• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam42
Toplam Ziyaret559635
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.32205.3433
Euro6.05296.0772
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
Kuzey Kafkasya Halklarının Manifestosu Şekillenirken
25/06/2014

Binlerce yıllık anavatanlarından zorla sürülen Kuzey Kafkasya'nın otohton halkı Çerkesler, bugün başta Türkiye olmak üzere 51 ülkede diasporik yaşamlarına sadık ve güvenilir vatandaşlar olarak devam etmekte.

Kafkas-Rus savaşları ve 1877/1878 Osmanlı -Rus savaşları sonrası anavatanlarından sürgün edilen bu halkların Osmanlı imparatorluğuna gelip yerleşmesine, imparatorluğun izlediği demografik politikalar da etkin olmuş, Osmanlı sürgünü adeta teşvik etmiştir.

Rus Çarlarının yeni topraklara ve sıcak denizlere ihtiyacı vardı.

Osmanlı İmparatorluğunun da savaşacak askere ve imparatorluğun geniş arazilerini ekip- biçecek insanlara ihtiyacı vardı.

Rus Çarlığının baskısı, Osmanlı imparatorluğunun teşviki ve Sultan'a akraba olan bir takım feodallerin işbirliği ile Kuzey Kafkasya coğrafyası Çerkesler’den arındırıldı.

Yurtlarından sürgün edilen ama yurt sevgisini bir an dahi kalplerinden çıkarmayan bu mazlum ve mağdur halk, sürgün yollarında yüz binlerce insanını kaybetti.

Osmanlı coğrafyasına gelen bu insanlar bir dizi savaşla karşılaşmış, cepheden cepheye koşmak zorunda kalarak, geride yetim çocuklar, gözü yaşlı anne ve babalar bırakmıştır.

Anadolu topraklarında uygulanan iskan politikaları ile Çerkes halkı ülkenin her tarafına dağıtılarak bölünmüş ve orada yaşayan yerli halklarla karşı karşıya getirilmiştir.

Bugün Türkiye'de Çerkes halkının yoğun bir demografyası olmasına rağmen, bu böl ve dağıt politikası nedeni ile toplu bir coğrafyası yoktur.

Bir demografyanın; sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal bir güç olabilmesi için bu demografyanın bir coğrafyası olması gerekir. İşte  Çerkesler burada tarihi bir dezavantaj ile karşı karşıyadır.

Çerkes halkı sadece Osmanlı imparatorluğuna sürgünle gelmiştir. İmparatorluk yıkılıp dağılınca yirmiden fazla yeni devlet oluşmuş, araya sınırlar konulmuş ve katı rejimlerle bu sınırlar korunmuş, Çerkes halkı sınırların ötesinde kalan akraba ve kardeşlerini görmekten mahrum bırakılmıştır.

Çokdilli, çok kültürlü, çok inançlı Osmanlı imparatorluğu yıkılıp yerine kurulan ve İmparatorluğun mirasını kabul eden Türkiye Cumhuriyeti devletinde ise 1924 yılından itibaren tek dilli, tek kültürlü, tek inançlı, homojen toplumlu, bir ulus devlet yaratmak amacı ile sistemli programlı bir asimilasyon politikası uygulamıştır. Bu asimilasyon metodları ile Çerkes halkı ve bu ülkede yaşayan diğer kardeş halklar büyük bir erozyona uğratılmıştır.

1934 yılında soyadı kanunu uygulaması ile Çerkesler binlerce yıllık tarihi soyadlarını almaları engellenmiş, uyduruk Türkçe soy adlar almaya zorlanmıştır. Aynı soydan gelenler ayrı ayrı Türkçe soyadlar ile birbirlerinden koparılmaya çalışılmıştır.

“Vatandaş Türkçe konuş, konuşmayanı ikaz et” sloganı ile anadillerin konuşulması yasaklanmış adeta anadilini konuşanlara hedefteki av gözü ile bakılmış, vatan haini olarak lanse edilmişlerdir.

Kemalistler, Osmanlının mirasını kabul etmelerine rağmen Türkçe dışında diğer anadillere tahammül edememiş, diğer anadillere yaşam hakkı tanımamıştır.

Türkiye'nin ulusal kurtuluş savaşında başta Atatürk olmak üzere bütün kurmay heyet “Kafkas kalpağı” giyerken, savaş sonrası çıkartılan şapka kanunu ile Kafkas Kalpağı da yasaklanmış, kalpak giyen Çerkesler nezarethanelere ve cezaevlerine gönderilmişlerdir.

Askeri orta-liseler ile harb okulunda okuyan gençler sırf Çerkes olduklarından bu okullardan atılmışlardır.

Gönen ve Manyas'ta yaşayan Çerkes halkı sürgün ve asimilasyon politikalarına maruz bırakılmıştır.

Çerkeslerin Osmanlı İmparatorluğu döneminde kurmuş olduğu, sosyal, kültürel, eğitsel kurumların kapatılması cihetine gidilmiştir.

Gerek politik asimilasyon, gerek doğal asimilasyona  karşı artık Türkiye diasporasında yaşayan Çerkes halkı, kentlerde, kasabalarda hatta köylerde örgütlenmeye gitmekte, kendi sivil toplum kuruluşlarını kurmaktadırlar...

Bugün Çerkes halkının içinden çıkan aydınlar, dernek, klüp, vakıf, federasyon gibi sivil toplum kuruluşlarının işlevleri yanında yeni bir arayış içindeler. Çerkes halkı gibi asimilasyon politikalarının hedefi olmuş, nüfusları milyonlarla ifade edilen mazlum ve mağdur kardeş halklarla beraber, sessiz çoğunluğun sesi olmak için siyasi bir organizasyon oluşturma çalışmaları içindeler. Bu toprak üzerinde yaşayan, asimilasyon politikaları ile mağdur edilmiş tüm kardeş halkları kucaklayacak bir siyasi parti kuruluşu için emek harcanmaktadır.

Bugüne kadar köylerde yaşayıp kendi ulusal kimliklerini az da olsa koruyan Kuzey Kafkas halkı, kentleşme süreci ile beraber doğal asimilasyonla da karşı karşıya kalmıştır. Bu arada karma evlilikler de doğal asimilasyonu tetiklemiştir.

Anadilde eğitim alamayan, kendi kültür ve kültür unsurlarını işleyemeyen Çerkes halkları “UBIH” dilini Anadolu topraklarına gömünce, daha objektif düşünmeye başladı. Yeni bir anadilin ölmemesi için arayışa girdiler.

Anadilleri Abhazca, Abazaca, Adigece, Kabartayca, Çeçençe, İnguşça, Osetçe, Avarça, Lezgice, Lakca, Kumukça, Karaçayça, Balkarca Anadolu topraklarında kaybolma tehlikesi içindedir. Nitekim Birleşmiş Milletler’in hazırladığı raporlarda  bu diller “Tehlike altındaki diller” grubunda gösterilmektedir.

Bütün bu olumsuzluklara karşı Kuzey Kafkasya halkları örgütlenip kendi manifestolarını şekillendirmeye başladılar.

Manifesto sözcüğü, günümüzde toplumsal gerekçelerle, toplumsal talepler olarak  tanımlanmaktadır.

Bugün Kuzey Kafkas halklarının manifestosu kalın çizgilerle ortaya çıkmaya başlamıştır.

Buna göre ;

- Ana okulunda başlayan anadilde eğitim hakkı,

- Anadilde kesintisiz gün boyu televizyon-radyo yayın hakkı,

- Tarihsel Çerkes soyadlarını kullanma hakkı,

- Çerkeslerce kurulup adı değiştirilen köylerin Çerkesce eski adların konmasını

- Abhazya Cumhuriyetine uygulanan ambargoların kaldırılarak direkt seyahat hakkı.

-Devlet tarafından uygulanmaya devam edilen çifte standartların kaldırılması, halklara ve kültürlere eşit yaklaşım istiyoruz.

Bu toplumsal  gerekçeler, somut olarak ispatlanabilinir, objektif gerekçelerdir.

Bu toplumsal taleplerimiz de;

- İnsan haklarından

- Vatandaşlık haklarından

- Çağımızın demokrasi haklarından kaynaklanmaktadır.

Bu haklarımız, vazgeçilemez, devredilemez, bekletilemez doğal haklarımızdır.

Birileri istese de, istemese de talep ediyoruz, talep etmeye de devam edeceğiz.



Paylaş | | Yorum Yaz
2141 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ana Kucağımız, Kafkas Dağlarımız - 13/11/2018
Biz herşeyi paylaşabiliriz ama özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı ve ana yurdumuzu kimse ile paylaşamayız. Çünkü bu kutsal Kafkas Dağları, sadece biz Kuzey Kafkas Halklarına ev sahipliği yapar.
Anayasalar Devletlerin Aynasıdır - 02/10/2018
Anadillerimiz ile TRT Radyo-Televizyon yayını istiyoruz ve istemeye devam edeceğiz. Çifte standartlar yıkılmalı, seslerimiz ve renklerimiz solmamalıdır.
Abhazya- Gürcistan Savaşı Henüz Bitmedi - 16/04/2018
Son yıllarda Gürcistan’ın el altından ihraç ettiği tarım zararlıları Abhazya'nın tarımsal faaliyetlerini sekteye uğratmakta.
TBMM'inde Abhazya İçin Kim, Ne Dedi? - 16/01/2018
Demirel ile çekilmiş hatıra fotoğrafı olup, ben Abhazım, ben Çerkesim, ben Kuzey Kafkasyalıyım diyenler, o fotoğrafları yırtın ve ateşte yakın.
Alfabe Bir Halkın Can Damarıdır - 26/10/2017
Bizce Adige kardeşlerimizin ilk problemi alfabenin grafikası değil, mevcut olan iki alfabenin (Adige Kabartay) birleştirilerek tek alfabeye dönüştürülmesidir.
Gürcistan Türk Yatırımcılardan Korkmaya Başladı - 14/07/2017
Hıristiyan misyonerlerin kol gezdiği özerk cumhuriyette, iş ve para karşılığı Müslüman gençler vaftiz edilerek dinleri değiştirilmekte, din değiştiren bu gençler de boyunlarına taktıkları haçlı kolyelerle kendilerini medeni biri olarak algılamaktadır
Acarlar da En Az Bizim Kadar Yurtseverdir - 12/06/2017
Türkiye’de yaşayan Acar kardeşlerimiz gerçek milliyetcidir. Kartveller gibi milliyetciliğin dozunu kaçırıp ırkçı ve kafatasçı çağ dışı olanlardan değildir.
…Ve Artık Gerçek Gündemimize Dönme Zamanı - 17/04/2017
Artık gerçek gündemimize dönme zamanı geldi. Barış içinde, kardeşçe ve her halk gibi bizim de biz olarak yaşama zamanımız geldi.
Geldiler ve Gittiler - 20/02/2017
Abhazya'yı sadece ve sadece silahlı kuvvetlerin gücü ile koruyamayız. Onun yanında başka şeyler de gerekli.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi