• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam10
Toplam Ziyaret984016
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar31.983632.1117
Euro34.634834.7735
Semerkew
Mustafa Saadet
mustafa.saadet@yahoo.com
Demokratik Saltanatlar
19/11/2014

Saltanat Osmanlıca bir deyim olup, “babadan oğula geçen tahtın adı“ olarak tarif edilmektedir. Fakat, saltanat denince kastedilen şeyin herhalde iktidar olması gerekir.

Saltanatları 2 ana grupta toplamak mümkün: Mutlak saltanatlar ve demokratik saltanatlar.

Mutlak saltanatlık iktidarının sürdüğü ülkelerde, saltanat babadan oğula veya aileden birisine intikal eder. Bu sistem, gönümüzde çok az ülkede geçerli olup en bariz örnekleri, Kuzey Kore, Küba, Kamboçya, bir kısım körfez ülkeleridir. 

Demokratik saltanatlarda ise saltanatın babadan oğula geçmesi, kayıtsız şartsız bir şekilde olmamaktadır. Uygulamada seçimle iktidara gelmiş bir başkan veya başbakan ülkeyi yönetmektedir. Bu yöneticinin başarılı bir yönetim göstererek halkın saygısını ve sevgisini kazanması veya yönetimi sırasında halkın iradesi dışında yönetimden uzaklaştırılması veya haksız bir şekilde cezalandırılması sonucu karizmatik bir lider statüsü kazandırılarak, halk tarafından,  onun veya çocuğunun bazen de bir akrabasının tekrar işbaşına seçimle getirilmesi şeklinde tecelli etmektedir.

Gerçek demokrasinin bulunduğu ülkelerde bu iki şekildeki yönetimlere rastlanmamaktadır. 20. Yüzyılda uygulama alanı bulan demokratik saltanatlara örnek vermek gerekirse, ülkeler ve aileler olarak Arjantin’de Peronlar, Yunanistan’da Karamanlisler, Papandreular, Pakistan’da Buttolar, Hindistan’da Gandiler, Suriye’de Esedler, Azerbaycan’da Aliyevler, Türkiye’de İnönüler, Menderesler……. sıralanabilir. Orta Asya’daki Bağımsız ülkelerde de bu yönde yönetimlerin oluşması muhtemeldir fakat henüz ilk karizmatik liderler iktidardan uzaklaşmamışlardır.

Demokratik saltanatların bulunduğu ülkelerin bariz vasfı, geri kalmış veya gelişmekte olan ülkeler olmasıdır. Saltanatı sürdüren halefler, atalarının çizgisinden sapmadıkları için yeniliklere kapalı bir idare sürdürerek,  yönetimlerindeki ülke bir türlü sınıf atlayamamakta ve demokrasiye geçememektedir.

Devletin banisi durumundaki veya ülkesi için önemli işler yaptığına inanılan, yahut bir biçimde haksızlığa uğrayan liderler unutulmamakta ve onun ailesinden birisinin tekrar iktidara gelmesinden fayda umularak bir müddet sonra da seçilmektedirler.

Gerçek olan şu ki, değişik görüşlü kişilerin veya partilerin iktidar olduğu ülkelerde ilerleme kaydedilmekte ve gelişmişlik seviyesine ulaşılmaktadır.

Şöyle bir görüş ileri sürülebilir. Gelişmiş ülkelerin bir  kısmında  (İngiltere, İsveç, Hollanda, Belçika, İspanya, Japonya …gibi) krallıklar mevcuttur.  Bunlar dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında yer almaktadır. Ancak, bu ülkelerdeki krallık makamı sembolik olup yönetimde kralın etkisi ve yetkisi çok sınırlıdır. Bu ülkelerde adil biçimde yapılan seçimlerle iktidar iş başına gelmektedir.

Şüphesiz demokratik saltanatların oluşmasındaki etkenler ülkeden ülkeye değişmekte ve bu etkenlerin ülkeler itibariyle sebeplerini tespit etmek çok kapsamlı bir çalışmayı gerektirmekte olup bir makale ile izah edilebilecek bir konu değildir. Sadece böyle bir uygulamanın bulunduğu ifade etmekle yetineceğiz

Dünyadaki bu uygulamayı belirttikten sonra, henüz bağımsız bir ülke olamayan Çerkezlerdeki uygulama Köy seviyesinde oluşturulmuştur. Beyin çocuğu bey olarak kabul edilmek suretiyle mutlak saltanat şeklinde uzun süre devam ettirilmiştir. Ancak,  yenilgiyle sonuçlanan savaştan sonra yaşanan soykırım ve sürgünü müteakip,  gidilen ülkelerde yavaş yavaş terk edilmiş ise de sürdürmeye çalışanlar hâlâ vardır.

Dernek seviyesindeki kurumsallaşmayı takiben , federasyon seviyesinde yeni yapılaşmaya gidildikten sonra Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaffed) Çerkesler üzerinde demokratik saltanat uygulamasını devam ettirme gayreti içine girmiştir. Seçimle iş başına gelmiş olsalar da, bağlı olan dernekler üzerinde baskıcı yöntemlerle tek otoritenin kendileri olduğunu kabul ettirmeye çalışmakta, bağlı derneklere serbestilik tanımamaktadır.

Uygulamalarını o kadar gülünç konulara kadar taşımışlardır ki, bağlı derneklerinin de karşıt görüşlü konferanslara katılmalarına engel olmakta, bir ihtisas derneği olan Adığe Bze Xase’nın (Adiğe Dil Derneği)’nin  teknolojiye dayalı ve dünya ülkelerinin çoğunluğunun kullandığı Latin esaslı alfabe ile Çerkesce öğrenimine karşı çıkmaktadırlar. Kendilerinin düzenlediği konferansları Çerkesce yapamayıp başka dillerde yapan Kaffed Anadil öğrenimi konusunda ahkam kesmekte, yapanları da ağır biçimde suçlamaktadır.

Bilimselliğe dayanmayan itirazlarını defalarca ifade etmekte ve en son olarak 19.11.2014 tarihli Web sitelerindeki beyannameleri ile çarpıtıcı ve asılsız beyanlarını tekrarlayarak, Latin harfleri ile Çerkescenin yazılamayacağı gibi komik bir iddia ile ortaya çıkmış durumdadırlar.

Maksatları, Çerkesce konuşulan ülkelerde yaşayan ve dilimizin kaybolmaması için çaba harcayan saygın Çerkeslerin katılacağı Uluslaradası Dil Sempozyumunu etkisiz  hale getirmektir.

Adığe Bze Xase, anadil için çalışan herkese ve kuruma saygı duyar ve teşvik eder.  Hiç kimsenin çalışmasını kötülemek gibi bir gayesi yoktur. Birlikte çalışmanın bilincindedir.



2027 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KÜLTÜR DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM - 23/03/2024
Radyu Sputnik'de Bulgaristan’ın Dobruca bölgesinin müziği olarak tanıtılan ve Galina Dubreşiska tarafından icra edilen müzik, Bulgaristan Müziği değil, asırlardır Çerkesler tarafından Kafkasya'da söylenen bir ağıt idi.
DİJİTAL PARANIN / PARALARIN GELECEĞİ - 30/01/2024
kağıt para sistemindeki olumsuzluk gibi sebepler de, yeni para sistemi arayışlarını artırmış ve 2011 yılında Japon asıllı Avusturalya vatandaşı S. Nakamoto tarafından geliştirilen dijital para dünya gündeminde yerini almıştır.
SON GELİŞMELERE AMATÖR YORUMU - 20/10/2023
Şimdiki durumda Türkiye devletini tehdit edecek güçte bir komşusunun olmadığı kanaatindeyim. Olsa olsa bu tehdit, güçlü deniz kuvvetlerine sahip olan ve gemilerini Doğu Akdeniz'e konuşlandıran ABD ve GB olabilir.
UKRAYNA VE ÇERKES SOYKIRIMI - 04/06/2023
Gürcüler, Ermeniler, Azeriler, Rusya ile anlaşma yolunu seçtikleri için soykırım yaşamadılar, nüfuslarını korudular ve şimdi de bağımsız ülkeleri var.
GÖNEN-MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ - 09/05/2023
Temennimiz, yas günü ilan edilen ve her yıl 21 Mayıs’ta anma programları yapılan 1864 soykırımına benzer şekilde, 2 Mayıs 1923’de yas günü ilan edilerek yıldönümlerinde Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü olarak anılsın ve mağdurların hatıraları yad edilsin.
14 MAYIS 2023 SEÇİMLERİ, ÇDP VE ÇERKESLER… - 15/04/2023
ÇDP yönetiminin toplumumuzun siyasallaşmasına katkı sağlayacak ve partiyi ileriye götürecek her türlü oluşuma kapısını açık tuttuğunu da belirtelim.
BİR MUSİBET BİN HASİHATTAN EVLADIR - 10/02/2023
STK’larımız büyük bir gayretle topladıkları yardım malzemelerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmakta güçlükle karşılaşmışlardır. Şahsi telefonlarla bilgilendirmeler de kısıtlı kalmıştır.
Temsil Kabiliyetini Yitirmiş, İşlevi Kalmamış İki Sivil Toplum Kuruluşumuz: D.Ç.B. ve KAFFED - 26/10/2022
Geçen 10 sene içinde iletişim, internet ve bilgisayar teknolojisinde yaşanan gelişmeler, artık bir ülkenin izin ve icazet vermesine gerek kalmayacak şekilde yeni imkanlar sunmaktadır.
ATA SÖZLERİNİN YORUMU - 26/01/2022
Atasözünün şimdiki tahrif edilmiş şekliyle söylenmesi mümkün değildir. Çünkü Çerkes’lerin müstakil devleti olmadığı için, sarayları, kralları, hatta iki katlı binaları bile yoktu.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi