• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam10
Toplam Ziyaret695845
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.52927.5593
Euro8.92328.9590
Semerkew
Mustafa Saadet
mustafa.saadet@yahoo.com
Çerkes Ethem Polemiği
21/05/2013

Son günlerde basında gündem oluşturan Çerkes Ethem’le ilgili yorumlar ve yazılar bir konuda yoğunlaşmaktadır. Hain miydi, kahraman mıydı? Bu konunun aslında tartışılacak bir durumu yoktur. Meclis kararı ile 1921 yılında hain ilan edilmiştir ve bu hüküm halen geçerlidir. Hainlik kararının kaldırılması için KAFFED’in yaptığı talep konuyu bir daha gündeme taşımıştır.

Kanaatimce konunun üç boyutuyla incelenmesi gerekmektedir.

 

1-Ethem beyin kişiliği:

Bakırköy Süvari Küçük Zabit Mektebi (günümüzdeki muadeleti Ast Subay Okuludur) mezunu olan Ethem bey, Teşkilatı Mahsusa’da görev almış, İran, Afganistan ve Irak’ta bulunmuştur. Enver Paşa hayranı olup, Enver Paşa taraftarları için hazır potansiyel güç olarak görülmüştür. Yapı itibariyle maceraperest bir kişiliğe sahiptir. Küçük çaplı ayaklanmalarda başarı sağlamış ve cesareti ile temayüz ederek, hakkında yapılan övgülerin de etkisinde kalarak,  kendisinin vazgeçilmez bir kişi olduğu imajını yaratmaya çalışmıştır. Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından idamına hükmedilmiştir.

150’likler listesinde yer almıştır.

 

2- Türkiye Cumhuriyeti açısından olayın analizi :

Kurtuluş savaşının başlangıcında, batı Anadolu’da direniş hareketlerinin başlamasında önemli katkıları ve başarıları olmuştur. Bu başarılarını çeşitli yerlerdeki isyanların bastırılmasında da sürdürmüş ve Meclis’te takdir edilir hale gelmiştir.

Ancak bir gerçeği kabul etmek gerekir. Erkanı Harp eğitimi görmemiş bir askerin harp planları yapması ve uygulaması , orduları yönetmesi mümkün olmadığı gibi, generallerin de onun emir ve komutası altında savaşması, görev kabul etmesi, emir-komuta zincirine uyan bir durum değildir. Düzenli ordu karşısında milis kuvvetlerinin galebe çalamayacağını düşünememiş ve yaptığı direnişin neticesiz kalması üzerine kaçmak zorunda kalmıştır.

 

3- Çerkeslerin değerlendirmeleri :

Değerlendirmelerin iki şekilde yapıldığı göze çarpmaktadır. Bir kısmının görüşü, Ethem Bey’in kurtuluş savaşının kazanılmasında ilk direnişi başlatan ve kahraman olduğu ve hainlik sıfatının kaldırılarak iadeyi itibar sağlanması gerektiği şeklindedir.

Bir kısmının görüşü ise, en büyük zararı soydaşlarına yaptığı ve eylemlerinin faturasının Çerkeslere çıkarıldığı şeklindedir.

Bu iki görüşün tahlili, Çerkeslerin yaşadıkları coğrafi durumun göz önünde bulundurularak yapılması gerekmektedir. Ankara’nın doğusunda yaşayan Çerkesler Ethem Beyin hain ilan edilerek kaçmasına kadar, ika eylediği uygulamalarından zarar görmemişler fakat, daha sonraki asimilasyon politikalarından etkilenmişlerdir.

Asıl zarar gören Çerkesler batı Anadolu’da yaşayanlardır. En çok zararı da hemşerileri olan Biga ve Manyas’da yaşayanlara olmuştur.

Ethem beyin müfrezeleri Çerkeslerden oluşuyordu. Ancak bu oluşturmada insanlık dışı yöntemlere başvurmuştur. Çocuğunu vermek istemeyen ailelerin çocuklarını ailenin gözü önünde öldürmüş, köyleri yakıp yıkmıştır. Osmanlı taraftarı Ahmet Anzavur’un Çerkeslerden oluşan milislerini yok etmiştir. Bu acımasız eylemleri Çerkesler arasında antipati yaratmıştır.

Saltanata karşı başkaldırmış,  fakat sonraları Ankara’ya getirilen Osmanlı mebuslarının serbest bırakılmasını meclisten istemek gibi çelişkili işler yapmıştır.

Mücadeleyi kaybeden Ethem bey bilindiği gibi Yunanistan’a sığınmıştır. Kaçarken yaptığı zulümleri unutmayan hemşerileri kaçış yollarında pusu kurarak öldürmek istemişler, fakat bu durumu tahmin etmiş ve yöreyi bilen birisi olduğundan başka yollardan giderek canını kurtarmıştır. Fakat, kaderin cilvesi eziyet ettiği ırkından olan Ürdün’de yaşayan Çerkeslere sığınmış ve müzaheret görerek ömrünün sonuna kadar orada yaşamıştır.

Doğduğum köy, İnönü savaşlarının cereyan ettiği cephenin tam ortasındaydı. Köy, savaş sırasında sık sık el değiştirmiş, Yunanlıların eline geçtiğinde sabahları sığırtmaç sığırları otlatmak üzere topladığında, Yunan askerlerinin en güzel danaları alıp götürdüğü bizlere büyüklerimizce aktarılan anılardandır.

Ethem bey bu köyden altı genci müfrezesine katmış, anlatılanlara göre, evin tek çocuğu varsa bunu müfrezesine katmamıştır. Bu altı gençten Tohujiyoko Yunus’tan duyduklarıma göre, Ethem beyin Salihli cephesinde mücadeleyi kaybetmesi üzerine müfrezesine söylediği tek şey, “Şüşhauşhıj” (başınızın çaresine bakın) olmuştur. Yargılanmaktan ve asılmaktan korkan gençler senelerce saklanmış 1937 yılında çıkarılan af kanunu ile ortaya çıkabilmişlerdir. Bu kişiler köyde “kaçaklar” olarak anılırlardı ve bazılarının anılarını defalarca dinlemişimdir.

Başkaldırıların olduğu yörelerde yargısız infazlar yapmıştır. Yaptığı en büyük yargısız infazlar Düzce’dedir. 54 kişiyi hiçbir sorgulama yapmadan ipe çekmiş ve bu yok edilen kişiler hiçbir isyana katılmadıkları gibi Ethem beyi karşılayanlardı. İpe çektiği insanlar yörenin ileri gelenleriydi . Bunları potansiyel tehlike olarak görmüş ve hepsini katletmiştir. Sıhri akrabam olan Hacı Kamil (Açumıj) kendi halinde abdestinde namazında bir kişi idi, çevresinde saygın biri olmaktan başka bir suçu yoktu.

Bilhassa Ethem beyin bu Düzce katliamının araştırılması ve gıyaben yargılanması gerekmektedir. Bunu bütün Çerkeslerin ve katledilen akrabalarının talep etme hakkı vardır.

Ethem beyin hain ilan edilmesinden sonra, bilindiği gibi ismine  Çerkes yaftası ilave edilerek, Ethem’in suçları Çerkeslere fatura edilmiş ve köy adlarının değiştirilmesi, soy adlarının kabul edilmemesi gibi yöntemlerle asimilasyon politikası yürütülmüştür.

Bir faturada Balıkesir Yöresindeki 14 Çerkes köyünün sürgün edilmesi şeklinde kesilmiştir.

Karalamalar konusunda yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Belirttiğim gibi köyüm İnönü savaşlarının ve İnönü Şehitliğinin bulunduğu yerdedir. İlkokul talebesi iken, İnönü Savaşlarının yıl dönümlerinde şehitlikte anma törenleri yapılırdı. Bizi de kalabalık olsun diye, figüran olarak şehitlikteki anmalara götürürlerdi. Anma törenlerinden aklımda kalan tek kelime “Hain Çerkesler“ lafıdır. Kaymakam bey konuşmasında sık sık bu kelimeyi tekrarlar ve bizde kalabalığa uyarak şuursuzca alkışlardık. Ama kaymakam beyin bilmediği bir durum vardı. Savaş sırasında ihtiyar haliyle “Yunanım sevat” “Yunana vurucam” diye çakar almaz çiftesiyle savaşa katılmaya kalkışan ve hemen vurulup şehit olan ve orada gömülen, Çerkes asıllı Basri dayının, kaymakam beyin suçlamalarını duyarak kemiklerinin sızladığını kimse haykıramıyordu.

Hainlik sıfatının kaldırılıp kaldırılmayacağı TBMM’nin inisiyatifindedir. Belki de Ethem beyin yaptığı bazı hareketler lehinde değerlendirilerek hainlik sıfatı kaldırılabilir. Ancak, Çerkeslere yaptığı hainlik baki kalacaktır. Hainliğin kaldırılması Çerkesler için bir şey ifade etmeyecektir. Asıl mesele, Çerkeslere ödetilen faturanın telafi edilmesidir. Çerkesce televizyon yayınını bile desteklemeyen Türkiye Cumhuriyeti’nden bu konularda olumlu yaklaşım beklemek iyimserlik olur.

Ethem beyin yeğeni Kuban hanım, Ethem beyin mektuplarını basına sızdırarak, “adil yargılanması kaydıyla Türkiye‘ye döneceğini ve bunu yetkili mercilere ilettiğini,  zira aklanacağından emin olduğunu” beyan etmektedir.

Önemli olan Ethem beyin Çerkesler tarafından aklanmasıdır ki, batı Anadolu Çerkesleri’nde böyle bir düşüncenin olduğunu zannetmiyorum.

Kısaca söylemek gerekirse: Ethem bey ne İsa’ya, ne Musa’ya yarandı.



3286 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SAFLARI SIKLAŞTIRALIM MI? - 16/09/2020
Kanaatimce, bu ayrışmaların giderilmesi için bütün İslam ülkelerinin gerçek din bilginlerinden oluşturulacak bir kurul tarafından doğru İslamiyet esaslarının belirlenmesi yerinde olacaktır.
YENİ PARTİ KURMALAR VE BEKLENTİLER - 12/09/2020
Gösterilen bu bireysellik ve egoizim yapılmamış olmasaydı alınan 17 bin oyun kat kat fazlası alınır, Türkiye’nin siyasi arenasında yerini alır ve partiler içinde ittifak yapılması gerekli parti konumunda olurdu.
ENERJİMİZİN VE POTANSİYELİMİZİN BİR NOKTAYA YÖNLENDİRİLMESİ GEREKİYOR - 23/05/2020
Bu hususta çok tenkit edilmeme rağmen, “Sürgün Hükümeti” oluşturularak , konunun siyasi karaktere dönüştürülmesi halinde Uluslararası Kuruluşlar nezdinde (Bilhassa Birleşmiş Milletler) makes bulacağı kanaatindeyim.
CORONA VE EĞİTİM - 29/03/2020
Geldiğimiz noktada 65 yaş üstü oda hapsindedir ve diğer yaştakiler dışarıya mecbur kalmadıkça çıkmamaktadır. Bu durumun, ilgili kardeşlerimizin dilimizi öğrenmesine ve kaybolmamasına katkıda bulunacağı şüphesizdir.
BİR YAZI, BİR ANI - 02/12/2019
Temennim odur ki bu hemşerimizin, sahip olduğu altın damlatan kalemini Musa’nın asası gibi kullanması ve çıkartacağı harika yazılarla bizleri mahcup etmesidir.
OLUMLU GELİŞMELERDEN, SOMUT NETİCELERE VARMAK LÂZIM - 27/05/2019
Farklılıklarımızı bir kenara koyup birlikte hareketle, İstanbul’da 50.000, Türkiye genelinde 500.000 kadar oy potansiyeline ulaştığımızda, milletvekillerimizin mecliste sesi daha gür çıkacaktır.
ÇALIŞTAY (LEJEN XASE) İZLENİMLERİ - 18/03/2019
14-17 Mart 2019 tarihleri arasında Konya/Ilgın İhsaniye köyünde yapılan çalıştay hakkındaki izlenimlerimi aktarmayı görev sayarak bu yazıyı kaleme alıyorum.
Siyaset Bilincimizin 2. Test Tarihi: 31.03.2019 - 05/03/2019
Hangi parti sempatizanı olursak olalım İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Doğan Duman’ı tercih edelim.
Adığe Bze Xase/ABX (Adığe Dil Derneği)’nin Büyüme Hızı - 30/11/2018
Adığe Bze Xase; 1864 yılından beri dumura uğrayan yeni icatları isimlendiremeyen Çerkes Dilinin geliştiricisi ve koruyucusu olmaya devam edecektir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi