• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam108
Toplam Ziyaret834467
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar18.357418.4309
Euro17.930618.0024
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
Abhazya, Nazım Hikmet ve Laz Balıkçılar
08/03/2013

Rize Pazarlı balıkçılar ekmek için, aş için tekneleri ile Karadeniz’e açıldılar. Teknesinin reisi bir eli kesik olan İsmail Zaman’dı.

İsmail Zaman kaptan değildi, reisti. Yani kısa yol ve kıyılarda tekneyi sevk ve idare ediyordu. O yıllarda Karadeniz çok bereketliydi. Deniz kirlenmemişti, insanlar açgözlü değildi ve doğaya saygıları vardı.

Karadeniz’de mavzerle balık avlanıyordu o zamanlar; kofana, torik gibi büyük balıklar. Bizim Laz uşakları da balıkçı teknesine mavzer ve silahlarının mühimmatını doldurmuşlardı.

İyi av vardı. Hiç farkına varmadılar, Türkiye karasularından çıkıp SSCB karasularına girdiklerinin. Zaman reis alaylıydı ama tecrübeli bir denizciydi aslında. Ancak o gün Karadeniz’in bereketli avına dalmış, Sovyet Karasularına girdiklerinin farkına varamamıştı.

Bir müddet sonra SSCB sahil koruma botu geldi ve bizim Laz uşaklarını alıp Abhazya’nın başkenti Sohum’a götürdü.

O gün Moskova radyosu şu haberi geçiyordu:

“Sovyet Karasuları sınırlarını ihlal eden Türk balıkçı teknesi sahil güvenlik botlarımız tarafından Abhazya’nın Suhumi Limanı’na çekildi ve mürettebatın sorgulanmasına başlandı.”

Anadolu toprağının yetiştirdiği dünyaca ünlü şairimiz Nazım Hikmet o günlerde Abhazya’nın Pitsunda tesislerinde yıllık tatilini geçirmekteydi. Radyoda bu haberi duyar duymaz hemen giyindi ve Sohum’a doğru yola çıktı. Arkadaşlarına da şöyle söyledi:

-      "Bunlar ekmeğinin peşinde koşan insanlar. Yakalanıp getirilmişler. Sohum’a, bizimkilerin yanına gidiyorum; belki bir faydam olur."

Nazım Hikmet Sohum’a gelir ve yetkililere bizim Laz balıkçıları sorarak olayın aslını öğrenir.

Soruşturmayı yürüten yetkililer daha sonra balıkçıların yanına giderek sorarlar:

- "Siz Nazım Hikmet'i tanıyor musunuz?"

Bizimkilerin cevabı, biraz Türkiye’deki Nazım Hikmet korkusu ile karışıkolur:

- “Adını duyduk ama vallahi kendisini tanımıyoruz. Kitaplarını da vallahi billahi okumuşluğumuz yok” derler.

Nazım Hikmet’in Laz balıkçılar ile görüşmesine izin verilir. Nazım onlara bir ihtiyaçları, bir problemleri olup olmadığını sorar.

Balıkçılar, en büyük problemlerinin lisan problemi olduğunu söylerler. Nazım da, “Merak etmeyin, ben onu halledeceğim” der ve balıkçıların tercümanlık görevini üstlenir.

Soruşturma ve duruşmalardan sonra bizim Laz kardeşlerimiz cezalarını çekmek için Sohum cezaevine konulur.

Nazım Hikmet cezaevine elleri dolu kumanyalar ile gider. Cezaevi yönetimine, “Bunlar bizim insanlarımız. Ekmeklerini denizden kazanan insanlar.  Sovyet sularına farkına varamayarak girdiler ve bu tarafa düştüler. Bunlara sahip çıkın” der.

Cezaevi yönetimi ve mahkumlar sanki sözleşmişçesine aynı şeyi söylerler:

- “Siz hiç merak etmeyin, onlar bizim misafirimizdir. Bir Abaza misafirine nasıl davranması gerekirse onlara da aynı şekilde davranacağız” derler.

***

Yıl 1982… Rize Pazar’da banka teftişim esnasında bir eli kesik olan İsmail Zaman reisle tanıştım. Bana bu olayı anlatarak şunu ilave etti:

- “Abazaların misafiriydik. Bizi hapishanede dahi en güzel bir şekilde ağırladılar.”

***

Yıl 1992… Abhazya ziyaretimde bu olayı anlattım.

“Evet Nazım Hikmet  burada tatildeydi. Balıkçılara tercümanlık yaptı. Onlara bizim kadar sahip çıktı” dediler.

***

İşte böyle… Biraz Macar, biraz Leh, biraz Çerkes’ti Nazım Hikmet… Ama önce insan, sonra adam gibi adamdı ve Anadolu’nun samimi bir sesiydi.



5874 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

3. ULUSLARASI ÇERKES KONFERANSI’NIN ARDINDAN… - 06/07/2022
Kafkas Dernekleri Federasyonu, Çerkes Dernekleri Federasyonu, Abhaz Dernekleri Federasyonu, Birleşik Kafkasya Dernekleri Federasyonu bir araya gelip, konu birliği, eylem birliği, takvim birliği için bir konfederasyon oluşturmalıdırlar.
SOSYAL MEDYA VE KUZEY KAFKAS HALKLARI - 16/01/2022
Sosyal medya günümüzde sadece bir iletişim aracı değil aynı zamanda bir sosyal baskı aracıdır. Bunun yanında kamuoyu oluşturma özelliği vardır.
GÖRDÜKLERİMİZ DUYDUKLARIMIZ YAŞADIKLARIMIZ - 15/12/2021
Bu ülkede zaman zaman milliyetçilik adı altında ırkçılık yapıldığını da gördük ve görüyoruz.
DÜĞÜNLERİMİZ SİLAH ATILAN POLİGON DEĞİLDİR! - 26/08/2021
Köy düğünlerinde silah atan magandalar artık kentlere de ulaşmış bulunmakta, hergün yeni bir yaralanma, ölüm haberi almaktayız.
AFGANİSTAN’DA ÖLEN ABHAZLAR VE MEGRELLER - 17/08/2021
Gürcistan çok dilli, çok kültürlü, çok inançlı bir ülke olmasına rağmen Kartvel kozunu sürekli oynayıp, homojen bir Gürcistan yaratma, diğer halkları pasifize etme peşinde.
DİASPORALARIN GÜCÜ - 01/05/2021
Abhazya'nın özgürlük ve bağımsızlık savaşında Türkiye diasporasında yaşayan 5 milyondan fazla Kuzey Kafkasyalı birlik ve beraberlik içinde hareket ettiler.
SUNİ DEVLET SINIRLARI SAVAŞ DAVETİYESİ DEĞİL Mİ? - 10/10/2020
Pergel ve cetvelle ülkelere suni sınırlar çizen emperyal devletlerin faşist yöneticileri, günümüz demokrasi ve insan hakları anlayışına göre savaş suçlusudur.
ABAZA KİMLİĞİ - ABAZALAR / ABHAZLAR: TEK MİLLET, ÜÇ DİYALEKT, İKİ AYRI ALFABE - 06/08/2020
Habze ve Apsuara’da kadınlar için söylenen bazı yaklaşımlar şöyledir. - Kadın evin kan damarıdır. - Evi ev, akrabayı akraba yapan kadındır. - Kadının olduğu yerde bıçak çekilmez
GÜRCİSTAN'DA DİASPORİK HALK OLMAK - 08/07/2020
Barış, size de, bize de, Kafkasyamıza da, dünyamıza da gerekli. Homojen bir Gürcistan hayalinizden vazgeçin! Halkların kardeşliğinden korkmayın. Kafkasya size de bize de yeter.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi