• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret658284
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.76586.7929
Euro7.34927.3787
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
Abhazya, Nazım Hikmet ve Laz Balıkçılar
08/03/2013

Rize Pazarlı balıkçılar ekmek için, aş için tekneleri ile Karadeniz’e açıldılar. Teknesinin reisi bir eli kesik olan İsmail Zaman’dı.

İsmail Zaman kaptan değildi, reisti. Yani kısa yol ve kıyılarda tekneyi sevk ve idare ediyordu. O yıllarda Karadeniz çok bereketliydi. Deniz kirlenmemişti, insanlar açgözlü değildi ve doğaya saygıları vardı.

Karadeniz’de mavzerle balık avlanıyordu o zamanlar; kofana, torik gibi büyük balıklar. Bizim Laz uşakları da balıkçı teknesine mavzer ve silahlarının mühimmatını doldurmuşlardı.

İyi av vardı. Hiç farkına varmadılar, Türkiye karasularından çıkıp SSCB karasularına girdiklerinin. Zaman reis alaylıydı ama tecrübeli bir denizciydi aslında. Ancak o gün Karadeniz’in bereketli avına dalmış, Sovyet Karasularına girdiklerinin farkına varamamıştı.

Bir müddet sonra SSCB sahil koruma botu geldi ve bizim Laz uşaklarını alıp Abhazya’nın başkenti Sohum’a götürdü.

O gün Moskova radyosu şu haberi geçiyordu:

“Sovyet Karasuları sınırlarını ihlal eden Türk balıkçı teknesi sahil güvenlik botlarımız tarafından Abhazya’nın Suhumi Limanı’na çekildi ve mürettebatın sorgulanmasına başlandı.”

Anadolu toprağının yetiştirdiği dünyaca ünlü şairimiz Nazım Hikmet o günlerde Abhazya’nın Pitsunda tesislerinde yıllık tatilini geçirmekteydi. Radyoda bu haberi duyar duymaz hemen giyindi ve Sohum’a doğru yola çıktı. Arkadaşlarına da şöyle söyledi:

-      "Bunlar ekmeğinin peşinde koşan insanlar. Yakalanıp getirilmişler. Sohum’a, bizimkilerin yanına gidiyorum; belki bir faydam olur."

Nazım Hikmet Sohum’a gelir ve yetkililere bizim Laz balıkçıları sorarak olayın aslını öğrenir.

Soruşturmayı yürüten yetkililer daha sonra balıkçıların yanına giderek sorarlar:

- "Siz Nazım Hikmet'i tanıyor musunuz?"

Bizimkilerin cevabı, biraz Türkiye’deki Nazım Hikmet korkusu ile karışıkolur:

- “Adını duyduk ama vallahi kendisini tanımıyoruz. Kitaplarını da vallahi billahi okumuşluğumuz yok” derler.

Nazım Hikmet’in Laz balıkçılar ile görüşmesine izin verilir. Nazım onlara bir ihtiyaçları, bir problemleri olup olmadığını sorar.

Balıkçılar, en büyük problemlerinin lisan problemi olduğunu söylerler. Nazım da, “Merak etmeyin, ben onu halledeceğim” der ve balıkçıların tercümanlık görevini üstlenir.

Soruşturma ve duruşmalardan sonra bizim Laz kardeşlerimiz cezalarını çekmek için Sohum cezaevine konulur.

Nazım Hikmet cezaevine elleri dolu kumanyalar ile gider. Cezaevi yönetimine, “Bunlar bizim insanlarımız. Ekmeklerini denizden kazanan insanlar.  Sovyet sularına farkına varamayarak girdiler ve bu tarafa düştüler. Bunlara sahip çıkın” der.

Cezaevi yönetimi ve mahkumlar sanki sözleşmişçesine aynı şeyi söylerler:

- “Siz hiç merak etmeyin, onlar bizim misafirimizdir. Bir Abaza misafirine nasıl davranması gerekirse onlara da aynı şekilde davranacağız” derler.

***

Yıl 1982… Rize Pazar’da banka teftişim esnasında bir eli kesik olan İsmail Zaman reisle tanıştım. Bana bu olayı anlatarak şunu ilave etti:

- “Abazaların misafiriydik. Bizi hapishanede dahi en güzel bir şekilde ağırladılar.”

***

Yıl 1992… Abhazya ziyaretimde bu olayı anlattım.

“Evet Nazım Hikmet  burada tatildeydi. Balıkçılara tercümanlık yaptı. Onlara bizim kadar sahip çıktı” dediler.

***

İşte böyle… Biraz Macar, biraz Leh, biraz Çerkes’ti Nazım Hikmet… Ama önce insan, sonra adam gibi adamdı ve Anadolu’nun samimi bir sesiydi.



4681 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

LİBERAL EKONOMİNİN ÖNCÜSÜ ABHAZ PRENS SABAHADDİN KOZBA - 02/02/2020
Prens Sabahaddin İsviçre'de bir grup sosyolog tarafından oluşturulan ''LE PLAY'' sosyolojik ekolünü benimsemiş, bu ekolün büyük bir savunucusu olmuş, Osmanlı coğrafyasının en büyük, en ünlü sosyoloğu haline gelmişti.
2020 YILI, ÖNCE DOĞA, SONRA İNSANLIK YILI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2019
2020 yılının önce doğayı, sonra insanlığı öne çıkaran bir yıl olması dileklerimle. Herkesin, her kesimin yeni yılını kutlar, saygı ve sevgiler sunarım.
ÇERKESLERİN ÜRDÜN TOPLANTISI GERİLİM YARATTI, TANSİYON YÜKSELTTİ - 14/11/2019
Bu toplantı bir daha gösterdi ki Kafkas Dernekleri Konfederasyonu’nun kurulma zamanı gelmiş, geçmektedir.
TAKRİR-İ SÜKÛN KANUNU VE KEMALİSTLER - 19/09/2019
Anadolu topraklarında yaşayan anadilleri, kültürleri, halk bilimlerini (folklör), inançları kimlikleri yıllarca insan haklarına aykırı baştan sona anti-demokratik olan bu Takrir-i Sükûn kanunu ile susturdular.
ASİMİLASYONCU POLİTİKALAR İFLAS EDERKEN - 09/08/2019
Her dönemde, her devirde, her askeri ve sivil darbe sonunda ATATÜRK ticareti yapan Kemalistler, asimilasyon metodlarınız artık iflas etti.
YİNE AYHABI, TAHMADA VE ABIRG ÜZERİNE - 13/07/2019
Bilindiği gibi, ayhabı, tahmada ve abırg sıfatlarının bizim toplumsal yaşantımızda çok önemli bir yeri var. Bu sosyal ünvanları taşıyan kişileri seçerken çok dikkatli ve titiz olmalıyız.
KUZEY KAFKASYA'DA VE DİASPORA'DA “AYHABI”, “TAHMADA”, “ABIRG” SOSYAL STATÜLERİ - 02/07/2019
Ayhabı, tahmada, abıg sadece kendileri için karar alan kişiler değil, tüm toplum için karar veren saygın kişilerdir. Aldıkları tüm kararlar bağlayıcı olup, sosyal yaşantımızda uzun yıllar büyük iz bırakır.
ASİMİLASYON İNSANLIK SUÇU İSE İŞTE SUÇLAR, İŞTE SUÇLULAR! - 20/05/2019
Siz bu toprakların hep iyi gün dostu oldunuz. Biz Çerkesler ve diğer kardeş halklar ise bu toprakların hep kara gün dostuyduk ve hep öyle kalmaya devam edeceğiz.
Türkiye'de Siyaset Yapmak… - 17/04/2019
Üretmeden tüketmek nasıl uzun ömürlü olamıyorsa, iktidar koltuğunda oturup halkın iradesine dikkat etmeyen iktidarlar da uzun ömürlü olamazlar.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi