• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam45
Toplam Ziyaret559638
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.32205.3433
Euro6.05296.0772
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
Bir Abhaz Yeğeni: Kerim Korcan
29/03/2013

Yaşadığımız ve vatandaşı olduğumuz Türkiye’de, düşünce, fikir ve yazım dünyasında büyük öneme haiz yazarlarımız ve çizerlerimiz olmuştur. Bunun yanında ünlü onlarca Çerkes  yeğenimiz yazım  ve sanat dünyasında özel bir yere sahip olmuşlardır. Bu yazar ve sanatçılarımız  ülke çapında da, dünya çapında da büyük  ödüller almıştır.

İşte tam burada bir parantez açmak istiyorum. (Bu yeğenlerimizin anneleri Kafkas Kültürü ile yetişmiş, yeniliklere açık, çağdaş düşünceyi paylaşmış kişilerdi ve yetiştirdikleri çocuklar da çağdaş ve demokrat kişilerdi.) Siz hiç kızını okula göndermiyen Çerkes babası gördünüz mü?

Ben görmedim.

En büyük öğretmen annedir. İlkokul 4'e kadar okumuş Kerim Korcan'ın, yazım dünyamızda bu kadar başarılı olmasının temelinde, önce annesi, sonra kitap sevgisi, sonra da aynı kaderi paylaştığı bu ülkenin aydınlık yüzleri olup hapishanelerde yatırdığımız yazar ve çizer arkadaşlarının payı vardır.

Bu yazımızda , bir Abhaz yeğeni Kerim Korcan'ı dile getirmek istiyorum.

Kerim Korcan; ses getirmiş onlarca kitabın yazarı mütevazi ama inançlarından ödün vermeyen bir halk adamıydı. Ben Osmanlı laikiyim der, camiye gider ,camide saf tutar, her Abhaz gibi cenazeye de, cenaze namazına da katılırdı. Ona göre bir de cumhuriyet tipi laikler vardı. Onlar camiye veya cenazeye gider, uzaktan namaz kılanları izler, aydın geçindiklerinden sadece izlemekle kalırlardı.  Bir göçmen çocuğuydu Kerim Korcan, babası balkanlardan Bulgaristan’dan, annesi Kafkaslar’dan Abhazya’dandı.

Annesi, Abhazya’dan anadolu topraklarına göçmek zorunda kalan Sakarya Hendek Aktefek (cgerda) köyünden bir aileden geliyor.  1918 yılında  Aktefek köyünde Hkarania Ğeç-ipha Pembe'nin  oğlu olarak doğdu.

Adapazarı’nda  çocukluk günlerindeki bir anekdotunda şöyle der:

 ''Adapazarı Yunanlılarca işgal edilecek denilmeye başlanınca ,Tufan dayım Hendek Aktefek Köyü’nden öküz arabası ile Adapazarı’na gelir, bizi alır, arabaya yerleştirip daha güvenli olan Aktefek köyüne yol alır. Yolumuzdaki köprü yıkılmıştı, bir salla karşıya geçtik. Tufan dayım binbir zahmetle bizi Aktefek köyüne ulaştırdı.''

Aktefek köyü, Kerim Korcan'ın hapishane arkadaşı Nazım Hikmet 'e de ev sahipliği yapmıştır. Nazım arandığı  zamanların birinde Kerim onu alıp köyüne, Aktefeğe getirir,,misafir eder,onu saklar.  Yani Nazım Hikmet'in yolu, Cigerda’nın iki köyü aktefek ve oradan da Soğuksu’dan geçmiştir.

 Babası saat tamircisiydi.İlkokula Adapazarında başladı, Eskişehirde devam etti. Tüm öğrenimi ilkokul  4'e kadardı ama Türkçeyi iyi kullanıyor ve iyi yazıyordu. Bunda onun kitap sevgisi ve kitap okumasının payı oldukça fazladır. Birkaç arkadaşı ile birlikte ''Kitap Sevenler Derneği''ni kurdu.  Zaman zaman Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve eşi tarafından kurulan ''Kıvılcım Kütüphanesi'' adı altındaki yayınevinden kitap alıyorlardı. Bundan büyük suç var mıydı? Kitap alıyor, okuyordu üstelik bu kitapları ''Kıvılcım Kütüphanesi''nden alıyordu. O sıralar Kerim Korcan'ın ağabey Haydar, Yavuz zırhlısında askerlik yapıyordu. Haydar kendisine getirilen kitapları diğer askerler de ondan isteyip  verince kıyamet koptu. Bu o zaman  bazı zavallılarca resmen isyandı. 1938 yılında donanma kor askeri mahkemesinde kardeşi ile birlikte yargılandı. Haydar'a 12 yıl, kendisine 10 yıl hapis cezası verildi. Sinop cezaevinde 10 yıl yattı, tahliye oldu ve hemen  apar topar askere alındı.

Kerim Korcan 72 yıllık ömrünün tam 14 yılını  mahkum, tutuklu ve gözaltında olarak  geçirdi yani ömrünün yaklaşık  %  20'sinin adresi,  Sansaryan Hanı, Sinop Cezaevi, Sultanahmet Cezaevi   oldu.

Türk Ceza Kanunu’nun meşhur 141 ve 142 maddelerinden yargılanıp ceza aldı. Hapishanelerde kendisi gibi aynı suçtan yargılanan Nazım Hikmet, Kemal Tahir gibi diğer Çerkes yeğenleri ile yolları keşişti.

Çerkes yeğenler, hapishanede hem sohbet ediyorlar, hem bilgi alış verişi yapıyorlardı. Sohbetlerinin bir konusu da ''ÇERKES ETHEM''di. Ethem hain miydi, yoksa kahraman mıydı?.Artı eksi düşündüler Çerkes Ethem bir kahramandı. Çerkes Ethem hakkında kitap yazacaklardı.

Kemal Tahir ''Yorgun Savaşçı'' yı yazdı. Kitap çok satıldı.Filmi çekildi ve film için büyük paralar ödendi. Bakıldı ''Yorgun  Savaşçı'' filmi Çerkes Ethem'i kahraman yapıyor, Genel Kurmay Başkanlığın emri ile yakıldı. Aradan yıllar geçti bir kopyası ortaya çıktı televizyonda gösterildi ama birilerin korktuğu gibi kıyamet kopmadı, Türkiye'de bölünmedi.

Sahte kahramanlar, Çerkes Ethem'i vatan haini olarak lanse ettiler, sonra vicdanları ile başbaşa kalınca onu 150'likler affı içine sokup yurda gelmesini istediler. Ethem ise'' Ben af edilmek değil, yargılanmak istiyorum. Beni yargılayacaksanız gelirim'' dedi. Onun yargılanmasıyla gerçeklerin ortaya çıkmasından korktular ve hala birileri korkmaya devam ediyor.

Aradan yıllar geçince sisli tarih aydınlanmaya başladı, üniversitelerin bilim kurulları  Çerkes Ethem konusunu işliyen yüksek lisans öğrencilerinin tezlerini kabul etti. Bu tezlerden biri alevi kökenli yazar -araştırmacı Dr.Cemal Şener'e aitti.''Çerkes Ethem Olayı'' tezi kabul edildikten sonra kitap haline getirilip yayınlandı. Burda onu anmadan geçmek vefasızlık olur.

 

Kerim Korcan, memleketi Adapazarına sık sık gelirdi burdaki dostlarına ''ÇERKES ETHEM'' kitabını yazacağım derdi. Bilmiyorum yazmasına ömrü vefa etti mi? Basılıp yayınlanan Çerkes Ethem konusunu işleyen bir kitabı olmadı.Acaba ailesinde; müsvette,karalama veya bu konuda aldığı notlar  varmı?

Kerim Korcan, 1962 yılında milliyet gazetesinin açtığı ''Bir memleket Gerçeği'' konulu yarışmada ''Köşe''  adlı yazısı ile ikincilik ödülünü alır.

Tatar Ramazan adlı eseri, Ankara AST  tiyatrosunda ve İstanbul Şehir Tiyatrolarında oynandı. Filmi çekildi. Baş rolünü Kadir İnanır'ın oynadığı bu film, büyük bir izleyici kitlesi tarafından  merak ve beğeni ile izlendi.1991'de Ankara Çankaya Belediyesinin düzenlediği ''İnsan Hakları'' konulu yarışmada Tatar Ramazan birincilik ödülünü aldı.

 Tatar Ramazan,  bugünlerde yeniden gündeme geldi ,günümüz tekniği ve düşüncesi ile yeni bir versiyonla filmin yeniden çekimi yapılmakta.

 Çerkes yeğeni Kerim Korcan'ın bir eseride” Linç” adlı romanıdır. “Linç”  romanı da filme çekildi. Baş rolünü Türkan Şoray oynadı. Bir başka deyişle, bir Çerkes yeğenin eserini, bir Çerkes kızı oynadı ve bu filmde  büyük ses getirdi ve muhtelif ödüller aldı.

Kerim Korcan baba memleketi Bulgaristana gider, altı ay buralarda kalır. ''Dimitrof Geçiyor'' romanındaki çizgiler Bulgaristan çoğrafyasının izini taşır.

Kerim Korcan; roman ,hikaye ,anı,  şiir ve çocuk hikayeleri yazmıştır.

Eseleri:Linç, İdamlıklar, Ter Adamları, Patrona, .Dimitrof Geçiyor, Ateşten Köprü, Harbiye Kazanı, Ölüm Pusuda, Ey Gaziler, Capon, Tatar Ramazan, Canlı Bayraklar, Acılar Çemberi . 

Kerim Korcan; siyasal nedenlerle yattığı cezaevlerinden edindiği deneyimi, dünya görüşleriyle birleştirmiştir bir yazardır.

 Zaman zaman şöyle düşünüyorum bu ülkede hapishaneler olmasaydı yazarımız ve çizerimizde olmayacakmış.

 1990 yılında yitirdiğimiz bu Abhaz  yeğenimiz şimdi Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’nda ebedi istirahatgahında yatıyor ve aynı mezarlıkta Çerkes ve Abhaz dostu Dr. Cemal Şener’le aynı toprağı paylaşıyor. Bu ülkenin aydınlık yüzleriydi her ikisi de.  Toprakları bol olsun.

Kerim Korcan, bu ülkede, düşünce, fikir ve yazılarından dolayı hapishanelerin karanlıklarında yaşamak zorunda bırakılan onlarca yeğenimizden biriydi. Halkımız siyasal baskılardan dolayı, ondan korku ile uzak duruyordu ama o halkımızın ta kendisiydi, halkımızın gerçek aydınlık yüzüydü.



Paylaş | | Yorum Yaz
3380 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ana Kucağımız, Kafkas Dağlarımız - 13/11/2018
Biz herşeyi paylaşabiliriz ama özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı ve ana yurdumuzu kimse ile paylaşamayız. Çünkü bu kutsal Kafkas Dağları, sadece biz Kuzey Kafkas Halklarına ev sahipliği yapar.
Anayasalar Devletlerin Aynasıdır - 02/10/2018
Anadillerimiz ile TRT Radyo-Televizyon yayını istiyoruz ve istemeye devam edeceğiz. Çifte standartlar yıkılmalı, seslerimiz ve renklerimiz solmamalıdır.
Abhazya- Gürcistan Savaşı Henüz Bitmedi - 16/04/2018
Son yıllarda Gürcistan’ın el altından ihraç ettiği tarım zararlıları Abhazya'nın tarımsal faaliyetlerini sekteye uğratmakta.
TBMM'inde Abhazya İçin Kim, Ne Dedi? - 16/01/2018
Demirel ile çekilmiş hatıra fotoğrafı olup, ben Abhazım, ben Çerkesim, ben Kuzey Kafkasyalıyım diyenler, o fotoğrafları yırtın ve ateşte yakın.
Alfabe Bir Halkın Can Damarıdır - 26/10/2017
Bizce Adige kardeşlerimizin ilk problemi alfabenin grafikası değil, mevcut olan iki alfabenin (Adige Kabartay) birleştirilerek tek alfabeye dönüştürülmesidir.
Gürcistan Türk Yatırımcılardan Korkmaya Başladı - 14/07/2017
Hıristiyan misyonerlerin kol gezdiği özerk cumhuriyette, iş ve para karşılığı Müslüman gençler vaftiz edilerek dinleri değiştirilmekte, din değiştiren bu gençler de boyunlarına taktıkları haçlı kolyelerle kendilerini medeni biri olarak algılamaktadır
Acarlar da En Az Bizim Kadar Yurtseverdir - 12/06/2017
Türkiye’de yaşayan Acar kardeşlerimiz gerçek milliyetcidir. Kartveller gibi milliyetciliğin dozunu kaçırıp ırkçı ve kafatasçı çağ dışı olanlardan değildir.
…Ve Artık Gerçek Gündemimize Dönme Zamanı - 17/04/2017
Artık gerçek gündemimize dönme zamanı geldi. Barış içinde, kardeşçe ve her halk gibi bizim de biz olarak yaşama zamanımız geldi.
Geldiler ve Gittiler - 20/02/2017
Abhazya'yı sadece ve sadece silahlı kuvvetlerin gücü ile koruyamayız. Onun yanında başka şeyler de gerekli.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi