• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam62
Toplam Ziyaret560289
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Semerkew
Mustafa Saadet
mustafa.saadet@yahoo.com
Kişiselliğimiz Alfabemize de Yansımış Durumda…
25/09/2013

Dünya üzerindeki binlerce lisanın yazı diline aktarımı 16 değişik karakterde alfabe ile gerçekleştiriliyor. Bunların bir kısmı çok az kullanılırken; Latin, Arap, Kiril, İbrani, Gürcü, Ermeni, Çin, Japon, Hint alfabeleri en yoğun şekilde kullanılmaktadır. En yaygın olanı ise bilindiği gibi Latin alfabesidir.

Alfabe yapma şansı bulamamış milletler ise bu 16 alfabeden birini tercih etmişlerdir.

Düzenlenmeleri 6000 yıl kadar geri gidebilen bu alfabeler, kültür, düşünce ve uygarlığın gelişimiyle, ihtiyaca bağlı olarak ortaya çıkmıştır.

Çerkesler maalesef kendilerine has, kendi seslerini yansıtan bir alfabe yapmayı bugüne kadar düşünmediklerinden ve yeni bir alfabenin müstakil bir devleti olmayan ulusa benimsetilmesi mümkün olmadığından, mevcut alfabe karakterlerinden biri ile yazıp okumayı yeğlemişlerdir. Zaten başka bir seçenekleri de olmamıştır.

Sovyetler Birliği’ndeki komünist rejim, batı kapitalizmine karşıtlığından kaynaklı olarak, Sovyetler Birliği sınırları içinde kalan halklara da Kiril alfabesi dayatmış ve her farklı gurubun dilindeki seslere göre Kiril esaslı alfabeler düzenlenmiştir. Bu uygulama doğrultusunda 77 yıl önce Çerkes dili için de bir Kiril alfabesi hazırlanmış ve bugün mevcut Çerkes federal cumhuriyetlerinde halen kullanılmaktadır.

Bu uygulama Çerkes dilinin kaybolmamasını sağlamış ve Çerkesler kendi dillerinde yazıp çizerek oldukça geniş bir literatür oluşturmuşlardır. Bu önemli hadise, mutlak otoritenin yanında irade koyduğu çalışmanın, kişisel çalışmaların önüne geçmesi ile sağlanmıştır. Bu uygulama R.F. yasalarında da aynı şekilde yer edinmiş olup, başka bir alternatif oluşturulmasına hala izin verilmemektedir.

Ancak, 1980’li yıllardaki rejim değişikliğinin sonucu bağımsız devlet konumuna kavuşan ülkelerin çoğu Kiril alfabesini bırakarak Latin alfabesini kabul etmişlerdir. Hatta, müstakil devlet statüsünde olmayan Tataristan Federal Cumhuriyeti, R.F. Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilmemesine rağmen, 29.12.2012 tarihinde kendi bölgesinde Latin alfabesi ile okuyup yazılması yönünde karar almıştır.

Türkiye Cumhuriyeti de 85 sene önce Arap alfabesini bırakarak Latin alfabesine geçmişti. Alışılmış ve kullanılan bir alfabenin terk edilerek Latin alfabesine geçilmesinin bir sebebi olmalı? Bu gerekçeleri sıralamak, yazımızın konusu dışında olduğundan şimdilik üzerinde durulmayacaktır.

Türkiye’de de son yıllarda, Türkiye’de yaşayan Çerkesler için en uygun alfabenin hangisi olacağına dair tartışmalar yapılmaya başlanmış, çeşitli oturumlar gerçekleştirilmiş, bireysel olarak hazırlanmış alfabeler değerlendirilmiştir. Bu bağlamda 2000 yılında Bağlarbaşı Derneğinde yapılan ve 2 gün süren bir tartışmanın sonunda Kiril alfabesinin kullanılmasının daha uygun olacağı görüşü ağırlık kazanmıştır. Gerekçe ise, Kiril alfabesi ile yazılmış olan literatürün kaybolacağı endişesi olmuştur.

Bir gerçeği kabul etmemiz gerekir: Türkiye’de bugüne kadar Çerkesce yazılan kitap adedi bir elin parmaklarından daha az olup, Kiril ile okuma yazma öğrenen insan sayısı da çok sınırlıdır. Demek ki Türkiye’deki Çerkesler Kiril ile okuyup yazmayı benimsememişlerdir.

Bilgisayar teknolojilerindeki gelişmelerin Latin harfleri ile Çerkesce öğrenmeyi kolaylaştırdığını düşünen bir avuç insan kısa bir süre önce bir araya gelerek Adiğe Dil Derneği’ni kurmuş ve çalışmalarına başlayarak önemli ilerlemeler kaydetmişlerdir. Ne var ki, bunun hemen ardından kişisel düşünceler hortlamış, bu değerli çalışmalar sabote edilmeye çalışılmıştır. Öyle ki, çalışanların dili bilmediği, uydurdukları, dille oynadıkları yalanlarını yaymış, dili kasten yok ettikleri iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulunulacağı gibi tehditlerde dahi bulunmuşlardır. Bu kişilere Dil Derneği’nin kapısının açık olduğu, bildiklerini paylaşarak çalışmalara katılmaları halinde memnun kalınacağı söylenmesine rağmen hiç biri çalışmalara katılmamıştır. Zaten sunacakları bir çalışmaları da yoktur. Tek düşündükleri “her şeyi ben bilirim” bireyciliğidir.

Toplumsal olayların çözümü münferit çalışmalarla mümkün değildir. Bir sayfalık alfabe hazırlayıp “ben yaptım oldu” mantığı ile bir yere varılamıyor. Bu güne kadar da varılamamıştır. Tek tek üzerinde durmak istemiyorum ama geçmişte hazırlanan kişisel alfabeler uygulama alanı bulamamıştır. Hatta G. Dumezil alfabesindeki harfler, Google ve Microsoft yazılım karakterlerine uymamaktadır. Bir dilin bütün sesleri için ayrı ayrı harf tespiti, çok fazla harfli alfabeler yapılmasını gerektirmekte, bu da okunup yazılmasını zorlaştırmaktadır. Bu mahzuru gidermek için, bir harfin üzerine değişik işaretler konularak sesin değişik tonları elde edilmek suretiyle harf sayısı azaltılmaktadır. Hatta bazı dillerde artık bu işaretler de  kullanılmamaktadır. Mesela, Türkçe'de A harfi üzerindeki işaret kaldırılmış, “Kar” şeklinde yazılan bir kelime, cümlenin akışına göre yağış veya kazanç şeklinde anlaşılmaktadır.

Konunun, Türkiye’deki Çerkesler için değerlendirilerek, tek dilimizi, tek alfabe ile yazmanın zamanı gelmiştir.

27-29 Eylül 2013 tarihinde KAFFED tarafından düzenlenen Dil Kurultayı’nda kişiselliğin bırakılarak olumlu bir birliktelik sağlanması dileğimle…



Paylaş | | Yorum Yaz
2944 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Adığe Bze Xase/ABX (Adığe Dil Derneği)’nin Büyüme Hızı - 30/11/2018
Adığe Bze Xase; 1864 yılından beri dumura uğrayan yeni icatları isimlendiremeyen Çerkes Dilinin geliştiricisi ve koruyucusu olmaya devam edecektir.
Hilafet Makamının Fiili, Şer-i ve Hukuki Durumu - 27/08/2018
Günümüzde hilafetin bir Müslüman ülke başkanının veya kralının uhdesinde bulundurulması imkansızdır. Zira, diğer iki semavi din, Musevilik ve Hıristiyanlığın yoğun çabaları ile Müslüman ulusların milliyetçilik duyguları ön plana çıkmıştır.
Hudeybiye Anlaşması ve Bir Hadis Hükmünün Yorumu - 19/08/2018
O kadar ki, Hz. Muhammed, Allah’ın resulü olduğunu belirten ibarenin anlaşma metninden çıkarılması isteğine dahi rıza göstermiştir.
Şark-ı Karip Çerkesleri Temin-i Hukuk Cemiyeti’nin Bildirgesinin 97 Yıl Sonra Yorumu - 12/07/2018
Bugüne geldiğimizde, 24 Haziran 2018 genel seçimleri neticesinde TBMM’de Çerkes etnisitesinden bahsedecek temsilcimiz yoktur. Netice itibariyle ismimizi zikredecek siyasetçimiz olmadığı için fiilen siyaset arenasında da olamayacağız.
Örneklerden , Düşünceye - 26/06/2018
Bireysel kahramanlarımız çok fedakarlıklarda bulunmuşlar ve çoğu canlarını esirgememiştir. Fakat, etkinlikleri bireysel kaldığından toplumsal bir başarıya ulaşılamamıştır.
Üzüntümüz Katlanıyor - 24/01/2018
Şehitlerimizin ana dilleri ile radyoda, televizyonda baş sağlığı mesajları yayınlamak, o dili bilenlerin daha istekli ve vefakarca vatanlarını savunmalarını özendirmez mi?
Adığe Bze Xase’nin (ABX) Bayrağı Göndere Çekildi - 27/10/2017
Kültür evi inşası Türkiye’deki Çerkes diasporasının 153 senede yaptığı en önemli ve netice alıcı iştir.
Kehanet Dediler Fakat Gerçekleşiyor - 03/10/2017
Ön görüsü kehanetle yaftalanan fakat her geçen gün gerçekleşen söylem, Boutros Ghali’nin “ 100 yıl içerisinde dünyadaki bağımsız devlet sayısı 2.000’e ulaşacak “ sözüdür.
21 Mayıs’tan Sonra da Devam… - 18/05/2017
Dileğimiz, 21 Mayıs’ta RF İstanbul Konsolosluğu önünde yapılacak etkinliklere bütün kuruluşlarımızın katılarak birlikte olduğumuzun kanıtlanmasıdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi