• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam62
Toplam Ziyaret780738
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.72949.7684
Euro11.320411.3657
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
Bir Abhaz Yeğeni: Kerim Korcan
29/03/2013

Yaşadığımız ve vatandaşı olduğumuz Türkiye’de, düşünce, fikir ve yazım dünyasında büyük öneme haiz yazarlarımız ve çizerlerimiz olmuştur. Bunun yanında ünlü onlarca Çerkes  yeğenimiz yazım  ve sanat dünyasında özel bir yere sahip olmuşlardır. Bu yazar ve sanatçılarımız  ülke çapında da, dünya çapında da büyük  ödüller almıştır.

İşte tam burada bir parantez açmak istiyorum. (Bu yeğenlerimizin anneleri Kafkas Kültürü ile yetişmiş, yeniliklere açık, çağdaş düşünceyi paylaşmış kişilerdi ve yetiştirdikleri çocuklar da çağdaş ve demokrat kişilerdi.) Siz hiç kızını okula göndermiyen Çerkes babası gördünüz mü?

Ben görmedim.

En büyük öğretmen annedir. İlkokul 4'e kadar okumuş Kerim Korcan'ın, yazım dünyamızda bu kadar başarılı olmasının temelinde, önce annesi, sonra kitap sevgisi, sonra da aynı kaderi paylaştığı bu ülkenin aydınlık yüzleri olup hapishanelerde yatırdığımız yazar ve çizer arkadaşlarının payı vardır.

Bu yazımızda , bir Abhaz yeğeni Kerim Korcan'ı dile getirmek istiyorum.

Kerim Korcan; ses getirmiş onlarca kitabın yazarı mütevazi ama inançlarından ödün vermeyen bir halk adamıydı. Ben Osmanlı laikiyim der, camiye gider ,camide saf tutar, her Abhaz gibi cenazeye de, cenaze namazına da katılırdı. Ona göre bir de cumhuriyet tipi laikler vardı. Onlar camiye veya cenazeye gider, uzaktan namaz kılanları izler, aydın geçindiklerinden sadece izlemekle kalırlardı.  Bir göçmen çocuğuydu Kerim Korcan, babası balkanlardan Bulgaristan’dan, annesi Kafkaslar’dan Abhazya’dandı.

Annesi, Abhazya’dan anadolu topraklarına göçmek zorunda kalan Sakarya Hendek Aktefek (cgerda) köyünden bir aileden geliyor.  1918 yılında  Aktefek köyünde Hkarania Ğeç-ipha Pembe'nin  oğlu olarak doğdu.

Adapazarı’nda  çocukluk günlerindeki bir anekdotunda şöyle der:

 ''Adapazarı Yunanlılarca işgal edilecek denilmeye başlanınca ,Tufan dayım Hendek Aktefek Köyü’nden öküz arabası ile Adapazarı’na gelir, bizi alır, arabaya yerleştirip daha güvenli olan Aktefek köyüne yol alır. Yolumuzdaki köprü yıkılmıştı, bir salla karşıya geçtik. Tufan dayım binbir zahmetle bizi Aktefek köyüne ulaştırdı.''

Aktefek köyü, Kerim Korcan'ın hapishane arkadaşı Nazım Hikmet 'e de ev sahipliği yapmıştır. Nazım arandığı  zamanların birinde Kerim onu alıp köyüne, Aktefeğe getirir,,misafir eder,onu saklar.  Yani Nazım Hikmet'in yolu, Cigerda’nın iki köyü aktefek ve oradan da Soğuksu’dan geçmiştir.

 Babası saat tamircisiydi.İlkokula Adapazarında başladı, Eskişehirde devam etti. Tüm öğrenimi ilkokul  4'e kadardı ama Türkçeyi iyi kullanıyor ve iyi yazıyordu. Bunda onun kitap sevgisi ve kitap okumasının payı oldukça fazladır. Birkaç arkadaşı ile birlikte ''Kitap Sevenler Derneği''ni kurdu.  Zaman zaman Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve eşi tarafından kurulan ''Kıvılcım Kütüphanesi'' adı altındaki yayınevinden kitap alıyorlardı. Bundan büyük suç var mıydı? Kitap alıyor, okuyordu üstelik bu kitapları ''Kıvılcım Kütüphanesi''nden alıyordu. O sıralar Kerim Korcan'ın ağabey Haydar, Yavuz zırhlısında askerlik yapıyordu. Haydar kendisine getirilen kitapları diğer askerler de ondan isteyip  verince kıyamet koptu. Bu o zaman  bazı zavallılarca resmen isyandı. 1938 yılında donanma kor askeri mahkemesinde kardeşi ile birlikte yargılandı. Haydar'a 12 yıl, kendisine 10 yıl hapis cezası verildi. Sinop cezaevinde 10 yıl yattı, tahliye oldu ve hemen  apar topar askere alındı.

Kerim Korcan 72 yıllık ömrünün tam 14 yılını  mahkum, tutuklu ve gözaltında olarak  geçirdi yani ömrünün yaklaşık  %  20'sinin adresi,  Sansaryan Hanı, Sinop Cezaevi, Sultanahmet Cezaevi   oldu.

Türk Ceza Kanunu’nun meşhur 141 ve 142 maddelerinden yargılanıp ceza aldı. Hapishanelerde kendisi gibi aynı suçtan yargılanan Nazım Hikmet, Kemal Tahir gibi diğer Çerkes yeğenleri ile yolları keşişti.

Çerkes yeğenler, hapishanede hem sohbet ediyorlar, hem bilgi alış verişi yapıyorlardı. Sohbetlerinin bir konusu da ''ÇERKES ETHEM''di. Ethem hain miydi, yoksa kahraman mıydı?.Artı eksi düşündüler Çerkes Ethem bir kahramandı. Çerkes Ethem hakkında kitap yazacaklardı.

Kemal Tahir ''Yorgun Savaşçı'' yı yazdı. Kitap çok satıldı.Filmi çekildi ve film için büyük paralar ödendi. Bakıldı ''Yorgun  Savaşçı'' filmi Çerkes Ethem'i kahraman yapıyor, Genel Kurmay Başkanlığın emri ile yakıldı. Aradan yıllar geçti bir kopyası ortaya çıktı televizyonda gösterildi ama birilerin korktuğu gibi kıyamet kopmadı, Türkiye'de bölünmedi.

Sahte kahramanlar, Çerkes Ethem'i vatan haini olarak lanse ettiler, sonra vicdanları ile başbaşa kalınca onu 150'likler affı içine sokup yurda gelmesini istediler. Ethem ise'' Ben af edilmek değil, yargılanmak istiyorum. Beni yargılayacaksanız gelirim'' dedi. Onun yargılanmasıyla gerçeklerin ortaya çıkmasından korktular ve hala birileri korkmaya devam ediyor.

Aradan yıllar geçince sisli tarih aydınlanmaya başladı, üniversitelerin bilim kurulları  Çerkes Ethem konusunu işliyen yüksek lisans öğrencilerinin tezlerini kabul etti. Bu tezlerden biri alevi kökenli yazar -araştırmacı Dr.Cemal Şener'e aitti.''Çerkes Ethem Olayı'' tezi kabul edildikten sonra kitap haline getirilip yayınlandı. Burda onu anmadan geçmek vefasızlık olur.

 

Kerim Korcan, memleketi Adapazarına sık sık gelirdi burdaki dostlarına ''ÇERKES ETHEM'' kitabını yazacağım derdi. Bilmiyorum yazmasına ömrü vefa etti mi? Basılıp yayınlanan Çerkes Ethem konusunu işleyen bir kitabı olmadı.Acaba ailesinde; müsvette,karalama veya bu konuda aldığı notlar  varmı?

Kerim Korcan, 1962 yılında milliyet gazetesinin açtığı ''Bir memleket Gerçeği'' konulu yarışmada ''Köşe''  adlı yazısı ile ikincilik ödülünü alır.

Tatar Ramazan adlı eseri, Ankara AST  tiyatrosunda ve İstanbul Şehir Tiyatrolarında oynandı. Filmi çekildi. Baş rolünü Kadir İnanır'ın oynadığı bu film, büyük bir izleyici kitlesi tarafından  merak ve beğeni ile izlendi.1991'de Ankara Çankaya Belediyesinin düzenlediği ''İnsan Hakları'' konulu yarışmada Tatar Ramazan birincilik ödülünü aldı.

 Tatar Ramazan,  bugünlerde yeniden gündeme geldi ,günümüz tekniği ve düşüncesi ile yeni bir versiyonla filmin yeniden çekimi yapılmakta.

 Çerkes yeğeni Kerim Korcan'ın bir eseride” Linç” adlı romanıdır. “Linç”  romanı da filme çekildi. Baş rolünü Türkan Şoray oynadı. Bir başka deyişle, bir Çerkes yeğenin eserini, bir Çerkes kızı oynadı ve bu filmde  büyük ses getirdi ve muhtelif ödüller aldı.

Kerim Korcan baba memleketi Bulgaristana gider, altı ay buralarda kalır. ''Dimitrof Geçiyor'' romanındaki çizgiler Bulgaristan çoğrafyasının izini taşır.

Kerim Korcan; roman ,hikaye ,anı,  şiir ve çocuk hikayeleri yazmıştır.

Eseleri:Linç, İdamlıklar, Ter Adamları, Patrona, .Dimitrof Geçiyor, Ateşten Köprü, Harbiye Kazanı, Ölüm Pusuda, Ey Gaziler, Capon, Tatar Ramazan, Canlı Bayraklar, Acılar Çemberi . 

Kerim Korcan; siyasal nedenlerle yattığı cezaevlerinden edindiği deneyimi, dünya görüşleriyle birleştirmiştir bir yazardır.

 Zaman zaman şöyle düşünüyorum bu ülkede hapishaneler olmasaydı yazarımız ve çizerimizde olmayacakmış.

 1990 yılında yitirdiğimiz bu Abhaz  yeğenimiz şimdi Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’nda ebedi istirahatgahında yatıyor ve aynı mezarlıkta Çerkes ve Abhaz dostu Dr. Cemal Şener’le aynı toprağı paylaşıyor. Bu ülkenin aydınlık yüzleriydi her ikisi de.  Toprakları bol olsun.

Kerim Korcan, bu ülkede, düşünce, fikir ve yazılarından dolayı hapishanelerin karanlıklarında yaşamak zorunda bırakılan onlarca yeğenimizden biriydi. Halkımız siyasal baskılardan dolayı, ondan korku ile uzak duruyordu ama o halkımızın ta kendisiydi, halkımızın gerçek aydınlık yüzüydü.



4854 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜĞÜNLERİMİZ SİLAH ATILAN POLİGON DEĞİLDİR! - 26/08/2021
Köy düğünlerinde silah atan magandalar artık kentlere de ulaşmış bulunmakta, hergün yeni bir yaralanma, ölüm haberi almaktayız.
AFGANİSTAN’DA ÖLEN ABHAZLAR VE MEGRELLER - 17/08/2021
Gürcistan çok dilli, çok kültürlü, çok inançlı bir ülke olmasına rağmen Kartvel kozunu sürekli oynayıp, homojen bir Gürcistan yaratma, diğer halkları pasifize etme peşinde.
DİASPORALARIN GÜCÜ - 01/05/2021
Abhazya'nın özgürlük ve bağımsızlık savaşında Türkiye diasporasında yaşayan 5 milyondan fazla Kuzey Kafkasyalı birlik ve beraberlik içinde hareket ettiler.
SUNİ DEVLET SINIRLARI SAVAŞ DAVETİYESİ DEĞİL Mİ? - 10/10/2020
Pergel ve cetvelle ülkelere suni sınırlar çizen emperyal devletlerin faşist yöneticileri, günümüz demokrasi ve insan hakları anlayışına göre savaş suçlusudur.
ABAZA KİMLİĞİ - ABAZALAR / ABHAZLAR: TEK MİLLET, ÜÇ DİYALEKT, İKİ AYRI ALFABE - 06/08/2020
Habze ve Apsuara’da kadınlar için söylenen bazı yaklaşımlar şöyledir. - Kadın evin kan damarıdır. - Evi ev, akrabayı akraba yapan kadındır. - Kadının olduğu yerde bıçak çekilmez
GÜRCİSTAN'DA DİASPORİK HALK OLMAK - 08/07/2020
Barış, size de, bize de, Kafkasyamıza da, dünyamıza da gerekli. Homojen bir Gürcistan hayalinizden vazgeçin! Halkların kardeşliğinden korkmayın. Kafkasya size de bize de yeter.
İki benzer ülke, iki benzer halk: ABHAZYA VE ABHAZLAR; KORSİKA VE KORSİKALILAR - 14/06/2020
Abhazçada sülale (AJÜLA) çift anlamlıdır. Sülale ve halk. Ülke ve devlet söz konusu olunca HALK ortak paydamız olmalı ve ön plana çıkmalıdır…
LİBERAL EKONOMİNİN ÖNCÜSÜ ABHAZ PRENS SABAHADDİN KOZBA - 02/02/2020
Prens Sabahaddin İsviçre'de bir grup sosyolog tarafından oluşturulan ''LE PLAY'' sosyolojik ekolünü benimsemiş, bu ekolün büyük bir savunucusu olmuş, Osmanlı coğrafyasının en büyük, en ünlü sosyoloğu haline gelmişti.
2020 YILI, ÖNCE DOĞA, SONRA İNSANLIK YILI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2019
2020 yılının önce doğayı, sonra insanlığı öne çıkaran bir yıl olması dileklerimle. Herkesin, her kesimin yeni yılını kutlar, saygı ve sevgiler sunarım.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi