• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam69
Toplam Ziyaret560296
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Semerkew
Mustafa Saadet
mustafa.saadet@yahoo.com
Adiğe Dili (Adığe Bze) Üzerine
01/08/2013

“Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler“ (O balıklar ki deniz içindedir, denizi bilmezler.)

Şair Hayali’nin bu veciz sözünün, Çerkesler için çağrıştırabileceği bir durumdan söz etmek istiyorum.

Anadili Çerkesce olan ve okula gittiğinde hiç Türkçe bilmeyen, bu durum nedeniyle Türkçe bilenlere göre tahsil yarışına 500 metre geriden başlayan biri olarak, çalışmalarını tesadüfen öğrendiğim ve büyük bir sevinçle çalışma gurubuna katıldığım ve sonradan Adige Dil Derneği (ADDER) olarak kurulan ve Adiğe dili konusunda tek kurumsal çalışma yapan kuruluşumuz çalışmalarını bitirmek üzere olup, dernek kamuoyunu bilgilendirmek gayesiyle bir ön rapor hazırlamış ve yayınlamıştır.

Çeşitli Çerkesce lehçe ve ve ağızlarına vakıf 20’nin  üzerinde hemşerimiz, 7 ayı aşan bir süredir her akşam saat 20.00-12.00 arasında tele-konferans sistemi ile biraraya gelmekte, dil konusunda görüş, bilgi ve  düşüncelerini tartışarak doğruları bulmak için yoğun çaba sarfetmektedirler.

Sayın Aziz Üstel, 26.06.2013 tarihli Star Gazetesi’ndeki yazısında “Adigece bilmezsen kültürünü de bilemezsin” başlıklı yazısında bir gerçeği dile getirmiştir. Ve Çerkeslere çok önemli ve yerinde bir konuyu hatırlatmıştır.

Bu uyarı yazısını okuduktan sonra, Çerkeslerin bildiklerini zannettikleri ama bilmedikleri bir konu üzerinde fikir mütalaası yapmak gereğini duydum.

Çerkesce anadilimdi ve konuşuyordum ama konuştuğun dilin gramerini, nasıl oluştuğunu, inceliklerini ve de yazılmasını bilmiyordum. Konuştuğum dilin sadece günlük hayatta konuşulan kısmını biliyor ve konuşuyormuşum. Ancak zenginliğini bilmiyordum. Çünkü dil ile ilgili yazılı bilgiler yoktu.  ADDER’in çalışmaları bu eksikliği büyük ölçüde gidermiş ve oldukça zengin bir materyal hazırlamıştır.

Bu durumu bir misal ile açıklamak istiyorum. “sımıgojışünfeyeğağetiyara“  bu kelime fazla kullanılmaz ve de dili çok iyi  bilenler tarafından da zor okunur ve telaffuz edilir. Başka dillere tercüme edilmesi de çok zor olup, birden çok kelime ile çevrilebilmektedir. Mesela, Türkçeye çevirirsek, karşılığı: “geri gidememem gerekiyordu da öyle mi” şeklindedir. Bu kadar meramı tek bir kelime ile belirten dünyada kaç dilin olduğunu merak ediyorum. Bu kadar girift binlerce kelimeyi bulup kayıt altına alan derneğin çalışmalarını küçümseyenler, oturup bir kez daha düşünmelidirler.

Dilimiz, yavaş yavaş gerilemeyi durduracak, Google’da, Microsoft’ta yazılan, okunan dünya dil standartlarında olduğu kabul edilen ve önemlisi edebiyat dili vasfını kazanabilecektir. Türkiye’de bugüne kadar Çerkesce yazılmış roman sayısı bir elin parmaklarından azdır. Çünkü dilimiz edebiyat dili haline gelememiştir.

Diller zamanla değişiklik gösterebildiğinden, dil çalışmaları hiç bitmeyen bir çalışma gerektirmektedir. Nitekim, Academi Français, Fransız dilinin gardiyanlığını asırlardır sürdürmekte olup, Fransızcanın internasyonel diller arasına girmesini sağlamıştır. Keza, Türk Dil Kurumu 80 senedir çalışmalarını sürdürmekte ve Türk Dilinin gelişmesindeki çalışmaları takdire değer ölçüdedir. Dünyada dillerin korunması ve geliştirilmesi devlet desteği ile yapılmaktadır. Adiğe Dil Derneği böyle bir imkan ve desteğe sahip değildir. Üyelerinin mütevazi yardımları ile çalışmalarını sürdürmektedir.

Çerkes dili 1936’dan beri Adige Otonom bölgesinde Kril harfleri ile yazılıp okunmaktadır. Ancak bugüne kadar burada da fiillerin 3 zamana göre çekimi dışında bir çalışma yapılmamış, Adiğe Dil Derneği’nin tespitlerinde Çerkesce de 155 fiil zamanı tespit edilmiştir. Bu miktar Türkçede 28’dir. Bu kadar zengin ve karmaşık bir dilin gramer yapısını tespit etmek, kaidelerini bulup kayda geçirmek, hele ön ek ve son eklerle 300.000’e ulaşan kelimeyi kayıt altına almak, manüel sistemle yazıp kitap haline getirmek imkansızdır. Zaten bugüne kadar münferit olarak fedakarca yapılan çalışmalar böylesine zengin bir dilin bütün özelliklerini ortaya koyarak kayıt altına mümkün olamamıştır.

En çok zorlanılan konu, tıp, bilgisayar, fizik, kimya, inşaat, hukuk, bankacılık,… gibi alanlarda yeni kelimelerin bulunmasıdır. İcra edilmeyen ve üretimi yapılmayan bir objeye isim vermek anlamsız olduğu gibi, obje olmadan kullanılması da mümkün değildir. Örnek verirsek, dünyada uzaya insan günderen 3 ülke vardır. Bu ülkeler uzay aracını kullananlara Amerika Astronot, Rusya kozmonot, Çin Taygonot ismini vermiştir. Diğer ülkelerin hiç birisinin uzay adamına kendi dillerinde isim bulmaları düşünülmemiştir. Çünkü uzay adamları yoktur. Çerkeslerin de yeni gelişen ilim dallarında buluşları ve uğraşıları olmadığından bir isim bulma düşünceleri olamamıştır. Bu bir bakıma doğal bir olaydır.

Unutulan kelimelerin hatırlanmasında çok zaman harcanmış, çocukluk çağlarında duyduğumuz, çok düşündüğümüz halde hatırlanamayan bir kelimenin hatırlanması büyük sevinç yaratıyordu. Narenciye kelimesinin Çerkescesi günlerce hatırlara gelmemiş, Hollanda’dan katılan Fathi Radcap’ın narenciyenin Çerkescesinin “Xeffeğeceher“ olduğunu hatırlaması büyük bir sevin yaratmıştır. Bunun gibi birçok unutulan kelime tekrar dilimize kazandırılmıştır.

Bu çalışmanın yapılmasında ve netice alınmasında bilgisayar imkanlarının kullanılması en büyük etken olmuştur. Ancak, sadece bilgisayar programlamasını bilmek veya sadece Çerkesceyi bilmek tek başına yeterli değildir. Bu iki vasfa haiz hemşerimiz Sayın Ali İhsan Tarı’nın (Naje) fedakarca 10 yılı aşan bir süredir devam eden çalışmaları ile işin üstesinden gelinmiştir.

Bu çalışmaların mali portesini hiç kimse düşünmemiştir. Bu kadar verimli bir çalışmanın profesyonel kimselere yaptırılması, milyon dolarlarla ifade edilebilecek bir rakam ile mümkün olabilirdi.

Bu arada bir anmada bulunmadan geçemeyeceğim, hasta haliyle bir toplantıya katılan genç kızımız Asiye Ünal şöyle bir soru soruyor. “Hocam, Çerkescede fiillerin zaman çekimlerini gösteren bir kitap varmı?“

Bu soru bir eksikliği işaret ediyor, bir ışık yakıyordu. Bu konu ilham kaynağı olmuş ve yapılan çalışmalarla Çerkescenin 155 adet fiil çekim zamanının bulunduğu ve dünyanın en zengin dillerinden biri olduğu ispatlanmış ve kayıt altına alınmıştır. Bu ışığı yakan, ilham kaynağı olan Asiye ne yazık ki artık aramızda yok. Bu günleri görseydi, Çerkesceye ne büyük bir katkısının olduğunu görmek belki de en büyük mutluluğu olacaktı. Nur içinde yat Asiye. Seni Adiğe Dil Derneği hiçbir zaman unutmayacaktır.

Temennimiz, yağmur ormanlarında kaybolmaya başlayan bitki türlerinin yok olmasını önlemek için çaba ve önemli meblağlarda para harcayan Birleşmiş Milletlerin ve Avrupa Birliği’nin ilgili kurumlarının bu çalışmaları görmemezlikten gelmemesi, Wubıhca gibi bir dilin yok olmasına seyirci kalan Türkiye Cumhuriyeti’nin, vatandaşları tarafından konuşulan fakat kaybolmaya yüz tutan bu dilin ve bu kategorideki diğer dillerin yaşatılması için gerekli çalışmaları başlatmasıdır.

ADDER’in gayesi, dilimizin kaybolmaması ve Türkiye’de okunup yazılan bir dil haline gelmesidir. Diğer ülkelerde yaşayan Çerkeslerin de oturdukları ülkelerin şartları gereği her ne alfabe ile olursa olsun ana dillerini yazıp, okumalarıdır.

Ortaya konulan çalışmalar bazı hata ve noksanlıkları içerebilir. Dileğimiz, konuyla ilgilenecek hemşerilerimizin bu konularda katkıda bulunmalarıdır.

 Ye’şı Kunaçiy.



Paylaş | | Yorum Yaz
3755 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Adığe Bze Xase/ABX (Adığe Dil Derneği)’nin Büyüme Hızı - 30/11/2018
Adığe Bze Xase; 1864 yılından beri dumura uğrayan yeni icatları isimlendiremeyen Çerkes Dilinin geliştiricisi ve koruyucusu olmaya devam edecektir.
Hilafet Makamının Fiili, Şer-i ve Hukuki Durumu - 27/08/2018
Günümüzde hilafetin bir Müslüman ülke başkanının veya kralının uhdesinde bulundurulması imkansızdır. Zira, diğer iki semavi din, Musevilik ve Hıristiyanlığın yoğun çabaları ile Müslüman ulusların milliyetçilik duyguları ön plana çıkmıştır.
Hudeybiye Anlaşması ve Bir Hadis Hükmünün Yorumu - 19/08/2018
O kadar ki, Hz. Muhammed, Allah’ın resulü olduğunu belirten ibarenin anlaşma metninden çıkarılması isteğine dahi rıza göstermiştir.
Şark-ı Karip Çerkesleri Temin-i Hukuk Cemiyeti’nin Bildirgesinin 97 Yıl Sonra Yorumu - 12/07/2018
Bugüne geldiğimizde, 24 Haziran 2018 genel seçimleri neticesinde TBMM’de Çerkes etnisitesinden bahsedecek temsilcimiz yoktur. Netice itibariyle ismimizi zikredecek siyasetçimiz olmadığı için fiilen siyaset arenasında da olamayacağız.
Örneklerden , Düşünceye - 26/06/2018
Bireysel kahramanlarımız çok fedakarlıklarda bulunmuşlar ve çoğu canlarını esirgememiştir. Fakat, etkinlikleri bireysel kaldığından toplumsal bir başarıya ulaşılamamıştır.
Üzüntümüz Katlanıyor - 24/01/2018
Şehitlerimizin ana dilleri ile radyoda, televizyonda baş sağlığı mesajları yayınlamak, o dili bilenlerin daha istekli ve vefakarca vatanlarını savunmalarını özendirmez mi?
Adığe Bze Xase’nin (ABX) Bayrağı Göndere Çekildi - 27/10/2017
Kültür evi inşası Türkiye’deki Çerkes diasporasının 153 senede yaptığı en önemli ve netice alıcı iştir.
Kehanet Dediler Fakat Gerçekleşiyor - 03/10/2017
Ön görüsü kehanetle yaftalanan fakat her geçen gün gerçekleşen söylem, Boutros Ghali’nin “ 100 yıl içerisinde dünyadaki bağımsız devlet sayısı 2.000’e ulaşacak “ sözüdür.
21 Mayıs’tan Sonra da Devam… - 18/05/2017
Dileğimiz, 21 Mayıs’ta RF İstanbul Konsolosluğu önünde yapılacak etkinliklere bütün kuruluşlarımızın katılarak birlikte olduğumuzun kanıtlanmasıdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi