• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam93
Toplam Ziyaret680913
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.84756.8750
Euro7.72547.7563
Semerkew
Mustafa Saadet
mustafa.saadet@yahoo.com
Değişen Zihniyetler
23/03/2013

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik Moskova’da yaptığı bir konuşmada, “...geçmişte yapılan bazı yanlışlıklar yüzünden ülkemizi terk etmiş Hristiyan ve Yahudiler var, hepsi geri dönebilir…” şeklinde açıklama yapmış, bu ifadeleri, muhatapların bir kısmı tarafından olumlu karşılanırken, bazıları uygulamada çeşitli problemlerin çıkacağını, yeniden aynı haksızlıklarla karşı karşıya kalacaklarını; bazıları ise güven duymadıklarını, beyan etmişlerdir.

Demeçte, dini unsurların ön plana çıkarıldığı, ancak esas maksadın göç ettirilen toplumların haklarının iadesi olduğu açıktır.

Ömer Çelik, AKP Başkan Yardımcılığı da yapmış, iktidardaki partinin politika belirleyicilerindendir. Bu konumu itibariyle mevcut iktidarın Anadolu’dan bir biçimde çıkarılmış olan toplumların bu haklarının iade edilmesi için bir çalışma yürüttüğü anlaşılmaktadır.

İspanya bir yıl önce buna benzer bir açıklama yaparak, 1490’lı yıllarda İspanya’dan zorla göç ettirilen Sefarad Yahudilerinin isterlerse geri dönebileceklerini duyurmuştur. Muhalifler hemen hareket geçmiş, İspanya hükümetinin asıl amacının hakların geri iadesi olmayıp, zengin Sefaradlar’ın bozulan ispanya ekonomisinin düzeltilmesine katkılarının sağlanması olduğu yolunda eleştirilerde bulunmuşlardır.

Yeni Zelanda’da 93 yıl önce kaybolmuş bir dilin yeniden ihyası için, o dönem işgalcilerin kaydettikleri sesler ve yazılar üzerinden çalışmalar sürdürüldüğü basın haberleri arasında yer almaktadır.

Önce yok edip, sonra ihya için çaba göstermek yerine, kaybolmaması için tedbir almak daha akılcı ve medeni bir davranış değil midir?

Karamanoğlu Mehmet Bey’in, 13 Mayıs 1277 tarihinde, “Bugünden  sonra hiç kimse divanda, mecliste ve dergahta Türkçeden  başka söz söylemesin“ şeklindeki buyruğu ile diğer dilleri yasaklamıştı.

Bu uygulama 704 yıl sonra darbe lideri tarafından 1981 yılında Türkiye‘de yeniden uygulanmaya konmuştur. Batı uygarlığını hedef alan bir ülkede, 7 asır geriye dönülmüştür.

Ancak, geçen 30 yılda dünya çapında demokratikleşme çabaları artmış ve mevcut iktidar yetkilileri, gasp edilmiş hakların iade edilmesi için müspet düşündükleri imajını vermektedir. Temenni edilen bir an önce düşüncenin soyuttan somuta geçirilmesidir.

Geri dönmenin çeşitli zorluklarının olduğu, muhakkak anlaşmalara bağlanması ve uluslararası kuruluşlar tarafından güvence altına alınmasının gerektiği ve en önemlisi geri dönüşün teşvik edilip özendirilmesinin gerektiği ortadadır. Bu imkanlar sağlandığında olumlu sonuçların alınması muhtemeldir. Ne yazık ki Birleşmiş Milletlerin bu konuda henüz bir çabası yoktur. Yaptığı şey, meseleyi temelden çözmek değil, göçmen durumuna düşenlere aç-susuz kalmayacak kadar yardımda bulunmaktır.

1977 yılında Ani harabelerini gezerken  bir gurup yaşlı Ermeni Fransa’dan gelmiş ve dedelerinden kalan harabeleri yaşlı gözlerle seyrederken, bir yandan da endişeli bir şekilde küçük küçük taş parçacıklarını çantalarına koymaktaydı.

Acaba bu duygusal hareketlerini ve hasretlerini, geri dönerek giderecekler miydi?

Veya fedakarlıkta bulunup vefa borçlarını ödeyecekler miydi?

1948 de İsrail Devletinin kurulması üzerine Filistine dönerek çiftçilik, çobanlık yaparak eski yerlerine bağlılıklarını gösteren, doktor, mühendis, yazar gibi elit Eşkinazi Yahudilerinin duyarlılık ve fedakarlığını gösterebilecekler mi?

Bu iki teşebbüsün başarı ile hayata geçirilmesi Çerkesler için çok önemli olup, üzerinde durulması gereken bir husustur. Ayrıca açıklamanın Rusya Federasyonu’nun başşehrinde yapılmış olması da ayrı bir önem arz etmektedir. Çok zor şartlar altında 3. göçü yaşayan ve anavatanlarına dönmek isteyen Suriye Çerkesleri’nin geri dönüş taleplerine olumlu bakmayan RF’nun bu olaylardan ders çıkararak, artık dünyada gelişen akımlara ayak uydurmasının zamanın geldiği açıktır.

Bu konuda RF’nun ikna edilmesi için, Çerkes toplumu tarafından yapılması gereken girişimlerin bulunduğu ve hemen başlatılmasının gerektiği unutulmamalıdır. Olayın gerekli şekilde analiz edilerek, çeşitli ülkelerde sürgün hayatı yaşayan Çerkes’lerin birlik içinde hareket ederek haklı taleplerinin gerekli yerlere ulaştırılmasının lazım olduğu, dünya kamu oyuna durumumuzun duyurulmasının ne kadar önemli  olduğu ortadadır.

Irkçı düşünceler, tarihçi, düşünür, yazar, araştırmacı geçinen bazıları tarafından halen şiddetle savunulmaktadır.

Hatırlanacağı üzere, 2 yıl önce Murat Bardakçı “Çerkes’lerin, Rus kılıç artıkları olduğunu, hiçbir yerde hiçbir hak iddia edemeyeceklerini…”  televizyon programında söylemiş, bu sataşma üzerine, duyarlı Çerkesler defalarca yayıncı kuruluş önünde protestolarda bulunmuşlardı. (Maalesef salon efendisi hemşerilerimiz bu protestolara katılmamıştır.) Murat Bardakçı’ya tarafımdan yazılan “ Değişmeyen Zihniyet “ başlıklı bir yazı ile uyarıda bulunulmuştu. Acaba, Sayın Bardakçı şimdi dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmeleri göz önünde bulundurup, yeniden bir değerlendirme yapma olgunluğunu gösterebilecek mi?



2269 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ENERJİMİZİN VE POTANSİYELİMİZİN BİR NOKTAYA YÖNLENDİRİLMESİ GEREKİYOR - 23/05/2020
Bu hususta çok tenkit edilmeme rağmen, “Sürgün Hükümeti” oluşturularak , konunun siyasi karaktere dönüştürülmesi halinde Uluslararası Kuruluşlar nezdinde (Bilhassa Birleşmiş Milletler) makes bulacağı kanaatindeyim.
CORONA VE EĞİTİM - 29/03/2020
Geldiğimiz noktada 65 yaş üstü oda hapsindedir ve diğer yaştakiler dışarıya mecbur kalmadıkça çıkmamaktadır. Bu durumun, ilgili kardeşlerimizin dilimizi öğrenmesine ve kaybolmamasına katkıda bulunacağı şüphesizdir.
BİR YAZI, BİR ANI - 02/12/2019
Temennim odur ki bu hemşerimizin, sahip olduğu altın damlatan kalemini Musa’nın asası gibi kullanması ve çıkartacağı harika yazılarla bizleri mahcup etmesidir.
OLUMLU GELİŞMELERDEN, SOMUT NETİCELERE VARMAK LÂZIM - 27/05/2019
Farklılıklarımızı bir kenara koyup birlikte hareketle, İstanbul’da 50.000, Türkiye genelinde 500.000 kadar oy potansiyeline ulaştığımızda, milletvekillerimizin mecliste sesi daha gür çıkacaktır.
ÇALIŞTAY (LEJEN XASE) İZLENİMLERİ - 18/03/2019
14-17 Mart 2019 tarihleri arasında Konya/Ilgın İhsaniye köyünde yapılan çalıştay hakkındaki izlenimlerimi aktarmayı görev sayarak bu yazıyı kaleme alıyorum.
Siyaset Bilincimizin 2. Test Tarihi: 31.03.2019 - 05/03/2019
Hangi parti sempatizanı olursak olalım İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Doğan Duman’ı tercih edelim.
Adığe Bze Xase/ABX (Adığe Dil Derneği)’nin Büyüme Hızı - 30/11/2018
Adığe Bze Xase; 1864 yılından beri dumura uğrayan yeni icatları isimlendiremeyen Çerkes Dilinin geliştiricisi ve koruyucusu olmaya devam edecektir.
Hilafet Makamının Fiili, Şer-i ve Hukuki Durumu - 27/08/2018
Günümüzde hilafetin bir Müslüman ülke başkanının veya kralının uhdesinde bulundurulması imkansızdır. Zira, diğer iki semavi din, Musevilik ve Hıristiyanlığın yoğun çabaları ile Müslüman ulusların milliyetçilik duyguları ön plana çıkmıştır.
Hudeybiye Anlaşması ve Bir Hadis Hükmünün Yorumu - 19/08/2018
O kadar ki, Hz. Muhammed, Allah’ın resulü olduğunu belirten ibarenin anlaşma metninden çıkarılması isteğine dahi rıza göstermiştir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi