• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam9
Toplam Ziyaret626298
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.74385.7669
Euro6.37606.4016
Semerkew
Mustafa Saadet
mustafa.saadet@yahoo.com
Üçüncü Sürgün
27/11/2012

1860’lı yıllardaki birinci sürgünde Çerkeslerin bir kısmı da Balkanlara iskan edilmişti. Ancak Çerkesler, Osmanlı Devleti’nin “93 Harbi” olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nı kaybetmesinin ardından imzaladığı Berlin Anlaşması uyarınca Balkanlardan çıkarılmış ve ikinci bir sürgüne daha uğramışlardı. Balkanlardan çıkarılan Çerkesler Anadolu’nun muhtelif yerleri ile o zamanki ismiyle “Vilayet-i Şam”ın bugünkü Golan, Halep ve Ürdün bölgelerine iskan edilmişlerdi.

Ancak çileleri hala bitmemiş olacak ki, bugün Suriye sınırlarında kalan soydaşlarımız için üçüncü bir sürgün dalgası daha başlamış durumda.

Peki, neden?

Irak’taki ve Libya’daki Çerkesler sürgüne uğramadı da, neden Suriye Çerkesleri böyle bir sürgünle karşı karşıya kaldılar?

Bu sorunun cevabını 25 Kasım 2012’de Türkiye’ye gelen 10 kişilik kafilenin başında bulunan guaşe thamate Tsey Sipse ile yaptığım uzun sohbette öğrendim.

Tsey Sipse, orta yaşta, tecrübeli bir öğretmen. Politika ile ilgilenen ve çok gerçekçi görüşleri olan birisi. O, Suriye’yi terk etmelerine başlıca sebep olarak, yıllarca beraber yaşadıkları, komşuları ve bir kısmı akrabaları haline gelen Arapların birden bire yağmacı, talan edici, saldırgan ve gözlerini kan bürümüş insanlar haline gelmiş olmalarını gösterdi. Geceleri, hiç beklemedikleri bir anda en yakın komşularının saldırılarına uğradıklarını, mallarının gasp edilerek canlarına kıyıldığını anlatan Sipse, böyle bir durum karşısında evlerini-barklarını terk edip Suriye’den ayrılmaya mecbur kalışlarını üzüntüyle anlattı.

Başka çareleri kalmayan soydaşlarımız böylece kendilerini üçüncü bir sürgünün içinde bulmuşlar. Çok zor durumda olan soydaşlarımıza en üst seviyede yardımcı olmak elbette hepimizin görevidir. Çeşit kurumlarımız ve yardımsever hemşerilerimiz ellerinden geleni yapıyorlar ve yapacaklardır da.

***

Konuyu bir sonuca bağlamadan önce bir gözlemimi buraya not düşmek istiyorum. Suriye’de yerleşip çeşitli zamanlarda Türkiye’ye gelenler ile şimdi de zaruret nedeniyle gelenlerle çeşitli görüşmelerim oldu. Gördüğüm kadarıyla genç yaştakilerin çoğu artık anadillerini konuşamıyor. Ama bu gençlerin çoğu İngilizce biliyor ve kültür düzeyleri de oldukça yüksek.

Anadillerinin yanında kaybettikleri bir şey daha var: Onlar Çerkes ırkının bilinen klasik fiziki yapısını da kaybetmiş durumdalar. Evliya Çelebi, seyahatnamesinde Çerkesleri şöyle tanımlıyor: “Bedenen kavi, fikren zayıf bir ırk...”

Görünen o ki Suriyeli soydaşlarımız bu tanımlamayı tersine çevirip, “Fikren çok ileri, bedenen zayıf…” hale gelmiş durumdalar.

Bu klasik Çerkes fiziğini kaybetmelerinin en büyük sebebinin, 150 yıldır yaşadıkları yerlerdeki iklimin Kafkasya iklimine göre değişik olması, beslenme şartları ve sürekli harp ve kargaşa ortamında yaşamalarının yarattığı stres olduğunu zannediyorum.

***

Gelelim yardımlaşma konusuna…

Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi benim de katıldığım kuruluşunu deklare ettiği ilk kitlesel toplantısında yardım konusunda çok aktif bir girişimde bulunmuş ancak çeşitli tenkitlere de maruz kalmıştı. Ben de o gün mükerrerliğin önlenmesi için yardımların tek merkezden yapılmasını önermiştim. Ancak, Suriye’den ayrılabilenlerin çeşitli yerlerden giriş yaptıklarını ve çoğunun da İstanbul havalimanlarına geldiğini müşahede edince, yöresel yardım çalışmalarının daha çabuk ve daha etkili olabileceği fikrine varmış bulunuyorum.

Yine gördüğüm kadarıyla Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi etkili bir iletişim ağı kurmuş ve olaya dirayetle sahipleniyor. Sığınmacıların açıkta kalmaması için bütün imkânları kullanarak yerleştirilecek yerleri önceden belirliyor ve yerleştirmede de başarılı oluyor. Bu çok güzel bir şey.

DÇDK Başkanı Nusret Baş koordinasyonunda maddi ve manevi imkanlarını seferber ederek fedakarca bir çalışma sürdüren ve evlerini sığınmacıların konaklamasına açan komite üyeleri ile bu çalışmalara aktif destek veren ve imkanlarını sunan tüm katılımcıları canı gönülden kutluyorum.

Son söz olarak sürgünlerin ve çekilen acıların Çerkeslere söylettiği bir atasözünü hatırlatmak istiyorum:

VIZŞIMIŞIM VIŞITIĞUJ ( SENDEN OLMAYANLARIN İÇİNDE KURTSUN).



3266 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BİR YAZI, BİR ANI - 02/12/2019
Temennim odur ki bu hemşerimizin, sahip olduğu altın damlatan kalemini Musa’nın asası gibi kullanması ve çıkartacağı harika yazılarla bizleri mahcup etmesidir.
OLUMLU GELİŞMELERDEN, SOMUT NETİCELERE VARMAK LÂZIM - 27/05/2019
Farklılıklarımızı bir kenara koyup birlikte hareketle, İstanbul’da 50.000, Türkiye genelinde 500.000 kadar oy potansiyeline ulaştığımızda, milletvekillerimizin mecliste sesi daha gür çıkacaktır.
ÇALIŞTAY (LEJEN XASE) İZLENİMLERİ - 18/03/2019
14-17 Mart 2019 tarihleri arasında Konya/Ilgın İhsaniye köyünde yapılan çalıştay hakkındaki izlenimlerimi aktarmayı görev sayarak bu yazıyı kaleme alıyorum.
Siyaset Bilincimizin 2. Test Tarihi: 31.03.2019 - 05/03/2019
Hangi parti sempatizanı olursak olalım İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Doğan Duman’ı tercih edelim.
Adığe Bze Xase/ABX (Adığe Dil Derneği)’nin Büyüme Hızı - 30/11/2018
Adığe Bze Xase; 1864 yılından beri dumura uğrayan yeni icatları isimlendiremeyen Çerkes Dilinin geliştiricisi ve koruyucusu olmaya devam edecektir.
Hilafet Makamının Fiili, Şer-i ve Hukuki Durumu - 27/08/2018
Günümüzde hilafetin bir Müslüman ülke başkanının veya kralının uhdesinde bulundurulması imkansızdır. Zira, diğer iki semavi din, Musevilik ve Hıristiyanlığın yoğun çabaları ile Müslüman ulusların milliyetçilik duyguları ön plana çıkmıştır.
Hudeybiye Anlaşması ve Bir Hadis Hükmünün Yorumu - 19/08/2018
O kadar ki, Hz. Muhammed, Allah’ın resulü olduğunu belirten ibarenin anlaşma metninden çıkarılması isteğine dahi rıza göstermiştir.
Şark-ı Karip Çerkesleri Temin-i Hukuk Cemiyeti’nin Bildirgesinin 97 Yıl Sonra Yorumu - 12/07/2018
Bugüne geldiğimizde, 24 Haziran 2018 genel seçimleri neticesinde TBMM’de Çerkes etnisitesinden bahsedecek temsilcimiz yoktur. Netice itibariyle ismimizi zikredecek siyasetçimiz olmadığı için fiilen siyaset arenasında da olamayacağız.
Örneklerden , Düşünceye - 26/06/2018
Bireysel kahramanlarımız çok fedakarlıklarda bulunmuşlar ve çoğu canlarını esirgememiştir. Fakat, etkinlikleri bireysel kaldığından toplumsal bir başarıya ulaşılamamıştır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi