• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam69
Toplam Ziyaret560296
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Semerkew
Mustafa Saadet
mustafa.saadet@yahoo.com
Çerkes Ethem Polemiği
21/05/2013

Son günlerde basında gündem oluşturan Çerkes Ethem’le ilgili yorumlar ve yazılar bir konuda yoğunlaşmaktadır. Hain miydi, kahraman mıydı? Bu konunun aslında tartışılacak bir durumu yoktur. Meclis kararı ile 1921 yılında hain ilan edilmiştir ve bu hüküm halen geçerlidir. Hainlik kararının kaldırılması için KAFFED’in yaptığı talep konuyu bir daha gündeme taşımıştır.

Kanaatimce konunun üç boyutuyla incelenmesi gerekmektedir.

 

1-Ethem beyin kişiliği:

Bakırköy Süvari Küçük Zabit Mektebi (günümüzdeki muadeleti Ast Subay Okuludur) mezunu olan Ethem bey, Teşkilatı Mahsusa’da görev almış, İran, Afganistan ve Irak’ta bulunmuştur. Enver Paşa hayranı olup, Enver Paşa taraftarları için hazır potansiyel güç olarak görülmüştür. Yapı itibariyle maceraperest bir kişiliğe sahiptir. Küçük çaplı ayaklanmalarda başarı sağlamış ve cesareti ile temayüz ederek, hakkında yapılan övgülerin de etkisinde kalarak,  kendisinin vazgeçilmez bir kişi olduğu imajını yaratmaya çalışmıştır. Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından idamına hükmedilmiştir.

150’likler listesinde yer almıştır.

 

2- Türkiye Cumhuriyeti açısından olayın analizi :

Kurtuluş savaşının başlangıcında, batı Anadolu’da direniş hareketlerinin başlamasında önemli katkıları ve başarıları olmuştur. Bu başarılarını çeşitli yerlerdeki isyanların bastırılmasında da sürdürmüş ve Meclis’te takdir edilir hale gelmiştir.

Ancak bir gerçeği kabul etmek gerekir. Erkanı Harp eğitimi görmemiş bir askerin harp planları yapması ve uygulaması , orduları yönetmesi mümkün olmadığı gibi, generallerin de onun emir ve komutası altında savaşması, görev kabul etmesi, emir-komuta zincirine uyan bir durum değildir. Düzenli ordu karşısında milis kuvvetlerinin galebe çalamayacağını düşünememiş ve yaptığı direnişin neticesiz kalması üzerine kaçmak zorunda kalmıştır.

 

3- Çerkeslerin değerlendirmeleri :

Değerlendirmelerin iki şekilde yapıldığı göze çarpmaktadır. Bir kısmının görüşü, Ethem Bey’in kurtuluş savaşının kazanılmasında ilk direnişi başlatan ve kahraman olduğu ve hainlik sıfatının kaldırılarak iadeyi itibar sağlanması gerektiği şeklindedir.

Bir kısmının görüşü ise, en büyük zararı soydaşlarına yaptığı ve eylemlerinin faturasının Çerkeslere çıkarıldığı şeklindedir.

Bu iki görüşün tahlili, Çerkeslerin yaşadıkları coğrafi durumun göz önünde bulundurularak yapılması gerekmektedir. Ankara’nın doğusunda yaşayan Çerkesler Ethem Beyin hain ilan edilerek kaçmasına kadar, ika eylediği uygulamalarından zarar görmemişler fakat, daha sonraki asimilasyon politikalarından etkilenmişlerdir.

Asıl zarar gören Çerkesler batı Anadolu’da yaşayanlardır. En çok zararı da hemşerileri olan Biga ve Manyas’da yaşayanlara olmuştur.

Ethem beyin müfrezeleri Çerkeslerden oluşuyordu. Ancak bu oluşturmada insanlık dışı yöntemlere başvurmuştur. Çocuğunu vermek istemeyen ailelerin çocuklarını ailenin gözü önünde öldürmüş, köyleri yakıp yıkmıştır. Osmanlı taraftarı Ahmet Anzavur’un Çerkeslerden oluşan milislerini yok etmiştir. Bu acımasız eylemleri Çerkesler arasında antipati yaratmıştır.

Saltanata karşı başkaldırmış,  fakat sonraları Ankara’ya getirilen Osmanlı mebuslarının serbest bırakılmasını meclisten istemek gibi çelişkili işler yapmıştır.

Mücadeleyi kaybeden Ethem bey bilindiği gibi Yunanistan’a sığınmıştır. Kaçarken yaptığı zulümleri unutmayan hemşerileri kaçış yollarında pusu kurarak öldürmek istemişler, fakat bu durumu tahmin etmiş ve yöreyi bilen birisi olduğundan başka yollardan giderek canını kurtarmıştır. Fakat, kaderin cilvesi eziyet ettiği ırkından olan Ürdün’de yaşayan Çerkeslere sığınmış ve müzaheret görerek ömrünün sonuna kadar orada yaşamıştır.

Doğduğum köy, İnönü savaşlarının cereyan ettiği cephenin tam ortasındaydı. Köy, savaş sırasında sık sık el değiştirmiş, Yunanlıların eline geçtiğinde sabahları sığırtmaç sığırları otlatmak üzere topladığında, Yunan askerlerinin en güzel danaları alıp götürdüğü bizlere büyüklerimizce aktarılan anılardandır.

Ethem bey bu köyden altı genci müfrezesine katmış, anlatılanlara göre, evin tek çocuğu varsa bunu müfrezesine katmamıştır. Bu altı gençten Tohujiyoko Yunus’tan duyduklarıma göre, Ethem beyin Salihli cephesinde mücadeleyi kaybetmesi üzerine müfrezesine söylediği tek şey, “Şüşhauşhıj” (başınızın çaresine bakın) olmuştur. Yargılanmaktan ve asılmaktan korkan gençler senelerce saklanmış 1937 yılında çıkarılan af kanunu ile ortaya çıkabilmişlerdir. Bu kişiler köyde “kaçaklar” olarak anılırlardı ve bazılarının anılarını defalarca dinlemişimdir.

Başkaldırıların olduğu yörelerde yargısız infazlar yapmıştır. Yaptığı en büyük yargısız infazlar Düzce’dedir. 54 kişiyi hiçbir sorgulama yapmadan ipe çekmiş ve bu yok edilen kişiler hiçbir isyana katılmadıkları gibi Ethem beyi karşılayanlardı. İpe çektiği insanlar yörenin ileri gelenleriydi . Bunları potansiyel tehlike olarak görmüş ve hepsini katletmiştir. Sıhri akrabam olan Hacı Kamil (Açumıj) kendi halinde abdestinde namazında bir kişi idi, çevresinde saygın biri olmaktan başka bir suçu yoktu.

Bilhassa Ethem beyin bu Düzce katliamının araştırılması ve gıyaben yargılanması gerekmektedir. Bunu bütün Çerkeslerin ve katledilen akrabalarının talep etme hakkı vardır.

Ethem beyin hain ilan edilmesinden sonra, bilindiği gibi ismine  Çerkes yaftası ilave edilerek, Ethem’in suçları Çerkeslere fatura edilmiş ve köy adlarının değiştirilmesi, soy adlarının kabul edilmemesi gibi yöntemlerle asimilasyon politikası yürütülmüştür.

Bir faturada Balıkesir Yöresindeki 14 Çerkes köyünün sürgün edilmesi şeklinde kesilmiştir.

Karalamalar konusunda yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Belirttiğim gibi köyüm İnönü savaşlarının ve İnönü Şehitliğinin bulunduğu yerdedir. İlkokul talebesi iken, İnönü Savaşlarının yıl dönümlerinde şehitlikte anma törenleri yapılırdı. Bizi de kalabalık olsun diye, figüran olarak şehitlikteki anmalara götürürlerdi. Anma törenlerinden aklımda kalan tek kelime “Hain Çerkesler“ lafıdır. Kaymakam bey konuşmasında sık sık bu kelimeyi tekrarlar ve bizde kalabalığa uyarak şuursuzca alkışlardık. Ama kaymakam beyin bilmediği bir durum vardı. Savaş sırasında ihtiyar haliyle “Yunanım sevat” “Yunana vurucam” diye çakar almaz çiftesiyle savaşa katılmaya kalkışan ve hemen vurulup şehit olan ve orada gömülen, Çerkes asıllı Basri dayının, kaymakam beyin suçlamalarını duyarak kemiklerinin sızladığını kimse haykıramıyordu.

Hainlik sıfatının kaldırılıp kaldırılmayacağı TBMM’nin inisiyatifindedir. Belki de Ethem beyin yaptığı bazı hareketler lehinde değerlendirilerek hainlik sıfatı kaldırılabilir. Ancak, Çerkeslere yaptığı hainlik baki kalacaktır. Hainliğin kaldırılması Çerkesler için bir şey ifade etmeyecektir. Asıl mesele, Çerkeslere ödetilen faturanın telafi edilmesidir. Çerkesce televizyon yayınını bile desteklemeyen Türkiye Cumhuriyeti’nden bu konularda olumlu yaklaşım beklemek iyimserlik olur.

Ethem beyin yeğeni Kuban hanım, Ethem beyin mektuplarını basına sızdırarak, “adil yargılanması kaydıyla Türkiye‘ye döneceğini ve bunu yetkili mercilere ilettiğini,  zira aklanacağından emin olduğunu” beyan etmektedir.

Önemli olan Ethem beyin Çerkesler tarafından aklanmasıdır ki, batı Anadolu Çerkesleri’nde böyle bir düşüncenin olduğunu zannetmiyorum.

Kısaca söylemek gerekirse: Ethem bey ne İsa’ya, ne Musa’ya yarandı.



Paylaş | | Yorum Yaz
3122 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Adığe Bze Xase/ABX (Adığe Dil Derneği)’nin Büyüme Hızı - 30/11/2018
Adığe Bze Xase; 1864 yılından beri dumura uğrayan yeni icatları isimlendiremeyen Çerkes Dilinin geliştiricisi ve koruyucusu olmaya devam edecektir.
Hilafet Makamının Fiili, Şer-i ve Hukuki Durumu - 27/08/2018
Günümüzde hilafetin bir Müslüman ülke başkanının veya kralının uhdesinde bulundurulması imkansızdır. Zira, diğer iki semavi din, Musevilik ve Hıristiyanlığın yoğun çabaları ile Müslüman ulusların milliyetçilik duyguları ön plana çıkmıştır.
Hudeybiye Anlaşması ve Bir Hadis Hükmünün Yorumu - 19/08/2018
O kadar ki, Hz. Muhammed, Allah’ın resulü olduğunu belirten ibarenin anlaşma metninden çıkarılması isteğine dahi rıza göstermiştir.
Şark-ı Karip Çerkesleri Temin-i Hukuk Cemiyeti’nin Bildirgesinin 97 Yıl Sonra Yorumu - 12/07/2018
Bugüne geldiğimizde, 24 Haziran 2018 genel seçimleri neticesinde TBMM’de Çerkes etnisitesinden bahsedecek temsilcimiz yoktur. Netice itibariyle ismimizi zikredecek siyasetçimiz olmadığı için fiilen siyaset arenasında da olamayacağız.
Örneklerden , Düşünceye - 26/06/2018
Bireysel kahramanlarımız çok fedakarlıklarda bulunmuşlar ve çoğu canlarını esirgememiştir. Fakat, etkinlikleri bireysel kaldığından toplumsal bir başarıya ulaşılamamıştır.
Üzüntümüz Katlanıyor - 24/01/2018
Şehitlerimizin ana dilleri ile radyoda, televizyonda baş sağlığı mesajları yayınlamak, o dili bilenlerin daha istekli ve vefakarca vatanlarını savunmalarını özendirmez mi?
Adığe Bze Xase’nin (ABX) Bayrağı Göndere Çekildi - 27/10/2017
Kültür evi inşası Türkiye’deki Çerkes diasporasının 153 senede yaptığı en önemli ve netice alıcı iştir.
Kehanet Dediler Fakat Gerçekleşiyor - 03/10/2017
Ön görüsü kehanetle yaftalanan fakat her geçen gün gerçekleşen söylem, Boutros Ghali’nin “ 100 yıl içerisinde dünyadaki bağımsız devlet sayısı 2.000’e ulaşacak “ sözüdür.
21 Mayıs’tan Sonra da Devam… - 18/05/2017
Dileğimiz, 21 Mayıs’ta RF İstanbul Konsolosluğu önünde yapılacak etkinliklere bütün kuruluşlarımızın katılarak birlikte olduğumuzun kanıtlanmasıdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi