• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret560165
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35745.3789
Euro6.09556.1199
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
TBMM'inde Abhazya İçin Kim, Ne Dedi?
16/01/2018

14 Ağustos 1992 Tarihinde faşist Gürcistan'ın hırsız ve soyguncu silahlı kuvvetlerinin  Abhazya'ya saldırısı Abhazya, diaspora ve tüm Kuzey Kafkas Halklarınca beklenen bir durumdu.

Demokrasi, insan hakları, özgürlük, bağımsızlığı sadece Gürcistan’daki  Kartveller’in  hakkı olarak görüyorlar, diğer halklar için bunları hiçbir surette istemiyorlardı.

Nitekim Gürcistan'da faşist Kartveller açık açık şunu söylüyorlardı ''Gürcistan'da Abhazlar olacak ama Abhazya diye bir yer olmayacak''

ABD güdümlü Türkiye siyasetinde ise iktidardaki parti “Gürcistan'nın toprak bütünlüğü” masalını anlatmaya başlamıştı.

Abhazya Krallığını, Abhazya Prensliğini, SSCB'nin 16’ncı Cumhuriyet statüsünü, Stalin döneminde 1931 yılında Özerk Cumhuriyet statüsü ile zorla bağlandığı, SSCB dağılıp Gürcistan 1921 tarihli anayasaya dönüp bağımsızlığını ilan edince Abhazya'nın bu anayasada yeri ve tanımı olmadığını dikkate almıyorlardı.

Gürcistan 1801'de Tiflis ve Rustavi vilayetleri adı altında Rusya Çarlığına bağlanırken, Abhazya’nın 1810'da Abhazya Prensliği adı altında Rus Çarlığına katılmasının onlar için bir manası yoktu. Gürcistan’ın toprak bütünlüğü şayet varsa o da sadece Tiflis ve Rustavi vilayetleri bağlamında olduğunu görmek istemiyorlardı.

Kemalistlerin her askeri darbesinde fötr şapkasını alıp giden Süleyman Demirel iktidardadır.

Her on yılda bir askeri darbeler olan bir ülkede bizim Kuzey Kafkas Halkı siyasetten uzak duruyor, halk olarak da siyaseti bilmiyorduk. TBMM'inde çok az Kuzey Kafkas kökenli milletvekilimiz bulunmakta ancak Demirel'in partisinde muhtelif pozisyonlarda siyaset yapan amatör olsa da siyasetçilerimiz vardı.

Demirel bu siyasetçilerimizi fötr şapkası ile selamlamış, ellerini sıkmış üstelik onlarla hatıra fotoğrafları çektirmişti.

Bu amatör siyasetçilerimiz bütün bunları dikkate alarak kendilerine ve Demirel ile diyaloglarına güvenerek Abhazya Cumhurbaşkanı Viladislav Arzınba'yı Demirel ile görüştürmek için Türkiye'ye çağırdılar. Demirel kaçtı görüşme gerçekleşmedi.

Çünkü ABD, Türkiye ve Gürcistan'a daha önce direktifler vermişti.

Türkiye’nin tilkisi Demirel ile Gürcistan'ın tilkisi Shvernadze birbirlerine kuyruk sallamaya çoktan başlamışlardı.

Beş milyondan fazla Kuzey Kafkasyalı ve Abhaz’ın ödediği vergiler ile alınan silah ve mühimmat Gürcistan'a veriliyor, mağdur ve mazlum Abhaz halkının ölmesi için kullanılıyordu.

Gürcistan’ın o zor yıllarında Gürcü kökenli Türkiye Tarım Bakanın desteği ile 50 bin ton buğday defaten Gürcistan'a hibe edilince Gürcistan ekmek problemini karşılamış kafası rahat bir şekilde Abhazya’da savaşa devam etmişti

Bu buğdaylarda bizim ödediğimiz vergilerle alınmıştı. Gürcistan’a buğday hibe edilmesine karşı değildik ancak defaten 50 bin ton buğdayın gönderilmesine karşıydık. Buğdaylar parti parti gönderilmeliydi. Defaten 50 bin ton buğday Gürcistan’ı aylarca rahatlattı ve sadece savaşa odaklandılar.

Abhazlar , Çerkesler ve tüm Kuzey Kafkas Halkları Türkiye'de ilk defa kendileri için miting, yürüyüş, toplantılar, açlık grevleri, kan kampanyaları, yardım kampanyaları düzenlemeye başladılar. Bunu gören iktidar Abhazya'ya bir uçak dolusu insani yardım yollamak istedi. Abhazya ve Rusya Federasyonu’nun onayına rağmen uçak Abhazya'ya değil Tiflis'e indirildi. Türk yetkililer uçağın kontrol edilmesini istediler bunda da amaç biz Abhazlar’a sadece gıda ve ihtiyaç maddeleri yolluyoruz, silah ve mühimmat yollamıyoruz, silah ve mühimmatı sadece size Gürcistan’a veriyoruz mesajını vermekti.

Türkiye tilkisi Demirel'in Ankara, Tuzla, İstanbul Levent'te Abhaz ve Çerkeslerden nasıl kaçtığını bu yazıda yazmayacağım.

Bu yazımda TBMM'nin Kafkasya ve Abhazya ile ilgili 13.10.1992 tarihli oturumunu yazıp, Abhazya için kimin ne dediğini dile getirmek istiyorum.

Bu genel görüşme Adana Milletvekili Bekir Sami Daçe, Bursa milletvekili Turhan Tayan, Zonguldak milletvekili Güneş Müftüoğlu, İçel milletvekili Aydın Güven Gürkan ve 9 arkadaşının, Ankara milletvekili M. Vehbi Dinçerler ve 14 arkadaşının, Malatya milletvekili Oğuzhan Asiltürk ve 22 arkadaşının Kafkasya bölgesinde meydana gelen olayları açığa kavuşturmak ve alınması gerekli önlemleri tesbit etmek amacı ile genel görüşme önerilerinin meclisçe kabulü ile yapılmıştır.

Özetle Abhazya için kim ne dedi?

M.Vehbi DİNCERLER (Ankara Milletvekili):

- Gürcistan 1921 senesinde bağımsızlığını ilan ediyor ve bir anayasa yapıyor. Bu anayasadan sonra 1925 senesinde Abhazya’da yaşayan insanlar da bir anayasa yapıyorlar ve “ABHAZYA” için bu anayasayı ilan ediyorlar. Bu anayasa bağımsızlık anayasasıdır ve Gürcistan bu anayasayı kabul etmiştir.

SSCB dağıldıktan sonra Gürcistan adeta Abhazya’nın eski varlığını, özerk Cumhuriyet oluşunu, hatta kendilerinin de kabul ettiği 1925 anayasasına göre müstakil 16.’ncı Cumhuriyet gibi bir Cumhuriyet olduğunu kabul etmiyor.

 

ANAP GRUBU ADINA Şadi PEHLİVANOĞLU(Ordu Milletvekili):

“Türk Ticaret Bankası eski yönetim kurulu üyesi ve Tüstaş Sınai Tesisler A.Ş eski genel müdürü.’’(Her iki kurumda ben de denetçi ve yönetici olarak görev yaptım. Merhum Pehlivanoğlu verdiğimiz belgeler üzerinde günlerce büyük bir titizlikle çalıştı) ANAP grubu adına söz alarak özetle şöyle konuştu.

- Abhazya meselesi etnik bir mesele değildir. 8 ila 10’ncu yüzyıllarda Abhazya’da bir imparatorluk mevcuttu. Bu bölge 300 sene de Osmanlı İmparatorluğunun himayesinde hayatiyetini devam ettirdi. 1921’den 1931’e kadar ikinci defa müstakil devlet oldu.

Abhazya Cumhurbaşkanı parlemento seçimi ile işbaşına gelmiştir. Bir müddet önce Abhazya Cumhurbaşkanı özel bir davetle Türkiye’ye geldi. Başbakan ve Dışişleri Bakanından görüşme talebinde bulundu. Kabul etmediler. Yanlız ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz Abhazya Cumhurbaşkanını kabul edip görüştü.

Toprakları işgal edilmiş olan Abhazya Devletinin meşru mücadelesinin temsilcilerinin kabul edilmemesi hem hayret vericidir hem de düşündürücüdür.

Abhazya, Gürcistan ile oturup konuşmayı beklerken Gürcistan orduları gelip başşehirlerini işgal ve talan etti.Tabii bu hadise aynı zamanda Gürcistan’ın imza attığı AGİK şartlarına aykırıdır.

Bu, hariciyenin dökümante ettiği Gürcistan’a vaki resmi ziyaretinden evvel Hükümet Başkanı Sayın Demirel Havaalanı’nda verdiği beyannatta şöyle dedi “Gürcistan’ın her türlü politikasını destekliyoruz.”  Bir şey demiyorum desteklesin de; böyle demekle peşin bir angajmana girmiş oldu. Halbuki 14 Ağustos’ta Gürcüler, Sohum ve Gagra kentlerini işgal etmiş, yağma ve zulüm yapmış, müzeleri ve tarihi belgeleri talan ve imha etmişlerdi.

Şimdi elime geçen enteresan bir haritayı yüksek heyetinize göstereceğim. Bu haritaya göre, taa bizimTrabzon’a kadar olan bölge Gürcistan’a dahil edilmiş.(Gürcistan işte budur)

 

SHP GRUBU ADINA Atilla MUTMAN (İzmir Milletvekili):

1821-1918, 1930-1950 yılları arasında Abhazlar haksız uygulamalara ve soykırım hareketlerine maruz bırakılmıştır. 5000 yıllık bir tarihi geçmişi, 1200 yıllık devlet geleneği olan Abhazya’nın özerk Cumhuriyet statüsünün güçlendirilmesi, bunun için de yeni bir anayasanın tespitine Gürcistan tarafından katkı verilmesi gereklidir.

 

DYP GRUBU ADINA Mustafa Tınaz TİTİZ (Ankara Milletvekili):

Abhazya bağımsızlığının tanınmasını istemekte. Bunun için de tarihsel olguları örnek vermekteler ayrıca Abhazya’da yaşayan insanların demokratik haklara bütünüyle sahip olmasını istemekteler. Kültürlerinin yaşamasını, asimilasyona uğramamasını istemekteler. Tarihte Stalin ve Beria döneminde uğradıkları haksızlıkların telafisini istemekteler. SSCB’nin dağılması ile Gürcistan’ın yeniden tanıdığı 1921 Anayasasının Abhazya’ya verdiği statüye dönmek istemekteler.

 

CHP GRUBU ADINA M.İstemihan TALAY(İçel Milletvekili):

Abhazya , bütün tarihi sürecinde bir devlet geleneği olan ve 1921 yılında da SSCB’ne 16.’ncı bağımsız cumhuriyet olarak katılmıştır, aynı Gürcistan gibi eşit koşullarda bir cumhuriyet olarak SSCB’nin parçası olmuş bir devlettir. Abhazların bölgedeki nüfusu yüzde 18’lere kadar düşürülecek şekilde ırkçı asimilasyon politikalara maruz kalmışlardır

Özellikle Stalin döneminde bu ırkçı politikalar en üst noktaya ulaşmıştır.

 

RP GRUBU ADINA Oğuzhan ASİLTÜRK(Malatya Milletvekili):

Değerli arkadaşlar bu insanlara saygı duymak lazım. Bu insanların özerkliklerini, bu insanların bağımsızlıklarını, bütün gücü ile insan haklarına saygı gösteren her insanın desteklemesi lazım. Bizim hükümetimizin “Gürcistan’ın içişlerine karışamıyoruz” dediği gibi geçiştirilmesi kabul edilecek bir şey değildir.

Şevardnaze’nin birlikleri aç karnına savaşmasın, karınları tok olarak Abhazya’daki Abaza Müslümanları öldürsün diye 50 bin ton buğday yardımı yaptık. Yapmadık mı?

 

Remzi KARTAL(Van Milletvekili):

Bugün Abhazya’da yaşanan tam anlamı ile bir işgal ve ilhak olayıdır. Şevardnadze’nin Abhazya sorununun barışçıl çözümü için Türkiye’yi rol üstlenmeye çağırması; ordusuz, silahsız, tamamıyla sivillerin kendilerini korumaya çalıştığı Abhazya’yı suçlaması , çok açık olarak iki yüzlü politikaların ifadesidir, daha da önemlisi bunu çok boyutlu yeni katliamların hazırlanmasının işaretleri olarak da kabul etmek gerekir.

Abhazya’ya yaşatılan bu kanlı olaylar, 5 milyonluk Kuzey Kafkas Halklarını Türkiye’de yaşayan Abhaz ve diğer Çerkes kökenli 3.5 milyonluk halkın yanı sıra dünyanın birçok ülkesinde yaşayan Çerkesleri alabildiğine duyarlı ve hassas bir hale getirmiştir. Bu hassasiyeti çok iyi anlamak gerekir.

Anavatanları dışında bulunan Çerkeslerin yüzyılı aşkın zaman içinde kendi kültürlerini, benliklerini kaybetme, yok olma korkusunu yaşadıklarını çok iyi anlamak gerekir.

Bu halk yok olmamanın yegane çaresini kendi anayurdunda özgürce yaşamak için verilen haklı mücadeleye bağlı görmektedir çünkü bu halkın anavatan dışında yaşayan önemli kesimi, kendisini ifade edebilme, kültürünü koruyup geliştirme, kendi duygularını açıkça ortaya koyma imkanına sahip değildir.

***

Görüldüğü gibi TBMM’inde gerek gruplar adına söz alan milletvekilleri, gerek kişisel olarak söz alıp meclise hitap eden milletvekilleri Abhazya lehine tavırlarını ortaya koymuştur.

Bu konuda daha detaylı bilgiye tbmm.gov.tr/tutanaklar adresinden TBMM’nin 13.10.1992 tarihli oturumuna ulaşılabilinir.

TBMM’sinin hür iradesi Abhazya lehine iken ABD’den talimat ve direktif alan Demirel’in uygulaması tam tersine olmuştur. Gürcistan’a silah mühimmat, insani yardım ve siyasi destek vermiştir.

Günümüz savaşları kamera ile kayıt altında yapılmakta, artık tarih diye kimse masallar sunmasın. Belgeler ortada iken hiç kimse tarihi çarpıtıp masalcı amca olmasın.

Demirel, Şevardnadze’ye  “savaşı bırak Abhazya’dan çık” deseydi Abhazya-Gürcistan savaşı 13 ay sürmez, Abhazya, nüfusunun % 3’üne tekabül eden gençlerini savaşta yitirmez, Birleşmiş Milletler kayıtlarına göre Abhazya’da 11 milyar dolarlık maddi zarar oluşmazdı. Abhazya’da kadınlar hala siyah matem elbiselerini giyiyor. Abhazya’da hala savaş sendromu devam ediyor. Abhaz çocukları ulusal günlerinde hala savaşta ölen babalarının ağabeylerinin, kardeşlerinin, amcalarının, dayılarının resimli pankartlarını taşıyorlar.

‘’DÜN DÜNDÜR’’ ama biz Abhazlar ve Kuzey Kafkasyalılar “Dün’ü” unutmayız, unutamayız.

Demirel ile çekilmiş hatıra fotoğrafı olup, ben Abhazım, ben Çerkesim, ben Kuzey Kafkasyalıyım diyenler, o fotoğrafları yırtın ve ateşte yakın.

Abhazyadaki kardeşlerimiz Şevardnazeyi,

Türkiye’de bizler Şevardnaze ve Demirel’i unutmadık unutamayız.

DUALARIMIZ DEĞİL, BEDDUALARIMIZ onlar için. 



Paylaş | | Yorum Yaz
1488 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ana Kucağımız, Kafkas Dağlarımız - 13/11/2018
Biz herşeyi paylaşabiliriz ama özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı ve ana yurdumuzu kimse ile paylaşamayız. Çünkü bu kutsal Kafkas Dağları, sadece biz Kuzey Kafkas Halklarına ev sahipliği yapar.
Anayasalar Devletlerin Aynasıdır - 02/10/2018
Anadillerimiz ile TRT Radyo-Televizyon yayını istiyoruz ve istemeye devam edeceğiz. Çifte standartlar yıkılmalı, seslerimiz ve renklerimiz solmamalıdır.
Abhazya- Gürcistan Savaşı Henüz Bitmedi - 16/04/2018
Son yıllarda Gürcistan’ın el altından ihraç ettiği tarım zararlıları Abhazya'nın tarımsal faaliyetlerini sekteye uğratmakta.
Alfabe Bir Halkın Can Damarıdır - 26/10/2017
Bizce Adige kardeşlerimizin ilk problemi alfabenin grafikası değil, mevcut olan iki alfabenin (Adige Kabartay) birleştirilerek tek alfabeye dönüştürülmesidir.
Gürcistan Türk Yatırımcılardan Korkmaya Başladı - 14/07/2017
Hıristiyan misyonerlerin kol gezdiği özerk cumhuriyette, iş ve para karşılığı Müslüman gençler vaftiz edilerek dinleri değiştirilmekte, din değiştiren bu gençler de boyunlarına taktıkları haçlı kolyelerle kendilerini medeni biri olarak algılamaktadır
Acarlar da En Az Bizim Kadar Yurtseverdir - 12/06/2017
Türkiye’de yaşayan Acar kardeşlerimiz gerçek milliyetcidir. Kartveller gibi milliyetciliğin dozunu kaçırıp ırkçı ve kafatasçı çağ dışı olanlardan değildir.
…Ve Artık Gerçek Gündemimize Dönme Zamanı - 17/04/2017
Artık gerçek gündemimize dönme zamanı geldi. Barış içinde, kardeşçe ve her halk gibi bizim de biz olarak yaşama zamanımız geldi.
Geldiler ve Gittiler - 20/02/2017
Abhazya'yı sadece ve sadece silahlı kuvvetlerin gücü ile koruyamayız. Onun yanında başka şeyler de gerekli.
Gürcistan Hayali Avrupa Yolunda - 02/02/2017
1992-1993 Abhazya Gürcistan savaşında önce Gürcistan hırsızları Abhazya'ya gelmişti. Bunlar gündüz savaşırken gece evlere girip hırsızlık yapıyorlardı. Önce kendi mafya ve hırsızlarından kurtulacaksın. Sonra başın dik olarak dolaşacaksın.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi