkes toplumunun siyaset arenasında yer alamayışının sebepleri hakkındaki naçizane görüşlerimi bilgiçlik taslamadan  üç başlıkta izah etmeye çalışacağım.

1- SEÇİM SİSTEMİ VE YASALARDAN KAYNAKLANAN ENGELLER:

Oniki Eylül darbesini müteakip kabul edilen Anayasa, Seçim ve Partiler Kanunu ile getirilen hükümler vatandaşların siyaset yapmasını zorlaştırdığı gibi, maddi bakımdan da adeta imkânsızlaştırmıştır.

Yeni kurulan ve mecliste gurubu bulunmayan bir parti en az 41 ilde ve her ilin en az 3 ilçesinde teşkilatlanmak ve seçimlere iştirak için genel kurul kararı almak zorundadır. Kaba bir hesapla bu 700 milyonluk bir maddi imkâna sahip olunması gerekiyor demektir. Ayrıca, partinin diğer sabit masrafları (kira, personel, ısınma  aydınlatma, iletişim gibi) da dikkate alındığında bu kaynağın temini çoğu parti için pek mümkün değildir. Seçim barajının % 7 ve devlet desteğinin de % 3  oy barajına bağlı olması da yine aşılması çok zor bir engel oluşturmakta, siyaseti  sadece mali imkanları olanların yapabileceği hale getirmektedir.

 2- ÇDP (Çoğulcu Demokrasi Partisi) ANALİZİ:

15 Ağustos 2014 tarihinde kurulan ÇDP, yasal şartları tamamlama imkânı bulamadığından 2015 yılındaki seçimlere parti logosuyla katılamamış, dokuz kurucusunu 9 bölgede bağımsız aday göstererek seçimlere katılmış ve toplam 17.000 civarında oy alabilmiştir. Dolayısıyla, hiçbir aday vekil olma nisabını elde edememiştir.

Başarılı olamama nedenlerini şöylece toparlayabiliriz:

a) Parti, kuruluşunun üzerinden bir yıl bile geçmeden seçimlerle karşı karşıya kalmış, dolayısıyla  hazırlanamamıştır.

b) Parti kuruluş sürecinde, egosu şişkin bazı kesimlerin “kendilerinden onay alınmadığını” öne sürerek kurucularının çoğu Çerkes olan parti aleyhine menfi kampanya başlatmış ve bölücülük suçlamasında bulunmuşlar ve bu da kısmen etkili olmuştur.

Oysa partinin kurulmasından önce  bir yıla yakın bir süre nüfusun yoğun olduğu yerlere gidilerek  toplantılar yapılmış ve kuruluş gerekçeleri anlatılmış, parti tüzüğü hakkında bilgilendirmelerde bulunularak kurumlardan kurucu üye vermeleri istenmiştir. Ancak, “partinin kuruluşu sırasında kendilerine danışılmadığını” ileri süren 60-70 kişilik guruplar partinin toplumu temsil etmediği iddiasıyla destek verilmemesi çağrılarında bulunarak menfi tavır almışlardır. Aralarında thamate denebilecek bazı simaların da yer aldığı bu gurupların olumsuz tavrı insanlarımızın bir kısmına tesir etmiştir.

Seçimler sonrası parti kurucuları elde edilen sonuçları değerlendirmiş ve yola devam kararı almışlardır. 

***

Bugünkü sistemde teşkilatını genişleten ancak % 3’lük oy barajını  aşamadığı için devlet yardımı alma hakkı kazanamayan hiçbir partinin yaşama şansı yoktur. İşte kamuoyunun yakından bildiği birkaç örnek:

- Hak ve Eşitlik Partisi (Başkanı Osman Pamukoğlu)

- Türkiye Partisi (Başkanı Abdüllatif Şener)

- Halkın Yükseliş Partisi (Başkanı Yaşar N. Öztürk)

- Anadolu Partisi (Başkanı Emine Ülker Tarhan)

Bu partilerin hiçbiri yaşayamamıştır. Zira, aidatlarla giderlerini karşılayabilme şansları yoktu.

Bu mali alt yapıya sahip olmayan ÇDP de teşkilatını genişletmeden sadece 2 il teşkilatı kurmakla yetinmiştir.

ÇDP’nin kurulduğu tarihte Türkiye’de 92 aktif parti mevcut idi, şimdi bu sayı 123’e çıkmış vaziyette. 2023 seçimlerine ise bunlardan sadece 26’sı katılabiliyor.

Siyaset yapma şartları bütün dünya ülkelerinde sık sık değişmektedir. Demokrasisi gelişmiş ülkelerde baraj uygulaması yapılmadan bütün unsurlar parlamentolarda temsil edilmektedir. Çok az sayıda üyesi olan etnik guruplara kontenjan tanınarak parlamentolarda temsil imkanı verilmektedir. (Mesela Irak’ta olduğu gibi.)

Demirperde ittifakından çıkan ülkelerin bir kısmının Avrupa Birliği’ne girmesi ile etnik guruplara seçme seçilme hakkı tanınmış,  nitekim Bulgaristan’daki Türk azınlık kurduğu Haklar ve Özgürlükler Hareketi ile son seçimlere katılarak oyların % 14,4’ünü alarak 3. parti olarak parlamentoya girmiştir. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne alınması halinde, muhtemelen bütün partiler seçimlere katılabilecek ve bunlardan en az iki milyon oy potansiyeli olan ÇDP de mecliste hak ettiği yeri alabilecektir. ÇDP bütün olumsuzluklara rağmen kararlı bir şekilde aktivitesini sürdürmekte, Türk siyasi hayatında rol oynayabileceği günlerin geleceği umudunu yaşatmaktadır.

ÇDP yönetiminin toplumumuzun siyasallaşmasına katkı sağlayacak ve partiyi ileriye götürecek her türlü oluşuma kapısını açık tuttuğunu da belirtelim.

TV’de yapılan siyasi oturumlarda 50.000 oy potansiyeli olan parti temsilcilerinin söz hakkı bularak politikalarını kamuya  deklare etme imkanları elde etmelerini dikkate aldığımızda, iki milyonluk oy potansiyeli olan ve bu imkanı kullanma şansı bulamayan toplumumuzun ve ÇDP’nin; 32080 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 21-01-2023 tarih ve 2023/2 No’lu  Cumhurbaşkanlığı genelgesini okuyarak değerlendirmesi faydalı olacaktır.

 3- ÇERKESLER:

Çerkesler, Kuzey Kafkasya’nın otokton halkıdır. Kendi istekleri ile Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına dahil olmuşlardır. 1646 yılında Kafkasya’ya uğrayan ünlü gezgin Evliya Çelebi’nin, Çerkesler hakkındaki izlenimleri  özetle şöyledir:

“…Kaf dağlarını aşıp da ovaya inildiğinde, bedenen kavi, fikren zayıf, çok misafirperver bir halkla karşılaşılır, bunlar Çerkeslerdir. Burada her tepenin arkasında ayrı bir devlet vardır, dillerinin öğrenilmesi çok zordur…”

Çakma  tarihçi Murat Bardakçı’ya göre Çerkesler, Osmanlı topraklarına sığınmış Rus kılıç artıklarıdır! Ancak bu çakma tarihçi, Moğol istilasından kaçan Kayı boyunun imparatorluk halini alması ile Çerkeslerin Osmanlı tebaasına kendi iradeleri ile geçtikleri,  sığınmacı olarak gelmedikleri, dahil oldukları ülkenin sınırları içinde yer değiştirdikleri gerçeğini bilerek gözden kaçırmaktadır. Nitekim, Çerkeslerin bir kısmının yerleştirildiği Balkan topraklarının o zamanlar Osmanlı toprağı olduğu dikkate alındığında, oraya gönderilenlerin de sığınmacı değil, zorunlu göçmen olduğu anlaşılır. Osmanlı gerekli müzahereti göstermiş ve iskanlarına izin vererek imkanlar nispetinde gerekli kolaylıkları sağlamıştır.

Çerkeslerin göç ettikleri Orta Doğu ve Anadolu topraklarında iklim değişiklikleri, sürekli harpler, yeterli beslenememe… gibi nedenlerle, Evliya Çelebi’nin bahsettiği bedeni kaviliklerinin ve güzelliklerinin (…ki 15 gün önce yayınlanan Fatih Altaylı’nın “teke tek” programında, yaşayan en yaşlı şehzade Osman Osmanoğlu’nun da belirttiği gibi bedeni güzellikleri dolayısıyla sarayın % 80 civarında sakininin Çerkesler olması bir hakikattir)  kaybolduğu bir gerçektir.

Ancak, “her tepenin arkasında ayrı bir devlet” anlayışı aileler ve köyler arasında sürdürüldüğünden, egoizm daha da kavileşmiş ve birlikte hareket etme erdemine ulaşamamışlardır.  Netice olarak siyaseten bulundukları ülkelerde politik bir güç olamamışlar, kültürel olarak da öğrenilmesi zor olan dillerini yaşatmak için vasat oluşturamamışlardır. Bu konuda 1924-1950 döneminde uygulanan yasakçı politikalar ve sürgünler çok etkili olmuştur.

Ancak memnuniyetle görmekteyiz ki, bu süreçleri yaşamayan genç nesil umutla hareket etmekte, birlik tesis ederek politik arenada saygınlık kazanmak için çaba sarf etmektedir.

Fakat, bugünlerde Balkan Türklerine yapılan karalamaların Çerkeslere de yöneltilerek bu çalışmaların akamete uğratılabilmesi ihtimali hiç gözden uzak tutulmamalıdır.

Bu endişemi tevsik edecek yaşadığım üç olayı belirtmek istiyorum.

1990’lı yıllarda  üyesi olduğum Dostluk Kulübü  bozulan ekonomik durum konusunda  bazı ekonomi hocalarının görüşlerini öğrenmek için konferanslar düzenliyordu. Konuşmacı ekonomi profesörü, çeşitli tez ve görüşlerini beyandan sonra  “Çerkeslerin ülkenin  kaymağını yediğini” iddia etmişti. Bu iddia üzerine konuşmacıya, ”hangi Çerkesin Boğaziçinde oturduğunu, hangi Çerkesin Türkiye’nin en zenginleri arasında yer aldığını“ belirtmesini istedim. Sorularımı cevapsız bıraktı. Çünkü, tam bir kafatasçı ve anti Amerikancı idi. Amerikalıların İncirlik Hava Üssü’nden atılması gerektiğini iddia etmiş, ki ABD’nin NATO anlaşması çerçevesinde üssü kullandığından bile haberdar değildi. Bu hususu da geçiştirdi. (Şimdi hayatta olmadığı için ismini vermiyorum.)

Muhtemelen bu konferansa katılmış olan bir hemşerimiz de ÇDP’yi tanıtma faaliyetleri çerçevesinde gittiğimiz dernekte “ÇDP’nin derneklerin kaymağını yediği “  iddiasında bulunmuştu. Tevafuk, o sırada tatlı tabağı gelmiş fakat üstünde kaymak yoktu, yanımda oturan dernek başkanına “Başkan sataşmacıyı destekliyorsun herhalde, tatlınız kaymaksız… “ diye takılmıştım.

Bir hemşerimiz de, “parti kurmanın turşu kurmaya benzemediği“ ironisinde bulunmuştu.

Demek istediğim, her zaman tatsız tenkitlere maruz kalınabileceği, bunların fazla önemsenmemesi gerektiğidir.

Son olarak bir Çerkes atasözü ile yazımı bitirmek istiyorum. “Çığoxer zı xuhamı, zedeexamı ceşör tıratxı” (Fareler bir olursa (yardımlaşırlarsa) çatıyı söker.)



350 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KÜLTÜR DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM - 23/03/2024
Radyu Sputnik'de Bulgaristan’ın Dobruca bölgesinin müziği olarak tanıtılan ve Galina Dubreşiska tarafından icra edilen müzik, Bulgaristan Müziği değil, asırlardır Çerkesler tarafından Kafkasya'da söylenen bir ağıt idi.
DİJİTAL PARANIN / PARALARIN GELECEĞİ - 30/01/2024
kağıt para sistemindeki olumsuzluk gibi sebepler de, yeni para sistemi arayışlarını artırmış ve 2011 yılında Japon asıllı Avusturalya vatandaşı S. Nakamoto tarafından geliştirilen dijital para dünya gündeminde yerini almıştır.
SON GELİŞMELERE AMATÖR YORUMU - 20/10/2023
Şimdiki durumda Türkiye devletini tehdit edecek güçte bir komşusunun olmadığı kanaatindeyim. Olsa olsa bu tehdit, güçlü deniz kuvvetlerine sahip olan ve gemilerini Doğu Akdeniz'e konuşlandıran ABD ve GB olabilir.
UKRAYNA VE ÇERKES SOYKIRIMI - 04/06/2023
Gürcüler, Ermeniler, Azeriler, Rusya ile anlaşma yolunu seçtikleri için soykırım yaşamadılar, nüfuslarını korudular ve şimdi de bağımsız ülkeleri var.
GÖNEN-MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ - 09/05/2023
Temennimiz, yas günü ilan edilen ve her yıl 21 Mayıs’ta anma programları yapılan 1864 soykırımına benzer şekilde, 2 Mayıs 1923’de yas günü ilan edilerek yıldönümlerinde Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü olarak anılsın ve mağdurların hatıraları yad edilsin.
BİR MUSİBET BİN HASİHATTAN EVLADIR - 10/02/2023
STK’larımız büyük bir gayretle topladıkları yardım malzemelerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmakta güçlükle karşılaşmışlardır. Şahsi telefonlarla bilgilendirmeler de kısıtlı kalmıştır.
Temsil Kabiliyetini Yitirmiş, İşlevi Kalmamış İki Sivil Toplum Kuruluşumuz: D.Ç.B. ve KAFFED - 26/10/2022
Geçen 10 sene içinde iletişim, internet ve bilgisayar teknolojisinde yaşanan gelişmeler, artık bir ülkenin izin ve icazet vermesine gerek kalmayacak şekilde yeni imkanlar sunmaktadır.
ATA SÖZLERİNİN YORUMU - 26/01/2022
Atasözünün şimdiki tahrif edilmiş şekliyle söylenmesi mümkün değildir. Çünkü Çerkes’lerin müstakil devleti olmadığı için, sarayları, kralları, hatta iki katlı binaları bile yoktu.
KAFFED, ADIĞE DİLİNE VERDİĞİ ZARARDAN DOLAYI ADDER’DEN ÖZÜR DİLEMELİDİR - 01/08/2021
Tüm enerjimizi, kurumlarımızla ve hemşerilerimizle iş birliği içinde anadilimiz için kullanmak dileğiyle, son sözüm şudur. “ADDER, ÇERKES DİLİNİN YILMAZ VE EBEDİ KORUYUCUSUDUR”
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi