• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret560165
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35745.3789
Euro6.09556.1199
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
Abhazya, Nazım Hikmet ve Laz Balıkçılar
08/03/2013

Rize Pazarlı balıkçılar ekmek için, aş için tekneleri ile Karadeniz’e açıldılar. Teknesinin reisi bir eli kesik olan İsmail Zaman’dı.

İsmail Zaman kaptan değildi, reisti. Yani kısa yol ve kıyılarda tekneyi sevk ve idare ediyordu. O yıllarda Karadeniz çok bereketliydi. Deniz kirlenmemişti, insanlar açgözlü değildi ve doğaya saygıları vardı.

Karadeniz’de mavzerle balık avlanıyordu o zamanlar; kofana, torik gibi büyük balıklar. Bizim Laz uşakları da balıkçı teknesine mavzer ve silahlarının mühimmatını doldurmuşlardı.

İyi av vardı. Hiç farkına varmadılar, Türkiye karasularından çıkıp SSCB karasularına girdiklerinin. Zaman reis alaylıydı ama tecrübeli bir denizciydi aslında. Ancak o gün Karadeniz’in bereketli avına dalmış, Sovyet Karasularına girdiklerinin farkına varamamıştı.

Bir müddet sonra SSCB sahil koruma botu geldi ve bizim Laz uşaklarını alıp Abhazya’nın başkenti Sohum’a götürdü.

O gün Moskova radyosu şu haberi geçiyordu:

“Sovyet Karasuları sınırlarını ihlal eden Türk balıkçı teknesi sahil güvenlik botlarımız tarafından Abhazya’nın Suhumi Limanı’na çekildi ve mürettebatın sorgulanmasına başlandı.”

Anadolu toprağının yetiştirdiği dünyaca ünlü şairimiz Nazım Hikmet o günlerde Abhazya’nın Pitsunda tesislerinde yıllık tatilini geçirmekteydi. Radyoda bu haberi duyar duymaz hemen giyindi ve Sohum’a doğru yola çıktı. Arkadaşlarına da şöyle söyledi:

-      "Bunlar ekmeğinin peşinde koşan insanlar. Yakalanıp getirilmişler. Sohum’a, bizimkilerin yanına gidiyorum; belki bir faydam olur."

Nazım Hikmet Sohum’a gelir ve yetkililere bizim Laz balıkçıları sorarak olayın aslını öğrenir.

Soruşturmayı yürüten yetkililer daha sonra balıkçıların yanına giderek sorarlar:

- "Siz Nazım Hikmet'i tanıyor musunuz?"

Bizimkilerin cevabı, biraz Türkiye’deki Nazım Hikmet korkusu ile karışıkolur:

- “Adını duyduk ama vallahi kendisini tanımıyoruz. Kitaplarını da vallahi billahi okumuşluğumuz yok” derler.

Nazım Hikmet’in Laz balıkçılar ile görüşmesine izin verilir. Nazım onlara bir ihtiyaçları, bir problemleri olup olmadığını sorar.

Balıkçılar, en büyük problemlerinin lisan problemi olduğunu söylerler. Nazım da, “Merak etmeyin, ben onu halledeceğim” der ve balıkçıların tercümanlık görevini üstlenir.

Soruşturma ve duruşmalardan sonra bizim Laz kardeşlerimiz cezalarını çekmek için Sohum cezaevine konulur.

Nazım Hikmet cezaevine elleri dolu kumanyalar ile gider. Cezaevi yönetimine, “Bunlar bizim insanlarımız. Ekmeklerini denizden kazanan insanlar.  Sovyet sularına farkına varamayarak girdiler ve bu tarafa düştüler. Bunlara sahip çıkın” der.

Cezaevi yönetimi ve mahkumlar sanki sözleşmişçesine aynı şeyi söylerler:

- “Siz hiç merak etmeyin, onlar bizim misafirimizdir. Bir Abaza misafirine nasıl davranması gerekirse onlara da aynı şekilde davranacağız” derler.

***

Yıl 1982… Rize Pazar’da banka teftişim esnasında bir eli kesik olan İsmail Zaman reisle tanıştım. Bana bu olayı anlatarak şunu ilave etti:

- “Abazaların misafiriydik. Bizi hapishanede dahi en güzel bir şekilde ağırladılar.”

***

Yıl 1992… Abhazya ziyaretimde bu olayı anlattım.

“Evet Nazım Hikmet  burada tatildeydi. Balıkçılara tercümanlık yaptı. Onlara bizim kadar sahip çıktı” dediler.

***

İşte böyle… Biraz Macar, biraz Leh, biraz Çerkes’ti Nazım Hikmet… Ama önce insan, sonra adam gibi adamdı ve Anadolu’nun samimi bir sesiydi.



Paylaş | | Yorum Yaz
3991 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ana Kucağımız, Kafkas Dağlarımız - 13/11/2018
Biz herşeyi paylaşabiliriz ama özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı ve ana yurdumuzu kimse ile paylaşamayız. Çünkü bu kutsal Kafkas Dağları, sadece biz Kuzey Kafkas Halklarına ev sahipliği yapar.
Anayasalar Devletlerin Aynasıdır - 02/10/2018
Anadillerimiz ile TRT Radyo-Televizyon yayını istiyoruz ve istemeye devam edeceğiz. Çifte standartlar yıkılmalı, seslerimiz ve renklerimiz solmamalıdır.
Abhazya- Gürcistan Savaşı Henüz Bitmedi - 16/04/2018
Son yıllarda Gürcistan’ın el altından ihraç ettiği tarım zararlıları Abhazya'nın tarımsal faaliyetlerini sekteye uğratmakta.
TBMM'inde Abhazya İçin Kim, Ne Dedi? - 16/01/2018
Demirel ile çekilmiş hatıra fotoğrafı olup, ben Abhazım, ben Çerkesim, ben Kuzey Kafkasyalıyım diyenler, o fotoğrafları yırtın ve ateşte yakın.
Alfabe Bir Halkın Can Damarıdır - 26/10/2017
Bizce Adige kardeşlerimizin ilk problemi alfabenin grafikası değil, mevcut olan iki alfabenin (Adige Kabartay) birleştirilerek tek alfabeye dönüştürülmesidir.
Gürcistan Türk Yatırımcılardan Korkmaya Başladı - 14/07/2017
Hıristiyan misyonerlerin kol gezdiği özerk cumhuriyette, iş ve para karşılığı Müslüman gençler vaftiz edilerek dinleri değiştirilmekte, din değiştiren bu gençler de boyunlarına taktıkları haçlı kolyelerle kendilerini medeni biri olarak algılamaktadır
Acarlar da En Az Bizim Kadar Yurtseverdir - 12/06/2017
Türkiye’de yaşayan Acar kardeşlerimiz gerçek milliyetcidir. Kartveller gibi milliyetciliğin dozunu kaçırıp ırkçı ve kafatasçı çağ dışı olanlardan değildir.
…Ve Artık Gerçek Gündemimize Dönme Zamanı - 17/04/2017
Artık gerçek gündemimize dönme zamanı geldi. Barış içinde, kardeşçe ve her halk gibi bizim de biz olarak yaşama zamanımız geldi.
Geldiler ve Gittiler - 20/02/2017
Abhazya'yı sadece ve sadece silahlı kuvvetlerin gücü ile koruyamayız. Onun yanında başka şeyler de gerekli.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi