• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam124
Toplam Ziyaret679966
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.83746.8648
Euro7.68057.7113
Semerkew
Mustafa Saadet
mustafa.saadet@yahoo.com
Bazı Çerkes Aile İsimlerinin Düşündürdükleri
15/09/2016

Günümüze kadar gelmiş ve hala kullanılan Çerkes aile soyadları, başka dillere çevrildiğinde sevimsiz anlamlara gelmekte ise de, toplumumuz tarafından benimsendiklerinden diğer dillerdeki anlamları fazlaca gündeme getirilmemektedir.

Günümüze kadar gelen bazı sülale isimleri: Hanöş, Hapay, Hağur, Haguce, Hacıq, Hapace, Habraçü, Hanapşe, Havıdı, Hahu, Hapiy, Hatxı, Hantuv, Çüş’şö, Çünatko, Çemahko, Çüle, Bacıko, Yeşi, Şiwmaf, Şışha, Tığuj, Mışa, Bleğoj,... ve  buna benzer isimlerdir. Çoğu sülale isminin başında ha, çü, şı, bace gibi isimler gelmekte olup, hayvan isimleri olmasına rağmen benimsenmiş olduklarından böyle sülale isimleri katiyetle yadırganmamakta ve ayıplanmamaktadır.

Çünkü bunlar çok eskiden gelen kanıksanmış sülale isimleridir. En çok da  “Ha” ile başlayanlar bu güne kadar gelmiştir. “Ha” ile başlayan çok fazla sülale ismi olmasının sebebi “Ha” kelimesinin eskiden  Aslan’a verilen isim olmasından kaynaklanmaktadır.

Bunun en belirgin kanıtı, Hattuşaş olarak bilinen ve Anatoliya’daki harabelerin giriş kapısında bulunan ve Hattiler tarafından yapılan taş süslemesinde iki tane  aslan kafası bulunmakta , Çerkesce “Hatuşha” iki aslan kafası anlamına gelmektedir ve günümüzde  Hattuşaş harebeleri olarak bilinmektedir.  Bu figür Hattiler zamanında Anatoliya’da  yaşayan aslanların giriş kapısında süsleme figürü olarak kullanıldığı açıktır. O devirde o bölgede aslan yaşamamış olsa, süslemede de kullanılmazdı.

Çerkescede “Ha” kelimesi köpek anlamında kullanılır olmuşsa da yanlış bir anlamdadır. Köpeğin gerçek ismi Çerkescede “Hajı” olup, bazı cinsleri (Kafkas köpekleri)  aslana benzediğinden ve  zamanla aslan nesli Çerkeslerin yaşadıkları yerlerde yaşamaz olduğundan, “Ha” köpek anlamında kullanılır olmuştur. Belki de aslana olan özlemden, belki de köpeğe verilen değerden dolayıdır.

“Ha” ya duyulan sempati hiçbir zaman terk edilmemiştir.  Ha kelimesi fazlaca telaffuz edilmez olmuşsa da, Türkçesi olan “aslan” ismi günümüzde Kafkasya’da da, diasporada da erkek çocuklara isim olarak verilmiş ve verilmektedir.

Bu tanımlamalardan sonra asıl meseleye dönerek, bu sülale isimlerinin veriliş sebeplerini açıklamaya çalışalım.

Tarihçilere göre, insanlar havanları avlamaya ve ehlileştirmeye  Neolilit çağda (M.Ö. 8000-5500 yılları  arası) başlamışlardır. Öküz, keçi, koyun gibi hayvanlar ehlileştirilmiş, ilk yerleşik hayat başlamıştır.

Besin üretmeyi bilmeyen  insanlar, yalnızca yaşadıkları ortamda bulunan yabani sebze, meyve ve kökler ile avladıkları hayvanları yiyerek beslenmişlerdir. İklim ve çevre koşullarının değişkenliği nedeniyle, yeni besin kaynakları aramak ve av hayvanlarını izleyerek, küçük gruplar halinde konar-göçer tarzda yaşamışlardır.

Küçük gruplar halinde yaşamla birlikte sülaleler ortaya çıkmaya ve bu sülalelere isimler verilmeye başlanmıştır.

İsimlendirme yapılırken, hayvanlardan başka bir obje bilmeyen sülaleler, kendilerine isim olarak ya doğrudan hayvan isimlerini seçmiş veya bu isimleri ön ek yaparak kendilerini bu şekilde adlandırmışlardır. Bu isim seçme işinde seçici olmuşlar ve hayvanların, güçlü, kuvvetli, yırtıcı, faydalı ve güzel olanlarını isim veya ismin ön eki olarak almışlardır. Hiçbir zaman sevimsiz, faydasız, korkak , pis ve güzel olmayan hayvanların isimlerini seçmemişlerdir. (Kedi, sülük, fare, domuz, vs….gibi.)

Zaman geçtikçe insanlar ziraat, ticaret, sanat gibi konularla uğraşmaya başlamışlar bu alanlardaki gelişmelere uygun soyadları almaya başlamışlardır. (Demirci, kuyumcu, sarraf, keresteci, bavulcu, sahtiyancı, vs…gibi)

Yukarıda,  aklıma gelen sülale isimlerinden başka da bu gibi sülale isimleri olabilir. Bu isimlerin verilişinin en az 5500 ile 8000 yıl önce olduğunu tahmin ettiğimizde, ilk Çerkes sülalelerinin bunlar olduğu ve türemenin bunlardan neş’et ettiği ileri sürülebilir. Bu gibi konuların, modern tıbbın geliştirdiği DNA-genetik  testleri ile açıklığa kavuşturabileceği günler yakın gibi gözüküyor.



4031 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ENERJİMİZİN VE POTANSİYELİMİZİN BİR NOKTAYA YÖNLENDİRİLMESİ GEREKİYOR - 23/05/2020
Bu hususta çok tenkit edilmeme rağmen, “Sürgün Hükümeti” oluşturularak , konunun siyasi karaktere dönüştürülmesi halinde Uluslararası Kuruluşlar nezdinde (Bilhassa Birleşmiş Milletler) makes bulacağı kanaatindeyim.
CORONA VE EĞİTİM - 29/03/2020
Geldiğimiz noktada 65 yaş üstü oda hapsindedir ve diğer yaştakiler dışarıya mecbur kalmadıkça çıkmamaktadır. Bu durumun, ilgili kardeşlerimizin dilimizi öğrenmesine ve kaybolmamasına katkıda bulunacağı şüphesizdir.
BİR YAZI, BİR ANI - 02/12/2019
Temennim odur ki bu hemşerimizin, sahip olduğu altın damlatan kalemini Musa’nın asası gibi kullanması ve çıkartacağı harika yazılarla bizleri mahcup etmesidir.
OLUMLU GELİŞMELERDEN, SOMUT NETİCELERE VARMAK LÂZIM - 27/05/2019
Farklılıklarımızı bir kenara koyup birlikte hareketle, İstanbul’da 50.000, Türkiye genelinde 500.000 kadar oy potansiyeline ulaştığımızda, milletvekillerimizin mecliste sesi daha gür çıkacaktır.
ÇALIŞTAY (LEJEN XASE) İZLENİMLERİ - 18/03/2019
14-17 Mart 2019 tarihleri arasında Konya/Ilgın İhsaniye köyünde yapılan çalıştay hakkındaki izlenimlerimi aktarmayı görev sayarak bu yazıyı kaleme alıyorum.
Siyaset Bilincimizin 2. Test Tarihi: 31.03.2019 - 05/03/2019
Hangi parti sempatizanı olursak olalım İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Doğan Duman’ı tercih edelim.
Adığe Bze Xase/ABX (Adığe Dil Derneği)’nin Büyüme Hızı - 30/11/2018
Adığe Bze Xase; 1864 yılından beri dumura uğrayan yeni icatları isimlendiremeyen Çerkes Dilinin geliştiricisi ve koruyucusu olmaya devam edecektir.
Hilafet Makamının Fiili, Şer-i ve Hukuki Durumu - 27/08/2018
Günümüzde hilafetin bir Müslüman ülke başkanının veya kralının uhdesinde bulundurulması imkansızdır. Zira, diğer iki semavi din, Musevilik ve Hıristiyanlığın yoğun çabaları ile Müslüman ulusların milliyetçilik duyguları ön plana çıkmıştır.
Hudeybiye Anlaşması ve Bir Hadis Hükmünün Yorumu - 19/08/2018
O kadar ki, Hz. Muhammed, Allah’ın resulü olduğunu belirten ibarenin anlaşma metninden çıkarılması isteğine dahi rıza göstermiştir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi